Aylık arşivler: Mayıs 2010

KAHRAMANLAR

KAHRAMANLAR
Gazze deniz seferi başladı. Kahramanlar yola çıktı. Sefere katılmayan birinin bu konuda söyleyeceği ne olabilir? Sefere katılmamak için mazeret aramak gerekirse, binlercesinin bulunacağı malum. Fakat sefere katılmayanların en azından mazeret arama yüzsüzlüğüne düşmemesi gerekir.
Sefere hakikaten mecburi sebeplerle katılamamış olanların da şunu bilmesi lazım, böyle bir “manevi sefere katılmak nasip değilmiş”. Nasip olmaması bile başlıbaşına büyük bir mukayese farkı ortaya çıkarır. Bedir gazvesine katılan sahabenin ömrü boyunca övülmüş olmasını hatırladıkça, katılamayanların sebebi ne olursa olsun, katılanlardan bir adım geride kalacakları kabul edilmelidir. Özellikle de katılamayanların bizzat kendilerinin bunu kabul etmesi lüzumu açıktır.
Bu sefere katılmamış birisi olarak, katılanların tamamını kendimden en azından bir adım önde kabul ediyorum.
İnsanların önüne öyle fırsatlar çıkar ki, değerlendirebilenler sanırım tüm ahiretlerini bir hadisedeki tavır ve davranış, hareket ve gayretleriyle kurtarırlar. İmanın sabit kaldığı ihtimal için söylüyorum, Allah, Gazze deniz seferine katılanların ahiretlerini teminat altına almış olmalıdır. (Bunu hüsnü zan ve dua olarak kabul edin). Biliyorum ki, günümüzde yapılabilecek en anlamlı iş, Gazze deniz seferine katılmaktı.
***
Gazze’nin manası nedir? Yeryüzünde bazı mekanlar vardır, Allah o mekanlarda bir başka tecelli eder. Mekandaki tecelli, orada yaşayan insanlara rahmet olarak iner. Oralar, dünyadaki cennettir. Günümüz dünyasındaki nadir cennet bahçelerinden birisidir, Gazze…
Niye cennet bahçesidir Gazze? Bir yer düşünün dünyada… O yerde yaşamanın hiçbir dünya menfaati bulunmasın… O yerde yaşamak için insan nefsinin hiçbir gerekçesi kalmasın… O yerde ikamet etmenin hiçbir geleceği olmasın… Peki ne olsun? O yerde yaşamanın sebebi, sadece Allah rızası olsun… O yerde yaşayabilmek için sadece Allah’a inanmak ve O’na itimat etmekten başka bir ihtimal bulunmasın… Yeryüzündeki güçlerin yardım etme ihtimali birçok sebeple sıfıra yakın olsun…
Bunlardan mı ibaret… Hayır… KAHRAMANLAR yazısına devam et

TECRİTTEN MEKTUPLAR-II İÇBÜKEY- ÖMER KARAYILAN

TECRİTTEN MEKTUPLAR-II

İÇBÜKEY

Akşam…Hücreme ay düşüyor.

Kaç bahardır hücremden seyrettim yağmuru. Yağmur diye bir şey var idiyse, o mutlaka benden bir parça olmalı diye düşündüm. Kopan parçalarımla uğunan, arınan, arıtan… Aşk diye bir şey olduysa bir zamanlar, benden buharlaşıp yağmura ulaşan, yağmuru tamamlayan, yağmuru rahmete çeviren bir simyaydı.

Akşam…Ay penceremin demirlerini alıp, hücremin betonuna resmediyor. Yakınlar uzaklaşıyor, uzaklar yakına geliyor. Hafızam bulanıklaşıyor, kendime yeni bir milat arıyorum. TECRİTTEN MEKTUPLAR-II İÇBÜKEY- ÖMER KARAYILAN yazısına devam et

KÜÇÜK ADAMLARIN BÜYÜK SÖZLERİ

Hayattaki en ilginç tezatlardan birisi, insanların ruhi ve akli müktesebatlarına muadil söz söylememeleri… Ya “küçük adamlar” “büyük sözler” sarfediyor veya “büyük adamlar” “küçük sözler” söylemek mecburiyetinde kalıyor. Birinci ihtimaldeki ıslah olmaz bir ukalalık, ikinci ihtimaldeki ise muhatabın seviyesine inme ihtiyacı. Birinci ihtimal akılsızlığın alameti farikası, ikinci ihtimal ıstırabın zirvesi. KÜÇÜK ADAMLARIN BÜYÜK SÖZLERİ yazısına devam et

CHP’NİN AHLAK DEKLARASYONU

Türkiye’de farklı hayat tarzlarından, farklı felsefi inanışlardan (veya anlayışlardan) bahsedilir ama bunların neler olduğu, çerçeveleri, sınırları, kuralları kısaca “ahlak anlayışı” bilinmez. Ülkedeki fikir ucuzculuğu, temel meselelerin konuşulmasına hiçbir zaman imkan tanımaz ve geçit vermez. Mesela sosyal demokratlar veya genel ifadeyle solcular hangi ahlak anlayışına sahiptir, bilinmez. Mesela Kemalistler, laikler, batılılaşmış olanlar vesaire bir hayat tarzına sahip olduklarını söylerler ama bunun bir ahlak anlayışı gerektirdiğini bilmezler anlamazlar ve beyan etmezler. Ne yaparlar? Sadece birilerini (ki bunlar genellikle Müslümanlar) sürekli eleştirirler. CHP’NİN AHLAK DEKLARASYONU yazısına devam et

MÜSLÜMANLARDA SİYASİ ANLAYIŞ ZAFİYETİ

Müslümanların siyasi tenkit, tespit ve tekliflerini demokrasi üzerinden yapmaya başladıkları ve bunun yaygınlaştığı görülüyor. İslam’ın bir dünya görüşü olduğu, bu dünya görüşünün siyasi sistemi de ihtiva ettiği bilinmesine rağmen, siyasi düşüncelerini demokrasi üzerinden üretmeleri, nasıl değerlendirilmelidir? Demokrasinin temel siyasi kabul haline getirilmesi kaçınılmaz olarak sekülerleşmeye davetiye çıkarmaktır. Müslümanların sekülerleştiğini iddia etmek mümkünse de ağır bir tespit olur. Sekülerleşmenin dışında bir ihtimal aramak daha insaflı olmalı. MÜSLÜMANLARDA SİYASİ ANLAYIŞ ZAFİYETİ yazısına devam et

ZEKİ VE AHLAKSIZ OLMAK

Zeki olmak, ahlaklı olmayı gerektirmiyor. Zira zekanın kural talep eden bir mahiyeti yok. Kurallarla zaten arası iyi olmayan ve hürriyet tutkunu olan zeka, davranış kalıplarını üretmek için hiçbir faaliyette bulunmaz. Fakat akıl, zekanın aksine ahlakı talep eder, üretir, ihtiyaç duyar. Bu sebeple en tehlikeli insan türü, zeki ve ahlaksız olanlardır. Başka bir ifadeyle zeki ve akılsız olanlar… Zeki ama aklını ahlakı üretecek ve yaşayacak noktada kullanmayanlar… Veya zekasını ahlak ile zapt altına almayanlar… ZEKİ VE AHLAKSIZ OLMAK yazısına devam et

ANAYASA MAHKEMESİNE MİLYONLUK PROTESTO

Zulmün tarifinin dahi doğru yapılamadığı bir “fikir ikliminde” yaşıyor olmak ıstırap verici. Zulmün polis veya asker marifetiyle yapılan haksızlık zannetmek, zulüm ile haksızlık arasındaki farkı izah etmeyi imkansız kılar. Zulüm, hukuk marifetiyle yapılan sistematik haksızlıklardır. Çünkü polis veya askerin yaptığı haksızlıkları düzeltecek olan hukuk ve yargıdır. Eğer bir ülkede hukuk ve yargı, sistematik haksızlık yapmak üzere inşa edilmişse, asker ve polisin yaptığı haksızlıkların çözüm merci yok demektir ki zaten bu durumda asker ve polis haksızlık yapmamakta sadece kanunun gereğini yapmaktadır. ANAYASA MAHKEMESİNE MİLYONLUK PROTESTO yazısına devam et