YANDAŞ MIYIZ?

YANDAŞ MIYIZ?

İhanet örgütü hükümeti destekleyen Müslümanları “yandaşlıkla” suçluyor. Bunu yaparken de CHP ve laik kesimin ucuzluğu ve ahlaksızlığına denk bir iğrençlikle yapıyor. Kendi ihanetlerinden hiç bahsetmeden teorik bazı doğruları alıyor, onları eğip büküyor, istismarın zirvesine kadar çıkıyor ve Müslümanları tenkit ve tehdit ediyor. Kendileri, Fethullah Gülen isimli “başhaini” kutsal bir varlık olarak görüp, her dediğini dinin hükümlerinden daha kıymetli görmek gibi bir zihni bataklığa saplandıkları için, Müslümanların hükümete ve Erdoğan’a verdiği desteği de şartsız ve mikyassız zannediyor. Kendi psikolojik dünyaları öyle organize olduğu için, başka bir ihtimal olduğuna kanaat getiremiyor, başka bir ihtimalin varlığına asla inanmıyorlar.

Paralel ihanet örgütü, Filistin’de İsrail’i, Mısır’da darbeci Sisi’yi, tüm dünyada Müslümanların dışındaki güç merkezlerini (özellikle İsrail menfaatlerini) gözeten bir siyaset takip etmeseydi, Türkiye’de Akparti’ye karşı mücadelesini siyasi ihtilaflar olarak kabul eder ve fazla üzerinde durmazdık. Paralel örgütün esas ihaneti, Akparti’ye karşı takındığı tavırdaki ve düşmanlıktaki muhtevanın çok ötesinde, tüm Müslümanlara karşı takındığı tavır ve husumetle ilgilidir. Paralel örgüt, Allah Azze ve Celle ile Fahri Kainat Aleyhisselatü Vesselam Efendimize ihanet etti. İhaneti o kadar büyük ki, Akparti ve Erdoğan’a ihaneti, toplam ihanetinin içinde çok küçük bir cüz teşkil ediyor. Bizim derdimiz de tam olarak bu…

Türkiye’de Erdoğan ve Akparti hükümetine karşı ihanetinin ehemmiyeti ise, İslam dünyasında ümmetin derdiyle bu çapta ilgilenen bir şahsiyet ve kuruluş olmamasından kaynaklanıyor. Türkiye, ümmetin son kalesidir ve o kalenin kumandanı da bugün itibariyle Erdoğan’dır. Konjonktürel anlamdaki bu gerçeklik, Erdoğan ve Akparti hükümetine karşı ihanetini görmezden gelmemize mani oluyor.

Her şeye rağmen Akparti hükümetine karşı isyanını siyasi ihtilaf olarak görmek mümkün olabilirdi. Fakat paralel örgüt ve başhain, hem Türkiye’deki hem de dünyadaki tüm Müslümanlara ihanet ettiği için, Akparti hükümet ve Erdoğan’a rağmen biz ihanet örgütünün karşısındayız. Yani Erdoğan Başhain ile görüşse ve “aramızdaki ihtilafları hallettik, bundan sonra kardeş kardeş yolumuza devam edeceğiz” dese, biz Erdoğan’ın bu beyanına itimat ederek ihanet örgütü ile mücadelemizi bitirmeyiz, tam aksine Erdoğan’a da “hain” der ve yolumuza devam ederiz.

Bu nokta çok mühim… Bizim fikri karargahımız var, çünkü dünya görüşümüz var. İslam’ı, birilerinin ağzına bakarak anlama acziyetinde değiliz hamdolsun. Bu sebeple bizim bir fikri istikametimiz var, buna dayalı olarak bir fikri mevziimiz var. Mevziimizi Erdoğan’ın ağzından çıkan sözlerle tespit etmedik ki, onun ağzından çıkan sözlerle değiştirelim. Bugün Erdoğan’ı destekliyor olmamız, Erdoğan’ın da bizim baktığımız hedefe bakmasından kaynaklanıyor, eğer Erdoğan ileride başka bir hedefe bakmaya başlar, başka bir istikamete yönelir, başka bir kavganın içine girerse, biz kendi mevziimizi muhafaza eder ve Erdoğan’a karşı da mücadele ederiz.

İhanet örgütünün hala anlamadığı şey tam olarak bu… Başhain, Müslümanların tamamının kendilerine karşı mevzilenmesini, Erdoğan’a bağlamakla temel bir hata yapıyor. Kırk yıllık hayat hikayesinde, hiçbir Müslüman gurupla ünsiyet kesbedememiş, hiçbir Müslüman gurupla birliktelik inşa edememiş, hiçbir Müslüman gurupla aynı ufka bakamamıştır. Bu zamana kadar Müslümanların kahir ekseriyetinin aleyhlerinde olmaması, Müslümanlar arası fitneyi başlatmamak hassasiyetidir. İhanetinin aşikar hale geldiği bugün ise, fitnenin ta kendisi olduğu anlaşıldığı için, Müslümanlar topyekun kendilerine karşı mücadele başlattılar. İhanet örgütü bu noktayı anlamadığı müddetçe içine düştüğü fosseptik çukurunda debelenip duracaktır.

İhanet örgütü, tepesinde yerleşmiş olan başhainin “alim” olduğuna inanıyor ve bir siyasi lider olan Tayyip Erdoğan’ın, Müslümanlar üzerinde “alim” bir kişiden daha tesirli olmasını bir türlü idrak ve izah edemiyor. Ahmaklar, Erdoğan’ın etkili olduğunu zannediyor, oysa Erdoğan etkili değil, kendileri ihanet içinde ve Müslümanlar bunu görüyor. Erdoğan’ın ise kendileri gibi ihanet örgütüne karşı cesaretle mücadele bayrağını açmış olmasından dolayı “kahraman” muamelesi gördüğünü farketmiyorlar. Mantık silsilesini tersinden kuruyorlar, Müslümanların Erdoğan’ın peşinden gittiğini zannediyorlar, oysa Müslümanlar paralel örgütün ihanetini gördü, mevzii aldı. Erdoğan, Müslümanların tavrını ve istikametini görüp ona göre siyasi duruş sergilediği için kahramanlaştı.

Mantık silsilesini tersinden kuran ihanet örgütü, Müslümanları yandaşlıkla suçluyor. Günler, haftalar, aylar geçiyor, yaptığı propaganda sıfır etkiyi aşamıyor. Ondan sonra da şaşırıyorlar, “neden etkili olmuyor” diye… Be ahmak, kimse yandaş değil, illa ki bir yandaşlık varsa, Erdoğan Müslümanların yandaşlığını yapıyor. Bir Müslüman siyasetçinin yapacağı iş de zaten tam olarak bu, yani Müslümanların fikren anladıklarını siyaseten gerçekleştirmek…

Başhain, İsrail’in Gazze’ye hunharca, barbarca, alçakça saldırısı karşısında tek kelime etmediği müddetçe, ihaneti tescillidir. Bu açıklıktaki ihanetinden sonra Müslümanları “yandaşlıkla” itham ve tenkit etmesi ise, ihanetinin derinliğini ve iğrençliğini göstermekten başka bir işe yaramaz.

Eğer Erdoğan, bir gün yanılır da bu ihanet örgütü ile anlaşırsa, biliriz ki kendisi de Müslümanlara ihanet etmiştir. İhanet örgütüne karşı yürüttüğümüz mücadeleyi aynı şiddette Erdoğan’a karşı da sürdüreceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir