TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASI ŞİMDİ ÇÖKTÜ

TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASI ŞİMDİ ÇÖKTÜ

Başbakan İran’da… Gayet samimi görüşmeler yapıyor. Görüştüğü İranlı yetkililerin de yüzlerinde gülücükler var. Siyaset nasıl bir şey böyle, bir türlü anlamıyorum.

Başbakan İran’da yetkililerle çevresine gülücükler dağıtırken, arka planda İranlı başka yetkililer Erdoğan’a hakaretler ediyor. Hameney denen katil başının yetkililerinden birisi şu açıklamayı yapmış; “Erdoğan, Suriye krizinde daha çok, Siyonist rejimin komplolarının hizmetinde bir kukla gibi hareket etti” Nasıl? Ülkesini ziyaret eden, iyi ilişkiler geliştirmek isteyen bir komşu ülkenin Müslüman başbakanına bunu söylüyor it. Suriye’de Müslümanlara yardım eden Türkiye’den (tabii ki hükümetten) başka dünyada kimse yok, adam çıkmış “Siyonist rejimin kuklası” diyor. Suriye’de yüzbinlerce insan öldüren katiller sürüsünün başı, Erdoğan’ı İsrail kuklası olarak tarif ediyor. Müslüman kanı içe içe vampirleşen domuzlar sürüsü, Erdoğan’a en ağır hakareti ediyor hem de ziyaret öncesi yani ev sahibi olarak… Bu kadar iğrençlik, bu kadar alçaklık, bu kadar hainlik, bu kadar ahlaksızlık kafirde bile nadiren meydana gelir.

Erdoğan İran’ı ziyaret ediyor ya, artık İsrail’in kuklası değil. Erdoğan İran’ı ziyaret ediyor ya, artık Suriye’de Müslüman katliamına daha cesaretle devam edebilirler. Suriye’de Müslüman katliamına daha kolay devam edebilme imkanı kazanan domuzlar sürüsü, Erdoğan’ın artık İsrail kuklası olmadığını söylüyor.

Türkiye’nin dış politikası çöktü. Başbakan’ın İran ziyaretiyle, görüşmelerde dağıtılan gülücüklerle, ziyaret öncesi ve esnasındaki İranlı yetkililerin iğrenç açıklamalarıyla çöktü. Suriye’deki yüzbinlerce şehidin katilleriyle yapılan bu “samimi” görüşmeler dış politikayı çökertti. Mısır’da, tüm zulme rağmen Erdoğan’ı takip eden, mermi sağanağı altında Erdoğan’a dua eden, gücünün yetmediği için yardım edemediğini bildikleri için Erdoğan’a kızmayan aksine onun için Allah’a niyazda bulunan mazlumların ümitleriyle birlikte Türkiye’nin de dış politikası çöktü.

Arkan’a bizden daha yakın olan, oradaki katliamlar için hiçbir şey yapmadığını, buna mukabil devrim muhafızlarını Suriye’de Müslüman avlaması için afyonlayarak cepheye sürdüğünü bildiğimiz İran, ABD ve batı ile anlaşarak daha da güçlü hale geldi, yanı başındaki Arakan için kullanmayacağı o gücünü artık Suriye’de daha fazla Müslüman katletmek için kullanabilir.

“Kıymetli yalnızlık” haline dayanamadı Türkiye. Son zamanlarda milletlerarası kuşatılmışlık çemberini kıramadı. Fethullah Gülen’in İsrail ve ABD’deki bazı mahfillerle birlikte başlattığı dış kuşatma hedefine doğru hızla ilerliyor. Türkiye, batı cephesindeki ağır saldırılara karşı doğuda bir koridor açmaya çalışıyor. Bir hainden kurtulmak için diğer hain ile işbirliği yapmak zorunda kalıyor. Bir alçağın içeriden ve dışarıdan başlattığı operasyonu boşa çıkarmak için başka bir dış hainin insafına sığınıyor.

Türkiye son birkaç yıldır içeride operasyon yapacak taşeron kalmadığı için dış politikada büyük hamleler yapmaya başlamıştı. Fethullah Gülen tetikçilerinin içeride başlattığı operasyonlarla tekrar içeriye döndü, dış politikayı askıya aldı. İçeride sağlam olamazsanız dışarıda hamle yapma gücünün olmaz. Reel politik dedikleri fahişe uydurması tam da budur işte. Güçlü değilseniz, prensibiniz yoktur. Zayıfın şahsiyeti olmaz, zayıfın istikameti olmaz, zayıfın mücadelesi olmaz, zayıf sadece savrulur.

Hükümet, yurtdışı ve yurtiçi müdahalelere ve kuşatma hareketine karşı tedbirler almaya çalışıyor. Meselenin bu kısmı anlaşılabilir. Fakat İran ile işbirliğinin belli bir derinliğe ulaşması demek, Suriye’deki şehitlerin kanının boşa aktığını, mazlumların ümitlerinin boşa çıkacağını gösterir. Hiç kimse Türkiye’nin gücünden daha fazla mesuliyet üstlenmesini talep edemez tabii ki. Türkiye, dış politikada gücünün sınırlarına geldi, daha fazla ileriye gidemiyor, bu durum açıkça anlaşılıyor. Hükümetin niyetiyle ilgili bir tereddüdümüz yok ama neticeye bakınca ruhumuz acıyor.

Her şeye rağmen Türkiye (hükümet) Suriye’de Müslümanlara yardım etmeye devam edecek, Mısır’da darbe rejimini tanımayacak ve Müslümanlara destek olmaktan kaçınmayacak. Ama Türkiye’nin dış politikada geldiği nokta, Mısır’daki, Suriye’deki, Filistin’deki direnişin ruhi kaynaklarını tüketecek, kurutacak, yok edecek.

Türkiye, Fethullah Gülen cemaati tarafından batıda kuşatmaya alındı, İran tarafından da doğuda… Biri İslam’ın Şia’sı (sapığı) diğeri ise Ehl-i Sünnetin Şia’sı… Tayyip Erdoğan iki cephede diz çökmemek için birinde diz çöktü. İkisi de bu ümmetin yirmi birinci asırdaki en büyük haini…

Türkiye’yi bu duruma düşüren cemaat, gazetesi zamanda, Erdoğan’ın Suriye zulmünden bahsetmediğini haber olarak veriyor. Ahlaksızlığın derinliğine bakın, ülkeyi zayıflatıyor, sonra da Erdoğan’ın güçlü zamanlarda yaptığını neden yapmadığını soruyor. Bu nasıl bir ihanet Allah’ım…

Tek tesellimiz, ümmetin karargahı olan Türkiye’nin ayakta kalması. Fakat biliyoruz ki, haine itimat edilmez, hainle yola gidilmez. Bu bir zaruret hali… Ümidimiz ve duamız o ki, bir haine karşı diğer hain ile işbirliği yapmak, ümmetin karargahını ayakta tutmaya kafi gelsin. Ve duamız o ki, ümmet, Erdoğan’ın bu manevrasından dolayı ümitsizliğe düşmesin. Temennimiz o ki, ümmet, karargahının içine düştüğü durumu doğru anlasın, karargahın kendini korumak zorunda kaldığını farketsin.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir