YİRMİNCİ ASRA SIKIŞMAK-5-HALA YİRMİNCİ ASIRDAYIZ

YİRMİNCİ ASRA SIKIŞMAK-5-HALA YİRMİNCİ ASIRDAYIZ
Hicri on beşinci asra intibak edemedik, miladi yirmi birinci asra intikal edemedik, bu iyi değil… Yirminci asır arkamızdan çekiyor, zihnimizi vakumluyor, mengeneye aldığı aklımızı bırakmıyor. Yirminci asır zihni evrenimizin kabusu, bu kabusu uykuda da görüyoruz uyanıkken de… “İbn’ül Vakt” bile olamadık, “Ebul vakt” olanlar ise halimizi acıyarak seyrediyor. Geçen asrın çocukları olarak kaldık. Bu çok kötü, işte size tam bir irtica misali…
Yirminci asır kendi içine çöküyor ama bizim iç alemimizde bir türlü çökemiyor. Batının kendinden ümidini kestiği bir devirde, biz batının tüm değerlerini zihni evrenimizde dip diri tutuyoruz. Türkiye’deki Batılılaşmış ahmaklardan bahsetmiyorum, bizzat Müslüman fikir ve ilim adamlarından bahsediyorum. Mesela bir Müslüman bilim adamı (ilim adamı değil tabiatıyla), ilim usulünü (onlar bilimsel metot diyorlar), İslam İrfan Müktesebatından değil, batının bilim anlayışından alıyor, kullanıyor ve kendi kaynaklarını ve usulünü umursamaz şekilde hayatını yaşıyor. Müslümanlar “bilimsel yapıtlarını”, batı bilim formatında veriyorlar ama bunu yaparken İslam’ı anlattıklarını zannediyorlar. Batının posasına mücevher muamelesi yapan bu ahmaklar, Müslümanların ilmi çalışmalarını ve eserlerini “tasnif dışı” tutmak gibi bir cinayet işliyorlar.
Yirminci asır bitti, takvim yapraklarında değil bitişi, “öz”ünde bitti. Yirminci asır her anlamda ve alanda bitiş çağıydı ve bitti. İslam Medeniyetinin müesses ciheti çöktü, batı uygarlığı da (medeniyeti değil) çöktü. Yirminci asırda dünya çöktü. Aklı gözünde olanların teknoloji cümbüşüne aldanmasına bakmayın, yirminci asır, hiçbir insani kıymetin üretilmediği bir çağ olmuştur. Tarih, yirminci asrı, milyonluk kitleler halinde insanların katledildiği, bu katliamların tabii karşılanmasından dolayı da “insanlığın” katledildiği bir çağ olarak tarif edecektir.
Dünya, yirminci asırdan en hızlı şekilde kurtulan anlayış ve kadroların olacaktır. Yirminci asır, batının, batı kültürünün ve Batılılaşmış dünyanın yüzyılıdır, bu sebeple batı yirminci asırdan kurtulamaz. Yirminci asrın tortusunu batı üretti, o tortu öncelikle batının üzerine çöktü, o tortunun altından kalkamaz. Batı dışındaki dünyanın hangi coğrafyası yirminci asırdan erken kurtulursa, dünya onun olacak. Batı en az bir asır o tortu (çöplük) ile uğraşır durur, ne var ki dünyayı çöplük haline getirdi, tüm dünya o çöplüğü karıştırıyor. Kim ki batının çöplüğünden çabuk kurtulur, o yeni bir dünya inşa eder.
Yirminci asırdan kurtulmak bahsinde, siyasi, iktisadi, askeri kutuplaşmaların ehemmiyeti yok. Bugünkü Rusya da Çin de Batılılaşmış coğrafyalardır, onlar da hala yirminci asırdan kurtulmuş değiller, kurtulabileceklerine dair bir alamet de yok. Aman… Bu müthiş bir fırsat… Müslümanlar hızlı şekilde yirminci asırdan kurtulmalı, yirmi birinci asra intikal etmeli, hicri on beşinci asra intibak etmelidir.
Hicri on beşinci asır, Müslümanların diriliş asrıdır. Diriliş, İslam’ın üfleyeceği ruh ile olur, batının çöplüğünü didiklemenin lüzumu yok. Hızlı şekilde, İslam’ı bir ruh olarak içimize çekmeliyiz, onu kuşanmalı ve onunla dirilmeliyiz. Çökmüş batının ölüsünü (çöplüğünü) yiyerek beslenemeyiz, dirilemeyiz, kendimize gelemeyiz.
*
Çöküş, kütlenin kudretsiz kalmasıdır, altındakileri ezer. Aynı kütle, bünyesinde kudret taşıdığı zamanlarda insanlara hayat verirken, kudretini kaybettiğinde felaket bir ağırlık olarak yere batar. Kudret ruhtur, modern batının ruhu felsefedir. Felsefe gitti, batı ruhunu kaybetti, kütle kudretsiz kaldı. Kaç asırdır o kütlenin ihtişamı ile ayakta kalan batı, tabii olarak o kütleyi terkedemez, o kütlenin altından kalkamaz, o kütlenin ruhsuz ve kudretsiz bir ceset olduğuna inanamaz. İnanırsa eğer, inanma süreci uzun sürer. Kısacası batı, kudretini kaybetmiş o dev kütlenin altında uzun süre can çekişecektir. Dünya için batı tehlikesi uzun süreliğine bitti. Ne var ki içimizdeki korkular, batının cesedinin can çekişirken çıkardığı hırıltıları, nara zannetmemize sebep oluyor. Lütfen anlayalım, artık feraset, dirayet, şecaat vakti…
Aklın ufkunu, aklı inşa eden “değerler” oluşturur, akıl kendini inşa eden değerlerin ufkunu aşamaz. Batının ruhsuz kütlesi, batının inşa ettiği pozitif aklın üstüne çöktü, o akıl o sıkleti çekmez, o çöplükten kurtulamaz.
Yirminci asır boyunca batı ile fikri hesaplaşmanın yapılması gerekti, doğrusu bu iş hakkıyla yapılamadı. Bugün ise başka bir durum var, artık batıyla hesaplaşmak bir tarafa tenkit bile etmek gerekmez. Batıyı biz yıkmadık, kendi bünyesindeki zehir yıktı. Yirmi birinci asırda artık batıyla hesaplaşmaya gerek yok, o artık canının derdinde. Hala felsefi hesaplaşmadan veya felsefenin faydalarından bahsedenler, yirminci asır tarafından esir alınmış kişilerdir.
*
Yirminci asırdan kurtulma imkanı sadece bizde, Müslümanlarda. Bizim irfan müktesebatımız, dünyada, batıdan müstakil bir kültür iklimi oluşturacak tek külliyattır. Batı tarafından zihni işgal ve akıl bünyesi inşa edilmiş kişiler, sıfırdan başlayarak batıya karşı mücadele yürütemezler. Psikanalizle “nefs terbiyesi” meselesini halledemezler, nefs terbiyesini gerçekleştiremeyenler ise İslam medeniyetini inşa etmek bir tarafa ancak batıyı kendi topraklarında yeniden üretirler. İslam medeniyeti, nefs uygarlığı değil, ruh-kalp medeniyetidir.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir