TÜRK SİYASETİ VE SEÇİM DEĞERLENDİRMESİ-1-

            Türkiye siyasetinde temel üç mecra oluşmuştur. Üç mecra son birkaç seçimdir kendini göstermiş ve son seçimde ise mecraların derinliklerinin arttığı görülmüştür. Birinci mecra, İslami hassasiyeti yüksek olan mecradır ve siyasi alanda AKP, SP ve BBP tarafından temsil edildiği görülmektedir. İkinci mecra, Atatürkçü, solcu, laik, ateist, ulusalcı vesaire gibi tamamen batılılaşmış ve modernleşmiş kesimleri içine almakta ve kendinde toplamaktadır. Bu mecrayı siyasette, CHP, DSP gibi partiler temsil etmektedir. Üçüncü mecra ise milliyetçileri kendinde toplamıştır ki siyasette MHP ve DTP tarafından temsil edilmektedir.

            Türkiye’deki siyasetin temel mecraları bunlardır. Bundan sonra siyaseti bu mecralarda takip etmek gerekecektir. Bu mecraların derinliklerini her geçen gün arttırdığı ve son seçimde ise belki de nihai derinliğe ulaştığı müşahede edilmektedir. Eğer bu üç mecra, siyasi haritayı kalın çizgilerle böler ve kalıcı olacak kadar derinleşirse, ülke tüm siyasi hesaplarını yeniden gözden geçirmelidir.

 

*

 

            İslami mecranın kendi yatağından dışarı çıkmayacak olan fikri oy miktarı, yüzde 30 civarında görünüyor. Ulusalcı mecranın fikri oy miktarı, yüzde 20, milliyetçi mecranın oy oranı ise MHP merkezindeki Türk milliyetçileri yüzde 10, DTP merkezindeki Kürt milliyetçilerinin oranı yüzde 5 civarında bulunmaktadır. Geriye kalan yüzde 35 oy miktarı ise, fikri anlamda adresi olmayan ve kendini bir mecraya dökemeyen, etkilenmeye müsait ve her mecraya akabilen seçmen kitlesini oluşturmaktadır. Her siyasi mecranın kendi yatağındaki seçmenlerin dışındaki seçmenler üzerindeki etkileme katsayısını yüzde 50 olarak kabul ettiğimizde, İslami mecranın tabi oy sınırının yüzde 45, ulusalcı mecranın tabi oy sınırının yüzde 30 ve milliyetçi mecranın tabi oy sınırının yüzde 22.5 civarında olduğu görülür. Bu katsayıları normal dönemler için kabul etmek gerekir. Olağanüstü dönemlerde etki alanlarının (katsayının) artacağı ve azalacağını düşünmek mümkündür.

Üç mecranın dışında birçok siyasi cereyan bulunduğu vakadır ama bunların hacmi, dere yatağını aşmamaktadır. Dolayısıyla genel bir değerlendirmenin neticesini etkilemeyecek olduğu için ihmal edilebilir görünmektedir.

            Doksanlı yılların başında yataklarını yavaş yavaş açmaya başlayan bu mecralar, iki binli yılların sonlarına doğru net bir şekilde kendini göstermeye başlamıştır. Yataklarını derinleştirme ve tahkim etme sürecinin ne kadar süreceği, yatakların birbiri ile birleşmesini mümkün kılacak kanalların açılıp açılamayacağı, birbirlerinden uzaklaşan bir açıya mı yoksa birbirlerine yaklaşan bir açıya mı sahip oldukları, hangi mecrayı besleyen kaynakların neler olduğu, hangi mecrayı besleyen kaynakların zenginleştiği ve arttığı, hangilerinin azaldığı ve kuruduğu konuları siyasetin geleceğine dair doğru tahmin ve tefekkür imkanlarını ve malzemelerini verecektir. Bütün bunlarla beraber en önemli unsur ise “zamanın istikametinin” hangi mecranın güzergahında aktığıdır. Zira zaman, en büyük güç ve en büyük enerji kaynağıdır.

            İki gündür tüm gazeteler ve köşe yazarları ile tüm televizyonlar ve yorumcular seçim neticelerini değerlendirme yarışındadırlar. Belki de tamamının tespitleri doğrudur ama genel bir kompozisyon oluşturamadıkları ise açıktır. Bu sebeple seçim neticelerini değerlendirmeye çalışanlar “parça tespit” yapmaktan ileriye geçememektedirler. Parça tespitten kurtulmak ve yekunu görebilmek için ülkedeki siyasi haritanın ne olduğuna dair bir “tez” sahibi olmak gerekir.

 

*

 

            Mahalli seçimler, yukarda izah edilen genel siyaset tezi üzerinden değerlendirildiğinde görülen neticeler, bugüne kadar yapılan değerlendirmelerden farklıdır. Bu tez üzerinden seçim sonuçlarına baktığımızda neler gördüğümüzü genel hatlarıyla açıklamaya çalışalım. Seçim değerlendirmesini birkaç yazıda yapacağımız için bu yazı ile konuya bir giriş yapalım.

 

*

 

1-İslami mecra, tabi sınırında oy almıştır.

 

            İslami mecranın almış olduğu toplam oy, (AKP 38.86, SP 5.17 ve BBP 2.24 olmak üzere) 45.27 oranına ulaşmıştır.

 

Seçim şartlarının içinde olağandışı olan iktisadi krizin iktidar partisi aleyhine etkiler meydana getireceği aşikardır. Bu manada AKP’nin oy kaybetmesi anlaşılmaz bir durum değildir. Burada önemli olan husus, AKP’nin kaybettiği oyların yaklaşık yarısını aynı mecradaki diğer iki partinin (SP ve BBP) almış olmasıdır. Yani kaçış mecradan değil, mecrada hareket eden gemilerin birinden diğerine doğrudur.

İslami mecranın iktisadi kriz gibi seçim neticelerini doğrudan ve ciddi manada etkileyen bir hadiseye rağmen, debisinden ciddi bir kayıp vermediği görülmektedir. Vaka 2007 seçim neticelerine göre İslami mecranın oy kaybettiği doğrudur. Fakat o seçim, olağanüstü bir dönemde yapıldığı için mecranın etki katsayısı normalin üzerine çıkmıştır. Bu günkü seçim neticeleri normal zamanlardaki etki katsayısının neticesini verdiğini göstermektedir. Üstelik iktisadi krizde etki katsayısının düşmesi gerekirken, normal zamanlardaki katsayıya kadar gerilemiş daha fazla gerilememiştir.

İslami mecranın oy oranının yüzde 30 civarında olduğu düşüncemizin sebeplerinden birisi, iktisadi krizin olduğu bir dönemde yapılan seçimde tabi oy sınırına ulaşmış olmasıdır. İktisadi krize rağmen aldığı oy toplamının 45 civarında olması, katsayısını da nihai sınırında kullandığını göstermektedir. Bu durumda İslami mecranın fikri oy oranının belki de yüzde 30’lardan yukarılara doğru tırmandığını kabul etmek gerekir. Fakat bunun bir seçimde daha test edilmesi doğru olacaktır.

  

2-Ulusalcı mecra, tabi sınırının altında oy almıştır.

 

            Ulusalcı mecranın almış olduğu toplam oy, (CHP 23.10 ve DSP 2.77 olmak üzere) 25.87 oranına ulaşmıştır.

            Ulusalcı mecranın aldığı oy oranı, tabi sınırının altında kaldığını göstermektedir. Bu durum, mecranın etki katsayısını kullanamadığını göstermektedir. İktisadi krize rağmen kendi etki alanının nihai sınırına ulaşamaması, mecrada bulunan partilerin siyasi beceriksizliği olarak kabul edilmelidir.

            CHP’nin laiklik ve rejim gerginliği üzerinden etki katsayısını artırmaya çalıştığı daha önceki seçimlerde görülmüştü. Her nasıl olmuşsa, o stratejinin işe yaramadığı parti yönetimi tarafından anlaşılmış ve bu seçimi normal bir propaganda yaklaşımı içinde geçirmiştir. Mecranın oyunun artmış olması, seçimi laiklik ve rejim tartışması ile yürütmemesinden mi yoksa iktisadi krizin etkisinden mi gerçekleştirmiş olduğu araştırılmalıdır.

            Ulusalcı mecranın iktisadi krize rağmen aldığı oy miktarının (oranının) yüzde 30’lara ulaşamaması, fikri oylarının yüzde 20’nin altına doğru hareket ettiğini gösterebilir. Fakat bu güne kadar yapılan seçimlerin hiçbirinde alt sınır (fikri oy) olan yüzde 20’nin altını görmediği için birkaç seçim daha bu noktanın test edilmesi gerekir.

  

3-Milliyetçi mecra, tabi sınırında oy almıştır.

 

            Milliyetçi mecranın almış olduğu toplam oy, (MHP 16.08 ve DTP 5.62 olmak üzere) 21.70 oranına ulaşmıştır.

            Milliyetçi mecranın almış olduğu oy, tabi sınırına yakın olmuştur. Bu durum, iktisadi kriz ile birlikte değerlendirildiğinde (olağanüstü durumlarda katsayı değiştiği için) milliyetçi mecranın etki katsayısını kullanabildiğini fakat olağanüstü dönemlerin imkanlarından faydalanamadığını göstermektedir.

            Milliyetçi mecranın diğer iki mecradan farkı, birbirinin anti-tezi olan iki partinin bulunmasıdır. MHP ile DTP, milliyetçilik konusundaki hassasiyet bakımından aynı fakat hassasiyetin ismini koyarken farklıdır. Türk milliyetçiliği ile Kürt milliyetçiliği, isimlendirme dışında muhteva bakımından bir farkı bünyesinde barındırmadığı için aynı mecrada görünmektedirler. Fakat birbirinin anti-tezi olmalarından dolayı, diğer iki mecranın etkilenme şartlarından biraz farklılaşmaktadırlar. Diğer iki mecranın ülke şartlarından etkilenme oranları, milliyetçi mecranın ülke şartlarından etkilenme oranından daha fazladır. Milliyetçi mecra, kendi içinde etki-tepki üreten yarı kapalı bir sistem (kompozisyon) oluşturmaktadır. Türk milliyetçiliği arttıkça Kürt milliyetçiliği artmakta, Kürt milliyetçiliği arttıkça da Türk milliyetçiliği artmaktadır. Bu sebeple hem MHP’nin ve hem de DTP’nin oylarını hemzaman olarak artırmış olması tabidir.

 

            Seçim değerlendirmesine devam edeceğiz.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir