FETHULLAH HOCA HAREKETİ-3-

STRATEJİK DÜŞÜNEBİLME MAHARETİ

Stratejik düşünce faaliyeti, zamanın muhtevasını ve istikametini doğru teşhis etmeyi ve ona göre hareket etmeyi gerektirir.
Stratejik düşünce faaliyeti, zamanın akış istikametini değiştirmeyi veya akışından faydalanmayı ve onu yönetmeyi şart kılar.
Stratejik düşünce faaliyeti, sebepten neticeye doğru olan akışı, doğru tespit edebilmeyi mümkün kılar. Neticeden sebebe doğru akan düşünce basit düşüncedir. Oysa sebepten neticeye doğru akan düşünce, “kurucu düşüncedir”.
Stratejik düşünce faaliyeti, sistematik düşünce faaliyetidir veya sistemli düşünce faaliyetidir veya sistem çapında düşünebilme maharetidir. Belki de sistemi düşünebilme çabasıdır.
Stratejik düşünce faaliyeti, birbirini takip edecek olan çok sayıdaki süreci öngörebilmektir.
Stratejik düşünce faaliyeti, uçsuz bucaksız ufuk ister. Büyük ufuk, hayallerin “gerçek” haline getirilmesini mümkün kılan zihni havzadır.
Stratejik düşünce faaliyeti, mevcut “gerçeklik kavrayışının” çok ötesindedir. Mevcut imkan alanının sınırlarını zorlayan ve genellikle kıran bir zihni patlamadır.
Stratejik düşünce faaliyeti ile hayal arasında soğan zarı kadar bir sınır vardır. Ufku dar olan insanların stratejik düşünce sahiplerine yönelik ilk ithamları da zaten “hayalperest” oldukları istikametindedir.
Stratejik düşünce faaliyeti, “ıslahı imkansız olanın, imhası zarurettir” prensibini anlar ve buna göre davranır.

Kaçak

Kırkikindi yağmurları cama yaslanmıştı. Camın öbür yüzünde Arap kızı yoktu, sen uzaktaydın. Mevsim karanlığa ilerliyordu, gök kapalıydı, kırık bir mızrap içimi kurcalıyordu, yağmurdaydım.

Müthiş bir tenhalık, tek başınalık, ürperten bir yalnızlık içinde taradım boşluğu. Kimsesizdim, kimseciktim.

Ansızın onu karşımda bulunca, anladım yanıldığımı!…

GÜNLÜK (11 MAYIS 2009)

Sanatçıların bariz hususiyetleri hürriyettir. Zira sanatın bariz hususiyeti, sınırsız arayıştır. Sanat ve sanatçıyla ilgili bu yaklaşım, seküler/laik anlayışın temel yaklaşımıdır. Dolayısıyla sanatçıların otoriteye karşı isyanı, başka alanlarla iştigal eden insanların isyanından mukayesesiz daha fazla ve daha güçlüdür.
Türkiye’de bu iş nasıl olur? Aşağıda bir sanatçının! Tiyatro sahnesinde DARBE ÇAĞRISI yaptığını okuyacaksınız. Haber, Zaman gazetesinin internet sitesinde yayınlanmaktadır. Haberden sonra birkaç sorumuz var.

Tiyatro sanatçısı Ferhan Şensoy, önceki gün Eskişehir Kültür Merkezi’nde sahnelenen ‘Fername’ isimli oyunu sırasında Türkiye’nin çağdaş değerlerinden uzaklaştığını iddia ederek AK Parti hükümetine yüklendi.
Ferhan Şensoy “Daha önce yapılan 3 askeri darbe ottan bo.tan sebeplerle yapıldı. Asıl darbe yapmak için geçerli sebepler şimdi var ama darbe yapan yok. Bu ülkenin darbe vakti geldi fakat asker birşey yapmıyor. 1980’de yapılan darbe sırf Kenan Paşa’nın resim merakından dolayı yapıldı. Darbe yapacaksanız şimdi yapın” diyerek sahneden orduya seslendi.

YAŞAMIN İNCİR ÇEKİRDEKLERİ

Birçok insan kendini, çok büyük idealler, düşünceler, amaçlar, hayatlar, pratikler üzerine bina eder ve kurgular. Belki de herkesin mutlak bir “olmazsa olmazları” olmalıdır. Uğrunda ölebilecek kadar ulvi bir hedefi, değer anlayışı, gelecek yaşam kurgusu olmayan bir insandan, “ideal anlamda, varlığın yaratılış hikmetinde”, insan diye söz etmemiz hakikaten çok zor. Hedefi olmayan bir geminin rüzgârdan nasibi …

ÖNGÖRÜLER -3- KEMALİZMİN GELECEĞİ

Kemalizm’in felsefi/ideolojik olarak ne olduğu veya felsefi/ideolojik mahiyet ve kıymet ifade edip etmediği bu yazının mevzu değil. Doğrusu kemalizmin ne olup ne olmadığı hususunda bir makale yazma çabası, lüzum unsurunu ihtiva etmediği için biraz abesle iştigal gibi geliyor.
Kemalizm’in geleceği bahsini, Kemalizm’in ne olduğu bahsinden müstakil olarak incelemek kolay değildir mutlaka. Ne olduğu bilinmeden geleceğinin ne olacağına dair öngörülerde bulunmak, sıhhatli bir fikri faaliyet gibi gelmiyor. Kemalizm’in ne olduğunu izah etmek zaten geleceği hakkında da öngörülerde bulunmayı ihtiva eder. Bunun gibi geleceğine dair öngörülerde bulunmak aslında ne olduğuna dair teşhis ve tespitlerde de bulunmayı şart kılar. Bizim yapmak istediğimiz, Kemalizm’in ne olduğu ile vakit kaybetmeden geleceğine dair öngörülerimizi anlatmak. Bunu yaparken zaten “ne olduğuna dair” teşhisler kendini gösterecektir.

*Mekan cihetiyle Kemalizm’in geleceği…

Kemalizm’i Misak-ı Milli sınırları dışına çıkarmak mümkün değildir. Misak-ı Milli sınırları içinde bile ayakta tutacak kadar taraftar bulma imkanı hızla tükenmektedir.
Kemalizm, ülkemizin sınırları içinde silah zoruyla (hukukla bile değil) dokunulmaz kılındığı için siyasi bir gerçeklik ifade ediyor gibi görünse de, “zor” uygulayan silahın bir güç sınırı olduğu ve bu gücün ülkenin siyasi sınırlarının dışına çıkamayacağı vakadır.
Dünyada herhangi bir fikrin ayakta kalabilmesinin ilk şartlarından birisi, belli bir coğrafyaya sıkıştırılmamış olmasıdır. Fikir, dünyanın her bölgesine nüfuz edebilmenin teorik kaynaklarına sahip olmalıdır. Eğer muayyen bir coğrafyaya sıkışması kaçınılmaz ise, bu coğrafyanın kafi derecede büyük olması şarttır. Dar bir coğrafyaya hapsolmak, varolabilmeyi veya varlığını idame ettirmeyi imkansız kılar.

DEHANIN MÜSLÜMAN OLMUŞ HALİ-NECİP FAZIL-

İman, insanın ufkunun müntehasında başlar. Ufkun içi imana konu değildir. Zira ufuk alanı idrak edilebilir alandır. İdrak edilebilir alan (genellikle) akıl alanıdır. Dehaların zor inanmalarının sebebi, ufuk çizgilerinin diğer insanlardan uzakta olmasıdır. Herhangi bir iman sistemi dehanın ufkunu ihata edemediğinde dehanın o sisteme (dine, ideolojiye) iman etmesi kabil değildir. Dehanın ufkunu ihata edebilmek, muhteva cihetiyle olduğu gibi üslup cihetiyle de olmalıdır. Her ne kadar üslup cihetiyle olması şart olarak ileri sürülemese bile, dehanın iman sistemine muhatap olması, beyandaki üslup ile kabildir. Normal zekânın beyanı (ifadesi), dehanın ufkunu ihata edecek muhtevayı taşıma kudretini haiz olmadığı için dehayı o sisteme sevk etmez.