Zaman-İnsan-Hayat Denklemleri

Zaman-insan-hayat unsurlarını ihtiva eden kaç denklem kurulabilir? Bu soruyu her cevaplayan farklı sayılara ulaşabilir muhtemelen… Biz üç temel unsuru ihtiva eden dört ana denklem üzerinde duralım. Aslında zaman denklemlerinin sayısı sınırsızdır, bizim burada inceleyeceğimiz denklemler ana denklemlerdir.
Zaman denklemleri sadece bu üç temel unsuru ihtiva etmez. Başka unsurların da dahil edilmesiyle sayısız denklem kurulabilir. Bu yazıda ana denklemleri özet olarak ifade edip konuya giriş yapmayı ve daha sonra her denklemi müstakil bir yazı konusu yapmayı düşünüyoruz.
*Birinci denklem… (Belirsizlik denklemi)
Zaman (+) hayat = insan…
İçinde yaşanılan zaman ve hayatın taşıdığı manalarla ünsiyeti olmayan insanların, bu denklemin oluşturduğu havzada şekillenmesidir. Mevcut zaman ve hayatı umursamayan insanlar, bu denkleme mukavemet etmezler ve havzanın içine düşerler. Zaman ve hayata muhalif düşüncede olan insanlar, mukavemetlerinin başarısız olmasından dolayı havzaya düşerler. Mevcut zaman ve hayata intibak edilmesi gerektiği zannına (çünkü bu bir düşünce değil) sahip olan insanlar, bu denkleme tabi ve mahkum olurlar. Bu ihtimallerin yekunu insanı, içtimai çevrenin ürünü haline getirir.
Bu denklemin meydana getirdiği “insan tipi”, hayatın dolgu malzemelerini oluşturur. Mesela üretim-tüketim tahterevallisinde, iyi bir tüketici olarak görünür. Bu ve benzeri dolgu malzemesi olmanın dışında hiçbir insani kıymet üretemez ve hiçbir “kıymete” tabi olamaz. “Değiştirme” kudreti sıfır, “değişme” kudreti veya değişime intibak etme mahareti sınırsızdır. Kelle sayısının önem arzettiği yerde ihtiyaç duyulur ama “insan” lazım olduğunda asla hatırlanmaz.
Hiçbir fikri yoktur. Asla mukavemet etmez. On saniye içinde ideoloji değiştirebilir. Bunu aynı mecliste bile yapabilir.
Zamanın muhtevası belirsizdir. Hayatın içinde güçlü bir istikamet yoktur. Ciddiyetsizlik, en büyük illetlerden biridir. Ciddiyet, istikametteki istikrardır. Bu manada ciddiyet yoktur, asık suratlılık olarak anlaşılan ciddiyete bol miktarda şahit olunabilir.
Müslümanların asla içine düşmemeleri gereken denklem budur.
*İkinci denklem… (Nizam –istikrar- denklemi)
Zaman (+) insan = hayat…
Zamanın muhtevası muayyendir. Bir mana yekunu, zamanın muhtevasından insana ve hayata akar. Umumiyetle bir dünya görüşünün mana yüküdür bu, bazen medeniyet terkibi olarak kendini gösterir, bazen kültür yekunu olarak zuhur eder, bazen hayat anlayışı olarak…
Zamanın muhtevası, önceden bir dünya görüşü tarafından doldurulmuştur. Herhangi bir bölgeden zuhur eden kuvvetli bir nefes, yeryüzünün büyük bir kısmını tesiri altına alır.
Müslümanlar için asgari sahip olunması gereken denklem budur.
*Üçüncü denklem… (Zafer denklemi)
İnsan (+) hayat = zaman…
İnsanlar bir dünya görüşüne (fikir sistemine, ideolojiye, hayat tarzına vs) iman ederler ve onu hayatta gerçekleştirirler. Zamanın muhtevası, dünyadaki bir gurup insan tarafından doldurulur. Bu işi yapan bazen küçük bir guruptur, bazen bir topluluktur, bazen bir millettir, bazen bir ümmettir. Umumiyetle de küçük bir gurupla başlar, topluluğa ulaşır, millete malolur ve ümmeti inşa eden bir süreç takip eder.
Bu denklem, İslam’ın teklif ettiği denklemdir. Müslümanların varlık, insan, hayat ve zamana bakış açılarını oluşturan denklem budur. İslam, zuhurundan itibaren dünyada bu denklemi cari kılmış ve son birkaç asra kadar hayatın ve zamanın muhtevasını doldurmuştur.
*Dördüncü denklem… (Kaos denklemi)
Zaman = insan (+) hayat…
Bu denklemde zaman, yalnız başına insan ve hayatı üretmektedir. Bu denklem, insan haysiyetine en aykırı olanıdır. Zira zaman yalnız başına hem insanı ve hem de hayatı belirleyebilmektedir. Fikir ve iradenin sıfıra yaklaştığı (hiçbir zaman sıfır olmaz) dönemlerde meydana gelen denklemdir. İnsan kütleleri ve hayat, zamanın önünde yaprak gibi savrulur ve hiçbir noktada (veya mevzide) tutunamazlar. Ne olacağına dair hiç kimsenin (uzmanlar da dahil) bir fikri yoktur. Zira insan iradesi ve hayatın temel dinamikleri, gelişmeleri tayin edecek kuvvete sahip değildir.
İçinde yaşadığımız devirde, bu denklem caridir. Dördüncü denklem, aşağı yukarı, 30 ila 40 yıl önce kuruldu ve günümüze kadar hükmünü icra etti. Günümüzde ise tüm hadiseleri bu denklemle izah etmek kabil hale geldi.
Üçüncü denklem ile karıştırılmamalıdır. Bu denklemler, cebir denklemi değil, beşeri ilimler matematiğinin denklemidir. Yani sosyal bilimler matematiğinin denklemi… Bu sebeple, eşitliğin solu sebep, sağı neticedir. Cebirde eşitliklerin yerleri değiştirildiğinde denklem değişmez, sosyal bilimler matematiğinde eşitliğin yerleri değiştirildiğinde denklem değişir. (Sosyal bilimler matematiği veya sosyal matematik, üzerinde çalışılan yeni alandır, bilim literatüründe halen bulunmamaktadır).
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir