Aylık arşivler: Eylül 2010

EN VİCDANLI YAHUDİNİN “YAHUDİLİĞİ”

Konumuz, Taraf Gazetesi yazarlarından Roni Margulies… “Dünyayı Yahudi güdüyor” başlıklı 22.09.2010 tarihli yazısı… Yazının başlığı, aynı zamanda, Üstad Necip Fazıl’ın bir yazısının başlığı… Roni de zaten Üstad’ın o yazısını tenkit için bu başlığı kullanmış.
Yazımıza sakin bir giriş yaptık ama bu durum, iç dünyamızda nükleer patlamalar olmadığı manasına gelmez. Sadece akl-ı selimimizi kaybetmeden tenkidimizi yapma çabasındayız. Doğrusu sükûnetimizi ve akl-ı selimimizi kaybedecek bir durumla karşı karşıya olduğumuz aşikar. Lakin insana akıl, en çok öfkelendiği zaman lazım. Sükûnetimizin sebebi bu… EN VİCDANLI YAHUDİNİN “YAHUDİLİĞİ” yazısına devam et

İslam Devletinde Riyaset ve Hz. Ebubekir (RA)

İslam’da her bahsin misalinin Hz. Risaletpenah (SAV) olduğu hakikat… Fakat bu hakikatin anlaşılmasında bazı problemlerle karşılaşıldığı da bir vaka…
İki Cihan Serveri, din vazetmiştir. O’nun ağzından çıkan her söz, halinden sadır olan her fiil, dini inşa eder. Dinin yeryüzündeki kaynağı O’dur. Bu sebeple sahip olduğu tüm makamlar, Risalet makamı tarafından ihata ve ihtiva edilmiştir. Risalet makamı, diğer makamların tamamını görünmez kılar. Çünkü Risalet vazifesi, her şey mukaddemdir ve varlığının “merkezi manasıdır”. İslam Devletinde Riyaset ve Hz. Ebubekir (RA) yazısına devam et

CHP’NİN ZAMAN İLE KAVGASI

Bir dünya görüşü veya hayat tarzının zaman ile irtibatı, üç ihtimalden birinde gerçekleşir. Zaman ile paralel gitmek, zamanın dışında olmak ve zamanın gerisinde kalmak…
Zaman ile paralel gitmek iki ihtimallidir. Zamanın muhtevasını doldurmak veya zamana paralel gidebilmek… Zamanın muhtevasını doldurmak, dünyanın önünde gitmektir ve zamanı tayin etmektir. Zamana paralel gidebilmek ise zamanın akış hızına uygun bir fikri üretim yapabilmek ve üretilen verimleri tatbikata geçirebilmektir. CHP’NİN ZAMAN İLE KAVGASI yazısına devam et

Darbecileri Yargılamamak Hukuku Katletmektir

Darbeciler yargılanabilir, yargılanmalıdır. Hukuk (dikkat kanun değil, hukuk) buna amirdir. Darbeciler hakkında soruşturma açmayan her savcı, onları yargılayıp ceza vermeyen her hâkim, suç işlemiş olacaktır. Darbecilerin işledikleri suçlar “takibi şikayete bağlı suçlardan” olmadığı için şikayet gerekmeksizin darbeciler için soruşturma açılmalı ve yargılanmalıdır. Buna aykırı davranan yetkili savcı ve hâkimler, darbecilerin işledikleri toplam suç kadar suç işliyor olacaklardır.
Önce konuyu teşhis edelim. Darbecileri Yargılamamak Hukuku Katletmektir yazısına devam et

Aldırmayın Yorumlara Tüm İşkence Failleri Yargılanabilir

Anayasanın geçici 15. maddesinin kaldırılmasıyla ilgili olarak birçok hukuki netice ortaya çıkacak. Bunların her birini bir yazıda incelemeye çalışacağız, bu yazıda hususen “işkence” suçları ve suçlularını inceleyeceğiz.
Darbe kadrolarının yargılanamayacağı düşüncesinde olanların gerekçelerinden birisi, geçici maddenin o dönem için “hukuki muafiyet” meydana getirdiği iddiasıdır. Muafiyetten dolayı madde ilga edildiği bu günkü durumda bile yargılama yapılamayacağı söyleniyor Aldırmayın Yorumlara Tüm İşkence Failleri Yargılanabilir yazısına devam et

YUH DÜCANE CÜNDİOĞLU

Dücane Cündioğlu’nun 5 Şubat 2010 tarihli taraf gazetesinin 20 sorusuna verdiği cevapları bir vesileyle öğrendim. “Ah keşke öğrenmeseydim” diyeceğim fakat mesuliyet hissim sahadan kaçmaya müsaade etmiyor. Konu o zaman tartışılmış fakat ben atlamışım. Nasıl bir dönemime denk geldi hatırlamıyorum ama muhtemelen yoğun bir dönemime rastlamıştır.
Cevapları problemli olan iki adet soru var. 9 ve 20. sorular… Tartışmalar da galiba 9. Soru ile alakalı olarak yaşanmış. Lakin 20. soru 9. sorudan daha az vahim değil…
Bir de, muharririmizin, bu bahis etrafında oluşan tartışmaya cevap olarak yazdığı ve Yeni Şafak gazetesinde 27 Şubat 2010 tarihinde yayınlanan yazısı var. Savunma (veya ithamlara cevap) yazısı diyebileceğimiz bu yazı ise tam olarak “mazereti kabahatinden büyük” vecizesinin pratik misalini veriyor. YUH DÜCANE CÜNDİOĞLU yazısına devam et

İSLAM’A RAĞMEN İYİ DOĞRU GÜZEL ÜRETMEK

Türkiye’deki batılılaşma macerası, batıda üretilmiş bulunan metinlerin birebir tercümesinden ibaret olarak anlaşılmış ve bu anlayış (anlayışsızlık) üzerinden yürütülmüştür. Cumhuriyetin ilk yıllarında mevzuatın tercümesi ile başlayan ve dolayısıyla Kemalizm’in de aslında “tercüme bürosu” gibi çalışmasını temin eden “batılılaşma”, tercüme hatalarındaki aksak ve yanlış metinlerin dahi kutsallaştırılmasına sebep olmuştur. Türkiye’de Kemalizm de dâhil olmak üzere batıdan beslenen tüm felsefi, siyasi ve ideolojik cereyanların “tercüme bürosu” dışında başka bir fonksiyon üstlenebildiklerini söylemek mümkün değildir ve aksini iddia edenlerin bunu ispat etmesi gerekir. İSLAM’A RAĞMEN İYİ DOĞRU GÜZEL ÜRETMEK yazısına devam et

UHUT GAZASI MÜZAKERELERİ VE REFERANDUM

Müşrik ordusunun Mekke’den Medine’ye doğru hareket ettiği bilgisi geldiğinde nasıl bir strateji tatbik edilmesi gerektiği müzakere edilmişti. Bu hadiseyi tüm Müslümanlar bilir… Hz. Risaletpenah’ın (SAV) rey’i, Medine’de kalıp savunma savaşı yapmak istikametindeydi ve bunu izhar etmişlerdi. Lakin sahabelerin bazıları (özellikle de gençleri) sahaya çıkmak ve meydan muhaberesi yapmak istikametindeki bir görüş beyan ettiler. Bunun sebepleri malum; Bedir muharebesine katılmayan genç Müslümanların (sahabelerin), Bedir şehit ve gazileri için beyan edilen iltifat ve ihsanlara nail olmak arzusu ve iştiyakıydı. Özünde, Allah rızasına yüksek seviyede nail olma niyeti olduğu aşikârdı. UHUT GAZASI MÜZAKERELERİ VE REFERANDUM yazısına devam et

Gaibe İman ve Hz. Risaletpenah’ın (SAV) İmanı

Mümin gaibe iman eder. Zira Allah’ı, ahreti (cennet ve cehennemi), melekleri, kaderi ve daha birçok bahsi edilen varlığı görmemiştir. İmanın merkezi olan Allah’ı görmemiş olması ve bu dünyada (ve tabi ki bu hayatta) görmeyecek olması, gaibe iman ettiğini göstermeye kafidir.
İmanın manası ve kıymeti zaten gaibe yönelmiş olmasıdır. İnsanın gördüğünü bilmesi ve birçok varlık için de anlaması mümkün olduğu için, bilmek ve tanımak kafi gelecektir. İman ise bilgisine nispeten sahip olunan varlıkların çok zaman mahiyetine ve her zaman da hakikatine ulaşamadığı halde “ruhi yönelişi” ifade eder. Gaibe İman ve Hz. Risaletpenah’ın (SAV) İmanı yazısına devam et

Tekilhaber Sitesi İle İlgili Zaruri Bir Açıklama

TEKİLHABER SİTESİ İLE İLGİLİ ZARURİ BİR AÇIKLAMA
Dücane Cündioğlu ile alakalı iki tenkit yazımız muhtelif web sitelerinde yayınlandı. Yazıların her ikisi de ciddi tenkit konuları ihtiva ediyordu. “Bilmek varetmektir” ve “yaratılan da aynı zamanda yaratandır, kaçınılmaz olarak” ifadeleri, maalesef Müslüman bir fikir adamı için altından kalkılmaz bir sabıka olarak Dücane Cündioğlu’nun müktesebatında duruyor.
“Ah şu Dücane Cündioğlu” başlıklı ikinci yazıya gelen tepkiler, Dücane Cündioğlu’nun müktesebatındaki mezkur iki bahisle ilgili hiçbir savunma, fikir, tespit ve tenkit ihtiva etmeksizin şahsımıza yönelik hakaretler şeklinde cereyan etmiştir. Ciddi birer tenkit bahsi olarak yukarıdaki meseleler orta yerde dururken, hakaretlerden ibaret tepkiler, tam bir “tetikçilik” misyonu ile gerçekleştirilmiştir. Tekilhaber Sitesi İle İlgili Zaruri Bir Açıklama yazısına devam et