TSK’YI ASIL KİM YIPRATIYOR

TSK’YI ASIL KİM YIPRATIYOR
“TSK’yı yıpratıyorlar” ifadesi, ordunun çevresini saran bir çelik yelek vazifesi görüyor. Yakın zamana kadar da işe yarayan bir kalkandı. Fakat otuz yıla yakın süren, on binlerce cana, yüz milyarlarca dolara mal olan güneydoğudaki düşük yoğunluklu savaş, bu kalkanı kağıt mendil kadar inceltmiş halde.
Bir milyona yakın personeli ile resmi beyanlarda ifade edildiği üzere beş bin civarında olduğu söylenen teröristlerin otuz yılda hesabını göremeyen TSK, tenkitten azade mi kılınacak? Bu nasıl bir kuvvet dağılımıdır ki bir teröriste yüz ile iki yüz arasında asker düşüyor ama terör bitirilemiyor. Ordunun imkanları ile teröristlerin imkanları karşılaştırıldığında ise bir teröriste bin asker düşmez mi? TSK yı tenkit ettiğimizde “yıpratma” faaliyeti içine girdiğimizi söyleyenlerin “maksadı” ayrı konu ama zeka geriliği içinde oldukları açık. Zira otuz yıllık mücadele yekunu göz önüne alındığında, yıpratma merkezli savunmalar, çok ucuz kalıyor.
Son Silvan hadisesinde Mehmetçiklerin yarısı başından (bazıları gözünden) vurulmuş. Otopsi raporları böyle söylüyor. Nasıl oluyor da teröristler bu kadar “nokta atışı” yapabiliyor fakat askerler onları gövdelerinden bile vuramıyor? Aslında soru şöyle; nasıl oluyor da kumanda heyeti, teröristleri gözünden vuracak personeli yetiştiremiyor? Terörist birimlerin başındaki adamlar, TSK daki subaylardan daha mı maharetli, daha mı donanımlı, daha mı zeki? Bu soruları sorduğumuzda TSK yı yıpratmış mı oluyoruz yoksa daha güçlü ve daha donanımlı bir TSK mı istemiş oluyoruz? Neyi kastettiğimizi anlamak için orta seviyede zeka kafidir.
Terörist guruplar ülkenin bir bölgesinde askerlerden daha kolay geziyor ve istedikleri zaman eylem yapabiliyorlarsa, TSK zaten kafi derecede yıpranmış değil midir? TSK nın inisiyatifi eline geçirebilmesi ve terörist gurupları imha edebilmesi için daha iyi yönetilmesi talebi, nasıl oluyor da yıpratmak şeklinde anlaşılıyor. Hangi akıl formu bir metni bu kadar çarpık anlayabilir?
Kasabın mesleğini icra ettiği bıçağı ile ameliyathaneye dalıp hastayı kesip biçmeye başlaması karşısında feryat eden doktor ve hemşirelere karşı, “ameliyat yapıyorum, beni niye yıpratıyorsunuz” demesindeki abes ile otuz yıldır terörist sayısını azaltamamış, halka sirayetini önleyememiş TSK nın, “yahu siz ne yapıyorsunuz, golf maçına biraz ara verin” diye feryat eden halka karşı, “orduyu yıpratıyorsunuz, bu vatan hainliğidir” türünden cevap vermesi, insanları cinnet geçirme noktasına getirdi.
Otuz yıl… Dile kolay… Hiçbir askeri bilgiye sahip olmayan çobanlar bu mücadeleyi yürütseydi, sadece tecrübe ile bu gün çok daha ileri durumda olurlardı. Askerliği bilmiyorsunuz, anladık, peki tecrübe demi kazanmıyorsunuz?
Otuz yılda bir arpa boyu yol alamamış olan TSK da hala yıpranacak bir pay kaldı mı? Tüm millet koro halinde, “çok yaşa ordu” diye tempo tutsa, dibine kadar yıpranmış olduğu gerçeğini değiştirir mi? Tüm medya her gün “en büyük ordu bizim ordu” diye manşet atsa, gerçek ters-yüz edilebilir mi? Be akılsızlar… Ne yıpratmasından bahsediyorsunuz?
TSK’nın kendi kendini yıprattığı kadar hiç kimse yıpratamaz. Ergenekon, balyoz ve sair davalardan bahsedecek değilim. Onlar başlı başına facia… Askerlerin cansız bedenleri ve şehit cenazeleri üzerinden siyaseti yönetme çabasından da bahsetmeye ihtiyacımız yok. Hadise çıplak haliyle zaten meseleyi anlatmaya kafi. Otuz yılda on binlerce cana malolmuş bir mücadelede mesafe alamamak, ordu için kafi derecede yıpratıcı değil mi? Neyi saklamaya çalışıyorsunuz? Mızrak çuvala sığmıyor artık.
Karakol baskınları, tezkereye veya izne giden askerlerin toplu katliamı gibi ağır hadiselerin yaşandığı misallerde bile bir tane (teğmenden generale kadar) istifa eden subay duydunuz mu bu ülkede? Veya TSK, kendi içinde yaptığı bir soruşturma da herhangi bir subayı görevden aldı mı? Gerçekten otuz yıllık mücadelede subay kadrosunun hiç hata yapmadığını mı düşünüyorsunuz? Böyle düşünüyorsanız, çok ciddi bir zihni savrulma içindesiniz. Gerçekten hiçbir kumanda hatası yoksa otuz yılda mesafe alamamış olduğunuza göre, terörist guruplar sizden yüz yıl önde olmalılar. Hiçbir hata yapmamanıza rağmen bir arpa boyu yol alamamış olmanızın açıklamasını hangi deha yapabilir? Siz ne dediğinizin farkında değilsiniz. Hiç hata yapmamış olmanıza rağmen zaferi kazanamamışsanız, düşmanınız sizden yüzlerce kat daha güçlü ve akıllı demektir. Bunun başka bir izahı var mı? Hiç hata yapmadığınızı düşündüğünüze göre, düşmanın sizden kat kat güçlü ve akıllı olduğunu kabul ediyor musunuz?
Farkında değil misiniz? Bu ülkede okuma yazma bilmeyenler bile teröristlerle nasıl mücadele edileceğine dair bilgi ve fikir sahibi oldu. Çünkü otuz yıllık tecrübe bu birikimi meydana getirirdi. Yoksa siz teröristlerle mücadele yapmıyor da bizi mi aldatıyorsunuz? İnsanların yıllardır içlerinden sorduğu bu soruyu artık bağırarak sorduklarını duymuyor musunuz? Hala mı yıpratmak masalına sarılmayı düşünüyorsunuz?
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir