ZİHNİ ÇÖKÜŞ VE YENİDEN DOĞUŞ

ZİHNİ ÇÖKÜŞ VE YENİDEN DOĞUŞ
Tarihin keskin virajlarından birinde yaşıyoruz. Bu tür dönemler, normal zamanın akıl formu ve gerçeklik kavrayışı ile değerlendirilemez. İmkansız zannedilenlerin bir çırpıda gerçekleşeceği, mümkün zannedilenlerin asla gerçekleştirilemeyeceği dönemlerdendir. Her şeyin alt üst olduğu, eski kuralların ve kanaatlerin iflas ettiği, hayatın hangi mecrada aktığının anlaşılamadığı bir çağa girdik. Hayatın eski mecrasını dağıttığı, yeni mecrasını bulamadığı, nizami altyapıların çöktüğü, kaosun hakim olduğu, hiçbir mantık silsilesinin hadiseleri izah edemediği bir çağ… Bu çağın başlangıcında, eski akıl formuna, eski gerçeklik kavrayışına bağlı kalmaya çalışanlar var. Mütemadiyen yanılıyorlar, her gelişme onları tekzip ediyor fakat o kadar muhafazakarlar ki, yerlerinden kımıldamıyor, zihni organizasyonun ağırlık merkezini değiştirmiyorlar. Oysa çöken sadece batı filan değil, “çağ” çöktü, zaman muhtevasını imha etti, zamanın muhtevasına boca edilmiş olan birkaç asırlık anlam yekunu koktu. Çağın çökmesi nasıldır bilir misiniz? Zamanın patlaması nedir anlar mısınız?
Birkaç yıldan beri mütemadiyen batının çöküşünü yazıyoruz. Fikir piyasası “mücerret fikirden” anlamadığı için meseleyi hakim sistem olan batının çöküşü olarak anlatmaya çalışıyoruz. Fakat konu daha derinlerde… Çağ çöktü, zaman patladı dememiz budur.
Zaman patladı, birkaç asırdır muhtevasına yığılan batının anlam dünyasını, cerahat gibi dışarı atıyor. Zaman muhtevasını boşaltıyor. Çağ, intihar ediyor. Eski hiçbir şey artık “kıymetli” olmayacak, eski hiçbir “ölçü” geçerliliğini koruyamayacak, eski hiçbir sistem yürürlükte kalmayacak, eski akıl formu en küçük hadiseyi bile izah edemeyecek.
Büyük bir kaosun eşiğindeyiz. İktisadi kriz gibi hadiseler, içine girmekte olduğumuz çağın en hafif hadiseleri arasında kalır. Zihni organizasyonlar çözülüyor, mantık silsileleri çöküyor, akıl formları patlıyor, gerçeklik kavrayışı dağılıyor. İktisadi kriz bunların yanında çelik çomak oynamak gibi kalır.
Maddi imkansızlıkların, maddi çaresizliklerin ne olduğunu aşağı yukarı herkes bilir. Teorik (zihni) çaresizliğin ne olduğunu bilir misiniz? Fikir üretememenin ne olduğunu… Üretilen her fikrin, çözüm ve çare değil, problem kaynağı haline geldiğini… Çözüm olarak üretilen fikirlerin daha büyük problemlere teşne olduğunu ve bu durumun bir müddet devam ettiğinde nasıl bir psikolojik evrenin oluşacağını… Hani düşünmekten korkar hale gelmeyi, düşünce kaynaklarının kuruduğunu… Batıyı ne halde zannediyorsunuz? Bazı batılılaşmış kafaların hala “batı bir çaresini bulur” diye avunmasına bakmayın, batı, en fazla önümüzdeki birkaç yıl içinde görecek ki, ürettiği hiçbir fikir derdine çare olmuyor aksine problemlerini derinleştiriyor, ağırlaştırıyor ve büyütüyor. Ve bunu anladığında çıldıracak.
Zamanı mücerret manada anlamayanlar, meselenin özüne inemiyorlar. Zaman, batının anlam haritasını yırttı, anlam yekununu cerahat olarak dışarı atıyor, zaman kendini boşaltıyor ve temizliyor. Zaman, muhtevasını yeni bir “mana yekunu” için hazırlıyor. Biliyor muydunuz, bir fikir, zaman tarafından mayalanmadan kendini eşyada gerçekleştiremez. Çünkü eşya (varlık) zaman ile mekanın temasından meydana gelir. Varlıktan zamanı sömürüp çıkardığınızda geriye eşya değil, saf mekan kalır, onu da görmezsiniz, zamanı göremediğiniz gibi… Keza, varlıktan mekanı çekip aldığınızda geriye saf zaman kalır, onu da göremezsiniz. Ne var ki hala “teorik fizik” de, “kuantum mekaniği” de o noktaya gelemedi, onun teknolojisini oluşturamadı. Pozitif bilimin ulaşamaması, hakikati değiştirir mi?
Zaman, varlığın (eşyanın) tekevvün sırlarından (unsurlarından) biriyken, ona muhalif bir fikir, kendini neyle mayalayacak? Maddeyi sonsuz zannedenler tabii ki bunları anlamayacak. Varlığın her an yeniden ama tekrara düşmeksizin yaratıldığını bilenler, zamanın, maddenin boyutu değil, iki özünden biri (ve diğerinin mekan) olduğunu anlıyorlar. Maddenin tekevvün özlerinden biri olan zaman, eşyayı şekillendiren temel amillerden değil midir? Buna rağmen, zamana muhalif fikirler geliştirmekten, tatbik etmekten, çözümü onda aramaktan bahsedenler, gevezelik yapıyorlar, hem de ciddi ciddi gevezelik yapıyorlar.
İdrak etmek, zamanın muhtevasına nüfuz etmektir. Zamanın muhtevasında kendi dünya görüşünü göremeyenlere sabretmek düşer. Sabretmek… Gerektiğinde nesiller boyu… Sabretmek ve hazırlanmak… Ve gün gelir, zaman muhtevasındaki yabancı fikir yekununu safra olarak atmaya başlar, yeniden doldurmak için… İşte o gün bu gündür. Ey Müslümanlar, bu gün o gündür. Zaman, midesindeki “batı zehrini” kusuyor. Bırakın kussun… Ve… Zamanın hap gibi yutacağı fikirleri geliştirin. Bal lezzetinde fikirler… Süt kıvamında fikirler…
Artık batının tenkidiyle bile zaman kaybetmemek gerekiyor. Çünkü onu zaman kusuyor. İslam’ın hayatını inşa edecek, bunu zamanın muhtevasına zerkedecek, dahası zamana mühür basacak fikir üretme vakti. Büyük fikirlerin harekete geçme anı geldi. Korkmayın, artık zaman arkanızda. Ümitsizliğe kapılmayın, artık zaman avucunuzda. Bilin ki bunu hak etmediniz fakat Allah’ın bu ümmete ihsanı sınırsız, bari bedelsiz inen ihsanı hak edelim.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir