UKRAYNA’DA DENGELER YENİDEN KURULUYOR

UKRAYNA’DA DENGELER YENİDEN KURULUYOR

Ukrayna, Rusya ile AB (ve onun da arkasında ABD) arasında sıkışmış bir ülke. İki büyük güç merkezinin ortasında bulunan, her ikisine de komşu olan Ukrayna, iki tarafın güç mücadelesinin savaş alanı. Devrik iktidar Rus yanlısıydı, yeni fiili iktidar AB yanlısı… Ülkede Ukrayna yanlısı bir siyasi hareket yok. İki güç merkezinin çekim alanında bulunan ülke, bağımsız olma, bağımsız düşünme, kendi merkezinde varolma imkanına sahip değil. Tipik bir uydu-devlet modeli… Ülkedeki siyasi soru tek; “AB yanlısı mısın, Rus yanlısı mı?”.

Coğrafyanın jeo-stratejik konumu ve etkisi, siyasi düşünceleri vakumluyor. İki güç merkezini ayıran çizgide olmak, zıt kutuplar arasındaki çekimin geriliminden kurtulmayı imkansızlaştırıyor. İki zıt cereyanın çekim alanında olmak, düşüncenin kendinde merkezleşmesini, bağımsızlaşmasını, saflaşmasını engelliyor. Çekim ve çekimin oluşturduğu gerilim o kadar yüksek ki, Ukrayna taraftarı olan bir siyasi hareketin doğumuna fırsat vermiyor.

Bir ülkenin bağımsızlığı tabii ki zihni bağımsızlıktan geçer. Ülkenin hangi yüksek gerilim hatlarının kavşağında olduğu tabii ki mühim ama düşünce (zihni) bağımsızlık yoksa, gerilimsiz bir vasatta bile taraf seçmekten kendini alıkoyamaz.

Konu, Türkiye misalinde nasıl cereyan ediyor? Osmanlıdaki “merkez düşünce”, Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte uydu düşünce haline gelmiş, bir taraf seçme meselesi siyasi ve stratejik tercih olmaktan çıkmış, zihni ve fikri bir mevzuu haline gelmişti. Son zamanlardaki tartışmaları hatırlayın; AB-ABD ekseninde mi kalalım, Şanghay İşbirliği Örgütü tarafına mı geçelim… Neden kendi tarafımızda olamıyoruz, neden Türkiye tarafı yok? Hükümet Şanghay İşbirliği Örgütüne tebessüm edince, “eksen kayması” var diye kıyameti koparanlar, aslında Türkiye taraftarı olmadıklarının farkında değiller. Hükümetin bağımsız bir siyaset izlemesi, uydu devlet düşüncesine sahip siyasi hareketler (partiler de dahil) için zehir etkisi yapıyor, bünyeye uymuyor, şaşırıyorlar.

*
Bir ülkenin bağımsız olması, bir bayrak edinmek, bir hükümet kurmak, kendi adına para basmak gibi sembolik araçlarla mümkün değil. Kendi merkezinde bir düşünce sahibi olan ve kendi merkezinde düşünce üretebilen bir siyasi akıl ile kabildir. Ukrayna, kendinde merkezleşemeyen, kendi merkezinde düşünce üretemeyen, bunun geleneklerine ve müktesebatına sahip olmayan bir ülke. Ukrayna’daki siyasi düşünceler, ülkenin menfaatini AB ile Rusya arasındaki tahterevallide görüyor.

Bir ülkenin menfaatini başka bir ülke veya siyasi blok içinde görmek, aslında o siyasi blokun menfaatini takip etmektir. Kimse kendi ülkesinin menfaatini düşünmediğini açıkça söyleyemediği için, ülkenin menfaatinin başka bir güç merkezinde olduğunu iddia ediyor. Ülkenin menfaatini düşünmek, dünyadaki tüm devletlerle münasebet kurabilme pozisyonuna bağlıdır. Bunun diğer adı, bağımsız ülkedir.

Bir ülkede (mesela Ukrayna’da), ikbalini yabancı güç merkezlerine bağlamak siyasi düşüncenin ana mihveri ise, o ülke, yabancı güç merkezlerinin mücadele sahasıdır. Dış güç taraftarı olmak, yabancı müdahalesini, askeri işgale kadar varacak kadar meşru görmektir. Rus ordusunun Kırım’da belli noktaları zapt etmesine rağmen hayatın günlük akışında hiçbir sarsıntı ve kesinti olmaması, Rusya’nın “yabancı güç” olarak tarif edilmediğini gösterir. Bir ülkede, o ülkenin ordusundan başka askeri birimlerin elini kolunu sallayarak bazı yerleri işgal etmesi, buna karşı bir taş bile atılmaması, aslında öyle bir ülkenin olmadığını gösterir.

*
Ukrayna, Rusya’nın stratejik hinterlandının “mahrem bölgesi”nde bulunuyor. Sovyetler Birliği dağıldıktan Rusya yaşadığı kısa sarsıntı dönemini atlattı, içini düzenledi ve etrafına bakmaya başladı. Ukrayna ve Beyaz Rusya, Slav kavim ailesinden olduğu ve Avrupa ile arasındaki tampon bölge mahiyeti taşıdığı için, stratejik mahremiyet alanına aldı. Çünkü Rusya’nın batıya dönük savunma hattı, Ukrayna’nın batı sınırından başlar. Büyük devletler, savunma hatlarını kendi sınırlarından kurmaz, sınırlarının çok ötesinde kurar, Rusya için Ukrayna’nın batı sınırı, geri çekilmesi mümkün olmayan, taviz verilmesi düşünülemeyecek mahrem savunma hattıdır.

Ukrayna’da seçimle gelmiş bir iktidarın, çok küçük bir kalabalığın nümayişiyle alaşağı edilmesi Rusya’yı çileden çıkardı. Gerçekten de Ukrayna’daki iktidarın seçim dışı yolla değişmesi çok dikkat çekiciydi ve kabul edilebilir bir mahiyet taşımıyordu. Nüfusun yüzde birine bile tekabül etmeyen bir kalabalığın, seçimle iktidar olan Yanukoviç’i devirmesi, üzerinde dikkatle durulması gereken bir konudur.

Küçük bir azınlığın nümayişlerle iktidarı devirmesi, oyunun kurallarını değiştiren bir hiledir. Oyunun kuralı “seçim” idi, daha önce Rusya ve AB arasındaki güç çatışmalarına sahne olan Ukrayna, seçim yoluyla ve seçimlere yapılan yatırımlarla hesaplaşmanın yapıldığı bir ülkeydi. Rusya’yı çileden çıkaran, üzerinde ittifak edilmiş oyun kurallarının gizlice değiştirilmesidir.

Rusya, “madem oyun kuralları değiştirilebiliyor ve tebliğ edilmiyor, ben de değiştiriyorum” dedi ve askeri operasyona başladı. ABD başkanının açıklama yapması, NATO’nun sahaya girmesi, AB’nin mırıltılı seslerle itiraz etmesi Rusya’yı durduracak güçte bir tavır değil. Mesele çok daha derin ve tepkinin çok daha güçlü olması gerekiyor.

Rusya mahremine gizlice girilmiş gibi hissediyor ve buna karşı sert müdahalelerde bulunuyor. Siyasetin en son kullanılan aracı olan orduyu harekete geçirdiğine göre, oyunun kurallarının gizlice değiştirilmiş olmasına çok kızmış halde. Şimdi soru şu; AB ve ABD, Rusya’nın, siyasetin son aracını sahaya sürmesi karşısında hala diplomatik yolları mı deneyecek, yoksa Rusya gibi siyasetin (ve diplomasinin) son aracı olan askeri müdahaleden bahsedecek mi?

AB’nin askeri operasyon yapma gücü ve cesareti yok, hatta blöf yapmak için bile askeri seçeneğin masada olduğunu söyleyecek kadar durumda değil. Dikkat edilmesi gereken ülke, ABD…

ABD, son yıllarda içine düştüğü iktisadi krizden çıkamadı, buna paralel olarak savunma bütçesini sürekli kısıyor ve tabii olarak yurt dışındaki askerlerini anavatana çekmeye başlıyor. Çok kritik bir dönemdeyiz, gerçekten de dengeler yeni yeni kuruluyor, kurulan dengeler test ediliyor, yenileri kurulmaya çalışılıyor.

Rusya, AB ve ABD’yi Suriye’de test etmişti, askeri müdahale konusunda ABD’nin ne kadar isteksiz olduğunu, artık eski cesaret ve güveninin kalmadığını görmüştü. Suriye krizinden önce belki de böyle bir hamle yapması sözkonusu olmazdı. Gerçi Gürcistan’da askeri hamle yapmıştı ama Gürcistan gibi küçük bir ülke için ABD ve AB’nin savaşması beklenmezdi.

*
Ukrayna’da çok büyük bir gerilim hattı oluşuyor. Rusya’nın geri çekilmeyeceği düşüncesi yanlış olmasa gerek. Burada test edilen ABD ve AB… Ukrayna, esas olarak ABD için değil, AB için stratejik ehemmiyete sahip. AB için Ukrayna, enerji kaynağı, enerji nakil hattı istasyonu ve Rusya’yı kendi sınırları dışında durduracak bir ileri savunma hattıdır. ABD, Ukrayna konusunda ancak itibar kaybedebilir, itibar dışında bir şey kaybetmez. Tam da bu sebeple Ukrayna krizi, ABD ile AB arasındaki ittifakın ne derece sağlam olduğunu, birbirleri için neler yapabileceklerini gösterecek bir turnusol kağıdıdır.

Rusya’nın yaptığı hamle, batı blokunu hem ABD ve hem de AB kanadıyla test edecek mahiyet taşıdığı gibi, ABD ile AB arasındaki ittifakın sağlamlığını da test edecek. Meseleye tüm açılardan bakıldığında Rusya’nın yaptığı hamle, dünya dengelerini değiştirecek kadar büyüktür. İşte ABD’nin meseleye müdahil olmasını gerektirecek nokta da burası…

ABD, dünya imparatorluğu iddiasıyla meseleye müdahil olmak durumundadır. Bunun dışında ABD’nin Ukrayna krizinde Rusya ile askeri restleşmeye girmesini gerektirecek bir doğrudan menfaati yoktur. ABD, dünya imparatorluğu iddiasını devam ettiriyor mu, ettirecek mi sorularının cevabını verecek olan Ukrayna krizi, çok dikkatli takip edilmesi gereken bir meseledir.

Rusya geri çekilemez, Libya’da, Mısır’da kendi oyununu oynayamadı. Oralardaki tecrübesiyle, Suriye’de, insanlık dışı bir vahşete rağmen Esed’i destekledi ve desteklemeye devam ediyor. Rusya Suriye’de de oyun kurucu olamasaydı, dünyada hiçbir etkisi olmayan figürana dönecekti. Şimdi ABD ve AB’nin mahremine kadar girdiği Ukrayna’ya sıra geldi. Rusya buradan geri çekilemez. Ukrayna’dan geri çekilirse, Rusya Federasyonundaki özerk cumhuriyetler ve bölgelere sıra gelir.

*
Meselenin Türkiye’yi ilgilendiren birkaç boyutu var.
Rusya askeri seçeneği sahaya sürdü, batı bloku askeri seçenek yerine siyasi ve diplomatik seçeneklerle karşı durmaya devam edecek. Böyle durumlarda sahada askeri olan, ihtilaf çatışmaya varmadığı müddetçe avantajlı durumda demektir. Tarafların kullanacakları araçlar farklı olsa da, kolay kolay geri adım atmayacak, böylece Ukrayna merkezli bir yüksek gerilim hattı oluşacak.

Rusya’nın askeri anlamda bir adım önde, batının da yeni hükümeti kendi taraftarları kurduğu için siyasi alanda bir adım önde olduğu Ukrayna krizinde kilit ülke Türkiye’dir. Her iki taraf da Ukrayna krizinde Türkiye’nin yardımına ihtiyaç duyacaktır. Davutoğlu’nun Ukrayna’ya giden ilk dışişleri bakanı olması, meseleyle aktif olarak ilgilenildiğini gösteren, masada yerini almaya kararlı bir Türkiye profili çiziyor.

Türkiye, taraflardan birinin yanında olmaksızın, kendi siyasetini takip edecek. İhtiyaç duyduğu nispette her iki tarafa da yardım edecek, her yardımın karşılığını Suriye’de, Mısır’da ve başka yerlerde bir şekilde alacak. Ukrayna krizi müthiş bir fırsat…

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir