UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(16.04.2014)-TEŞHİSLERİMİZ DOĞRULANIYOR

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(16.04.2014)-TEŞHİSLERİMİZ DOĞRULANIYOR

Ukrayna günlüklerinin sonuncusunu 14.04.2014 tarihinde yayınlamıştık, başlığı da “İç savaş başladı” şeklindeydi.

Önemli gelişmeleri özetleyelim;

1-Kiev yönetimi, sivillerden oluşan bir kolordu kuracaklarını açıkladı. Sivillerden oluşan kolordu demek, milis oluşturmak demektir. Kiev yönetimi, milis teşkilatları oluşturmakla, aslında batıdan, özelliklede ABD özel güvenlik şirketlerinden gelecek olan silahlı birimlerin kamuflajını hazırlamaktadır. Kiev yönetimi, batıdan askeri yardım (özellikle de muharip sınıftan asker desteği) almadan ülkenin doğusundaki Rus ordusunun “yerel milis” görünümlü askerlerine karşı operasyon yapmayı göze alması mümkün değil. Çünkü Rusya hem lojistik olarak meselenin arkasında hem de doğrudan muharip sınıftan askerlerini yerel milis olarak sahaya sürmektedir.

2-Kiev yönetimindeki silahlı birimler bölgede operasyonlara başladı, ilk çatışmalar yaşandı, karşılıklı kayıplar verildi. Ülkenin doğusundaki Rus birlikleri barikatları artırıyor, kuvvetlendiriyor, mühimmat yığınağı yapıyor. Kısa zaman içinde mevziler kazmaya, cephe hatları oluşturmaya başlayacaklar. Çatışmalar ilerlerken tarafların yaptığı açıklamalar, “son dakika müdahalesi” yaşanmayacağını gösteriyor. Taraflar sert tepkiler veriyor ve tansiyonu sürekli yükseliyor.

3-Nihayet Rusya başbakanı Medvedev yaptığı yazılı açıklamada, özet olarak; “Ukrayna sivil savaşın eşiğinde” dedi. Bizim “savaş başladı” açıklamamızdan iki gün sonra yaptığı açıklama, bizim 14.04.2014 tarihli yazımızı teyit ediyor.

Bundan sonra ne olur?

Artık anlaşılmıştır ki taraflar stratejik safha atlamış, ikinci safhaya geçmiş, sıcak çatışma iradelerini ortaya koymuşlardır. Bu irade, ülkenin doğusunda, canlı hedeflere doğrultulmuş namluların ateş saçmasıyla uygulanmaya başlamıştır. Özet olarak Ukrayna’da iç savaş başladı.

Rusya başbakanı Medvedev’in açıklaması, “Ukrayna sivil savaşın eşiğinde” ifadesini iki şekilde okumak mümkün; birincisi, “bir dakika, mesele eşiğe geldi dayandı, bir konuşalım hele” şeklindeki son dakika müdahalesi… İkincisi ise, “Ülkeyi iç savaşın eşiğine getirdiniz, sorumluluk sizin, bakalım neticelerine katlanabilecek misiniz” türünden bir tehdit şeklinde anlamak mümkün… Hangisi diye sorulacak olursa, ikincisi için daha fazla alamet var.

Rusya ilk atılan kurşunda “son dakika” müdahalesi için harekete geçerse, bu güne kadar kazandığı (Kırım dahil) birçok mevziden geri çekilmek zorunda kalır. Rusya bunu yapamaz, Rusya’nın son dakika müdahalesinde bulunabilmesi için karşı tarafın da hem zaman olarak son dakika müdahalesinde bulunması gerekir. Bunun için de bir aracıya ihtiyaç olduğu açık, peki aracı var mı, şimdilik hayır… Zor durumda olan Rusya değil batı, öyleyse son dakika müdahalesinin batıdan gelmesi beklenir. Batı ise son dakika müdahalesi için şu ana kadar teşebbüste bulunmuş değil. Öyleyse… İç savaş başladı.

*
Ukrayna’da iç savaş başlar ve ülkeye yayılırsa “domino etkisi” beklenmeli midir? Yani bu iç savaş sadece Ukrayna sınırlarında kalacak şekilde lokalize edilecek mi yoksa başka bölgelere yayılma istidadı gösterecek mi? Batı, Ukrayna ile sınırlı kalacak bir iç savaşı kazanamaz, kazanmasının veya en azından Rusya’yı anlaşma masasına oturtmasının yolu, Ukrayna dışındaki bölgelerde de silahlı çatışmaların başlaması gerekir. Mesela Rusya Federasyonu içindeki özerk bölge ve cumhuriyetlerin de bağımsızlık talebiyle silahlı isyan hareketlerini başlatması, Rusya’yı diz çöktürmese de kazanamayacağı bir mücadeleye girdiğini gösterebilir. Batı bunu yapmak ister mi, evet hem de can atar. Öyleyse, bir müddettir terörist muamelesi gören Çeçen mücahitlerin tekrardan milletlerarası arenada “özgürlük savaşçısı” haline gelmesini bekleyebiliriz.

Rusya Federasyonu içinde direniş ruhu ve mefkuresi taşıyan özerk bölge ve cumhuriyetlerin çoğunluğu Müslümandır. Rusya Federasyonundaki Müslümanlar, Batı’nın kendilerini satranç tahtasındaki piyonlar gibi kullanmasına müsaade etmemelidir. Bununla beraber Ukrayna krizinin iyi bir fırsat olduğu malumdur ve bunun değerlendirilmesi gerekir. Her Müslüman bölge, dünya dengelerini ve kendi özel şartlarını dikkatli şekilde değerlendirmeli, Türk istihbaratı ile münasebete geçmeli ve batının değil, Türkiye’nin büyük stratejik planlarındaki yerini almalıdır.

Batı, Rusya Federasyonundaki özerk bölge ve cumhuriyetleri isyana teşvik edemezse, Rusya ile hesaplaşmasını başka coğrafyalara kaydırmak zorunda kalabilir. Mesela Suriye bu konuda ilk akla gelen ülkedir.

Türkiye, Rusya Federasyonundaki dindaşlarımız ve soydaşlarımızı Ukrayna üzerinden şekillenen milletlerarası hesaplaşmada mümkün olduğunca kavga dışı tutmalı, özel şartları çok müsait olanların silahlı direnişine yol vermeli, aksi takdirde hiçbirini cepheye sürmemelidir. Böylece batının Rusya ile hesaplaşmasını Rus toprakları dışına çekmeli, özellikle de Suriye meselesinde Türk Dış Politikasını desteklemesini ve Esed’in düşürülmesini temin etmelidir. Suriye meselesi, Türk Dış Politikasının boğulmaya başladığı bir cephedir ve o cephenin mümkün olan en hızlı şekilde halledilmesi gerekmektedir.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir