Aylık arşivler: Şubat 2014

İSLAM ŞEHRİ-16-İDARE

İSLAM ŞEHRİ-16-İDARE

İslam şehrinin aklı idaredir. İdare, tasavvuf ve medresenin keşif ve tertip ettiği hikmetleri “gerçek” kılmak, “gerçekleştirmek” ile mükelleftir. İdare, bir tatbikatı gerçekleştirip de neticesini merak eden derin bir cahillikle malul değil, aksine keşfedilen hikmetin mevcut şartlar manzumesinde nasıl tatbik edileceğini bilen bir akıl bünyesine ve zihni teçhizata sahiptir. İslam şehrinde idare, hikmetin tatbik şartlarını arayan, bulan, tanzim eden bir idrak merkezidir. Hikmet, idarenin önüne saf halinde geldiğinde, önce onu anlar, sonra cemiyetin seviyesine bakar, cemiyetin seviyesi ile mütenasip bir tatbikat şekli geliştirir. Hikmet saf haliyle tatbik edilmez, hikmeti saf haliyle tatbik edebilen, onu saf haliyle taşıyabilen tek kadro Ashab-ı Kiram olmuştur, sebebi de merkezindeki şahsiyettir, yani Risalet’tir.

İdare, bir gözü hikmette diğer gözü halkta olan, hikmet ile halk arasında idari köprü kuran merkezdir. Hikmet ile halk arasındaki münasebeti kuran, hikmeti halka maleden, halkı hikmete muhtaç hale (yani hikmeti talep eder seviyeye) getiren karargahtır. Hikmetsiz hareket ve tatbikatın olmayacağını gösteren, olmaması gerektiğini anlatan, halkı da buna hazırlayan bir merkezdir. Halk ile hikmet merkezleri olan tekke ve medrese arasındaki sağlam irtibatı kuran, hayatı tekke ve medrese ile harmanlayan, bunun idari tedbirlerini keşif ve tatbik eden kadrodur.
İSLAM ŞEHRİ-16-İDARE yazısına devam et

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(28.02.2014)-DUMANLI-GÜLERCE KAVGASI BAŞLAMIŞ

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(28.02.2014)-DUMANLI-GÜLERCE KAVGASI BAŞLAMIŞ

Dünkü (27.02.2014) günlük yazımızda Dumanlı ile Gülerce’nin kavgasının yakın olduğunu söylemiştik. Okuyucularımız hatırlayacaktır, kavganın yakın olduğu kanaatimizi, Gülerce’nin 26.02.2014 tarihli yazısına dayandırmıştık. Gülerce’nin o yazısı, Zaman gazetesinin genel yayın çizgisine taban tabana zıt bir görüntü veriyordu. Tabii ki sadece o yazıdan ibaret değildi sebep, Gülerce daha önce de benzer yazılar yazmış, benzer twetler atmıştı. Son yazısında ise artık meselenin dönülmez noktaya geldiğini hissetmiş ve o yazıyı yazmıştık.

Star gazetesinin 27.02.2014 tarihli internet sitesinde, “Hüseyin Gülerce’ye bile tahammül edemediler” başlıklı bir haber yer aldı. Haber, Mehtap televizyonunda (örgütün televizyonlarından birisi) Ali Bulaç, Ahmet Turan Alkan ve Hüseyin Gülerce’nin beraber yaptıkları programdan, Hüseyin Gülerce çıkarıldığını ifade ediyor.

Haber şöyle;
CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(28.02.2014)-DUMANLI-GÜLERCE KAVGASI BAŞLAMIŞ yazısına devam et

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(27.02.2014)-DUMANLI İLE GÜLERCE’NİN KAVGASI YAKIN

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(27.02.2014)-DUMANLI İLE GÜLERCE’NİN KAVGASI YAKIN

Hüseyin Gülerce’nin dünkü (26.02.2014) yazısı tuhaf bir psikolojinin eseri. “Nereye kadar bu dinlemeler?” başlığı ile yayınlanan yazı, Fethullah Gülen örgütünden ziyade bizim tarafın iddialarını dillendiriyor.

Hüseyin Gülerce, meselenin vahametini görmüş olmalı ki, kendi gazetesinin (örgüt yayınının) manşetlerine ve canhıraş yayınlarına rağmen şu beyanda bulunmak zorunda hissediyor kendini;

“Dinlemeler konusunu ele alalım. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu, 2 bin 280 kişinin 3 yıl boyunca dinlendiğini açıkladı. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 3. Dairesi de, çok sayıda kişiyi dinledikleri iddia edilen savcılar ve ilgili hâkimler hakkında inceleme kararı verdi. İki savcı, karar öncesinde haklarında inceleme yapılması için Kurul’a dilekçe vermişlerdi. Olay elbette çok önemli, bir o kadar da vahim. Özel hayatların mercek altına alınması, insanlar hakkında şantaj malzemeleri toplanmasını kimse kabul edemez.”
CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(27.02.2014)-DUMANLI İLE GÜLERCE’NİN KAVGASI YAKIN yazısına devam et

LİDERLER PAZARDAN MI ALINIYOR?

LİDERLER PAZARDAN MI ALINIYOR?

Lider yetiştirmek mümkün değil, hiçbir eğitim programı lider yetiştiremez. İdarenin için bile “okulu yok” denir, değil ki lider… İyi insan yetiştirebilirsiniz, akıllı ve donanımlı insanlar yetiştirebilirsiniz, uzman insan yetiştirebilirsiniz ama lider yetiştiremezsiniz. Liderler için bir eğitim programı geliştirilememiştir, geliştirilmesi de mümkün değildir.

Bakın Cumhuriyet tarihine, Özal ve Erdoğan’dan başka lider görebilir misiniz? Siyasi parti genel başkanları görebilirsiniz, cumhurbaşkanları, başbakanlar görebilirsiniz ama lider görebilir misiniz? Her siyasi görüşün, her fikriyatın kıymet verdiği insanlar var ama milletin yarısının gönülden bağlı olduğu bir lider bulabilir misiniz?
LİDERLER PAZARDAN MI ALINIYOR? yazısına devam et

ERDOĞAN’IN DİRİ DİRİ DERİSİNİ YÜZERLER

ERDOĞAN’IN DİRİ DİRİ DERİSİNİ YÜZERLER

Erdoğan bu ülke ve Müslümanlar için o kadar büyük işler yaptı ki, bu ülkenin, bu milletin, bu ümmetin düşmanları, fırsatını bulurlarsa diri diri derisini yüzerler. Yaptığı işleri burada sıralamak lüzumsuz, zaten imkansız. Neler yaptığını, az bir vicdan sahibi olanlar görüyor.

Yaptıklarının hepsi bir tarafa, Türkiye ve dünya Müslümanlarına bir ruh üfledi. Ümmetin birkaç asırdır mahkum olduğu “sürekli mağlubiyet” devrini bitirdi, yerleşik hale gelen “beceriksizlik hissini” imha etti, batı karşısındaki “aşağılık kompleksini” yendi. Meselenin özü bu değil miydi? Biz, sürekli yenilmeye mahkum olmuş nesiller değil miydik, batının bizden üstün olduğunu kendi okullarımızda öğrenmemiş miydik, hiçbir şey beceremeyeceğimiz konusunda derin bir psikolojik organizasyona savrulmamış mıydık? Tüm başarısızlığımız bundan kaynaklanmıyor muydu? Müslümanlar kendi ülkelerinde parya değiller miydi? İkinci sınıf vatandaş olmak bile bir imtiyaz haline gelmemiş miydi?
ERDOĞAN’IN DİRİ DİRİ DERİSİNİ YÜZERLER yazısına devam et

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(26.02.2014)-BÜYÜK HESAPLAŞMA

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(26.02.2014)-BÜYÜK HESAPLAŞMA

Kemalizm ve Kemalist devrimler, Osmanlının kalbinde Osmanlıya karşı en büyük ihanet hareketiydi. Osmanlının kalbi olan İstanbul, aynı zamanda ümmetin de karargahıydı, bu karargah hilafet merkeziydi, bu sebeple Kemalist devrimler İslam’a ve Müslümanlara karşı “evin içinden” bir isyan hareketiydi. İngiliz hariciyesinin Osmanlıya karşı yürüttüğü gizli operasyonların sonuncusu ve en büyüğü idi. Bu proje ile final yaptılar, Osmanlıyı yıktılar, Müslümanları halifesiz bıraktılar.

Fethullah Gülen örgütü, cumhuriyet döneminde, Kemalist örgüt ve projeden daha büyük bir operasyondur. Çünkü Kemalist hareket, Müslüman görünerek değil, laik ve ateist niteliğiyle İslam’a savaş açmış, İslam’ı tasfiye etmeyi hedef edinmişti. Fethullah Gülen örgütü ise doğrudan İslam’la beslenen, İslam’ın içinden çıkan, tabanı da saf Müslüman olan bir harekettir. Bağlılarını İslam ile harekete geçiren, cennet vaadi ile fedakarlık yaptıran, Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam ile aldatan bir özelliğe sahiptir. Bu açıdan bakıldığında, tam kalbimizden vuran bir ihanet şebekesidir.
CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(26.02.2014)-BÜYÜK HESAPLAŞMA yazısına devam et

ERDOĞAN’I, TUVALETİ SOM ALTINDAN SARAYDA YAŞATIRDINIZ

ERDOĞAN’I, TUVALETİ SOM ALTINDAN SARAYDA YAŞATIRDINIZ

Fethullah Gülen, o muhteşem tevazuu kisvenin altındaki muazzam kibrin ifşa oldu. Bundan sonra tevazuu gösteriyorum diye boyun bükme, eğilip yamulma. Suretin siretinin, bedenin ruhunun, ahlakın imanının tezahürü olsun. Biliyoruz, takiyyenin kaşiflerine (Şiilere) ders verecek çap ve kıvamda bir takiyye ustasısın ama artık kendini zorlama, deşifre oldun. Kırk yıldır takiyye yapa yapa muhtemeldir ki hakiki hüviyetini kaybettin, bul onu, kuşan onu, mümkünse yeniden kendin ol. Oyun bitti, maske düştü, takiyye anlaşıldı, yalan söyleme artık.

Bilmiyor muyuz, anlamıyor muyuz zannediyorsun? Hani o “arkadaş”ın var ya, hani Recep Tayyip Erdoğan ismiyle maruf ve meşhur, işte onu tuvaleti bile som altından olan saraylarda yaşatırdın, sana teslim olsaydı. El etek öpseydi eğer divanında, cennetten köşk sözü bile verirdin de, bu dünyasını da altına boğardın. Diz kırsaydı huzurunda, her gün binlerce sahtekar adamın rüyasında görürdü Erdoğan’ı, hem de cennette, hem de Efendimiz Aleyhisselatü Vesselama komşu olarak.
ERDOĞAN’I, TUVALETİ SOM ALTINDAN SARAYDA YAŞATIRDINIZ yazısına devam et

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(25.02.2014)-YAKALANDINIZ, KANALİZASYONLARA KAÇIN

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(25.02.2014)-YAKALANDINIZ, KANALİZASYONLARA KAÇIN

Binlerce kişiyi dinlemişler hem de üç yıl boyunca… Savcıların anlaması biraz kıt olmalı ki, dinleme süresini uzattıkça uzatmış, anlamamış bir türlü, dinlemiş de dinlemiş. Suçluları yıllarca dinleyeceklerine, üç tane hikmetli cümleyi dikkatle dinleseydiler anlayışları gelişirdi. Böyle adamlarla yola çıkarsanız, ulaşacağınız menzil ne olabilir ki?

Dinlenen kişi üç bin mi, yedi bin mi, dinlenenlerin temas kurduğu (telefon ettiği) kişiler de eklendiğinde yüz bine mi ulaşır, mesele sayı değil. Mesele işin mahiyetinde yatıyor. Sayılar farklı olabilir, bir dosyadan veya birçok dosyadan dinlenmiş olabilir. Bütün bunlar teknik teferruat… İşin özünü kaçırmayalım, işin özü, savcıların kanunsuz iş yapması, hakimlerin kanunsuz karar vermesi. Daha doğru bir ifadeyle, savcıların ve hakimlerin, kanunu istismar etmesi, yaptıkları işe kanuni kisve giydirmesi…
CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(25.02.2014)-YAKALANDINIZ, KANALİZASYONLARA KAÇIN yazısına devam et

CHP’nin Bugünü de Cemâziyelevveli Gibi Kirlidir

CHP’nin Bugünü de Cemâziyelevveli Gibi Kirlidir

Chp’nin dönemlere göre aldığı uğursuzluk alâmeti sayılan namları türlü türlüdür: Kemalist dönemi Chp’si, “Almancı, İsmetçi” Chp’si. 60 Darbesi ve 71 Muhtırası arasında sosyalist sol Chp’si. 74-77 Yılları arası sol söylemlerle sağcılardan oy toplayan ve “Kıbrıs Zaferi’nin ekmeğini yiyen Karaoğlan Ecevit” Chp’si. Baykal’ın “Suya sabuna dokunmayan ulusalcı memur” chp’si. Kılıçdaroğlu’nun Amerikancı ve şehirli lümpen kesim Chp’si.

İnönü Chp’sinin millet hafızasında bıraktığı kötü izi yeri gelmişken bir daha hatırlamakta fayda var. Dedelerimiz ve babalarımızın, İnönü dönemini “Geldi İsmet, kesildi kısmet” tekerlemesiyle ifade etmelerinin altında zulmün açtığı yaralar vardı. İnönü’nün 28 Nisan 1960 günü Meclis’te yaptığı konuşma utanç vericidir: “Arkadaşlar şartlar tamam olduğu zaman millet için başka çıkar yol yoktur kanaati zihinlere ve bütün müesseselere yerleşirse ihtilâl meşru bir hak olarak kullanılacaktır.”

BİLDERBERG’E KATILAN VE AMERİKAN ROCKFELLER BURSU ALAN ECEVİT
CHP’nin Bugünü de Cemâziyelevveli Gibi Kirlidir yazısına devam et

Dalgalı Kur: GÖNÜL

Gönül, kalemle yazılamayacak kelamla anlatılamayacak aklın idrakine eriş/e/mediği gizemli hazine…
Ariflerin esrarına vakıf olduğu cahillerin kıymetinden gafil kaldığı bilinmezlik…

Gönül, insanın özü şairlerin sözü… Yanardağın en derin noktası, ateşin közü…
O kadar sıcak, o kadar yoğun, o kadar hareketli, o kadar patlamaya hazır. Say ki bir volkan…
Ve her an sükûnete boğulup köşesine çekilebilecek. Ve her an sönüp ateşini yitirebilecek…

Zaman olur varlığı yokluğu bellisiz. Kabuğundan çıkmaz…
Dem olur göl gibi durgun… Ve bazen şelale misali coşkun…
Dalgalı Kur: GÖNÜL yazısına devam et

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(24.02.2014)-MAZA TEF’ALU EKREM DUMANLI?

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(24.02.2014)-MAZA TEF’ALU EKREM DUMANLI?

Maza tef’alu Ekrem Dumanlı (Ne yapıyorsun Ekrem Dumanlı)?

Ekrem Dumanlı, bugünkü (24.02.2014) yazısına “Fe eyne tezhebun” başlığını koymuş, ifadeyi Kur’an-ı Kerim’den alarak… Kendinin ve medya temsilcisi olduğu örgütün neler yaptığını hiç umursamadan, Müslümanlara “nereye gidiyorsunuz?” diye soruyor. Öncelikle senin bu soruyu Müslümanlara değil, Hıristiyan ve Yahudilere sormanı gerektiriyor, Müslüman mahallesinde salyangoz ticaretinin distribütörlüğünü yapma.

(Bir not; sitedeki arkadaşlar, “yeniden günlüklere başla, özellikle de Ekrem Dumanlı’yı takip et” dediklerinde şiddetle itiraz ettim. Ekrem Dumanlı’nın nasıl bir psikolojik tertibe sahip olduğunu bildiğim için, onu takip etmek ve yazılarını tenkit etmek kabil değil. Çünkü istismarın ve suiistimalin tecessüm etmiş halidir Ekrem Dumanlı, nasıl tenkit edebilirsiniz ki. Ama “vazife vazifedir” deyip bağrıma taş basarak işi yapmak zorunda kaldım. Bunları niye anlatıyorum? Ekrem Dumanlı’yı takip ve tenkit etmek benim için ruh karartıcı bir iştir, Müslümanları bu tür fitnelere karşı ikaz etme mesuliyeti olmasa, milyonluk ücretlerle bile yapacağım iş değil)
CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(24.02.2014)-MAZA TEF’ALU EKREM DUMANLI? yazısına devam et

İSLAM ŞEHRİ-15-TEKKE

İSLAM ŞEHRİ-15-TEKKE

İslam şehrinin kalbi tekkedir, tasavvuftur. Hikmetin keşfini tasavvuf, zaptını (tertibini) medrese, tatbikini ise idare yapar. İslam, her an yeniden keşfedilmesi gereken bir mana haznesidir. Zamanın kainata ve yeryüzüne saçtığı mana (kaderin tecellisi), her dem yenidir, asla tekrar yoktur. İnsanın da bir şeyi hariç her şeyi her dem değişir. Değişen sahada yeryüzüne saçılmış mana vahitlerini, mana haleleri içinde keşfedecek, zapt edecek, tertip edecek, idrak ve tatbikini mümkün kılacak olan müessese tekke yani tasavvuftur. İnsanda kesintisiz varlığını devam ettiren ruhtur, İslam’ın “sabitleri”, ruha aittir. İnsanın, hayatın ve kainatın değişen her yönü, ruh mihverinde yeniden teşkilatlanır, ruha hitap eden İslam’ın sabit emir ve nehiylerini mümkün kılacak bir tertibe tabii tutulur. Bu meseledeki incelik ve giriftlik, tasavvuftan başka bir mecranın altından kalkacağı bir yük değildir. Şeriat-ı Ahmediye’nin merkezi olan farzlar, ufku olan haramlar, dinin sabitleridir, merkez ile ufuk arasındaki saha ise Müslümanın hayat alanıdır. Hikmet keşfi, bu alana dairdir, bu cihetiyle farzları tahkim ve ihya eder, haramları ise sınır olarak muhafaza ederken, zuhurunu iptal eder. Merkez ile ufuk muhafaza altına alındıktan sonra, ikisi arasındaki sahanın mütemadiyen değiştiğini, değişeceğini bilmeliyiz, bilmeliyiz ki bu değişimi gerçekleştirme ve yönetme imkanımız olsun.
İSLAM ŞEHRİ-15-TEKKE yazısına devam et

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(23.02.2014)-İKİNCİ KURTULUŞ SAVAŞI

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(23.02.2014)-İKİNCİ KURTULUŞ SAVAŞI

Başbakan bir müddettir ikinci kurtuluş savaşının (milli mücadelesinin) başladığını söylüyor. En son dün (22.02.2014) Sivas’taki mitinginde ikinci milli mücadelenin başladığını söyledi.

Önce konu ile ilgili bir tespit yapalım;

Yazarlarımızdan İbrahim Sancak, 23.12.2013 tarihinde sitemizde yayınlanan, “Erdoğan ikinci kurtuluş savaşı lideridir” başlıklı yazısıyla gündeme getirdiği, ondan sonra da Erdoğan’ın konuşmalarında bahsini etmeye başladığı bu mesele çok önemlidir. İbrahim bey, o yazısında ikinci kurtuluş savaşının başladığını, liderliğinin de Erdoğan tarafından temsil ve icra edildiğini söylerken, tarihi bir teşhis yapmış, tarihi sürecin adını doğru koymuştur. O yazıdan sonra Erdoğan başta olmak üzere birçok kalem tarafından kullanılmış ve gündeme yerleşmiştir.

Bir tespit daha…
CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(23.02.2014)-İKİNCİ KURTULUŞ SAVAŞI yazısına devam et

İKİ İHANET HİKAYESİ, ŞİA VE “HİZMET”

İKİ İHANET HİKAYESİ, ŞİA VE “HİZMET”

Hz. Hüseyin’in (RA) başlattığı hareketin, ümmetin gözünün nurunun şehadeti ile sona ermesinin akabinde başlayan “ısırıcı meliklik” dönemi, Allah’ın dininin “resmi” hüviyetin dışına çıkmasına, halkın bağrına yerleşmesine, siyasi sahadan çekilip içtimai sahayı karargah edinmesine sebep olmuştur. Dört halife döneminde hilafet ve riyasetin şahsında temsil ve tecelli eden İslam, hayatın tüm sahalarına tasarruf etmiş ve onları yönetmiştir. Yezid ile beraber İslam, “ilim” ve “tasavvuf” mecralarını, riyasetin (devletin) dışına taşımış ve ona karşı savunma hatları örmüştür. Hicri ikinci asırdan başlamak üzere İslam, içtimai havzada büyük bir tefekkür patlaması yaşamış, tefekkür patlaması neticesinde sayısız ilim dalı kurulmuştur.

Devletin dışında inkişaf eden fikir ve ilim hayatı, devlete karşı da kendini korumak zorunda kalmış, devletin sahip olduğu maddi müeyyideyi tatbik etme imkanı bulamadığı gibi maddi müeyyide kendisine karşı tatbik edilmiş ve devlet zulüm aracı haline gelmiştir. Tefekkür patlamasının ilk meyvelerinden birinin fıkıh (hukuk) ilmi olmasına rağmen, fıkhın tatbiki için ihtiyaç duyulan maddi müeyyide, fakihlerin emrince değil, aksine fakihlere karşı kullanılmıştır.
İKİ İHANET HİKAYESİ, ŞİA VE “HİZMET” yazısına devam et

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(22.02.2014)-ZAMAN GAZETESİ ÖRGÜT YAYINI OLDU

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(22.02.2014)-ZAMAN GAZETESİ ÖRGÜT YAYINI OLDU

Hüseyin Gülerce’nin 19.02.2014 tarihli yazısındaki itiraflarını, 20.02.2014 tarihli “günlük”te yazmıştık. Hüseyin Gülerce’nin “itiraflarının” başına dert açacağını, örgüt tarafından da fena halde bir fırça yiyeceğini söylemiştik. İleride açılacak soruşturmada o itirafların delil olarak kullanılacağını, çünkü örgütü ifşa ettiğini belirtmiştik.

Hüseyin Gülerce, o yazımızın ertesi gününde (21.02.2014) “Parlayan ışığımıza ne oldu?” başlıklı bir yazı yazdı. Bu yazı, önceki yazısının aksine tam bir “günah çıkarma” seansı gibiydi. Her iki tarafın da iyi şeyler yaptığını, her iki tarafın da hataları olduğunu, birbiriyle kavga etmelerinin yanlış olduğunu ifade eden bir yazı. Önceki yazısında, cemaatin tanımıyorsunuz, tanıyamazsınız, tabanı tavandan ayıramazsınız, hepsi Fethullah Gülen’e sımsıkı bağlı türünden tüm cemaati örgüt haline getiren itiraflarına karşılık sonraki yazısı, niye anlaşmıyoruz yollu bir serzeniş gibi görünüyor.
CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(22.02.2014)-ZAMAN GAZETESİ ÖRGÜT YAYINI OLDU yazısına devam et

CHP’NİN CEMAZİYELEVVELİ

CHP’nin Cemâziyelevveli

Chp’nin isminde yer alan “Halk” kelimesi Sovyet Rusya’nın “Narodnik” kavramından iktibas edilmiştir. Tüzüğünde “Türk halkı” kastedilse de “Halk” kavramı İslâmî mânada millî değil, Fransız nation (ulus) karşılığında laik/seküler muhtevaya sahip bir topluluktur.

Sözde bütün sınıfları ve farklı görüşleri içine alan bir kavram olarak addedildi. Fakat 1925’den itibaren Türkiye’nin bin yıldır asıl sahibi olan ve sahipliğini “din-i islâm” üzere yapılan İstiklâl Harbi’yle de ispat eden Müslüman milletin değerleri tasfiye edildi. Din-i İslâm ve vatan-ı İslâmiye üzere İstiklâl Savaşı yapan Türkiye birkaç yıl sonra Kemalist Chp’nin zorbaca istilâ edip hükümferma olduğu mazlum ve mazrur bir ülke hâline gelir.
CHP’NİN CEMAZİYELEVVELİ yazısına devam et

İSTİHBARAT ANLAYIŞI-1-GİRİŞ

İSTİHBARAT ANLAYIŞI-1-GİRİŞ

MİT’in Türkiye’de çok kötü bir şöhreti var. Mesele MİT ile sınırlı değil, Cumhuriyet dönemindeki devlet müesseselerinin birçoğu “millet için” değil, “millete karşı” kurulduğu için kötü şöhret kazanmıştır. MİT, tabiatı gereği gizlilik örtüsüyle perdelendiği için “kötü şöhret” konusunda zirveyi mülkiyetine geçirmiş durumdadır.

Halka karşı işlenen suçların kahir ekseriyeti MİT hesabına yazılmıştır. Bunun temel sebebi, MİT’in kendisi ile ilgili iddiaları teyit ya da tekzip etmeme teamülüdür. Yoksa Genelkurmay bünyesinde, sırasıyla “Seferberlik tetkik kurulu”, “Özel kuvvetler komutanlığı” gibi isimlerle zikredilen birimler, doğrudan operasyon merkezi olduğu için, MİT’e ihale edilen işlerin çoğunluğunun karar ve tatbikat merkezi olagelmiştir.
İSTİHBARAT ANLAYIŞI-1-GİRİŞ yazısına devam et

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(21.02.2014)-ŞİMDİ DE ABDÜLHAMİD’E HAKARET

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(21.02.2014)-ŞİMDİ DE ABDÜLHAMİD’E HAKARET

Ekrem Dumanlı doludizgin gidiyor. Tarihi istismar etmek için her türlü yolu deniyor. Tüm güçleri ellerinde toplama çabaları, tarihin gücünü de arkalarına alma teşebbüsüne kadar ulaştı. En son aziz Abdülhamid Han’ın hatırasını istismar etmek için kıvranıyor.

Bugünkü (21.02.2014) tarihli “Bediüzzaman’ın çilesi” başlıklı yazısında, Said Nursi’nin hayatını anlatırken, yaşadığı çilelerden bahsederken, Abdülhamid Han’ı tahkir ve tahfif etmekten imtina etmiyor.

Ekrem Dumanlı, Abdülhamit Han’a doğrudan saldıramadığı için sinsi bir yol izliyor. Abdülhamid Han’ı, tarihin, “siyaset dehası” tescili karşısında tenkit etmeyi göze alamayan Ekrem Dumanlı, çevresini hedef alıyor. Çevresini, “çapsız danışmanlar” şeklinde isimlendiriyor ve kendisine yöneltemediği tenkitleri onlara yöneltiyor. Malumdur, en yaygın tenkit yollarından birisi, kişinin çevresini hedef almaktır. “Abdülhamid Han iyiydi de çevresi kötüydü” türünden tenkitler, özü itibariyle şu demektir; “Abdülhamid, çevresini bile seçemeyecek kadar, çevresini seviyesiz insanlarla dolduracak kadar ahmak biridir”.
CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(21.02.2014)-ŞİMDİ DE ABDÜLHAMİD’E HAKARET yazısına devam et

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(20.02.2014)-HÜSEYİN GÜLERCE’NİN İTİRAFLARI

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(20.02.2014)-HÜSEYİN GÜLERCE’NİN İTİRAFLARI

Ekrem Dumanlı son günlerde tarihi istismar etmek, tarihteki hadiselerden Fethullah Gülen’e pay çıkarmakla meşgul. Tüm hareket Fethullah Gülen’in şahsiyeti üzerine bina edildiği için, Fethullah Gülen “imajı” yıkıldığında her şey yerle bir olacak. Başbakan isabetli bir şekilde paralel yapının karargahına yani Fethullah Gülen’in şahsına saldırıyor. Çünkü örgütün kalbi orası, örgütün merkezi orası, örgütün karargahı orası, örgütün yığınağının kahir ekseriyeti orada.

Ekrem Dumanlı onu yapmaya çalışırken, Hüseyin Gülerce de tabanı tutmaya çalışıyor. Cemaatin tabanı başından ayrılabilirse maksat hasıl olacak ve hareket çökertilecek. Gövde ile baş arasındaki bağ koparılamazsa bu dava uzun sürecek, bu sebeple hükümet gövdeye değil, başa saldırıyor.
CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(20.02.2014)-HÜSEYİN GÜLERCE’NİN İTİRAFLARI yazısına devam et