ZEKA ŞAHSİYET HAYAT

İNSAN ZİHNİDünyadaki zeka ile ilgili literatür, tanımlama problemini dahi aşamamış haldedir. Zeka ile ilgili eski ve yeni anlayışlar çerçevesinde yürütülen tartışmalar her ikisinin de yanlış olduğu için neticeye varma imkanı bulunmamaktadır.

Zekanın akıl ile karıştırıldığı ve daha ileri seviyede ise istidatlarla karıştırıldığı her nasılsa anlaşılmamaktadır. İstidat alanları “çoklu zeka alanları” teorisiyle işgal edilmiş ve zekanın alanına taşınmıştır.

Aklın bazı fonksiyonlarının zeka özelliği olarak kabul edilmesinden dolayı zeka ile ilgili zengin bir literatür oluşmasına rağmen akıl ile ilgili nerdeyse sıfır literatür noktasında kalan bilim dünyası, vahim bir hatanın içinde debelenmektedir. Hayatın büyük bir kısmını akılla yaşayan insanlara akıl ile ilgili bir literatür sunamamak “akıllı insan” tarifinin dahi altyapısını oluşturmaya fırsat vermemiştir. Oysa “zeki insan” nitelemesinin, “akıllı insan” nitelemesiyle beraber kullanılabileceği ve biri olmadan diğerinin bir manasının bulunmayacağı bilinmeliydi.

İstidat alanlarının zeka tarafından işgal edilmiş olması zekanın değerini artırmadığı gibi akılla ilgili tefekkür zafiyetinde olduğu gibi istidat alanlarında da tefekkür zafiyeti oluşturmuştur. İstidadın mahiyeti ve oluşturduğu imkanlar üzerinde araştırma yapılmaması, insanın en büyük özelliklerinin ihmal edilmesi manasına gelmektedir. Bir alanda istidat sahibi olmak, normal zekaya sahip olunması halinde dahi o alanda fevkalade işler yapabilme imkanı vereceğinden dolayı, tüm dikkatlerin üstün zekalı insanlara yönelmesini engelleyecektir. Cemiyeti oluşturan insanların kahir ekseriyetinin normal zeka seviyesine sahip olduğu hatırlanırsa, bu insanların hayata katılması ve katkıda bulunması için istidat alanlarına yönelmelerinin temini fevkalade önemlidir.

Doğru olan zekanın mahiyetinin ne olduğunun, fonksiyonlarının ve özelliklerinin neler olduğunun ve onu kullanabilme ve ondan faydalanma metotlarının tespit edilebilmesidir.

Zekanın en önemli özelliği, aklın teşekkül etmesinden önceki dönemde idrak merkezi olarak faaliyet gösterebilmesi ve aklın teşekkülünden sonra da aklın ulaşamadığı (aklın ufkunun ötesinde) idrak faaliyetine devam edebilmesidir. Aklın teşekkülünden önceki dönemde idrak faaliyetini gerçekleştirebilmesi, ilköğretim safhasındaki eğitim ve öğretim için merkezi bir ehemmiyete sahip olduğunu göstermektedir. Fakat unutulmamalıdır ki, hayatı zekayla değil büyük oranda akılla yaşıyoruz. Bu sebeple ilköğretim dönemindeki eğitim ve öğretimin aklın teşekkül sürecine denk gelmesinden dolayı zekayı aklın teşekkül sürecine katkısı bakımından değerlendirmek gerekir.

Aklın teşekkülünden sonra insan hayatını akıl zemininde yaşamaya başladığı ve bu durum bir müddet sonra alışkanlık haline geldiği için zekayı fazla kullanmama temayülünü kazanmaktadır. Oysa zekanın meydana getirdiği imkanlar devasa niteliklere sahiptir ve zekanın hayatın sonuna kadar kullanılması ve faydalanılması gerekir. Aklın teşekkülünden sonra zekayı aynı cevvaliyetle kullanmaya devam etmek şarttır. Zekadan mahrum kalan aklın sabitleneceği ve kendini geliştirme imkanını ve hatta iştiyakını bulamayacağı vakadır.

Zekanın temel faaliyet alanı “bilinmeyene” doğrudur. Bu sebeple aklın teşekkülünden sonra zekayı kullanmamak, insanın zihni gelişmesini durdurur. Akıl bilinen alanda faaliyet göstermek itiyadına sahip olduğu için zekasız akıl sadece bildiği alanda faaliyetlerine devam edecek ve hayatı mutat (rutin) hale getirecektir. Hayatın ve zihni bünyenin gelişmesinin durması budur.

Akıl muhafazakarlığın, zeka ise isyanın ve gelişmenin merkezidir. Hangi dünya görüşüne sahip olunursa olunsun, muhafazakarlık o dünya görüşünün belirli bir kalıpta akıl tarafından dondurularak sabitlenmesi ve tamamının ondan ibaret zannedilmesi manasına gelir. Zekanın hayata müdahale etmesinin önüne geçildiği noktada aklın hayatı çerçeveleyip sabitlemesinin önüne geçmek kabil olmaz. Bu sıradan insanların hayatlarında da böyledir. Belirli bir hayat çerçevesini oluşturduktan sonra hayatı sadece akla teslim ettikleri noktada zihni yapı ve hayatın pratiği kalıplaşır ve mutat hale gelir.

Akıl hayatı yaşamayı mümkün ve güvenli hale getirir. Zeka ise hayatı geliştirir ve yeni ufuklara açar. Bunun her ikisinin de önemi bilinmeli ve yerli yerine oturtulmalıdır. Eğer akıl ihmal edilirse zekadaki gelişme hızının yüksek olması ihtimalinde (bu ihtimal yüksek zekalarda vardır) hayatın yaşanılabilir olmaktan çıkacağı ve sürekli yeni ufuklara açılmaktan dolayı istikrarsızlaşarak savrulacağı bilinmelidir.

PDF dosyasında karakter sorunu yaşayan okuyucularımız için link yeniden düzenlenmiş, kitap word olarak yüklenmiştir. iyi okumalar

Kitabı okumak için indir ZEKA ŞAHSİYET HAYAT

Share Button

ZEKA ŞAHSİYET HAYAT” üzerine 3 düşünce

  1. zeka şahsiyet ve hayat isimli eseri siteye, karakterler düzgün şekilde ekleyebilir misiniz acaba?e kitap kısmında türkçe karakter sorunu var.

  2. Daha önce yorum yapilmis ama geri dönülmemis.Gercektende karakter sorununu duzeltmenin bir yolu yok mu acaba?

  3. karakter sorunu düzeltilmiştir, e kitap word belgesi olarak yüklenmiştir, iyi okumalar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir