TÜRKİYE YOL AYRIMINDA-E-KİTAP-Haki DEMİR-

Türkiye yol ayrımında… Birçok şey yapıldı ama hala yol ayrımında duruyor. Birçok tabu yıkıldı hala istikametini tayin edebilmiş değil. Farklı tercihler hala devleti ve cemiyeti zorlamaya devam ediyor. Farklı ideolojik ve siyasi tercihler, ülke için müşterek istikamet belirleme istidadına sahip görünmüyor. Farklı tercihlerin müşterek istikamete yönlendirilememesi, tercihlerin bir kısmının tasfiyesini zaruri kılıyor.

Farklı düşünce ve tercihlerin tasfiye edilmesi şart mıdır? Düşünce çeşitliliği ve zenginliği önemli ve gerekli değil midir? Birinci sorunun tabii cevabı “hayır”, ikinci sorunun tabii cevabı ise “evet” şeklindedir ve bu hususta umumiyetle tartışma bulunmaz. Fakat farklı tercihlerin, nihai tahlilde ülkeyi zıt istikametlere çeken güç merkezleri gibi, hareket ve ivme değil de, hareketsizlik, atalet, çatışma üretmesi halinde ne yapılabilir? Düşünce ve tercih zenginliğini savunmak, bu sorunun tatmin edici cevabını bulmak şartına bağlıdır. Bir düşünce ve tercihin, pratikteki neticeleri umursanmadan savunulması, fikir ucuzluğudur.

Batının ciddi sarsıntılar yaşadığı, bu defa içine düştüğü krizden kolay kolay çıkamayacağı, çıksa da artık eski batı olamayacağı aşikar. Bu durum, ülkenin istikametinin batı olması gerektiği düşüncesinde sabitlenenleri ikna etme imkanı oluşturmalıdır. Ne var ki ülkenin batıcıları, batıyı anlamadıkları için, batının bu gün içine düştüğü krizi anlamamakta, temeldeki felsefi krizi göremedikleri için iktisadi krize takılmakta ve bunun atlatılacağını vehmetmektedir. Batıyı ikna etmek kabil ama batıyı anlamamış batıcı entelektüelleri ikna etmek imkansız görünüyor.

Türkiye’nin istikamet tayininde dünya konjonktürü bu kadar uygunken, kafası batıya kilitlenmiş entelektüelleri ikna etmek mümkün olmuyor. Birilerinin, zihni kilitlenmiş insanları ikna etmek konusundan dahiyane teklifi varsa hiç zaman kaybetmeden piyasaya sürmesi şart. Aksi takdirde, ikna ihtimali ortadan kalkacak, tasfiye yoluna girilecektir.

Islahı imkansız olanın, imhası zarurettir. Bunun gibi, ikna edilmesi imkansız olanın, tasfiyesi de zarurettir. Türkiye’nin yol ayrımı, bu iki cümlenin kesişme noktasıdır. Yani, ıslahı kabil olmayan müesseselerin yıkılması ve yenilerinin kurulması, ikna edilemeye düşünce ve tercihlerin de tasfiyesi noktasına gelinmiştir. İçinde bulunduğumuz eşik, bu probleme, ya farklı bir çözümün acilen bulunmasını veya bir an önce imha ve tasfiye işleminin başlatılmasını gerektiriyor.

Ülkedeki tefekkür sığlığı dikkate alındığında, çok çetin bir dilemma olan bu problemlere farklı ve daha uygun çözümler bulunması zor görünüyor. Keşke yanlış düşünüyor olsak, keşke farklı bir çözüm bulunabilse, keşke ikna edilebilse… Fakat arkasına milyonluk orduların yığınak yaptığı savunma hatlarını bile aşmak mümkün oluyor ama zihni bariyerlerin aşılması mümkün olmuyor. Akıl kilitlendiğinde, kendini imha edene kadar direniyor.

Ülkenin son birkaç yıldır patinajının temel sebebi, tasfiye ve imha süreçlerine başlanmadan alınabilecek mesafelerin daha önce alınması ve bu çerçevede mesafe alma imkanının kalmamasıdır. Islah ve ikna yoluyla alınabilecek mesafe bitti, o güzergahta devam etme ısrarı, ileri götürmüyor, yerinde saydırıyor, patinaj yaptırıyor. Geldiğimiz safhada orijinal fikri olanlar varsa, söylemek için hiç vakit kaybetmesinler.

İNDİR

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir