ZORLU EŞİKTEYİZ, SIRAT KÖPRÜSÜNDEYİZ

ZORLU EŞİKTEYİZ, SIRAT KÖPRÜSÜNDEYİZ
Arap baharının tersine döndüğünü söylüyorlar. Oysa İslam baharı geliyor. Türkiye’nin yalnızlaştığını söylüyorlar, doğru söylüyorlar fakat propagandistlerin gözlerden saklamaya çalıştığı husus, Türkiye’nin Müslüman halklar nezdinde sürekli kalabalıklaştığıdır. Mısır’da askeri darbe yapılıyor, Türkiye darbeye destek vermiyor, tabii olarak katil cunta idaresi tarafından hasım haline geliyor ve Türkiye yalnızlaşıyor. Türkiye’nin Sisi tarafından terk edilmesi, bu şekilde bir yalnızlaşma yaşaması, kelimenin tam manasıyla bir şereftir. Türkiye yalnızlaşıyor, çünkü katiller, fahişeler, hırsızlar, gasıplar Türkiye’yi terk ediyor. Bu öyle bir yalnızlaşma ki, her açıdan “saflaşma”, “arınma”, “temizlenme”dir.
Bir insan (devlet), katillerle, zayıf durumunda münasebet kurmak zorunda kalsa, biraz gücünü topladığında onlara karşı tavır koysa, onlar da o insanı (devleti) terk etse, ne lazım gelir? El cevap, şükretmek lazım gelir. Türkiye hem safını ve istikametini sabit tutuyor hem de “saf”laşıyor, daha ne istiyorsunuz?
Rejimler, diktatörler, krallar, melikler, zalimler, katiller Türkiye’yi terk ediyor, elhamdülillah… Bunların her biri terk ettikçe, mazlumlar, mağdurlar, zayıflar, Müslümanlar, özellikle vurgulayalım ki samimi Müslümanlar Türkiye’nin yanında saf tutuyor, Türkiye’ye kalpten bağlanıyor. Türkiye’nin siyasi tesiri bu gün için azalıyor belki ama içtimai tesiri sürekli ve kalbi derinlikte genişliyor.
Ümmü Mektum hadisesini unutanlar için bunların hiçbir manası yok. Ümmü Mektum hadisesini unutanlar, Allah’ı da unutmuş olmasınlar. Mesele doğru istikamet üzere olmak, Allah’ın rızasını kazanmak değil midir? Bu maksat hasıl olursa, dünyada mağlup bile olsak galip değil miyiz? Bir zalimin siyasi, diplomatik, stratejik desteğini, bir mazlumun duasına tercih eden gafiller, kendinize gelin. Türkiye, Cumhuriyet tarihi boyunca ilk defa şerefli ve ahlaklı bir dış siyaset takip ediyor, ahlak ve şerefi bu kadar mı unuttunuz, zor mu geliyor şerefli insan olmak, ahlaklı insan olmak? Müslümanların bir kısmının bile Kemalist tezgahtan geçmiş ve bu kadar derin şekilde etkilenmiş olması çok manidar değil mi?
Türkiye yalnızlaşıyor, doğru… Alçaklar, pezevenkler, hainler uzaklaşıyor bizden. Bundan mı şikayet ediyorsunuz? Türkiye yalnızlaşıyor, bin yıllık tarihinde olmadığı kadar yalnızlaşıyor, doğru… Anlamıyor musunuz, o kadar yalnızlaştı ki, dünyada asaleti, şerefi, ahlakı yalnız başına temsil ediyor. Ne mutlu bunu yapanlara, ne mutlu bunu anlayanlara… Türkiye yalnızlaşıyor, tüm yıldızlar kendinden uzaklaşıyor ama uzaklaşan her yıldızın ışığı sönüyor, Türkiye yalnız başına “kutup yıldızı” gibi parlıyor. Üç paralık konforundan vazgeçemeyen ahmaklar, bundan mı şikayet ediyorsunuz?
Yalnızlaşmak saflaşmaktır bazen, Türkiye “çile” dolduruyor. İtikaf sünnetini unutanlar, yaşadığımız sürecin ne olduğunu anlamakta zorlanıyorlar. Yalnızlaşmak temizlenmektir bazen, insan kirlerinden kurtulduğu için şikayet eder mi? Pislik içinde yaşayanlar, kaşınmadan duramayanlar, temizlikten rahatsız olacak kadar kirlenmiş olmayasınız?
İhvan liderinin, şehit olan çocuğundan bahsederken, “Yasını tutmayacağım, gün o gün değil” mealindeki sözlerini anlamayan kalpler, ne zaman mühürlenmiştiniz? O nasıl bir sadakattir, o nasıl bir imandır, o nasıl bir kahramanlıktır ki, Türkiye’de bile samimiyet imtihanı, iman imtihanı haline geliyor. Şehit çocuğunun başında vakur bir eda ile dimdik duran o kahraman da size bir şey anlatamadıysa, Allah şahidimiz olsun ki, sizinle haşrolmayı istemiyoruz. Sizi Allah’ın adaletine havale ediyoruz.
Binlerce şehit kanıyla temizlenemeyenler, Allah’tan uzaklaşmış olmayasanız. Stratejik hesap yapanlar, Allah ile beraber olanlar yalnızlaşır mı, Allah’tan uzak olanlar kalabalıklaşır mı? Dünya dostunuz olsa ne kıymeti var, mahşerde yalnız kalmayasanız. Güneşin bir mızrak boyu yakına geldiği mahşer yerinde, sancaklar açıldığında, altına girecek bir sancak bulamayanlardan olmayasınız.
Türkiye yalnızlaştıkça kalabalıklaşıyor, Ebu Cehillerden uzaklaştıkça Ümmü Mektumlarla hemhal oluyor. Ne mutlu ki yalnızlaşıyor, ne mutlu ki yalnızlaşma fırsatını buldu, ne mutlu ki yalnızlaşarak temizleniyor.
Zorlu geçitteyiz, sırat köprüsündeyiz. Bu geçitten yalnız geçilir, sırat köprüsünden temizlenerek geçilir. Anlamıyor musunuz, sırtımızda Esed katili varken sığmıyorduk o geçide, anlamıyor musunuz, sırtımızdaki batı küfesi sığmıyordu, anlamıyor musunuz, o geçitten günahlarla geçilmez. Zor geçitteyiz, doğru… Ama istikametimiz belli, sağa ya da sola dönemeyiz, sırat köprüsünde manevra yapılmaz. Anlamıyor musunuz, bu geçidin sonunda bizi kimlerin beklediğini? Geçidi geçmiş olan tüm enbiya orada, tüm sahabe orada, tüm evliye orada, tüm ulema orada, tüm şühede orada, anlamıyor musunuz, tüm “temiz” insanlar orada. Görmüyor musunuz, ağuşunu açmış bekliyor Sevgili Peygamberimiz, o geçide canı pahasına atılan yiğitleri arkalarından niye çekiyorsunuz? Yahu sırat köprüsündeyiz, sallamayın, sarsmayın, iteklemeyin, bırakın peşimizi, atlayın aşağıya, cehennemin dibine kadar yolunuz var, yeter ki bizi de çekmeyin aşağıya…

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir