Aylık arşivler: Mart 2010

EŞEK MİTİNGİ VE SORUMLULUK BİLİNCİNDE İSYAN AHLAKI

Bir haber: Belediye kaybolan eşeği kamuoyu baskısıyla buldu. Ayrıntılar ise şöyle: “Giresun Hayvanları Koruma Derneği’nin, Bulancak ilçesinde başıboş gezerken, bir vatandaşın haber vermesinin ardından bulunarak belediyeye teslim edilen eşeğin kaybolduğu iddiasıyla yapmayı planladığı ve ”Zavallı Eşeğe Ne Oldu?” adı verilen eylem, eşek bulununca iptal edildi.

Adını Kadife koydukları eşeğin belediyenin yerleştirdiği ahırdan bırakılması karşısında dernek yetkilileri şu açıklamayı yapıyor: “Bunu öğrendikten sonra sessiz kalmadık. Gazetemizin çıkan her sayında belediye yetkililerine eşeğin akıbetini sorduk. Yine netice alamadık. Bunun üzerine eylem kararı aldık. Bugün burada eylem yapmayı planlıyorduk, ancak dün akşam belediye telefon santralinde görevli bir memur eşeğin bulunduğunu söyledi. Buna yine de sevindik. Şimdi burada eylem yerine basın açıklaması yapıyoruz. Ancak eşeğin hayati tehlikesi hala sürmektedir. Çünkü yaklaşık 20 gündür kayıp olan, akıbeti bilinmeyen ve daha sonra ortaya çıkarılan zavallı eşeğin, bu basın açıklamasından sonra yine kaderine terk edileceği endişesini yaşıyoruz.” EŞEK MİTİNGİ VE SORUMLULUK BİLİNCİNDE İSYAN AHLAKI yazısına devam et

ÖTEKİLEŞTİRME NEDEN ENGELLENEMEZ

ÖTEKİLEŞTİRME NEDEN ENGELLENEMEZ

İnsanların bir dünya görüşü olur, buna bağlı olarak bir ahlak anlayışı bulunur, buna bağlı olarak bir hayat tarzı oluşur. Varlığı, insanı ve hayatı nasıl anladıkları, nasıl anlamlandırdıkları dünya görüşleri çerçevesinde belirlidir. Hayat çerçeveleri, hayat alanları, hayatlarının aktığı mecralar bilinebilir açıklıktadır. İnsanlarla münasebetlerinde veya vakıalar karşısındaki tavırlarında, tahmin edilebilirlik çerçevesinin dışına çıkmazlar. Zira dünya görüşleri (kısaca ahlakları) hayatlarını nasıl yaşayacaklarını umumi çerçevesiyle tayin etmiştir. Bu durum aynı zamanda “itimat edilebilir insan” tipini ortaya çıkarır. İnsanın hangi hadise karşısında hangi tepkiyi vereceğinin aşağı-yukarı bilinebilir olması, o insanın şahsiyet sahibi olduğunu gösterir. Şahsiyet sahibi olmak, ahlak sahibi olmaktır. Ahlak sahibi olmak, dünya görüşünün bulunduğunu gösterir. ÖTEKİLEŞTİRME NEDEN ENGELLENEMEZ yazısına devam et

GÜNDEMİ BELİRLE-N-MEK

Yazar Haki DEMİR, bir yazısında : “Kişilik, insanın kendini hayatın tabi seyrine ve çalkantılarına bırakması halinde içinde yaşadığı hayat ile mizaç hususiyetlerinin harmanlanmasından meydana gelebilir. Fakat kendine ve hayata müdahale etmeyen insanda şahsiyet oluşmaz ve gelişmez.”der.

Bazen oluşturduğumuz, kurduğumuz hedeflediğimiz şeyler, çok küçük ve basit hatalar yüzünden yerle bir olabilir. Bir ömür boyunca oluşturduğunuz imajınız hiç beklemediğiniz bir anda sarsılabilir. GÜNDEMİ BELİRLE-N-MEK yazısına devam et

DİKKAT…

Zaman gazetesinin internet sitesinde bir haber… Mutlaka her müslümanın okuması lazım. Bir deniz yarbayının yüzbaşı rütbesindeyken hazırladığı bir “tez” yayınlanmış. Tez’in konusu, irticaa…
Türkiye’deki tüm Müslümanları aynı kefeye koymuşlar. Radikali ve ılımlısıyla, siyasi partisi ve vakıflarıyla, cemaatleri ve tarikatlarıyla tüm Müslüman unsurları ve gurupları hedef almışlar ve hiçbirini ayırmamışlar.
Neyi anlatmaya çalışıyorum. Onlar Müslümanların tamamını aynı tehlike çerçevesi içinde düşman görüyorlar. Öyleyse Müslümanlar nasıl oluyor da birbirlerine husumet besleyebiliyorlar?
Müslümanların tamamına karşı mücadele etmekten bahsediyorlar. Hem de kanundışı faaliyetleri de kullanmak suretiyle. Acımasız bir mücadele yürütülmekten bahsediyorlar ve Müslümanları ve “tarihin acı hatıraları arasına gömmeyi” düşünüyorlar.
Müslümanların birbirine karşı husumet beslememesi, itikadi bir lüzum. Bu teorik gereklilik gözden kaçırılmamalı. Bununla beraber içinde yaşadığımız zaman dilimi, tüm husumetlerin ortadan kaldırılmasını stratejik gereklilik haline getirmiştir. Müslüman gurupların birbiriyle herhangi bir hesaplaşması varsa (olmamalı mutlaka ama varsa bile) bunu ertelemeli.
Müslümanlar şu konuyu şuurlaştırmalıdır. Bir Müslüman, bir Müslüman’a karşı mücadele etmek için kafirlerle ittifak ve işbirliği yapamaz. Yazının link i aşağıdadır.

http://www.zaman.com.tr/multimedya.do?tur=foto

TEVHİT İKTİSAT CEMİYET

TEVHİT İKTİSAT CEMİYET

Tevhidi anlayışa sahip olmak, birçok problemi kaynağında çözme imkanını bahşediyor. Tevhit anlayışı, “merkezi hayat” kavrayışına mehaz teşkil ediyor. Merkezi hayat, “nizami hayatı” ilzam ediyor veya hayatın nizamını tesis ediyor. Tevhit, hayatın muvazene amili olduğu için “tevhidi anlayış”, hayatı tanzim etme maharetini kazandırıyor.

Tevhitte tecrit, tevhidin hakikatine ulaşmak için esastır. Tevhitte tenzih, tevhitteki tecrit faaliyetinin sıhhati için şarttır. Tecrit ve tenzih, “vacib-ül vücud”a ulaşmanın iki kanadıdır. Varlığı vacip olanı tanımadan varlık insan ve hayat bahislerindeki tüm idrak faaliyetleri nakıstır, illetlidir. TEVHİT İKTİSAT CEMİYET yazısına devam et

ŞU DURSUN ÇİÇEK HADİSESİ

ŞU DURSUN ÇİÇEK HADİSESİ

Dursun Çiçek, deniz albay, genelkurmay karargahında görevli… Başka bir özelliği var mı? Bilmiyoruz, merak ettiğimiz de zaten o….

Dursun Çiçek’in suçu neydi? “İrtica ile mücadele eylem planı” veya “Akparti ve Fethullah Gülen’i bitirme planı” olarak nam salan çalışmanın başındaki adam… Bu planın neler ihtiva ettiğini internet arşivinden hatırlamak kabil. Benim anlamakta zorlandığım ve merakımı gıdıklayan konu, bu adamın bir tür “dokunulmazlığının” olduğu. ŞU DURSUN ÇİÇEK HADİSESİ yazısına devam et