Aylık arşivler: Kasım 2010

ABD, KAĞITTAN KAPLAN

Wikileaks internet sitesi tarafından yayınlanan (site çökertildiği için gazetelere yaptığı servisle kamuoyunun önüne gelen) belgeler bir anda tüm dünya gündemini işgal etti. Hadise enteresan… Neresinden bakılırsa bakılsın, dünyadaki değişimin ipuçlarını veriyor.
Amerikan ordusundaki bir askerin, ordu ve dışişleri bakanlığının kullandığı müşterek ağdan bilgi ve belgeleri kopyalayıp Wikileaks internet sitesi yönetimine ulaştırması, bilgi ve muhabere emniyetinin sağlanması konusundaki zafiyeti gösteriyor. En kıymetli malzemenin “bilgi” olduğu çağımızda, en gelişmiş emniyet tedbirlerinin de bu alanda olmasını gerektiriyor. Ama Amerika, haberleşme emniyetini sağlayamıyor. ABD, KAĞITTAN KAPLAN yazısına devam et

MİLYONLUK KATSAYI…

Katsayı meselesi bu ülkede, 28 şubat sürecinin eseri zannediliyor. Yanlış… Kemalist rejimin kuruluşundan itibaren “katsayı” meselesi siyasi, hukuki, iktisadi ve içtimai hayatın ta merkezindedir. Kemalist rejimin özü, katsayılıdır. Baştan başlayalım…
Saltanatı kaldırıp cumhuriyet ilan ettiğinizde, tabi olarak yapmanız gereken, çok partili serbest seçime gitmektir. Halk hangi partiyi ve milletvekillerini (bağımsızlarda dahil) seçerse, teşri (yasama) meclisi ve idare heyeti o istikamette şekillenir. Normal olan budur… Fakat Kemalist irade, halkın reyine itimat etmediği ve zaten de itimat etse kendisi seçilemeyeceği için, halkın ağırlığını dengelemek için, karşı ağırlığın başına “katsayı” eklemiştir. Atatürk ve İnönü dönemindeki katsayı, “tek parti” katsayısıdır. Başka hiçbir düşünceye parti kurma imkanı vermeyerek, “iktidar tekeli” oluşturmak, tüm milletin karşısına konulan “büyük katsayı”dır. Tüm milleti karşınıza aldığınızda, çok büyük bir katsayıya ihtiyacınız olduğu aşikar… MİLYONLUK KATSAYI… yazısına devam et

İktisadi Kriz-5- Doların Anavatanına Dönüşü

Doların baskı maliyeti ile elde ettiği alım gücü sayesinde zengin olan bir ABD var karşımızda. İlim ve teknolojide ileri olduğu doğru ama bunu bedava para ile gerçekleştirdiği de doğru. Yani maliyeti sıfıra yakın olan dolar basımından elde ettiği mukayesesiz yatırım fonlarını, ar-ge gibi alanlarda kullanmak kolay. Diğer tarafta halkının açlığı ile boğuşan ülkelerin üniversitelere ve ar-ge alanlarına yatırım yapabilmek için ne kadar büyük fedakarlıklara katlanmak zorunda olduğu malum.
ABD deki dolar emisyonundan çok daha fazlası, ABD dışında ve genellikle de gelişmekte olan ülkelerde bulunuyor. ABD dışındaki dolarların ABD’ye dönmesi, ABD için tam bir felaket olur. Maliyetine bastığı dolarla karşılıksız yüksek alım gücüne sahip olan ABD, doların anavatanına dönmeye başlaması halinde ters denklemle karşı karşıya kalacak. Doların anavatanına dönmesi demek, ABD’nin, bir kağıt parçasına karşılık mal ve hizmet vermesidir. Kağıt parçası ile mal ve hizmet alan ABD, kağıt parçası karşılığında mal ve hizmet vermeye başladığında ne olur? İktisadi Kriz-5- Doların Anavatanına Dönüşü yazısına devam et

Nihai Zafer Dilde Gerçekleşir

Fikri ve siyasi mücadelelerin en yoğun yaşandığı alan, dildir. Dil, tarafların anlam dünyalarını oluşturduğu için, geri çekilecekleri en son mevzidir. Dilde gerileme başladığı zaman, mücadelenin nihai safhasına, son savaşa girilmiş demektir.
Fikri ve siyasi gurupların cepheye ilk sürdüğü ve savaşın sonuna kadar ağır meydan muharebelerinin yaşandığı alandır, dil… Kuvvetler çatışmasının tamamı, yekun olarak bakıldığında anlam dünyalarının savaşıdır. Taraflar, kendi anlam dünyalarının, hayatın altyapısını oluşturması için mücadele etmektedir. Rakiplerin, anlam dünyalarını bırakmaları, mücadelenin bittiğini gösteriyorsa, savaş anlam dünyalarının savaşıdır. Öyleyse zayıflayan taraf, mukavemet güç ve ümidi olduğu müddetçe, “dil”inden vazgeçmeyecektir. Nihai Zafer Dilde Gerçekleşir yazısına devam et

DÜNYA-AHİRET MUVAZENESİ

DÜNYA-AHİRET MUVAZENESİ

İslami hayatın temeli, dünya-ahiret muvazenesidir. Çok yaygın olan bu bilginin anlaşıldığı zannı da keza çok yaygındır. Dünya-ahiret muvazenesi ifadesi, tek bir muvazenenin varlığına işaret edermiş gibi anlaşılmaktadır. Hayat, aynı konuda ve aynı unsurlardan çok sayıda muvazene kurulabildiğini gösteren tecrübelerle doludur. Dünya-ahiret muvazenesi de bu kaideye tabi olarak, birçok çeşide sahip olabilmiştir. Bu nokta konunun anlaşılmasını zorlaştırmaktadır.

Dünya-ahiret muvazenesinde, muvazene amilinin hangisi olduğu hususu, farklı muvazeneleri mümkün kılar. Muvazene amili (bir manada ağırlık merkezi) ahiret olduğunda ortaya çıkan muvazene ile dünya olduğunda ortaya çıkan muvazene birbirinden farklı kompozisyonlar üretir. Her ikisinde de muvazenenin kurulmuş olması, İslami hayatın inşa edildiğini gösterir. Bu iki ihtimali birbirinden tefrik etmenin zorluğu, her iki durumda da muvazenenin kurulmuş olmasıdır. DÜNYA-AHİRET MUVAZENESİ yazısına devam et

Kemal Kılıçdaroğlu mu o da kim

Ülkedeki siyasi mecralar 1980 darbesi ile inkıta uğradı. Darbeden sonra kurulmasına müsaade edilen siyasi partiler, yeni ve suni siyasi mecralar oluşturma çabasıydı. Askerlerin, emirle yatıp emirle kalkmak parantezine mahkum olan hayat anlayışlarını, siyasete de tatbik etmek istemeleri, 1986 yılına kadar sürmüştür. Devlet hayatı dikkate alınırsa, yatsıya kadar bile sürmemiş bir hamledir.
Darbe çetesinden icazetli Halkçı Parti ile başlayan, 1987 yılındaki referandumdan sonra kendi tabi mecrasına dökülen sol, SODEP ile siyasi hayata girdi. İcazetli olan Halkçı Parti genel başkanı olan Necdet CALP’in hemen arkasından Aydın Güven GÜRKAN genel başkan oldu. SODEP ile Halkçı Partinin SHP ismi altında birleşmesi ile genel başkanlığa Erdal İNÖNÜ geldi. Erdal İNÖNÜ, kendi kendini emekli ettikten sonra Murat KARAYALÇIN onun koltuğuna oturdu. Bu arada CHP’nin kurulması ile Deniz BAYKAL, müzmin iç muhalif (hizipçi) olmaktan kurtuldu ve genel başkan oldu. Nihayet SHP ile CHP, CHP çatısında birleşerek ana mecra, eski adıyla yeniden ortaya çıktı. Kemal Kılıçdaroğlu mu o da kim yazısına devam et

Modern Çağın Fikir Katili, Liberalizm

Her insanın istediği gibi inanabileceği, istediği gibi yaşayabileceği, istediğini istediği gibi yapabileceği zihni organizasyona (aslında zihni serkeşliğe) liberalizm mi diyoruz? Ferdi, herhangi bir kuralın sınırlandırmamasına veya sınırlandırmaması gerektiği düşüncesine mi liberalizm diyoruz? Her şeyin ferdi gerçeklikte toplandığı, ferdi gerçekliklerin harmanından cemiyetin meydana geldiği hayat kavrayışına mı liberalizm diyoruz? Ferdi gerçekliklerin toplamından meydana gelmiyorsa, cemiyeti de inkar veya reddetmek lüzumuna mı liberalizm diyoruz? Hiçbir ferdi ölçü aramaksızın ferdi kendi haline bırakmaya, dolayısıyla içtimai ölçü aramanın da totaliter yaklaşım olduğuna inanmaya mı liberalizm diyoruz?
Kadimden beri bilinir ki, ferdin hayatı inşa etme kudreti yoktur. Hayat, cemiyet ile kaimdir. Hayatı mümkün kılmayan gerçeklik, hangi “kıymeti” üretebilir veya hangi kıymeti muhafaza edebilir veya hangi kıymete hayatiyet kazandırabilir? İnsanlık tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir fikir üretseniz, hayat bulmadıktan sonra ne kıymeti olabilir? Mücerret manada kıymetli olduğu doğru ama bu kıymeti kim bilir? Kimsenin bilmemesi kıymetini azaltmaz denirse, azalmayan o kıymetin ne faydası var? Faydalanmayanlar utansın derseniz haklısınız ama fikrin tatbik alanı cemiyet değil midir? O olmadığında yani fikir tatbik edilmediğinde yani fikir hayat bulmadığında, “muhteşem fikir” olduğunu nasıl test edeceksiniz ki, fikir mi vehim mi olduğu ortaya çıksın… Modern Çağın Fikir Katili, Liberalizm yazısına devam et