ZEKA MERKEZİ

ZEKA MERKEZİ

Zeka, kamu malıdır. Bir ülkede nelerin kamu malı olup olmayacağı ideolojik tartışmaların konusu olabilir fakat zekanın kamu malı olduğu konusu ideolojiler üstü kabul edilmelidir. Zeka tabi zenginliklerdendir ve tüm cemiyetin istifadesine sunulması, ahlaki mesuliyet listesinin başlarında bulunmalıdır. Fertlerin sahip oldukları zeka üzerinde mülkiyet iddia ederek bencilce ve hasisçe kullanmaları, en hafif tabiriyle ahlaksızlıktır.
Zeka, ticari yayıncılıktaki istismardan dolayı “geliştirilebilir” niteliğe sahipmiş gibi sunulmaktadır. Geliştirilebilir olmadığı kabul edildiğinde ticareti yapılamayacağı için bu temel yanlışa kimse karşı çıkmamaktadır. Oysa zekanın geliştirilebilir niteliği yoktur. Zeka insanın doğumunda ne kadar ise (katsayısı kaç ise) ölümüne kadar o haliyle kalır, artmaz ve eksilmez. Bu durum zeka kaynağının (ve potansiyelinin) her kişide sabit olduğuna işaret eder.
Sabit zeka kaynağı, milletin müşterek malı olarak “değerlendirilmelidir”. Herhangi bir milletin yapacağı en akıllıca iş, zekayı kamu malı olarak görmek ve cemiyetin kullanımına sunmaktır.

Zekanın kamu malı olduğunun kabul edilmesi hangi faydaları meydana getirir?

*Zeki insanların kıskanılmasına mani olur.
*Zeki insanlar cemiyete zararlı değil faydalı hale gelir.
*Zekayı kamu malı kabul etmek, zekaya daha fazla kıymet vermektir.
*Zekaya daha fazla kıymet vermek, ülkenin ufkunu genişletir.
*Zekanın kıymetli hale gelmesi ve ufkun genişlemesi, hayatın kalitesini artırır.
*Zeka, hayatın önünü açar ve onu geliştirir.
*Fikri tartışmalar ve gelişmeler kalite olarak artar, hacim olarak büyür.
*Zeki ve dahi insanlar çıldırmaktan kurtulur ve cemiyete faydalı hale gelir, başka bir ifadeyle zeka kıyımı ve israfı engellenmiş olur.
*Hayat daha zekice ve akıllıca yaşanır.
*Keşifler zekanın mahareti olduğuna göre, fikri, ilmi ve sınai gelişmeler hızlanır.

Bu faydaların meydana gelmesini temin edecek müessese ihtiyacı ise ZEKA MERKEZİ ile karşılanabilir.

Öyleyse “zeka merkezi” neler yapmalıdır?

*Zeka merkezi, ülkenin yüksek zekalarını tespit etmeli ve ülkenin zeka haritasını ve envanterini çıkarmalıdır.
*Zeka merkezi, yüksek zekaları özel okullara almalı ve özel eğitim ve öğretimden geçirmelidir.
*Zeka merkezi, yüksek zekaları cemiyete (kamuya) faydalı işlere yönlendirmelidir.
*Zeka merkezi, yüksek zekalara, cemiyete faydalı işlere girdiklerinde özel imkanlar sunmalıdır.
*Zeka merkezi, yüksek zekaları ülkenin önemli ve acil ihtiyaçlarını karşılayacak alanlarda istihdam etmeye çalışmalıdır.
*Zeka merkezi, yüksek zeka sahibi insanlar ve bunların çalışma alanlarıyla ilgili kamuoyu oluşturmalı ve milli ittifaklar kurmalıdır.
*Zeka merkezi, zeka (beyin) göçünü önlemek ve dışarıdan içeriye doğru zeka göçünü teşvik etmek için faaliyetler yapmalıdır.

Tüm bunlar, zoraki yapılmamalı, teşviklerle gerçekleştirilmelidir. Zekanın kamu malı olduğu düşüncesi, bir kültür haline getirilmeli ve milletin bu konuda ittifak etmesi sağlanmalıdır. Aksi takdirde kişinin doğrudan (doğuştan) sahip olduğu bir mahareti, kamu malı yapmaya çalışmak, fikir ve siyaset tarihinin en uç ve uçuk noktasındaki totalitarizm misali olur ki, böyle bir fikri savunmak için deli olmak gerekir. Konu tamamen ahlaki ve kültürel çerçeve içinde halledilmeli ve ferdin (zeka sahibinin) içtimai mesuliyeti temeline oturtulmalıdır.

Öyleyse “zeka merkezi” nasıl bir müessese olmalıdır?

*Her yıl okullarda uygulanacak testlerle ülkenin zeka haritasını çıkarmalıdır.
*Testler neticesinde oluşan zeka piramidinin zirvesindeki bin kişilik liste tespit edilmelidir.
*Bin kişilik liste, yüksek zekalara özel okullara alınmalıdır.
*Yüksek zekalar için özel okullar kurulmalı ve bunların müfredatları milli eğitimin standart müfredatlarından farklı hazırlanmalıdır.
*Yüksek zekalar için açılan okullarda kontenjan az olduğu takdirde (bin kişiyi alamadığı takdirde) geri kalanları periyodik kurslara almalıdır.
*Bin kişilik listedeki öğrencilere ayrıca istidat ve kişilik testleri de tatbik edilmeli ve yönlendirilecek alanlar tespit edilmelidir.
*Ülkenin öncelikli alanlarında istihdam edilmek üzere eğitim verilmelidir.

*

Türkiye’nin temel problemlerinden birisi, zeka kaynaklarını doğru kullanamamaktır. Türkiye’deki zeka katliamı dünyada birinci sıradadır. Bu katliamın birinci sebebi, ülkedeki zeka düşmanı siyasi rejimdir. Bu rejim (Kemalist rejim) orta zekalara uygun olduğu için yüksek zekaları katletmekte özel bir çaba sahibidir. Böyle bir konunun siyasete bulaştırılmaması elzemdir. Fakat ülkedeki siyasi rejimin ayakta kalmak için “zeka merkezi”ne müsaade etmeyeceği ön kabulümüz, bu konuda Kemalist rejimi sözkonusu etmeye mecbur bırakmaktadır.
Yüksek zekaların istihdam edilmesi halinde devlet ufkunun “misak-ı milli” ile sınırlı kalmayacağı ve çok daha geniş bir coğrafi alana yayılacağı malumdur. Zira zekanın tabiatı, sınırlara karşı alerjiktir. Yüksek zekaların yakın ufku batıda Fas, doğuda Endonezya, kuzeyde ise Yakutistan’dır. Uzak ufkunu ifade etmeye ise gerek yoktur.

*

Zeka merkezi müessesesinin ne olduğuna dair kısa ve basit ipuçlarını gösterdik. Bu fikrin geliştirilmesi, projelendirilmesi ve müessese halinde tatbiki konusu uzun bir müzakere ve gerekirse münakaşa meselesidir.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir