Aylık arşivler: Kasım 2009

KALDIRIMLARI CAMLA KAPLAMAK

                        KALDIRIMLARI CAMLA KAPLAMAK

 

            Sırça saraylardan müteşekkil şehirler inşa etmek masallık bir iş mutlaka ama mevcut şehir anlayışına mahkum olmak zorunda da değiliz. Medeniyet kavrayışının olmamasından kaynaklanan ve kapitalizmin de kötü bir uygulamasına kapılmış ülkemizde şehirleşme anlayışı hakkında ne kadar tenkit yapılsa azdır. Mevcut şehirleşme anlayışına yöneltilebilecek sayısız tenkidin listesini yapmaktan ziyade bir teklif üzerinde durmayı tercih ettik.

 

            Yazının başlığı olan “kaldırımları camla kaplamak” düşüncesi, sırça saraylardan mürekkep bir şehir inşa etme tedaisi doğursa da pratikte mümkündür.

  KALDIRIMLARI CAMLA KAPLAMAK yazısına devam et

KEMALİST TABULAR VE ÜLKENİN UFKU-2- ÜNİTER DEVLET TABUSU

                        KEMALİST TABULAR VE ÜLKENİN UFKU -2-

 

ÜNİTER DEVLET TABUSU

 

            Üniter devlet tabirini ülkeye yerleştiren temel saik, Kürt hareketlerin federal devlet talepleri oldu. Her şeyle ilgili ucuzculuk “üniter devlet” konusunda da kendini gösterdi. Hiçbir konunun fikri temelleri tartışılmadan batıdan kötü bir taklitçilikle ülkeye taşınmasındaki hastalık, üniter devlet bahsinde de kendini gösterdi.

            Batıdan ülkeye taşınan ve felsefi çerçevede ne manaya geldiği hiçbir zaman tartışılmayan siyasi konular ülkeye pahalıya patlıyor. Ülkedeki herhangi bir siyasi hareketin güçlenmesi ile meydana gelen rejime karşı siyasi tehdit, batıdan taklit yoluyla aparılan ve izahı yapılmamış hangi konuya denk geliyorsa, o konudaki rejim hassasiyeti artmıştır. Hiçbir teorik tartışmadan kaynaklanmaksızın, pratiğin bazı itelemeleri neticesinde, Kemalist siyasi sistemin olur olmaz noktalara “hassasiyet yığınağı” yaptığına şahit oluyoruz.

KEMALİST TABULAR VE ÜLKENİN UFKU-2- ÜNİTER DEVLET TABUSU yazısına devam et

BİR AKŞAMÜSTÜDÜR-Ahmed ARİF

BİR AKŞAMÜSTÜDÜR


Bir akşamüstüdür şarabî
Bahçeler ve dağlar üzre hükümran;
Tam dünyayı dolaşmak saatindesin.
Ay ışığı su içer birazdan.
Kızarmış kalçalarını çanlar
Alabildiğine vurur.
Sen çocuk tulumunda
Matbaa mürekkebi
Rüsva olmuş ellerinin emeği,
Manşetlerde kilometre kilometre yalan
Sallanır durur.

Bir akşamüstüdür katil, muhteşem
Alıp götürmüşler dost dediğini
Almış rüzgârlar içini,
Ümide benzer, sevdaya benzer…
Soğuk bir namludur kör ve pusuda
Ense kökünde zulüm,
Ve sermiş cânım sofrasını dört başı mâmur
Burnun dibine hürriyet.
Seviyorum mümkün değil;
Aranızda kurşun, yasak bölge var
Sen genç, sevdan ölünecek kadar güzel
Kanunu yapanlar ihtiyar.

AHMED ARİF