Sis Oldu Şarkılar- Mevlana İdris Zengin

….
çevirme yüzünü ben yabancı değilim
seninle bakıyorum bu büyük boşluğa
sana bakıyorum şarkılara bakıyorum
sis oldu şarkılar elini arıyorum
kalbim dünyanın ilk aşığının kalbi gibi
ve ruhum paramparça
sis oldu şarkılar elini arıyorum
bilemez kimse beyaz olan her şey
bazen bir cümleyi bitiremiyorum

en son ölüm gelir
yine de erken deriz

HAZİRAN

Sussam haziran ölür affet cümlelerimi
Beni bir akarsuyun hatırına bağışla.
Esrik bir bulutum ben, bütün hamlelerimi
Rüzgârına bağladım, çöz beni bir bakışla!

Adınla darmaduman bir şiir seğiriyor
Şu dünyevî kalbimin en ücra damarında.
Artık beni haylamaz –ilk aşkım çağırıyor-
Nasibimi tükettim kentin şarkılarında.

Kapındayım.. ellerim bir tutamak arıyor,
Bir tutam hüzün daha yerleşirken avcuma
Katedraller kateden hayatım kararıyor,
Yüzümü aklamıyor savrulduğum ayazma.

GÜNLÜK (20 NİSAN 2009)

Ergenekon operasyonlarında ilginç gelişmeler yaşanıyor. İki hadise çok önemli ipuçları veriyor. Birisi, MEHMET HABERAL’I ziyaret edenlerin kimlikleri diğeri ise TANSU ÇİLLER’İN evrakının yakılması…

Mehmet HABERAL’ı Ankara’dan İstanbul’a seyahatinde havalimanında Süleyman DEMİREL uğurlamıştı. Tutuklanmasından sonra geçirdiği kalp krizi neticesinde yattığı hastanede ziyaret edenlerin listesi ise harikulade bir kompozisyon oluşturuyor. Ecevit hükumetinin tüm başbakan yardımcıları ve bakanları… Tek eksik, Devlet BAHÇELİ…

Yangında İlk Unutulacak Yazı

Çatık kaşlı bir suretin fotoğrafı. Hepsi hepsi bu mu yaşadığın? Sabahın altısına en uygun cümle bu mu?

Neler hatırlanacak senden? Seni neler hatırlatacak başkalarına? Sen demek, ne demek?
“Çok sigara içer, çok acır, çok sever, çok susardı. Bu dünyaya fazlaydı.” Oldu mu bu?

Yırt bu fotoğrafı… Senden bu da kalmasın.

YENİLMİŞ BİR BEDENDE YENİLMEMİŞ BİR BİLİNÇ: MAVİ

Uçsuz bucaksız dalgalanan bembeyaz yelkenlere maşuk olmuş denizin ve uçurtmalar uçurur gibi her başımızı kaldırdığımızda hafifleten göğün mavisini alıp götürdüler bir gün ansızın. Her yanımızın kararmaya başladığı bir mutsuz bilincin sonrasında bir rivayet dolaşıyor işte, idamına dair mavinin. Sadece bir rivayet olmalı… Yoksa kim nerede görmüş ki mavinin nefessiz kaldığını?           Mavinin uzun bir zamandır …

KENAR MAHALLEDEN SESLER

Eyvallah be gözüm, sen de git. Al ufak tefek ellerini, mini minnacık burnunu ve parmaklarını, yani bütün ayrıntılarını..neyin varsa…Hatta asıl ana mevzuyu, yani gözlerini… Gözlerini yani, aklımı başıma dar eden, canevimin başköşe konuğu. Yani gözlerini, yani uğruna ömrümü hapislere ayarladığım..gözlerini yani, ölmecesine tutunduğum… asıl mevzu yani… Onları da al.

Zaten başından beri senin değil miydi, ben de benim sanmıştım.

GÜNLÜK (11 NİSAN 2009)

Hürriyet gazetesinden iki hadise bir haber…

Annesiyle kavga ettikten sonra İstanbul’daki evinden kaçarak Bursa’ya geldiği öne sürülen 16 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz ettiği ve erkeklere pazarladığı iddia edilen 7 kişi yakalandı. (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11412530.asp?gid=229)

*

Antalya’nın Alanya ilçesinde yaşları 13-17 arasında değişen 4 kızı kendilerine aşık edip ardından uyuşturucu maddeye alıştırarak genelevlere pazarlamak istediği iddia edilen 25 yaşındaki Yetiş Uludağ, 32 yaşındaki Yılmaz Köse ile 28 yaşındaki Lütfullah Çalıkuşu, insan ticareti ve fuhuşa aracılık etmek suçlarıyla tutuklandı. (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11412530.asp?gid=229)

Bu tür suçları işleyenlere verilmesi gereken ceza ne olmalıdır? Cevap şıkları aşağıda verilmiştir. Herkes öfkesini dindirecek şıkkı işaretlesin.

a-Kafaları taşla ezilmelidir.
b-Diri diri derileri yüzülmelidir.
c-Ayaklarından asıp, ölene kadar beklenmelidir.
d-Cımbızla etleri küçük parçalar halinde koparılarak kemiklerinden ayrılmalıdır.
e-Tenasül uzvu kesilmeli kızartılmalı ve kendine yedirilmelidir.
f-Mağdur kızların ailelerine teslim edilmelidir.
g-Falakaya yatırılıp, bir daha ayaklarını kullanamayacak hale gelinceye kadar dayak atılmalıdır.
h-Kafalarına ve bedenlerine seksen şarjör mermi sıkılmalıdır.

İSLAM DÜŞÜNCE TARİHİNDE YENİLİK ARAYIŞLARI – 3

        Hadaret/Ümran/Medeniyet üretme çabası içinde, kadim geçmişin eski bütün geleneksel yapısından, kadim geleceğin yeni bin yılına, düşüncenin yenilikçi damarlarını keşfederek, yeni bir dalgayla giriyoruz. Bu dalganın tarihi köklerini, tabiri caizse düşünce debisini ortaya çıkarmak için namüsait olan bakış açılarının ve anlamaya dönük tartışma alanlarının daha müsait hale geldiğine ve sorumluluk bilincin yeniden daha faal hale ulaştığına …

FETHULLAH HOCA HAREKETİ -2-

KULLANDIĞI DİLİN ÇAPI VE DERİNLİĞİ

Dil bahsi, varlık, hayat ve fikir bahislerinin merkezinde yer alır. Üç bahis dilin çerçevesini oluştururken (sınırlarını teşkil ederken) aynı zamanda dil bu üç bahsin muhtevasını ve keza sınırlarını tayin eder. Yumurta-tavuk problemi gibi görünen bu durum, aslında kainattaki her hadise gibi bir iklime (fizik bilimindeki “uzay” mefhumuna) ihtiyaç duyulduğunu gösterir. Burada işaret ettiğimiz çerçevelenme, (dilin merkezde ve diğerlerinin muhitte bulunması) hangi konuyu gündeme aldığımız ile ilgili olarak ontolojik değil epistemolojik mahiyet arzeder. Başka bir ifadeyle dil yerine hayat bahsini gündeme almış olsak, bu defada muhitte varlık, dil ve fikir bahisleri yer alır. Ontolojinin epistemolojiden ayrılmazlığının garip görüntülerinden biridir bu…
Kültürel bir hareketi değerlendirmek için lüzumundan fazla fikri derinliğe inmeksizin konuya devam etmek gerekirse; dil meselesi herhangi bir hareketin (mahiyetinin siyasi, içtimai, harsi olması fark etmez) en önemli vasıtalarından biridir. Vasıta mefhumunu hususiyetle kullandığımızı belirtelim. Dil, nihai tecrit noktasında vasıtadır ama muhtemelen vasıta ile esasın bu kadar birbirine yaklaştığı ve birbirinden tefrik etmenin bu kadar zorlaştığı ve birbirine bu kadar nüfuz etmiş başka bahis yoktur. Dil, vasıta olmasına vasıtadır ama sanki hedefin kendisiymiş gibi de bir özelliği vardır.

İSLAM DÜŞÜNCE TARİHİNDE YENİLİK ARAYIŞLARI – 2

İbni Haldun: “Devletler doğarlar, büyürler, ölürler. Ümran da böyledir.” der. İbni Haldun’un sosyolojik bağlamda yaptığı bedevi – hadari ayrımından kültürel anlamda yenilik – gelenek ayrımı çıkarmak mümkündür Bedevilik “kendi içinde yaşamayı, durağanlığı, var olanı korumayı”gerektirir.  Hadarilik “  şehirleşmeyi, kendi dışına açılmayı, yeni durumla ortaya çıkan sorunları çözmeyi ” gerektirir. İbni Haldun’a göre her toplum bedavet …

FETHULLAH HOCA HAREKETİ -1-

HAREKETİN FİKRİ KAYNAKLARI

Fethullah Hoca camiasının geleceğine dair öngörülerde bulunmak için, camianın mensubu olmak veya camia içinde ciddi bir araştırma yapmak veya camia hakkında istihbari bilgilere sahip olmak gereği açıktır. Ne var ki, bu üç ihtimalden hiçbiri de benim şahsımda gerçekleşmiş değildir. Buna rağmen camia hakkında öngörüde bulunmak, yazı tura atmak ciddiyetsizliğinden nasıl kurtarılabilir? Camianın faaliyetlerini kamuoyundan takip eden biri olarak ve özellikle de teorik çerçevede kalarak bazı değerlendirmeler yapmak ve öngörülerde bulunmak çabası, dikkatli bir müşahit için kısmen mümkün olsa gerek. Camiayı bir de dışardan bir gözün değerlendirmesinde ise ayrı bir fayda olacağı açıktır. Tespitlerimizin bu çerçevede kabul edilmesi gerektiğini yazının başında beyan etmeyi uygun gördük.
Fethullah Hoca camiası ile ilgili değerlendirmelere geçmeden önce, ülkemizde bulunan herhangi bir cemaat, gurup, cereyan vesaire siyasi, içtimai veya harsi yapıların değerlendirilmesinde takip edeceğimiz konuları öncelikle tespit edelim.

*Hareketin fikri kaynakları nedir ve nasıl bir fikri altyapı üretmiştir?
*Hareketin kullandığı dilin çapı ve derinliği nedir?
*Hareketin kendi içindeki münasebet tarzı ve birlikte yaşama kültürü nedir?
*Hareketin örgütlenme anlayışı ve mahareti hangi seviyededir.
*Hayatı kavrayışı ve hayata nüfuzunun derinliği nedir?
*Hayatı inşa edebilmenin fikri kaynaklarına ve tatbiki maharetine sahip midir?
*Hitap kitlesi olarak seçtiği hedef nedir?
*Ufku, cemaat veya ülke veya dünya mıdır?
*İnanç ve fedakarlığın derinliği nedir?
*Heyecan kaynaklarına sahip midir ve kesintisiz heyecan üretebilmekte midir?
*Üst kadro, stratejik düşünebilme maharetine sahip midir?

SUİKAST-KAZA GÜNLÜĞÜ (03 NİSAN 2009)

AÇIKLAMA

Günlükteki düzen şöyle; haberin başlığı, haberin özeti ve haberin internet linki… Haberin özetine okuyan kişiler, haberin tamamını okumak istediklerinde linki kopyalayıp adres çubuğuna yapıştırarak haberin orjinaline ulaşacaklardır. Böylece hem kaynak belirtme lüzumu kalmıyor ve hem de burada haberin tamamını yayınlama lüzumu…

***

Muhsin Yazıcıoğlu öldürüldü mü? İşte cevabı aranan 15 soru

Helikopter Faciasında hayatını kaybeden BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu”nun kazaya mı kurban gititği yoksa suikasta mı uğradığı sorusu bir kuşku olarak duruyor. Görünen o ki aşağıdaki soruların cevapları bulunmadığı sürece bu şüphe hep devam edecek…

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=833344&title=muhsin-yazicioglu-olduruldu-mu-iste-cevabi-aranan-15-soru

ÇAĞRI-DUYURU

SUİKAST-KAZA GÜNLÜĞÜNE BAŞLIYORUZ

Bugünden itibaren MUHSİN YAZICIOĞLU’nun geçirmiş olduğu kaza ile ilgili GÜNLÜK HABER TAKİPLERİNİ yapacağımız bir günlüğe başlıyoruz.
Yapmak istediğimiz şey, parça bilgiler arasında toplamı görme imkanına ulaşılamadığı için sıhhatli değerlendirmeler yapma imkanı bulamayan insanların ve kamuoyunun önüne bilgileri toplu olarak sunmak. Hergün medyayı mümkün olduğu kadar takip edip, konu ile ilgili tüm bilgileri yayınlamak. Haftalık olarak yayınlanmış bilgileri dosyalamak ve değerlendirmek… Aylık olarak kompozisyonlar oluşturmak…
Bir müddet sonra görülecektir ki, fevkalade bir kaynak oluşmuştur. Bu kaynaklar, hadisenin sıcaklığı geçtikten sonra değerlendirildiğinde suikast mi yoksa kaza mı olduğuna dair kanaat oluşturma imkanını oluşturacaktır.

Arkadaşlara çağrı…
Her arkadaş, sitede yayınlanan suikast-kaza günlüklerini okuyarak, kendi gördüğü eksiklikleri eklemeye çalışsınlar. Yayınlananları okusunlar ki, tekrara düşmeyelim. Tekrara düşüldüğünde ortaya çıkacak bilgi yığını sıhhatli değerlendirmeye mani olmaya başlayacaktır.

Eylemsiz

O şimdi gider, gitmenin ona en yakışan haliyle… Onun fiili gitmektir, ben kalakalırım.
Ben, duruşların -son duruşların-, bakışların -son bakışların- fotoğrafını çeker, bir ömrün can alıcı bir ayrıntısını cımbızla çeker, büyütür, büyütür, büyütürüm. Ben öyle kalakalmaların adamıyımdır, benim fiilim kalmaktır, kalakalmaktır, bakakalmaktır. Böylesine çala kalem kalırım, o öylesine harcıâlem gider.

GÜNLÜK (01 NİSAN 2009)

Birkaç gün öndeki gazetelerde vardı ama seçim telaşından yazmaya fırsat olmadı. Haber şu; ABD’de krize giren, devletten yardım aldığı halde iflasın eşiğinde dolaşan, yakın gelecekte ise iflas etmesi kaçınılmaz olan birçok büyük şirketin yönetim kadrolarının lükslerinden vazgeçmediklerine dair çeşitli haberler. Hatırladıklarımı sıralayayım…

*Şirketlerden birinin CEO su, kriz geçene kadar 1 dolar maaşa çalışacağını açıklamıştı birkaç ay evvel. Bu CEO nun 10.000.000 USD maaş ve prim aldığı ortaya çıktı.

*Şirketin birinin CEO su, “maaşımdan vazgeçerim fakat özel jetimden asla” diye açıklama yaptı.

*Şirketin birisi, personeline verdiği yüksek primden dolayı halk arasında meydana gelebilecek öfkeye karşı savunma maksadıyla personelinin sokakta hangi şirketin personeli olduğunu söylememesi ve bunu belli edecek bir alamet taşımamasını isteyen bir talimat yayınladı.