Aylık arşivler: Mart 2014

İHANET GÜNLÜKLERİ-(31.03.2014)-HEZİMET…

İHANET GÜNLÜKLERİ-(31.03.2014)-HEZİMET…

“Cemaat günlükleri” başlığı ile başladığımız yazılarımıza bundan böyle “ihanet günlükleri” başlığı altında devam ediyoruz. Cemaat günlükleri başlığı, meseleye çok naif bir bakış açısıdır ve meselenin tabiatını ifade etmekten çok uzaktır.

Bugün 31 Mart… Seçim sonuçları belli oldu, sonuçlar “ihanet örgütünün” hezimetini tescil etti. “Uzun Adam”, balkon konuşması yapmadı, yaptığı konuşma, “balkon konuşması” şablonunda değildi, tek ortak özellikleri “balkonda” yapılmış olmasıydı.

Yaptığı konuşmada, peşine düşen İslam coğrafyasından yüz milyonlarca Müslüman ile Türkiye’de peşine düşen yaklaşık yirmi beş milyon insanın duygu ve düşüncelerine tercüman oldu, onların itimadını sarsmadı, aksine ahdine sadık kaldı, kalacağını gösterdi. “Hesap soracağı, inlerine gireceğiz” beyanını tekrarladı ve savaşı başlattı.
İHANET GÜNLÜKLERİ-(31.03.2014)-HEZİMET… yazısına devam et

BÜYÜK SEÇİM…

BÜYÜK SEÇİM…

Bir seçim var önümüzde, kanunun yazdığına göre mahalli seçim ama kamuoyunun dediğine göre başka, bambaşka bir seçim… Evet, kamuoyu doğru söylüyor, bu seçim bambaşka bir seçim, kanun yanılıyor bu defa…

Mademki hayati bir seçim, öyleyse neyi seçeceğimize bir bakalım…

Son bir asırdır batılıların ve Batılılaşanların yönettiği bu ülkeyi, kimin yöneteceğine karar vereceğiz, artık yerli halk mı yönetmeli yoksa batılılar mı yönetmeli? Tabii ki tarihi bir seçim, ilk defa halkın kendi ülkesini yönetme hakkının olduğu ve bu hakkını net bir şekilde istediği bir seçim yaşıyoruz, soru belli, ülkeyi kim yönetecek?

Akparti, on iki yıllık tarihinde ilk defa “Medeniyet yürüyüşünden” bahsediyor, ilk defa kendi kaynaklarımıza bu kadar açıktan atıf yapıyor, ilk defa kendi medeniyetimizi yeniden inşa etmekten bahsediyor. Bu ülkeyi yüz yıldır yönetenler, milleti batı uygarlığına eklemlemek için çabalıyorlardı, bu seçimde ilk defa kendi medeniyetimizin lafını duyduk. Siyasi manevra olsa bile ne gam, biz bunun yalanına bile oyumuzu veririz. Bu seçim, batı uygarlığı ile İslam medeniyeti arasındaki seçimdir, bizim tercihimiz ise sabittir, İslam medeniyeti…
BÜYÜK SEÇİM… yazısına devam et

OY KULLANMADAN ÖNCE TÜRKÜ DİNLEYİNİZ

Oy Kullanmadan Önce Türkü Dinleyiniz

Hangi siyasî partiye oy kullanacağınıza karar verememişseniz, evden çıkmadan önce bir memleket türküsü dinleyiniz. Göreceksiniz, sandık başına varmadan fikriniz ve zihnî ufkunuz açılacak, kendinizden emin bir şekilde oyunuzu kullanacaksınız.

Önce “Bir vatan aman aman aman / Yastığım gül gül olmuş yorganım diken” türküsünü, ardından Âşık Veysel’in “Baş koymuşum Türkiye’min yoluna / Düzlüğüne, yokuşuna ölürüm /Asırlardır kır atımı suladım / Irmağının akışına ölürüm Türkiye’m hey… / Sevdalıyım yangın yeri bu sinem / Doksan yıldır çile çekmiş hep ninem / (…) /Mavi boncuk takışına ölürüm Türkiye’m hey…” türküsünü can kulağıyla dinleyin:

Oy kullanmaya gideceğiniz saatlerde gönlünüzde bir yavanlık, ruhunuzda bir pörsüme hissediyorsanız şayet, şu türküyü birkaç kez dinleyip kirlenmiş hissettiğiniz içinizi berraklaştırıp öyle çıkın evden:
OY KULLANMADAN ÖNCE TÜRKÜ DİNLEYİNİZ yazısına devam et

“SEÇİM” VESİLESİYLE…

“SEÇİM” VESİLESİYLE…

Pazar günü yapılacak mahalli seçimler, Cumhuriyet tarihinin bugüne kadar yapılan en mühim seçimidir. Kime oy vereceğimizden önce, seçimin ehemmiyetini anlamış olmamız gerekir. Ehemmiyeti anlaşılmayan bir mevzuda, kafi derecede hassasiyet göstermek beklenmez, hassasiyet dışı tutulan meselede doğru karar verebilmek, ancak tesadüfen mümkündür.

*
Tayyip Erdoğan, Müslümanların kahir ekseriyetinin üzerinde ittifak ettiği bir liderdir. Müslümanların kahir ekseriyeti yanlışta ittifak eder mi? Allah Azze ve Celle bu kadar geniş çaplı bir ittifakın yanlış olmasına müsaade eder mi? Tayyip Erdoğan, Müslümanların kahir ekseriyetinin üzerinde ittifak etmesi yanlış olan bir şahsiyet ise eğer, Allah Azze ve Celle, onu doğru şahsiyete kalbetmez mi? Allah bu ümmeti böyle bir vahim yanlıştan korumaz mı? Eğer Tayyip Erdoğan, bundan önce bu çapta bir ittifakın merkezi olmaya layık değilse, bundan sonra layık hale gelmez mi? Tayyip Erdoğan, kendine yönelen milyonlarca insanın dualarına, ümitlerine, hasretlerine, maksatlarına aykırı bir şahsiyet olabilir mi, kendisi öyle olsa bile milyonlarca insanın duası ona hiç tesir etmez mi? Allah Azze ve Celle, kendine açılan milyonlarca elin, kendine yalvaran milyonlarca dilin, kendine yönelen milyonlarca kalbin karşılığı olarak, dünyanın en kötü insanı olması halinde bile Tayyip Erdoğan’ı doğru insan, doğru lider, doğru şahsiyet haline getirmez mi?
“SEÇİM” VESİLESİYLE… yazısına devam et

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(28.03.2014)-FETHULLAH GÜLEN HİÇ DEĞİŞMEMİŞ

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(28.03.2014)-FETHULLAH GÜLEN HİÇ DEĞİŞMEMİŞ

Fethullah Gülen’in talebeleri toplanmış ve bir açıklama yapmışlar, açıklamanın özü ise şu; “Çizgisinde hiçbir değişikliğe şahit olmadık”… Zaman gazetesi, “Talebeleri Hocaefendiyi anlattı” başlığı ile verdiği haberi, “çizgisinde hiçbir değişikliğe şahit olmadık” spotuyla duyurmuş. Fethullah Gülen’in bir gurup talebesi toplanmış ve Cihan Haber Ajansına açıklama yapmış, Zaman gazetesinin internet sitesi, 27.03.2014 tarihli haberinde CHA kaynak göstermiş. Haberin kısa hikayesi bu, şimdi muhtevaya geçelim.

Gazete haberi şöyle özetlemiş;

“Kestanepazarı’nda yetişen ağabeyler, Hocaefendi’nin talebelerin hakkı diyerek onların yemeğinden bile yemeyen, abdest için kullandığı suyun bile ücretini verecek kadar ince düşünen bir kişi olduğunu iftiharla anlattı. Hocaefendi’yi, “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayetinin canlı bir misali olarak gördüklerini ifade eden talebeleri, çizgisinde hiçbir değişikliğe şahit olmadıklarının altını çizdi. Aynı ders halkasını paylaştıkları bir arkadaşlarının, “Allah’la konuşuyor” şeklindeki iftirasını ise hezeyan dolu sözler olarak değerlendirdi.”
CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(28.03.2014)-FETHULLAH GÜLEN HİÇ DEĞİŞMEMİŞ yazısına devam et

TAYYİP ERDOĞAN

TAYYİP ERDOĞAN

Semaver kaynıyordu içeri girdiğimde, başka da ses yoktu zaten odada. Usulca selam verdim, sessizliği bozmaktan ürken bir ses tonuyla, duydu mu bilmem, aldı selamımı başucuyla. Semaverin bir tarafından oturuyordu “dost”, öteki tarafına da ben oturdum sessizce… Semaveri kendime çevirdim, sakilik yapmak niyetiyle, tebessüm etti belli belirsiz. Kendime bir çay doldurdum, önüme aldım, şöyle bir yerleştirdim bardağı, simetrik olsun istedim. Çay ile münasebetini nizami şekilde kuramayanların adam olmakla ilgili eksikleri varmış gibi gelir bana, ehemmiyet veririm o sebeple çaya…
TAYYİP ERDOĞAN yazısına devam et

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(27.03.2014)-OPERASYONLAR BAŞLIYOR

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(27.03.2014)-OPERASYONLAR BAŞLIYOR

Paralel örgütün iktisadi teşekküllerinden “kaynak holding”, masak ekipleri tarafından basılmış, biz gazetelerin yalancısıyız. İhanet örgütü gazeteleri dışındaki tüm gazetelerde (Hürriyet dahil) “masak” ekiplerinin baskın yaptığı yazıyor. İhanet örgütü gazetelerinde ise sadece holdingin açıklaması var. Holding açıklamasında, “vergi incelemesi” olduğu ifade ediliyor. Vergi denetmenlerinin vergi incelemesi veya mali polisin baskın yapmış olması arasında, operasyonların başladığı gerçeği açısından fark yoktur. Öyle ya da böyle artık hedeftesiniz, öyle ya da böyle artık canınızın derdine düşeceksiniz, öyle ya da böyle taarruz inisiyatifinizi kaybedeceksiniz.

Zaman gazetesinin dünkü (26.03.2014) nüshasında çığlık çığlığa bağırıyorlardı. Artık anlamışlardı ki mağlubiyet kaçınılmaz, anlamışlardı ki zafer hayal… Tabii adamların kulakları büyük ya, bizim duymadığımız sesleri duyuyor, göremediğimiz hadiseleri görüyor, öğrenemediğimiz bilgileri öğreniyorlar. Baskın gelmeden çığlık atmaya başladılar, baskınlar başladığında ağlayacak zamanları ve takatleri bile olmayacağı için vakti değerlendiriyorlar.

Yeni Şafak ve başka birçok gazetedeki şu bilgi önemli;
CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(27.03.2014)-OPERASYONLAR BAŞLIYOR yazısına devam et

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(26.03.2014)-ÖRGÜT ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA…

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(26.03.2014)-ÖRGÜT ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA…

O meşhur gün yaklaşıyor, saatler çalışıyor, takvim yaprakları bir bir yere düşüyor ve 30 Mart geliyor. Miting meydanlardaki kalabalıklar ve halkın coşkusu, Fethullah Gülen örgütünün kabusu haline geldi, artık paralel örgütün duası, 30 Martın gelmemesi üzerinedir. Ama kimin gücü yetmiş zamanı durdurmaya, kim zamanı geri sarabilmiş ki. Zaman bir sath-ı maildir ki, ya gönlünle yürür gidersin ya da direnir ve kayarsın… Öyle ya da böyle zaman hükmünü icra eder, muhtevasında gizlediği kaderi dünyaya saçar, vakti gelen vaka gerçekleşir, “gerçek” olur.

Paralel örgüt, seçim yaklaştıkça panikliyor, her miting meydanını gördükçe ümidi tükeniyor. Artık korku ve panik her taraflarından fışkırıyor, gizleyemiyorlar, saklayamıyorlar. Taşıyor her taraflarından, tutamıyorlar bir türlü, zapt edemiyorlar korkularını. Kırk hikayeleri var, hepsi de 30 Mart üzerine…

Dünyaya yayılmış olan kanalizasyon şebekelerinin yeryüzüne çıktığı ve pisliklerini güzelim ülkemize akıttığı medyaları, 30 Mart yaklaştıkça korku ve paniklerini gizleyemiyor ve çığlık çığlığa bağırıyorlar. Zaman gazetesi, büyük iddiaların ve ithamların yayın organı olmaktan çıkıyor ve seçim yaklaştıkça tam bir ağıt evrakı haline geliyor. Misal bugünkü (26.03.2014) nüshası…
CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(26.03.2014)-ÖRGÜT ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA… yazısına devam et

Alkollü Laik Hayatı, Kemalist CHP Resmileştirdi-2-

CHP’NİN “AYYAŞLARI HİMÂYE SİYASETİ”

Chp’li Tekel Bakanı Tahsin Coşkun’un1946’da Meclis’te “Rakı fiyatının düşürüleceğini” söylemesi üzerine Türkiye âdeta ikiye ayrılmış, cepheleşme olmuştu. Bir tarafta Yeşil Cemiyeti ile muhafazakârlar, diğer tarafta Chp yanlısı şarap ve bira üreticileriyle gazeteciler vardı. Devrin gazetecisi Bedii Faik, “Ayyaşlara açık mektup” başlıklı yazısında Chp’li hükümetin “Ayyaşları himâye siyasetini” mizahî üslûpla yeriyordu. Liberal görüşlü olmasına rağmen Refik Halid Karay, hükümetin alkol siyasetini tenkit ederek “Alkol kullanmanın zararları üzerine yazılar, broşürler, konferanslar, resimler, vecizeler yoluyla halkı alkolden tiksindirme işine devam etmeliyiz” diyordu.

Nihayetinde şedit millet düşmanı Chp’li Recep Peker Hükümeti bütün bu tenkitlere rağmen 15 Ocak 1947’de rakı fiyatlarını ucuzlatır. Kaynaklara göre, “1946’da 5,2 milyon litreye düşen rakı tüketimi 1947 yılında 8,7 milyon litreye ulaşarak rekor kırmıştır.”

BİRA FABRİKASINI M. KEMAL KURDURDU
Alkollü Laik Hayatı, Kemalist CHP Resmileştirdi-2- yazısına devam et

2000. YAZI

2000. YAZI

Bugün 2000. yazıyı yayınladık. Fikirteknesi, Türkiye’nin fikir hayatında “fikir yazısı” ile en zengin sitesi unvanını taşıyor. Bizden önce başlayan siteler vardı ama söyleyecek sözleri bittiğinden midir nedir çoğunluğu kapandı. Fikirteknesi ise yazı sayısı cihetinden olduğu kadar, muhteva çeşitliliği bakımından da çok zengindir. Yazarlarımız birçok sahada yazılar yazmışlar, özellikle de seri yazılarla meseleyi çerçevelemiş, bir fikriyat imal etme çabasına girmişlerdir.

Sitemiz sadece makalelerden ibaret değil, aynı zamanda e-kitap yayını da yapmaktadır. Sitemizdeki yazarların 44 adet telif eseri sitede “e-kitap” olarak ücretsiz şekilde yayınlanmaktadır. Türkiye’deki yayınevlerinin kahir ekseriyetinin 44 eser basmamış olduğu görüldüğünde, sitemizin yayınladığı kitap sayısının büyüklüğü anlaşılır.
2000. YAZI yazısına devam et

Alkollü Laik Hayatı Kemalist CHP Resmîleştirdi-1-

Alkollü Laik Hayatı Kemalist CHP Resmîleştirdi

Laikliği İslâm’ın yerine ikame eden Atatürkçü Cumhuriyet, yâni Chp iktidarları alkollü hayatı devlet kurumlarında ve toplumda bir âdet olarak yerleştirmiş ve resmî hâle getirmiştir.

Avrupaîlik/Batılılaşma/laiklik denilen İslâm’a aykırı alkollü hayatı devletlü sofralarının ve toplantılarının resmî protokollere sokan, bu şenî ve haram âdet için mevzuatlar çıkaranlar Atatürkçü Chp kadrosudur.
ALKOLLÜ HAYAT ATATÜRKÇÜLÜĞÜN, YÂNİ CHP’LİLİĞİN ŞARTLARINDANDIR

Kemalist Chp’li olmanın şartlarından birincisi laiklikle alkolü sentez yapıp hususi ve umumi hayata dahil etmektir. Alkollü laik hayat sosyal mertebenin ve Atatürkçü Chp’li olmanın olmazsa olmazlarındandır. Bundandır ki bu haram ve Avrupaî âdeti yaymak ve dayatmak için yapılan propagandalar avâmın ve lümpen toplulukların köksüz idraklerine kadar sloganlaştırılmıştır: “Eski kafalılıktan kurtulmak istiyorsan önce kafayı çekeceksin…”
Alkollü Laik Hayatı Kemalist CHP Resmîleştirdi-1- yazısına devam et

İSTİKLAL CEPHESİ GÜNLÜKLERİ-(24.03.2014)-İSTANBUL MİTİNGİ

İSTİKLAL CEPHESİ GÜNLÜKLERİ-(24.03.2014)-İSTANBUL MİTİNGİ

İşte bu… İki milyon insan bir meydana toplanır mı? İki milyon insan bir meydana niye toplanır? İki milyon insan bir meydana kim için toplanır? Bu ne muhteşem bir hadisedir.

Maya tutuyor sanki… Büyük dirilişini, büyük hamlenin, büyük doğumun mayası tutuyor olmalı… Yeniçağın içtimai altyapısı oluşuyor, cemiyet kazanındaki mayalanma hızla devam ediyor. Nasıl olabilir böyle bir şey? İki milyon insanın menfaatinin aynı istikamette olması muhal… İstanbul mitingi, ruhi bir şahlanıştır. Ruhun istikameti aynileşebilir, milyonlarca ruh bir merkezde birleşebilir, bir istikamete yönelebilir. Nefs ve akıl bu işin altından kalkamaz, nefs ve akıl bu çapta bir ittifak gerçekleştiremez.

Aylardır tüm tezvirata rağmen millet istikametini değiştirmiyor, mevzilerini terk etmiyor, liderini yalnız bırakmıyor. Muhteşem bir şey… Büyük doğumların sancısı da büyük olur, her şeyin güllük gülistanlık olmasını tabii ki beklemiyorduk. Birkaç ayda seksen yıllık iftira atıldı, seksen yıllık yalan söylendi ama belli ki bunlar büyük doğumun şiddetli sancılarıymış. Millet tüm saldırılara karşı zihninde çelikten bariyerler kurmuş. Artık ümitlenmek zamanıdır.
İSTİKLAL CEPHESİ GÜNLÜKLERİ-(24.03.2014)-İSTANBUL MİTİNGİ yazısına devam et

İSTİKLAL CEPHESİ GÜNLÜKLERİ-23.03.2014-MUSTAFA AKYOL VAKASI

İSTİKLAL CEPHESİ GÜNLÜKLERİ-23.03.2014-MUSTAFA AKYOL VAKASI

Zaman gazetesinin 21.03.2014 tarihli nüshasında, Mustafa Akyol ile ilgili bir haber var. Haber, Mustafa Akyol’un, New York Times gazetesine yazdığı bir yazı… Haberin başlığı ise; “Seçimlerden sonra ‘cadı avı’ başlayabilir”… Mustafa Akyol’un Amerikan gazetesine yazdığı yazısının özeti, hükümetin doğru yolda olmadığı, seçimden sonra bir “cadı avı” başlatabileceği istikametinde şekillenmiş.

Malum olduğu üzere Mustafa Akyol Star gazetesi yazarıdır. Zaman gazetesinin haberinden anladığımıza göre bir de Hürriyet Daily News gazetesinde yazıyormuş.

Mustafa Akyol, fikir adamı değil, herhangi bir sahada kendinden faydalanabileceğimiz bir hususiyeti de yok. Gazetedeki köşesi kapatıldığında bir haftada unutulacak türden biridir. Varlığı ve kıymeti işgal ettiği gazete köşesinin ebadı kadar olan, tefekkür çapı ve mahareti, bir ihtiyacı karşılamayan, kendi kendine varoluşunu gerçekleştirme istidadı taşımayan bir figür. Bunları söyledikten sonra kendisiyle neden ilgilendiğimiz sorusunun cevabını vermemiz gerekiyor ki o cevap şudur; Mustafa Akyol, Türkiye’de bir “gazeteci figürüne” denk gelir. Meselemiz Mustafa Akyol’un kişiliği değil, prototipini oluşturduğu bu gazeteci figürüdür, konumuz da tam olarak bu figür.
İSTİKLAL CEPHESİ GÜNLÜKLERİ-23.03.2014-MUSTAFA AKYOL VAKASI yazısına devam et

“REŞİT HAYLAMAZ” İSİMLİ HAİN…

“REŞİT HAYLAMAZ” İSİMLİ HAİN…

Reşit Haylamaz isimli bir hain, “Gönül Tahtımızın Eşsiz Sultanı Efendimiz” isimli bir kitap yazmış. Muştu yayınlarından basılan ve piyasaya sürülen bu kitabın 252. Sayfasında şu ifadeler var;
“Ancak O’nun hedefi, öncelikle bütün insanları rahmet ve şefkatle kucaklayıp, ümmeti arasında da, kelime-i tevhidin ikinci yarısını söylemekten kaçınarak kendisini kabul etmese bile ‘La ilahe illallah’ diyen herkesi buraya getirmekti. Çünkü O, “Kim, la ilahe illallah derse cennete girer” buyuracaktı. Daha baştan O (sallallahu aleyhi ve sellem), bunun için yaratılmış ve onun için de, ilk yaratıldığı halde gelişi sona denk getirilmiş; peygamberlik güftesine kafiye koyacak Son Sultan olduğu için de, bedeniyle ruhunun buluşması risalet açısından en sona bırakılmıştı.”

Bu hezeyanın İslami ilimler cihetinden verilecek cevapları var tabii ki, o cevapları ilgililerine bırakalım. Mesele, “hikmet ve tefekkür” çerçevesinde sayısız soruyu celbeder. Bir şey değiştirildiğinde ne kadar çok şeyin değiştirilmesi gerektiğini gösteren bu sorular, İslam’da reform (dinde tahrif) yapmanın imkansızlığını da ifade eder.
“REŞİT HAYLAMAZ” İSİMLİ HAİN… yazısına devam et

BATI’NIN OĞULLARI

Batı’nın Oğulları

Türkiye’de Müslüman kimliğinden utananlara, Osmanlı-İslâm medeniyetini hâkir görenlere, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadar Batı “uygarlığından” gözleri kamaşanlara, Batı’nın toplum düzenine, edebiyat ve düşüncesine hayran olanlara, modernizmin, materyalizmin, pozitivizmin yayılmasına yataklık edenlere, İslâm’ın kamu ve devlet idaresindeki varlığının gereksiz olduğunu söyleyenlere Batı’nın oğulları denir.

Batı’nın oğullarının alâmet-i fârikası, konuşmalarına daima azılı Batıcılardan Kılıçzâde Hakkı’nın aşağılık sözüyle başlamalarıdır: “Bağıra bağıra halka anlatacağız ki, değil Asya’ya çekilmek, kutuplara firar etsek, Avrupalılar gibi düşünmedikten, Avrupalılar gibi çalışmadıktan sonra orada dahi yakamızı bırakmazlar, mevcudiyet-i mukaddese-i diniye ve milliyemizi muhafaza ettirmezler. Bugün Avrupa’dan tardettiler, yarın dünya yüzünden kaldıracaklardır.”

BATI’NIN İLK OĞLU REŞİT PAŞA’DIR
BATI’NIN OĞULLARI yazısına devam et

İSTİKLAL CEPHESİ GÜNLÜKLERİ

İSTİKLAL CEPHESİ GÜNLÜKLERİ

Cemaat günlükleri başlığı altında ihanet örgütünün faaliyetlerini takip ediyor ve değerlendiriyoruz. Sitemizin en fazla takip edilen yazıları da bunlar oluyor. Karşı cephenin yanlışlarını mümkün olduğunca günlük olarak yazmaya çalışıyoruz fakat bu arada (bizim de içinde bulunduğumuz) istiklal cephesinin yanlışları gözden ırak kalıyor. Bu durum, taraftarlığımızın militanca olmadığı, fikri tercihlere dayandığı gerçeği ile tenakuz oluşturuyor. İçinde bulunduğumuz cephenin yanlışlarına göz yumacak kadar fikirden anlamaz, adaletten uzak, vicdandan nasipsiz değiliz. İhanet cephesinin bu konudaki derin hassasiyetsizliğini bizim de kuşanmamız beklenmemeli, içinde bulunduğumuz cephenin yanlışlarına kör bakmamalıyız.

İhanet çetesinin büyük kalkışmasını, istiklal cephesinin “arınması” için fırsat gören bizim gibi insanlar, kendi cephemizdeki ayarsızlıkların üzerine gitmeli, yanlışları göstermeli, arınmaya katkıda bulunmalıdır. Biz “kör döğüşü” içinde değiliz, Erdoğan’ın peşinde de değiliz. Biz, İslami anlayışımızla dünyaya, insana ve hayata bakarız. Bu manada Erdoğan, bizim sitede (www.fikirteknesi.com) yaptığımız tespitlerin arkasından gelmektedir. Erdoğan, “bu bir istiklal savaşıdır” sözünü kullanmadan birkaç gün önce bizim sitemizde, “Erdoğan ikinci kurtuluş savaşının lideridir” başlıklı yazı yayınlanmıştır. Erdoğan bizim teşhislerimizi geriden takip etmektedir.
İSTİKLAL CEPHESİ GÜNLÜKLERİ yazısına devam et

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(21.03.2014)-GERİLİM YÜKSELİYOR

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(21.03.2014)-GERİLİM YÜKSELİYOR

Batının Ukrayna konusunda Rusya’ya uygulamaya başladıkları müeyyideler, hala komiklik sınırını aşabilmiş değil. ABD, bazı Rus yetkililerin malvarlıklarını dondurdu, onlarla ticaret yapmayı (kendi vatandaşlarına) yasakladı. Yani şunu demek istiyor; “seninle küstüm, al mektuplarını, ver mektuplarımı…”. Rusya ise başka bir aşık bulmuş gibi hemen atladı; “derhal, aha mektupların”. Yani Rusya’da ABD’li bazı yetkililere müeyyide uyguladı.

Gerilim yükseliyor, azalma istidadı da göstermiyor. Rusya meydan okuyor, ABD geri çekilemiyor. ABD, karizmasıyla mütenasip bir tavır takınma ihtiyacı duyuyor ama karizması eski güçlü dönemde elde ettiği bir imaj… Şimdilerde gücüyle imajı arasında büyük bir uçurum var, gücü imajını korumaya yetmiyor. Dünyada herkes hesap yapıyor, hiçbir ülkenin sahip olmadığı gücün karizmasını (imajını) taşımasına müsaade etmiyor. Kof bir imaj ile dünya kabadayılığına kimsenin boyun eğmeyeceği döneme geldik. Tüm ülkeler ve özellikle de ABD, gücü ile imajı arasındaki makası kapatmak zorunda. Ya güçlenmek ya da imajını değiştirmek zorunda, sürekli güç kaybettiği bir dönemde ise ancak ikincisini yapmaya muktedirdir.
UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(21.03.2014)-GERİLİM YÜKSELİYOR yazısına devam et

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(20.03.2014)-KONUŞTU DA NE DEDİ?

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(20.03.2014)-KONUŞTU DA NE DEDİ?

Fethullah Gülen konuştu… O kadar gürültüyle başlattı ki Ekrem Dumanlı, sanki adam üç beş tılsımlı cümle söyleyecek ve her şey hallolacak. Bugün röportajın 4. Bölümü yayınlandı, sadra şifa bir cümle yok. Eski iddiaların tekrar etmekten başka söylenmiş tek bir cümleye rastlamak mümkün değil, o zaman neden konuştun ki…

Konuştu çünkü konuşma metniyle ilgili değil maksadı, üslubuyla ilgili… Maksadını, muhtevaya değil üsluba yüklemiş. Mağduriyet, mazlumiyet, maznuniyet intibaı oluşturmaya çalışan bir PR çalışması. Lafı evirip çevirip, “bize haksızlık yapıldı, yapılıyor” noktasına getiriyor. Bunu da boynu bükük bir üslupla yapıyor ki, etkili olsun.
CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(20.03.2014)-KONUŞTU DA NE DEDİ? yazısına devam et

NEDEN KONUŞTU?

NEDEN KONUŞTU?

Fethullah Gülen konuştu… Bazılarının cenneti beklediği gibi hasretini izhar ettiği konuşma üç gündür kendi gazetesinde tefrika ediliyor. Şimdi soru şu; seçime şu kadarcık vakit kalmışken, neden konuştu?

Bu sorunun basit cevapları var tabii ki… Mesele, basit ve gerçek cevapları da ihtiva edecek şekilde, toplam kompozisyonu ortaya çıkarmaktır. Neden konuştu?” sorusunun yanına, “konuşmasının etkileri ve neticeleri nedir?” sorusunu da eklemek şart. İki sorunun cevapları birlikte aranmazsa, kendinin öngörmediği neticeleri de düşünmüş olduğu zannı oluşur ki, bu ihtimalde, adamda olmayan özellikleri ona yükleyerek propagandasını yapmış oluruz. Aslında Fethullah Gülen, dışarıdan göründüğü kadar, yani yaptığı işlere bakıp tahmin edileceği kadar zeki değil. Adam, Yahudi ve sair güç merkezlerinin “düşünce kuruluşları” tarafından üretilen ve planlanan işleri de yaptığı için, olduğundan fazla zeki görünüyor. Bu noktanın özellikle altının çizilmesi gerekiyor, aksi takdirde, tenkit ederken, taltif etmiş oluruz.
NEDEN KONUŞTU? yazısına devam et

Haindir zevk alan Amerika’ya hizmetten veya vatan hainliğinin târifi-2-

HAİNLİĞİ SÖZDE EDEBİYAT YOLUYLA YAPANLAR

Hainliği sözde edebiyat yoluyla da yapanlar var. Roman yazarak Türkiye’yi, yâni Müslümanları Batı’ya kıyıcı ve adâletsiz olarak gösteren ve hainliğinin karşılığı olarak Nobel ödülü alan Orhanoviç Pamukyan da bir başka hain türüdür. Edebiyat ve düşünce yoluyla hainlik eden taifenin ilk numunesi olarak Tevfik Fikret ve oğlu Hâluk Fikret’i sayabiliriz. Baba Fikret, “Milletim nev’i beşer, vatanım rûy-i zemin, Kitabım sahn-ı tabiat kitabı, din-i hak, bence din-i hayat ” demekle, oğul Fikret ise mühendislik tahsili için gittiği Amerika’da Protestan papaz olmakla millet hüviyetine hainlik etmişlerdir.

Menderes’in Demokrat Parti devrinde “Vatana kazandırılması düşünülerek affedilen” komünist şair Nazım Hikmet, serbest kaldığında ilk işi kaçıp Sovyet Rusya’da, Avrupa’nın sosyalist ülkelerinde yazıları ve radyo konuşmalarıyla ölene kadar Türkiye’ye hainlik etmiş numune hainlerdir ki bu ülkede onun vatan hainliğini şiar edinenler çoktur.

KEMALİST DİKTANIN VATAN HAİNLİĞİ KAVRAMI İSLÂM KARŞITLIĞI ÜZERİNEDİR
Haindir zevk alan Amerika’ya hizmetten veya vatan hainliğinin târifi-2- yazısına devam et