YENİ YAZI SERİSİ, KOMPLO TEORİLERİ

YENİ BİR YAZI SERİSİ, KOMPLO TEORİLERİ
Yeni bir yazı serisine başlıyoruz. Komplo teorileri… Dünyanın kaosa doğru hızla sürüklendiği bir ortamda komplo teorilerine neden merak sardık? Zaten kaotik bir zemin varken, komplo teorileriyle zihni kaosu artırmak neden? Kaotik ortamlarda “berrak” düşünceler gerekmez mi? Fikirle meşgul olan insanların böyle bir sorumluluğu yok mu? Bu soruların hepsi doğru ve haklı sorular. Cevapları da tabii ki müspet olmak durumunda.
Kaotik ortamlarda müphem alan çok genişler. Müphem alanın genişlemesi, “berrak” düşünce imkanını ortadan kaldırır. “Yine de düşünceler berrak olmak zorundadır”, denirse haklı bir itiraz olur. Fakat müphem alan o kadar fazla genişledi ki, bırakın berrak düşünceyi, düşünemez hale geldik. Gerçekte böyle olmayabilir, sadece ben böyle hissediyor ve anlıyor olabilirim. Gerçekte böyleyse veya ben böyle hissetmeye başlamışsam, her iki ihtimalde de benim düşünce faaliyetim kilitlenmeye başladı. Özellikle de bazı konularda berrak olma çabasından dolayı kilitlenmeye başladı. Genel olarak düşünebiliyor ve yazabiliyoruz ama özel bazı meseleler normal bakış açılarıyla açıklanabilir olmaktan çıktı. Berrak olma çabası, zihni dünyamızı kavuruyor ve çalışamaz hale getiriyor.
Biliyorsunuz, yazıya komplo teorisi dediğinde sınırsız bir düşünce hürriyetine kavuşuyor insan. Rahat düşünüyor, rahat yazıyor… Aynı zamanda komplo teorisi demekle, sorumluluğunu da azaltıyor. Yani “yahu komplo teorisi işte, fazla dert etme” der gibi… Dert edilmeyecek yazıyı niye yazıyoruz? Düşünce temrini yapmak için… Lazım olur belki. Muhtemelen seversiniz, birkaç tane yazdım da benim hoşuma gitti.
FARUK ADİL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir