YUMRUK GİBİ

                                            YUMRUK GİBİ
                                                                                                         "Hep denedin, hep yenildin.
                                                                                                          Olsun. Yine dene, yine yenil.
                                                                                                                 Daha iyi yenil."
                                                                                                                                    -Samuel Beckett-

Oturup bir yumruk daha yiyeceğim, düşüp bir yumruk daha. Kalkarken bir daha.
Şimdi tecrübeme üç yumruk daha ekliyorum. Önceki benle aramda -en azından- üç yumruk fark daha olacak. Öyle ki, suratımın şekli değişecek yumruklardan, burnum yamulacak, dudaklarım patlayacak. Öyle ki, üç yumruk sonra yepyeni bir ben olacağım.

Hadi, bakışlarınla ilk yumruğu patlattın, ne duruyorsun? Öyle bir bakış-yumruktu ki bu, tıpa tıp yirmi yıl öncesinin, yani ilk aşkın ilk bakışının aynısı.. tıpkısının tıpkıbasımı. İyi de sana böyle vurmayı, yani yirmi yıl öncesinden bakmayı hangi mektepte öğrettiler ? Sen bu zehirli balın peteğini hangi zakkumlardan ördün? Tesadüf diye bir şey yok, hiçbir şey tesadüf değil. Peki yirmi yıldır mahzende saklanan bu şarabın/bakışın şimdi ömrüme sürülmesinin anlamı ne? Peki benim hâlâ ayıkmamam tesadüf mü? Peki yirmi yıldır bu bakışı yaşlandırmayan/paslandırmayan büyü ne olabilir ?..

İkinci yumruk kulaklarımda patladı; sesin! Annemdi bu ses biraz… "Akşam oldu, hadi eve gel" diyordu, "Bak senden başka kimse yok sokaklarda…", "Sen hâlâ yalın yürek ortadasın."
Annemin sesi yuvarlanmaya başladı git gide..başkalaştı, uzadı, yeni bir sese eklendi. İlk ayrılığın sesiydi bu… Ses söze döküldü, ruhumda yuvalandı ; "İçindeki çocuğa sahip ol" diyor ve ekliyordu, " Sakın ortalığa çıkarma! Sana sakla, ortada bırakma… Öyle güzel bir çocuk ki o, görenler belki hayranlıktan, belki de kıskançlıktan saldıracak. Her kes bir tarafından tutup koparacak, hırpalayıp parçalayacak. İnsanlar acımasızdır, canına okurlar… Sakın içindeki o çocuğu kimselere gösterme, sakın ortaya çıkarma !.." Annemleşiyordu ses sonra, " Akşam oldu hadi eve dön" diyordu yine, " Bak senden başka kimse yok ortalıkta…"

Hadi gardım düştü, üçüncü yumruğunu bekliyorum..şöyle alnımın ortasına. Kalbimi boş ver, o çok darbe aldı zaten. Alnımın çatına yapıştır yumruğunu.. babamın hiç öpmediği yere. Sert bir öpüş gibi kondur.. hadi dokundur, sars beni. Öyle bir sars ki, sarsaklığım savrulsun, durulayım. Aynada başka /yeni bir ben bulayım. Alnım yere gelsin, aklım başıma…

Biliyorum, içinde olamadığımız, içinden çıkamadığımız bir oyundu yaşadığımız… Birbirimizi yanlış yerlerde aradığımız… Kaybederken kaybolduğumuz. Hadi tekrar başlat. Hadi bir daha çal o şarkıyı…
Bir masaldı yaşadığımız, biliyorum, gökten üç efkârın düştüğü, kerevetinde ağladığımız… Hadi o masalı bir daha anlat.
Hadi oyunu yeniden kur, tekrar başlat. Biliyorum, sonunda yine kaybedeceğim, kat'iyyen yenileceğim.
Sonra kalkıp bir daha, kalkıp bir daha kalkıp bir daha düşeceğim.. yine yenileceğim. Ama bir dahaki sefere daha iyi yenileceğim.
Çünkü -biliyorsun- bu çocuk başka oyun bilmiyor.

ÖMER KARAYILAN

Share Button

YUMRUK GİBİ” üzerine 2 düşünce

  1. Güzel bir yazı.yazar bunu yazmadan önce
    fight club ı mı izledi diye düşündürüyor.

  2. darkknight yorumuna bayıldım. Aşk olsun!
    Evet fight club'ı izledim ve gördüm ki, benim yazımdan esinlenerek bir film çıkarmışlar:))
    Şaka bir yana aradaki bağ güzel ve fakat bu yazı fight club'tan önce ve bağımsız yazıldı.

    Selamlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir