UZAY TASAVVURUNDAKİ YANLIŞLAR-3-

*Varlık ile ilgili yanlışlar
Varlığı üç boyutlu olarak kabul etmek fizik biliminin bu günkü kavrayışı ile üç boyutlu bir uzay tasavvurunu mecburiyet haline getiriyor. Fizik biliminin incelediği varlıkların üç boyutlu olduğu gerçeği ayrı bir konudur. Fakat kâinattaki varlıkların tamamının üç boyutlu olduğu zannı uzun süre fizik bilimine patinaj yaptırmıştır. Fizik bilimi varlıkların üç boyutlu maddelerden müteşekkil olmadığını anlamış olmasına rağmen aynı uzay tasavvurunu kullanmaya devam etmesi ise garip bir durumdur.
Üç boyutlu maddenin dışında varlıklar olduğunu en azından matematik hesaplamalar ile anlayan ve kabul eden fizik biliminin, üç boyutlu uzay tasavvurunda ısrar etmesi anlaşılır gibi değil. Zamanı maddenin dördüncü boyutu olarak kabul ettiği bir asırdan bu yana üç boyutlu uzay tasavvuru yerine dört boyutlu uzay-zaman tasavvurunu kullanıyor olması, dördüncü boyuta sıçradığı anlamına gelmiyor. Üç boyutlu idrak alışkanlıklarından kurtulmuş fakat dört boyutlu idrak alışkanlıklarını geliştirmiş değildir.
Zaman maddenin dördüncü boyutu değildir. Zamanı maddenin dördüncü boyutu olarak kabul edip uzay-zaman tasavvurunu kullanmaya başlamış olması bu sebeple dördüncü boyuta çıkabildiğini göstermez. Zamanı, maddeye boyut olarak eklemek hem zamanın hem de maddenin anlaşılmadığını gösterir. Maddenin zamana tabii olduğu doğrudur. Fakat zamanı maddenin bir boyutu halinde anlamaya çalışmak, zamanı maddenin bir özelliği olarak anlamaktır ki, doğru olan bunun zıddıdır.
Mikro kozmosta maddenin kaybolduğu ve bakiye olarak sadece hareketin kaldığı, hareketin ise durdurulamadığı/durdurulamayacağı anlaşılmıştır. Atom altı parçalardaki hareketin durdurulması halinde aslında maddenin kalmayacağı matematik olarak anlaşılmaktadır. Varlık görüntüsü ise atom altı parçalarının hareketlerinin bir neticesidir. Makro kozmosta sayısız boyuttan bahsetmek en azından matematik olarak kabilken, mikro kozmosta tüm boyutların kaybolduğunu görmek, madde ile ilgili düşünceleri tamamen değiştirmiştir.
Zannedildiğinin aksine, mekân mefhumuna makro kozmosta değil mikro kozmosta daha fazla yaklaşılmış, fakat hala makro kozmosta aranmaya devam edilmiştir.
*Kâinattaki denge arayışı
Kâinatta gerçekleşecek olan denge termodinamik veya başka bir denge değil, zaman mekân dengesidir.
Kâinatın genişleme sınırı, mekân ve zaman sınırıdır. Mekân, kâinatın varolabileceği yani varoluşunu gerçekleştirebileceği imkan alanıdır. Kâinat mekân dışında varolma imkânına sahip değildir. Varolma imkânına sahip olamadığı yere doğru genişlemesi muhaldir.
Kâinatın mekânın son sınırına kadar genişlememe ihtimali tabii ki var. Çünkü genişleme sınırlarından birisi de zamandır. Eğer zaman, kâinatın, mekânın son sınırına kadar genişlemesi için kâfi gelmeyecekse, mekânın tamamı kullanılmadan genişleme duracak ve kâinat dengeye kavuşabilecektir. Fakat zaman ve mekânın birbirini tamamlama özelliği vardır ve kâinatın, mekânın son sınırına kadar genişleyeceğini kabul etmek yanlış değildir.
Kâinat mekânın son sınırına kadar genişleyebilecekse ve zaman bu noktaya kadar genişlemeyi mümkün kılacak miktarda varsa, zamanın kâinatın genişlemesi ile ilgili sınır olma özelliğinin kalmadığı kabul edilebilir. Bu düşünce ham haliyle doğru görünse dahi, zamanın fonksiyonları doğru anlaşıldığında farklı bir neticeye varmak gerekecektir. Kâinatın genişleme sınırı aynı zamanda “denge” sınırıdır. Mekânın son sınırına kadar genişlemiş olan kâinat dengeye ulaşmak için tüm şartlarını bulmuş olmaz. İste zamanın fonksiyonlarından birisi tam burada ortaya çıkar. Genişlemenin durması, denge için önemli bir şarttır ama kâfi değildir.
Mekânın son sınırına kadar genişlediğinde dahi kâinat, yeterince yoğun olmayabilir. Genişlemenin durmasından sonra yoğunlaşma devam edebilir. Denge, zaman, mekân ve varlık unsurlarıyla kaimdir. Bu unsurların tamamı gerekli noktaya ulaşmadığında denge oluşmaz.
Mekân sınırında genişlemesi durmuş olan kâinat, zaman sınırına ulaşmadığı müddetçe kendi içinde genişleyecektir. Kendi içinde genişleme yoğunlaşmadır. Bu bir anlamda zamana doğru genişlemedir.
Mekân sınırı tüketildiğinde dahi, mekân potansiyeli tüketilmiş olmayabilir. Mekânın potansiyeli, varlığın varolabilmesinin bir koordinatı olmasıdır. Varlık; zaman ve mekânın temasından ortaya çıkıyorsa eğer, kâinatın mekân sınırında durmuş olması, mekânın, yeni varlıkların meydana gelmesi için tüketmediği rezervinin bulunması, dengenin oluşmayacağı manasına gelir. Bu durum aynı şekilde zaman için de geçerlidir.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir