YENİ KERBELA HUMUS… YENİ YEZİDLER KİM?

YENİ KERBELA HUMUS… YENİ YEZİDLER KİM?
Cuma namazından sonra halkın üzerine ateş etti, kafir, zalim ve hain Esed’in eli kanlı katilleri. Bu durum her gün devam ediyor tabii ama Cuma günlerinin bedeli daha fazla can oluyor. Bir hafta Hama’yı kuşatıyor, bir hafta Humus’u kuşatıyor. Gıda ve ilaç girişine bile müsaade etmiyorlar. Hani Kerbela’yı hatırlıyor musunuz? Su bile vermemişlerdi…
Kuşattıkları şehirlerde bulunan kendi mezheplerindeki halkı tahliye edip, geri kalanını en ağır şekilde muhasaraya alıyorlar ve bir müddet sonra ağır askeri operasyonlara başlıyorlar. Tanklarla, toplarla yani ağır silahlarla kuşatmak demek, tüm şehri ve tüm halkı hedef almaktır. Askeri operasyonlar başladığında hedef gözetmiyorlar, hareket eden canlıya ateş ediyorlar. Suçlu aramıyorlar çünkü suçlu yok. Hatırlıyor musunuz Kerbela’yı? Hani “benden ne istiyorsunuz?” diye soran yiğitler yiğidi Hz. Hüseyin’e cevap veremiyorlar sadece saldırıyorlardı. Aradaki benzerliği fark ediyor musunuz?
Hani Yezid Şam’da tahtında oturuyordu keyifle. Saltanatının tadını çıkarıyordu fakat o demde Hz. Hüseyin (RA) sadece askerlerle değil, aynı zamanda açlıkla, susuzlukla, ihanetlerle, yakınlarının şahadetiyle sarsılıyordu. Yezid ordu göndermişti, yetmiş kişilik bir kervanın üzerine. Beş bin kişilik miydi o ordu? Fazla mı geliyor size, yetmiş kişilik kervan için, beş bin kişilik ordu? Anlayın işte, zalimlik, katillik, hainlik, alçaklık nasıl bir kişiliktir. Farkındasınız değil mi, Şam’da hala Yezid oturuyor, tahtında keyif çatıyor, namazdan çıkan insanların üzerine orduyu göndermenin rahatlığıyla. Cuma namazından çıkmış sivil halkın üzerine tanklar gönderiyor, aradaki gücün orantısızlığını görüyorsunuz değil mi?
Hiç fark yok mu aralarında? Var… Eski Yezid, güçlüydü. Yeni Yezid, eskisi kadar güçlü değil. Eski Yezid, yetmiş kişilik yiğitler kervanı için dış yardım almamıştı, ihtiyaç duymamıştı. Yeni Yezid, o kadar güçlü olmadığı için, dışarıdan yardım alıyor. Anlayacağınız Yezid sadece Şam’da oturmuyor. Başka yerlerde de var Yezid… Artık Yezidlerin sayısı bellisiz, tüm dünyayı dolaşıyor. Fakat fonksiyonları aynı, yaptıkları aynı, niyetleri aynı… Müslümanları katlediyorlar, en alçak şekilde yapıyorlar, menfaatleri (tahtları) için yapıyorlar. Dünya Yezidlerin menfaat savaşı haline geldi. Hatırlayın, Libya’da diğer adı Kaddafi olan Yezid halkı katlediyordu, halkı kurtarmak bahanesiyle Müslüman olduğunu söyleme ihtiyacı duymayan diğer Yezidler, ABD, İngiltere, Fransa ila ahir müdahale etti. Bir Yezidin hesabını başka bir Yezid görüyor. Yezidler arasındaki savaş Müslümanları ilgilendirmez, Müslümanlar Hz. Hüseyin’in yanında yer almalıdır. Bu günün Yezidlerini tanıyoruz da, Hz. Hüseyinleri kim? Mazlum, masum halk… Zulme isyan eden cesur halk… Böyle değil mi? Başka türlü nasıl anlaşılabilir, nasıl anlatılabilir, vicdanlar nasıl susturulur, imanlar nasıl bastırılır, akıl nasıl zaptedilir?
İran nasıl oldu da bu kadar çabuk Yezidleşti? Şiiler devlet olmamalıydı galiba. Çünkü devrim yapmadan önce, dünyanın neresinde zulüm varsa mazlumlara destek oluyordu. On dört asırdır devlet kurmadığı için “devlet tecrübesi” üretemeyen İran, otuz yılda Yezidleşti. On dört asırdır üretmediği devlet tecrübesini otuz yılda üretebileceğini zannedenler vardı ama olmadı. Hayatın tabiatına da aykırıydı zaten.
Bir türlü hazmedemiyorum. Stratejik hesaplar gibi ucube şeylerden bahsedenleri. Yezid de öyle yapmıştı. Devletin birliği önemliydi değil mi, ama Yezid’in merkezinde… Yani devlet Yezid’in ise devleti birliği önemliydi. Devlet Yezid ise isyan edenler eşkiyaydı. Hatırlıyor musunuz bunları… Yezid’in açısından baktığınızda, Medine’de isyan potansiyeli taşıyan iki “nur” vardı. Tabii ki Yezid “Nur” olarak görmüyordu, isyan potansiyeli taşıyan iki şahıs olarak görüyordu, değil mi? Böyle bakınca, Esed Yezidinin ve Tahran’daki Yezidlerin “stratejik değerlendirmelerini” daha iyi anlıyor musunuz?
Artık sabredemiyorum. Şu muharrem ayında, dünyanın ve tüm ümmetin gözünün içine baka baka Yezidlik yapan Şam’a destek veren Tahran, utanmadan Kerbela’dan bahsediyor. Yezid’e her türlü desteği vermesine rağmen kendinin Yezid olmadığını vehmediyor ve Müslümanlara Kerbela’nın matem şovunu yapıyor. Kerbela’dan ders almadıysan ve hayatını ona göre tanzim etmiyorsan, kadınlar gibi ağlamanın ne manası var? Kerbela’ya baktığında, Hz. Hüseyin ile Yezid’in şahsiyet bütünlüğünü göremediysen, o şahsiyet çeşitlerini bu güne uygulayamıyorsan, Hz. Hüseyin’e niye ağıt yakıyorsun? Anlamıyor musun, bu durum, Muhal-farz, Yezid’in, Hz. Hüseyin’i şehit ettikten sonra ağlamasına (yani timsah gözyaşlarına) benzer.
FARUK ADİL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir