Aylık arşivler: Nisan 2012

YENİ YAZI SERİSİ, “İNŞA-MUHAFAZA-TECDİT”

Yeni bir yazı serisine başlıyoruz, “İnşa-Muhafaza-Tecdit” başlıklı… Başlık, kitaplarımızdan birinin ismi. Zaten yazı serisi de o kitaptan bazı anekdotları ihtiva ediyor.

“İnşa-Muhafaza-Tecdit” isimli kitabımız, “İSLAM MEDENİYET TEFEKKÜRÜ” kitap serimizin ciltlerinden biri. Müslümanların İslam medeniyetini yeniden inşa etmek zorunda ve eşiğinde oldukları bu gün en fazla ihtiyacımız olan bahisler, inşa, muhafaza, tecdittir. “İnşa fikrine” sahip olmayan, bu sebeple inşa faaliyetini başlatamayan, “muhafaza fikrine” sahip olmadığı için inşa faaliyetini, felsefedeki her filozofun diğerlerini red ile işe başlamasında olduğu gibi devam ettiremeyen ve sürekli yıkan, “tecdit fikri” olmadığı için de muhafazaya başlayınca yobazlaşan bir anlayış havzasında medeniyet inşasının başlamasını beklemiyoruz. YENİ YAZI SERİSİ, “İNŞA-MUHAFAZA-TECDİT” yazısına devam et

ALİ BULAÇ-2-BİRAZ İSABET KAYDETMİŞ

ALİ BULAÇ-2-BİRAZ İSABET KAYDETMİŞ
Ali Bulaç, Zaman gazetesinde, 28.04.2012 tarihli, “Tarihin çözdüğü ihtilaflar” başlıklı yazısında, Şia ile ilgili bazı tespitler yapmış. Tespitlerin bir kısmı isabet kaydetmiş, şaşırdık fakat daha önemlisi sevindik. Doğru fikir nasıl ve kimden sadır olursa olsun başımızın üstünde yeri var. Ali Bulaç’ın sıhhatli düşünmeye başlaması, ülkenin iyiye gittiğine alamet. Bunu tahkir maksadıyla söylemiyoruz, hakikaten Türkiye’deki Şia sempatizanlarının anlayış ve kavrayışları hastalıklıdır. Ülkedeki Şia sempatizanlarının sıhhatli düşünmeye başlaması, birçok problemin çözümüne katkıda bulunacaktır.
“Hz. Ali mi yoksa Hz. Ebubekir mi imam olmalıydı tartışmasının bugün için pratik değeri kalmamıştır. Şiiler, “İmamet hakkı Ali’ye aitti, Beni Sakife’de bu hak Ebubekir’e verildi” der. Sünnilere göre Hz. Ali’nin bu yönde bir talebi olmadı, Ebu Bekir halife seçilince ona hür iradesiyle biat etti. Allah’tan başka kimseden korkusu olmayan Hz. Ali’nin kendisinden önceki üç halifeye rızasıyla biat ettiğini biliyoruz. Konu, Hz. Ali’nin (r.a.) ameli ve sireti açısından ele alındığında, bu tarihi hakikat Hz. Ebu Bekir (r.a.) Hz. Ömer (r.a.) ve Hz. Osman’ın (r.a.) meşru olduğunu gösterir ki, bu gün bu görüşü bazı Şii bilginler de kabul ediyor.”. ALİ BULAÇ-2-BİRAZ İSABET KAYDETMİŞ yazısına devam et

NEKROFİL (ÖLÜSEVİCİ) TÜRK VE KÜRT ULUSALCILAR-2-

Nekrofil (Ölüsevici) Türk ve Kürt Ulusalcılar-2

Nekrofil tavırda yapılmak istenen, insana ait olanın bizzat insan değil, onun eşyalaştırılması ve mekanikleştirilmesidir. Yani “soyutlaştırılarak” bir gücün emri ve menfaati doğrultusunda ideolojik olarak merkezileştirilmesidir.

Sözde, Türklüğü öne çıkaran ulusalcıların düşüncesinde milletin tekâmül ettirerek yaşattığı kültür ve medeniyet değerlerinin, kutsal ve tarihî olanın sosyolojik bakımdan hiçbir değeri yoktur. Değerler sadece ideolojilerine bir vasıta olarak kullanılmaya elverişli ise “uygun” sloganlar olarak sahtece benimsenir.

Ulusalcı nekrofiller aynı zamanda rûhen bir despot olduğu için milletin yaşattığı sulh ve sükûnu da gerici bir duraksama sayarlar. Milleti kaynaştırmış değerlerle tabiileşmiş bir hayatı, “ulusalcı dâva”dan ve “doktrin” den değersiz kabul ederler. NEKROFİL (ÖLÜSEVİCİ) TÜRK VE KÜRT ULUSALCILAR-2- yazısına devam et

TÜRKİYE MEDENİYET HAREKETİNİ BAŞLATMALI

TÜRKİYE MEDENİYET HAREKETİNİ BAŞLATMALI
Akparti hükümeti on yıldır birçok şeyi yapıyor. İçerde iktisadi hayatı istikrarlı bir gelişme ve kalkınma çizgisine oturttu, siyasi restorasyonu ciddi ölçüde gerçekleştirdi, tarihi hesaplaşmaların kapısını araladı, sağlık, idare (bürokrasi), eğitim ve benzeri alt sistemlerle ilgili mesafeler aldı, en önemlisi de millete bir ufuk açtı. Hariciyede ise ülkeyi bölge gücü haline getirdi, yaşadığı bölgedeki herhangi bir problemde, “ne dediği” dikkate alınan ve “ne diyeceği beklenen” bir ülke haline getirdi. Bütün bunlar tabii ki kafi değil ama alınan mesafeleri küçümsemek, “hakbilirlik” vasfıyla telif edilemez.
Ustalık döneminden başbakanın ne kastettiğini tam olarak anlamadım. Uzaktan (dışarıdan) görüldüğü kadarıyla ustalık dönemi, yeni anayasa ile yeniden bir devlet kurmak merkezinde yoğunlaşıyor. Gerçekten böyleyse iyi… Fakat bu iyi yalnız başına bir mana ifade etmez, çünkü devlet, medeniyetin taşıyıcısı değilse, zorba bir kuvvet temerküzünden başka bir şey olmaz. Medeniyetsiz devletin zorba olduğunu Kemalist siyasi rejimde gördük, ne var ki bu husus, Kemalist siyasi rejime münhasır değil, her anlayış için caridir. Devlet fikri, medeniyet fikrinin mütemmimidir, medeniyet fikrinden ayrıştırılmış olan devlet fikri her ihtimalde “faşist devlet”e savrulur. Faşizm, bir dünya görüşü değil, aksine dünya görüşüne ve medeniyet fikrine sahip olmaksızın devlet olmaktır. Tarihte bazı faşist dünya görüşü serdetme çabalarına aldanmamak gerekir, faşizm, bizatihi “fikirsizlik” halidir. TÜRKİYE MEDENİYET HAREKETİNİ BAŞLATMALI yazısına devam et

SURİYE MERKEZİNDE OLUŞAN STRATEJİK KAOS

SURİYE MERKEZİNDE OLUŞAN STRATEJİK KAOS
Suriye’deki Yezidin katliamları, Annan planına rağmen hız kesmeden devam ediyor. Dünya hala aynı sessizlik kuyusunda… ABD dışişleri bakanı, “B planımız yok” diyerek askeri müdahaleye uzak olduklarını açıkça deklare ediyor. Avrupa ülkelerinin hiçbirinden askeri müdahale ile ilgili ima yollu bile açıklama gelmiyor. Rusya ve Çin zaten müdahaleye karşı olan taraf… Müdahale edilmesi için çırpınan, bir müdahale formülü arayan sadece Türkiye. Bazı ahmakların, ABD, Türkiye’yi Suriye’ye müdahale için maşa olarak kullanmak istiyor ve Akparti de buna teşne oluyor diye saçmalamaları bir tarafa, Türkiye müdahale için dünyayı seferber etme çabasında yalnız başına kalıyor. SURİYE MERKEZİNDE OLUŞAN STRATEJİK KAOS yazısına devam et

AKPARTİ-1-AKPARTİ OTORİTER Mİ DEMOKRAT MI?

AKPARTİ-1-AKPARTİ OTORİTER Mİ DEMOKRAT MI?
Akparti hakkındaki en yaygın eleştiri, otoriter olduğu yönünde. Özellikle “karşı cepheden” gelen eleştirilerin neredeyse hepsi bu yönde… Eskiden Şeriatı getireceği iddia edilir ve böyle eleştirilirdi fakat o eleştiri “karşı medya”nın merkez üssünde bitti. Kenar medya (marjinal medya) malzemesi olarak kaldı ve hızla unutulmaya terkedildi. Sahiden Şeriatı getirme ithamı neden bitti, neden vazgeçtiler bu ithamdan? Muhtemelen en büyük sebebi, halkın İslam, Şeriat, Allah, Peygamber sevgisini anladılar ve o yöndeki eleştirilerin Akparti’ye yaradığı kanaatine vardılar. AKPARTİ-1-AKPARTİ OTORİTER Mİ DEMOKRAT MI? yazısına devam et

GÜNERİ CİVAOĞLU-2-HANGİ ATATÜRKMÜŞ ANLAMADIK

GÜNERİ CİVAOĞLU-2-HANGİ ATATÜRKMÜŞ ANLAMADIK
Güneri Civaoğlu Milliyet gazetesinde, 18.04.2012 tarihli, “Hangi Atatürk?” başlıklı bir yazı yayınladı. “Hangi Atatürk?” diye sorarken, dindar görünen, laik görünen, batıcı görünen Atatürk portrelerine atıf yapıyor. Bu Kemalistlerdeki özgüvene hayranım. “Şecaatin arzederken sirkatini söylüyor” ama ya bunu dert etmiyor veya ne yaptığını anlamıyor. Hangi ihtimal daha kuvvetlidir, ben anlamadım, okuyucunun irfanına bırakıyorum. GÜNERİ CİVAOĞLU-2-HANGİ ATATÜRKMÜŞ ANLAMADIK yazısına devam et

NEKROFİL (ÖLÜSEVİCİ) TÜRK VE KÜRT ULUSALCILARI-1-

Nekrofil (Ölüsevici) Türk ve Kürt Ulusalcılar-1

İşbu yazı başlığının mâna ve muhtevasından, din ü millet, din ü vatan vecibesiyle vazife başında korunmak ve kollamak gereğince öldürmek mecburiyetinde olanları tenzih ederim.

Nekrofili: Fransızca bir psikiyatri terimdir. Kişinin bir ölünün üzerinde cinsî arzularını tatbik etmesi ve bu sapık fiilini ölünün üstünde tekrar tekrar gerçekleştirerek bir fetiş haline getirmesi, bu şenî kötülük etme hastalığını sürdürmeye sürekli istek duymasıdır. Nekrofilinin Osmanlıca’sı: “Duhul-u naaş yahut nebbaşlık, yani cesede ilişmek.” NEKROFİL (ÖLÜSEVİCİ) TÜRK VE KÜRT ULUSALCILARI-1- yazısına devam et

ŞİA NEDİR? GİRİŞ-1-

ŞİA NEDİR? GİRİŞ-1-
Şiilerin zihin dünyası sıhhatli değil. Bir tür çılgınlık haline yakalanmış durumdalar. “Sanal gerçeklik” üretmiş ve onunla yaşamaya başlamışlar. Bir tür paranoya… Birkaç hususu tetkik edelim, ne demek istediğimiz anlaşılır.
Ehl-i Sünneti Yezidin tarafını tutmakla, Hz. Hüseyin (RA) karşı olmakla itham ediyorlar. Bu konuda ellerinde hiçbir veri yok, Ehl-i Sünnet’in böyle bir kavli ve tavrı yok ama onlar böyle bir iftirayı en patavatsız, en vicdansız, en akılsız, en ahmakça şekilde atıyorlar. “Yezid” ismi, İslam aleminin her tarafından lanetlenmiş haldedir ve bu isimde kimse yoktur. Anadolu’da hiç rastlanmaz ama Şiiler bu iftirayı buna rağmen atmaktan imtihan etmezler. O kadar ki, Muaviye ismi bile hiç olmamasına rağmen, bu iftirayı atarlar. Ümmet, “ruhi bağını” Hz. Ali (RA) ile kurmuş olmasına rağmen, Şiiler, ümmeti ikiye bölmek için “sanal gerçeklikler” üretmekten imtina etmezler. ŞİA NEDİR? GİRİŞ-1- yazısına devam et

HÜZÜN, HAZRET-İ İNSANIN HOCASIDIR

Hüzün, Hazret-i İnsanın Hocasıdır
Hep cezbe hâlinde yaşayageldiğim hüzün yazısı yıllar içinde yüreğimden sâdır olup kemâle ermesinden sonra, Prof. Dr. Ahmet İnam’ın, “Hüzün: Yokuşun Başında Seslenen Gökyüzü” başlıklı yazısının “Hüzün, melâli hasret ü gurbettir. Hüzün Hocamdır. Çünkü size Hocamı anlatacağım” cümlelerini daha bitirir bitirmez mânevî bir elektrik gibi yürek dilimi çarptı ve “hayret hâli”ne girdim. HÜZÜN, HAZRET-İ İNSANIN HOCASIDIR yazısına devam et

NORVEÇ CANİSİ VE İNSANLIĞIN KATLEDİLMESİ

NORVEÇ CANİSİ VE İNSANLIĞIN KATLEDİLMESİ
Sabah gazetesinde 18.04.2012 tarihinde, Norveçli katil Anders Behring Breivik’in başlayan yargılaması haber yapıldı. Haber kısaca şöyle;
“Norveç’te geçen yıl 77 kişiyi öldüren aşırı sağcı Anders Behring Breivik, davasının ikinci gününde de şov yapmaya devam etti. Duruşma salonuna girdiğinde yine aşırı sağcı selamı veren Breivik, daha sonra müşteki yakınlarına da bir süre gülerek baktı. İlk duruşmada Müslümanların Avrupa’yı kuşatmasını engellemek için eylemlerini gerçekleştirdiğini söyleyen Breivik, “Umarım sözüm kesilmez. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra en çok ses getiren saldırıları düzenledim. Öldürdüklerim masum değildi. Yine olsa aynı eylemleri yapardım. Eylemler benim için intihar saldırısıydı ama öldürülmedim. Norveç’te faaliyet gösteren iki tane daha bağımsız aşırı sağ hücresi var. Onlar da saldırı NORVEÇ CANİSİ VE İNSANLIĞIN KATLEDİLMESİ yazısına devam et

BİR DEMİREL PORTRESİ; ÇIPLAK ZEKANIN DANSI

BİR DEMİREL PORTRESİ, ÇIPLAK ZEKANIN DANSI
Demirel’i nasıl bilirsiniz? Bu soruya verilecek cevabı olan var mıdır? Verdiği cevabın Demirel’i, doyurucu şekilde ifade ettiğine kanaat getiren kaç kişi var? Gerçekten Demirel’i çerçeveleyecek bir portre teklifi olan varsa bir adım ileri çıksın. Demirel ile ilgili söylenecek hiçbir söz onu ifade etmeye kafi gelmez. Demirel’in portresini hazırlamak kabil değildir, çünkü o, “her şey”dir. Her şey, yani hiçbir şey… Malum, her şey olmaya çalışan, hiçbir şey olur. Hem en hızlı demokrat hem de en keskin darbesever… Hem en büyük halkçı hem de en derin seçkinci… Bunun gibi misalleri çoğaltmak mümkün, Demirel’in hayatındaki bu tür çelişkileri listelemekle zaman kaybetmeyelim. BİR DEMİREL PORTRESİ; ÇIPLAK ZEKANIN DANSI yazısına devam et

KİTABA TEŞVİK VERMEYEN KAFA…

KİTABA TEŞVİK VERMEYEN KAFA
Bir müddettir hükümetin teşvik paketi tartışılıyor. 28 Şubat soruşturmasıyla biraz soğuyan teşvik paketi ve tesirleri hala gazetelerin sayfalarında kendine yer bulabiliyor. Bu hükümetin hoşuma giden özelliklerinden birisi, herhangi bir konuda sessiz sedasız çalışıyor ve olgunlaştığında kamuoyuna sunuyorlar. Teşvik paketi de bu tarz çalışmalarından biri oldu. Ülkenin cari açık problemi iktisadi hayatın ve yönetimin yumuşak karnı olarak devam ediyordu. Hükümet bu konuda bir şeyler yapmalı diye herkes konuşuyor ve bir şey yapmıyor diye de tenkit ediyordu. Oysa sessizce çalışıyorlarmış, nihayet açıkladılar ve ciddiye alınması gereken bir paket çıktı ortaya. KİTABA TEŞVİK VERMEYEN KAFA… yazısına devam et

DEMİREL NASIL YARGILANIR?

DEMİREL NASIL YARGILANIR?
28 Şubat darbesi, dünya siyasi tarihinde misali çok az sayıda olan “açık darbe” türündendir. Askerler ve onların sivil saz ekibi tarafından kapalı kapılar arkasında planlanmış olması, gizli darbe mahiyeti taşıması için kafi değil. En azından uygulama, açıktan yapılmıştır.
Açık darbe misallerinden biri olmasından dolayı 28 Şubat darbesinin yargılaması kolaydır. Belge, bilgi ve delil, mebzul miktarda mevcuttur. Yapılması gereken, bu belgeleri ve bilgileri, donanımlı hukukçuların ciddi bir hukuk değerlendirmesine tabi tutmasıdır. Belge ve bilgileri doğru “hukuki değerlendirmeye” tabi tutamayan kifayetsiz hukukçular yürütürse bu davayı, ortaya adalet değil de başka bir şey çıkar. DEMİREL NASIL YARGILANIR? yazısına devam et

EFENDİMİZİN ŞEHRİ MEDİNE: MEDENİYETİMİZİN MENŞEİ

Efendimiz’in Şehri Medine: Medeniyetimizin Menşei
Medine’yi özlüyorum, içinde Efendimizin ruhaniyeti olan. Medine’nin yollarında çiçeklenmeye gidiyorum, “hâlim vaktim yerinde mi öğrenmeye gidiyorum.”

Efendimiz’in mübarek ayaklarının bastığı Aîr (Ayr) Dağı’ndan geçip giriyorum Medine’ye. Dilimde âyetel kürsî, vecdle okuyorum yüreğimden ter boşanarak. Medeniyetimizin menbaı, ilk darülislâm’ı Medine’nin semâlarına bir akça bulut gibi konuyorum. EFENDİMİZİN ŞEHRİ MEDİNE: MEDENİYETİMİZİN MENŞEİ yazısına devam et

ŞU CEMAAT MESELESİ-1-CEMAATİN MEŞREBİ

ŞU CEMAAT MESELESİ-1-
CEMAATİN MEŞREBİ
Cemaat, hakkında en çok tartışılan fenomenlerden biri haline geldi. Büyümesi, bazı alanlarda başarılı olması, özellikle de dünya çapında örgütlenmesi sebebiyle (ve daha birçok sebeple), fikir piyasasını işgal etti. Lehinde ve aleyhinde çok sayıda bilgi her gün ortalığa saçılıyor. Spekülatif bilgilerle havada uçuşuyor.
Ülkenin gündeminde bu kadar büyük bir yer işgal eden bir hareket ile ilgili insanların bir fikir sahibi olması gerekir. Meseleyle ilgilenmemek tabii ki kabil değil. Cemaati topyekun değerlendirmek bir makalenin hacmine sığmaz, bu sebeple yazı serisi olarak ele almak daha sıhhatli olur düşüncesindeyiz. ŞU CEMAAT MESELESİ-1-CEMAATİN MEŞREBİ yazısına devam et

İNTİKAM, ADALET VE DARBE DAVALARI

İNTİKAM, ADALET VE DARBE DAVALARI
Türkiye’de meseleleri ortasından konuşmak gibi bir problem var. Tarif edilmemiş, ne olduğunun bilindiği zannedilen mefhumlarla (kavramlarla) bodoslama ithamlar yapılıyor. Ülkede dil devriminden sonra “mana dili” olan ıstılah kaybolmuş, eski mana haritası ortadan kaldırılmış, onun yerine de yeni bir “mana haritası”, modern tabirle terminoloji kurulamamıştır. Bu boşluk, tüm tefekkür faaliyetlerini, fikir beyanlarını ve tartışmaları zehirliyor.
28 Şubat soruşturmasında bu problemi “intikam” mefhumu merkezinde yoğun olarak yaşıyoruz. İntikam, kendisine karşı suç işlenmiş olan “mazlumun”, bu suça ceza verme duygusu ve bu istikametteki faaliyetleridir. İntikam mefhumunu ne kadar zorlarsanız zorlayın, merkezindeki bu “özü” ortadan kaldıramazsınız. Merkezinde bu öz bulunduğu müddetçe, intikam duygusu, düşüncesi ve faaliyeti tenkide değil, haklarının peşinde olmak bakımından, takdire şayan bir tavırdır. İNTİKAM, ADALET VE DARBE DAVALARI yazısına devam et

EFENDİMİZ ALEYHİSSELATÜ VESSELAM DOĞDUĞUNDA…

Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm Doğduğunda
(İçimde cevelan eden âciz kelimelerle kutlu doğumu kaleme almak cüretimi, Efendimizin iltifatına nail olan “Kasîde-i Bürde” nin şairi Ka’b bin Züheyr, “Su Kasidesi”nin şairi Fuzûlî, “Mevlid”in şairi Süleyman Çelebi, “Müseddes-i Mütekerrir”in şairi Şeyh Gâlib üstadlar bağışlasınlar)

******************

Bir kutlu sancı dolaşır Âmine’nin evinde. Âmine alıp sancılarını saçar bir göğe, bir toprağa. Rüyasına yatar da bekler muştucusunu. Bir doğumun müjdesiyle uyanır nurlu bir şafakta. Dilinde dualar, mukaddes bir ateş gibi yürür damarlarına. EFENDİMİZ ALEYHİSSELATÜ VESSELAM DOĞDUĞUNDA… yazısına devam et

28 ŞUBAT’IN AZILI GENERALİ ÇEVİK BİR

28 Şubat’ın Azılı Generali Çevik Bir
Sevinin ey ahali! Çevik Bir ve hempası generaller bir bir mahkemenin önünde çıkarılıyor? Yüzleri sapsarı mahkemeye götürülüşlerini gördük şükür. Adaletin bir katre de olsa gerçekleştiğini görünce insan seviniyor.

Evet, sevinin ey 28 Şubat’ın mazlum ve mazrurları! Çevik Bir adlı tekaüt general, 28 Şubat zamanlarında yüzüne bakmaya tenezzül etmediği savcı ve polis tarafından arabaya bindirilip götürülüyor. 28 ŞUBAT’IN AZILI GENERALİ ÇEVİK BİR yazısına devam et

28 ŞUBAT SORUŞTURMASI VE HUKUK ANLAYIŞI

28 ŞUBAT SORUŞTURMASI VE HUKUK ANLAYIŞI
Nihayet 28 şubat soruşturması gözaltı safhasına kadar geldi. Geldi de, efkar-ı umumiye karıştı. Soruşturma nereye kadar uzanmalı, nerede durmalı, sadece asker ayağı ile sınırlı mı olmalı yoksa sivil kanadı da çevrelemeli mi gibi birçok soru piyasada uçuşuyor ve cevabını arıyor. 28 Şubat darbesine destek olan medya birimlerinin tavırları malum; sadece asker ile sınırlı kalmalı şeklinde fikir(!) beyan ediyorlar. Onların durumu anlaşılabilir, çünkü onlar bu işin bir şekilde, az veya çok, organik veya inorganik olarak içindedir. Onların 28 Şubat soruşturmasının asker kanadı için bile yapılmasına rıza göstermeyecekleri malum, ne var ki artık iş o noktaya geldiği için meselenin o kısmına dair mukavemet gösterme güçleri kalmadı. 28 ŞUBAT SORUŞTURMASI VE HUKUK ANLAYIŞI yazısına devam et