Aylık arşivler: Mayıs 2014

İSTİKLAL GÜNLÜKLERİ-(31.05.2014)-ALMANYA’DAKİ MÜLAKAT

İSTİKLAL GÜNLÜKLERİ-(31.05.2014)-ALMANYA’DAKİ MÜLAKAT

Yeni Şafak gazetesinin 31.05.2014 tarihli internet sitesinde bir haber ve haberin videosu var, haberin başlığı “Alman kanalı RTL’nin yayınlayamadığı Erdoğan röportajı”… Haberde, röportajın videosu da mevcut…

Hadise şu; Erdoğan’ın Almanya seyahati ve orada yaptığı konuşmada kendisini dinlemeye gelen gurbetçi vatandaşlarımızla röportaj yapmak için gelen RTL televizyon kanalı, Erdoğan aleyhine bazı beyanatlar almak derdiyle kıvranıyor ve üst üste Erdoğan aleyhine sorular soruyor. Röportaj yaptığı gurbetçi vatandaşımız ise müthiş cevaplar veriyor, muhabirin her defasında köşeye sıkıştırmak için sorduğu sorular vatandaşımız tarafından o kadar güzel şekilde cevaplanıyor ki röportajdan elde edilmek istenen maksadın tam aksin gerçekleşiyor. Ve Alman televizyonu o röportajı yayınlamıyor.

Önce röportajı nakledelim, sonra söyleyeceğimizi söyleyelim.
İSTİKLAL GÜNLÜKLERİ-(31.05.2014)-ALMANYA’DAKİ MÜLAKAT yazısına devam et

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-5-FİKİR KABIZLIĞI

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-5-FİKİR KABIZLIĞI

Fethullah Gülen bir konuda çok mahir, fikir ile dil ve üslubu öyle bir harmanlamış ki, birbirinden tefrik etmek fevkalade zor. Zaten tabiatı gereği fikir ile dil ve üslup birbirine nüfuz etmiş halde bulunur ve zaten tabiatı gereği bunların birbirinden tefriki zordur. Bu sebeple bazı fikir ve ilim adamları hak etmedikleri şöhrete sahip olmuşlardır. Fethullah Gülen, meselenin tabiatındaki zorluğu iyice girifleştirmiş, dil ve üslubunun içinde fikri arayıp bulmayı çetin bir mesele haline getirmiştir.

İslam’ın on dört asırlık müktesebatından ulaşabildiklerini almış, onları kendi dil ve üslubuyla ifade etmiş, kadimden beri müzakere edilen meseleleri kendi fikriymiş gibi ifade etmiştir. Müktesebata vakıf olanların farkedip, hırsızlık (intihal) ile ithamından korunmak için sık sık nakil üslubuna müracaat etmiş, nakil yaptığını gizlememiş ama her konuyla ilgili kendi fikri varmış gibi davranmaktan da kaçınmamıştır. Oysa “Kalbin zümrüt tepeleri” isimli dört ciltlik kitapta, dört adet orijinal fikir yoktur. Çok büyük bir iddia gibi görünen bu beyan, müktesebata aşina olan ve dil ile üslubu muhtevadan ayırabilenlerce anlaşılabilecek bir özelliktir.
FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-5-FİKİR KABIZLIĞI yazısına devam et

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-4-KEŞİF Mİ KELAM MI?

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-4-KEŞİF Mİ KELAM MI?

“Kalbin zümrüt tepeleri” isimli eserin mevzuları, kahir ekseriyetle “keşif” mevzuudur. Tasavvuf ehli, bu meseleler hakkında kelam etmekten imtina etmişler, meselenin kelam bahsi olmadığını söylemişlerdir. Velayet sahibi zevat-ı kiramın çok az kısmı (istisna sayılacak kadar az) meseleyi kelama dökmüş, onların da kahir ekseriyeti, mevzuun yanlış anlaşılmalarını tashih maksadı gütmüştür. İstisnanın istisnası kabilinden bir kısmı ise yazmış ve konuşmuş, onların beyanından da İslam’ın varlık ve insan telakkisi zuhur etmiş, bu vesileyle tevhid bahsi de muhkem bir çerçeveye kavuşmuştur.

Tasavvufun ilk ölçüsü edeptir. Edebin en sarih tarifi ise (girift tarifleri de var) haddini bilmektir. Kalem ehlinin haddini bilmesi gereken ilk mevzu ise “keşif” sahasına, yani “ilm-i ledün” alanına girmemesidir. Fethullah Gülen’in “Kalbin zümrüt tepeleri” isimli eseriyle alakalı yapılacak ilk tespit, haddini aşmış bir edepsiz olduğudur.
FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-4-KEŞİF Mİ KELAM MI? yazısına devam et

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-3-FİKİR Mİ ANSİKLOPEDİ Mİ?

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-3-FİKİR Mİ ANSİKLOPEDİ Mİ?

Kalbin zümrüt tepeleri isimli dört ciltlik eser, tasavvuf mevzularıyla ilgilidir. Fethullah Gülen, tasavvuf mevzularını başlık başlık toplamış, her başlık altında müktesebatı nakletmiş, ortaya dört ciltlik bir çalışma çıkmış. Mevzuların tertibi bile yapılmamış, başlıklar kitaba gelişigüzel serpilmiş, her başlık altında, o başlığa ait muhtelif görüşler zikredilmiştir. Nakiller, bazen şahıslardan, bazen belli başlı mecralardan (mekteplerden-ekollerden) yapılmıştır. En mühim kısmı ise, şahıs ismi, mecra ismi verilmeden yapılan nakillerdir ki, bunların kendine ait fikirler olduğu zannı uyanmaktadır. Fikir hilelerinden birisi de burada gizlenmiştir. Yer yer rivayet ve nakil dili kullanılmış fakat bir kısmında telif dili kullanılmıştır. Oysa telif dili kullanıldığı yerlerdeki ifadelerin muhtevası da nakildir.

Dört ciltlik eserin tamamı nakil yoluyla yazılmıştır. Eserin mevzuları, mühim, girift ve derindir, bu sebeple vakıf olan hatta ilgilenen insan sayısı çok azdır, anlayan ise neredeyse yok gibidir. Mezkur meselelerin muhatabının kalmadığı bir vasatta, dört ciltlik eserdeki ifadelerin hangisinin nakil, hangisinin telif olduğunu anlama imkanına sahip pek kimse yok. Tam bu nokta, “fikir hilesi” için en uygun şartların oluştuğu yerdir.
FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-3-FİKİR Mİ ANSİKLOPEDİ Mİ? yazısına devam et

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-2-DİL VE ÜSLUP

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-2-DİL VE ÜSLUP

Fethullah Gülen, eski dilin tabii neticesi olan güzel üsluba nispeten sahip. İslam irfanı ile meşgul olmuş, onunla nispeten ünsiyet kesbetmiş her kalem ehlinin malik olduğu benzeri üsluplar, bu şahısların derin bir hikmet sahibi olduğu zannı uyandırıyor. O kadar ki, günümüzde, Osmanlının inşa ettiği muhteşem medeniyet diline biraz vakıf olan ve derdini onunla anlatacak kadar istimal istidadı kazanan kişiler bile büyük arifler cümlesinden sayılmaya başlanmıştır. Oysa Osmanlının son devirlerinde yayınlanan bir gazetedeki meşum bir cinayet haberini okuyan, o haberi hazırlayan herhangi bir muhabiri bile, bugünün seviyesiyle baktığında büyük ariflerden zanneder. Osmanlının en büyük eserlerinden biri olan “medeniyet dili”, tarihte misali olmayan bir “iradi dil inşasıdır”. Dilin tabii seyrinde inkişaf ettiği vakadır ve bu hükmün tek istisnası Osmanlıca nam “medeniyet dilidir”. O dile bir nebze vakıf ve hakim olan birisi, o dil ile pornografik bir hikaye anlatsa bile, girift bir hikmet muhtevasını ilmek ilmek ördüğü, lif lif açıp izah ettiği zannedilir. Osmanlının sadece dilini bile taklit edebilmek, bugünün sığ ve sahte dünyasında insana “arif” vasfını kazandırmak için maalesef kafi gelmeye başlamıştır. Osmanlı ile Cumhuriyet arasındaki uçurumun derinliği, Osmanlının dilini istimal temrinleriyle büyük mütefekkir veya büyük alim zannının üretilmesini mümkün kılar.

Fethullah Gülen, tek bir hikmet cümlesi imal edememiş, buna mukabil müktesebat ile meşgul, onun dil ve üslubuna da hakim olmasından dolayı “büyük alim” zannedilmiş birisidir. İslam irfan müktesebatını toplayıp kendi üslubu ile nakletmesi, müktesebata vakıf insan sayısının az olduğu bir vasatta, Fethullah Gülen’in büyük alim (veya arif) olarak nam salmasına sebep olmuştur.
FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-2-DİL VE ÜSLUP yazısına devam et

AYNAYA BAKINCA NE GÖRÜYORSUNUZ?

Aynaya Bakınca Ne Görüyorsunuz?
Aynaya baktığınızda ne görüyorsunuz? Kemik ve etten yüzünüzü mü? Sadece dış yüzünüzü görüyorsanız kalp gözünüz kapalı ve aynanız kirlidir. Aynaya baktığınızda iç yüzünüzü görüyorsanız kalbiniz tezkiye olmuştur.

AYNADA KİMİ GÖRÜYORSUNUZ?

Aynaya bakınca kimi görüyorsunuz? Bir misal olsun: “Ayna tuttum yüzüme / Ali göründü gözüme / nazar eyledim özüme / Ali göründü gözüme” sözlerinin yaşattıklarına benzer hâller yaşadınız mı ayna karşısında? Fakirin ayna sıkıntısı yok şükür. Ali Hocam ve dostlarımın aynasında kendimi görürüm.
AYNAYA BAKINCA NE GÖRÜYORSUNUZ? yazısına devam et

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-1-TAKDİM

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-1-TAKDİM

Fethullah Gülen ile ilgili çok şey yazıldı ve söylendi. Kırk yıldır gündemde olan bir adam hakkında çok şey söylenmiş olması normal ama son aylarda hakkında yazılan ve söylenenler, muhtemeldir ki daha önce söylenenlerin toplamını geçmiştir.

Yazılan ve söylenenlerin kahir ekseriyeti örgütüyle ilgilidir ve son dönemde aldığı karar ve takip ettiği siyaset gereği “ihanet” ile itham edildiği için mesele umumiyetle uygulamalara dönük olarak değerlendirilmiştir. Tatbikat bahsi “acil” meselelerden olduğu için bu durum anlaşılabilir, Müslümanları ve hükümeti hedef alan ağır saldırısı savuşturulmadan fikri derinliklere inen değerlendirmeler yapmak mümkün olmuyor. Aslında olmalı, maalesef tatbikatın aciliyeti, fikri muhakemeleri arka plana atıyor.

Zamanı gelse de gelmese de artık Fethullah Gülen’i fikri çerçevede değerlendirmeye almak lazım. Fikren yaşayan birisi, fiilen ölse de tehlike devam ediyor demektir, öyleyse fikri değerlendirme şarttır.
FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-1-TAKDİM yazısına devam et

MİRAÇ KANDİLİ MÜBAREK OLSUN

Miraç kandili tüm müslümanlara mübarek, ümmetin dertlerine deva olsun. Miraç, “Hakikat-i Muhammediye”nin apaçık delilidir. Miraç, “Hakikat-i Muhammediye”nin, evvelin evvelindeki tecellisi ile ahirin ahirindeki tezahürünün vuslatı olsa gerek. Cenab-ı Allah’a sonsuz şükürler olsun ki, bizi O’nun (Aleyhisselatü Vesselam) ümmetinden kıldı.

Müslümanın Bir Başucu Kitabı:“Hâcegân Sultanları”

Müslümanın Bir Başucu Kitabı:“Hâcegân Sultanları”

Ali Yurtgezen hocanın Semerkand dergisinde “Altın Silsile” başlığı altında seri olarak yayınlanan yazıları “Hâcegân Sultanları” adıyla Semerkand Yayınları tarafından kitaplaştırıldı.

Her Müslümanın başucu kitabı olarak okuması elzem olan bu kitabın sarahat, selaset ihtiva eden akıcı, sarih bir üslûbu vardır. Her cümle kendi başına “hendesî bir disiplin içerisinde” mevzu ile ilgili zengin bilgiler ihtiva etmektedir. Tavsif etmek haddim değil, fakat söylemeden geçemeyeceğim. Kitapta başından sonuna kadar bu kaidelere uymayan gereksiz boş ifade yok. Yazılar ifade bakımından hem “kütük”, hem “nakış” sahibidir.
Müslümanın Bir Başucu Kitabı:“Hâcegân Sultanları” yazısına devam et

TEŞKİLAT, SADAKAT, LİDER KÜLTÜ

TEŞKİLAT, SADAKAT, LİDER KÜLTÜ

Hayatı yaşayabilmek, ayakta kalabilmek, varlığını devam ettirebilmek için teşkilatlanmak gerekiyor. Sıfır teşkilatın olduğu yerde hayat yoktur, bedevilikte bile asgari bir teşkilat vardır. Teşkilatlılık hali o kadar hayati bir meseledir ki, akıl olmayan hayvanlarda bile mevcuttur. İnsan, aklının oluşmadığı bebeklik ve çocukluk yıllarını, teşkilatlı aile ve cemiyet hayatıyla yaşayabilir, bu sebeple teşkilat, akıldan öncedir. Hem hayat hem de akıl, teşkilatlar yekununun neticesi ve eseridir. İnsan, sayısız teşkilatın ördüğü bir hayat içine doğar ve orada varlığını devam ettirebilir.

Bazıları teşkilatlardan (dernek, vakıf, siyasi teşekküller) uzak durmak temayülündedir. Bunlardan uzak durduğunda teşkilattan ve teşkilatlılık halinden uzakta yaşadığını zanneder. Oysa okula gider, o bir eğitim teşkilatıdır, bakkaldan ekmek alır, o bir ticari teşkilattır, bankadan kredi alır, o bir finans teşkilatıdır ila ahir…
TEŞKİLAT, SADAKAT, LİDER KÜLTÜ yazısına devam et

HAZRET-İ SU

Hazret-i Su

Dünya ehlinin saygısızca “su” diye ifade ettiği nimete hazret-i su dememin en temel sebebi, “O öyle bir yaratıcıdır ki gökleri ve yeri altı günde yarattı. Ve Arş-ı su üzerinde idi” (Hûd-7) âyetidir.

Suyun ceddi ve Hacc’ın vecibelerinden olan Zemzem için “Yeryüzündeki en hayırlı sudur, her derde devadır ve ona bakmak ibadettir” diyen ve suyu mukaddes emanetlerden sayan ecdadımın sözleri, suya, hazret-i su diye hitap etmemin bir başka sebebidir.

SUYA HAZRET-İ SU DEMEDEN DOKUNMUYORUM ARTIK

Âşıkların gönülleri yanmasaydı, su olmazdı. Su, âşık demektir ki, onların gönüllerinin yanmasından dolayı dünyada su vardır. Gönül, suya benzetilir ki, “su gibi berrak olmalı gönül” denilir. Dolayısıyla su kana kana içilir.
HAZRET-İ SU yazısına devam et

İSLAM TARİH ANLAYIŞI-16-“DİN İLE İNŞA” DEVRİ-2-

İSLAM TARİH ANLAYIŞI-16-“DİN İLE İNŞA” DEVRİ-2-

Hadis-i Şerif ve Sünnet-i Seniyye’nin sıhhat şartlarını (mevzuu hadis olma meselesini) tahkik etmek bir ilmi meseledir. Hadis ilmi çerçevesinde bu meseleler kılı kırk yararcasına tetkik edilmiş, farklı derecelerde sıhhat haritaları çıkarılmış, itikada müteallik olanlar hususiyetle tespit edilmiştir.

Hadis-i Şeriflerin tespiti, sıhhat derecelerinin tetkiki, mevzularına göre tasnifi bugünden geriye doğru yapılamaz. Vahy-i İlahi ve Hadis-i Nebevi, ıstılahta “haber” olarak tesmiye ve tavsif edilmiştir. “Haber”, doğruluğu-yanlışlığı kaynağına göre tespit edilen bilgi çeşidindendir. Kimse, hadis-i şerifin metnine bakarak Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam efendimizin beyanı olduğunu veya olmadığını iddia edemez. Hadis-i Şerif, dinin “kurucu kaynağı”dır, kurucu kaynak, aklın insafına teslim edilemez, tam aksine akıl (tabii ki akl-ı selim), kurucu kaynakların muhtevasına teslim olmak, kendini onlarla inşa etmek zorundadır. Hadis ilminde “metin tenkidi” tabii ki vardır ama bu usul çok dikkatli kullanılmak zorundadır. Rivayet zincirinde bir zafiyet olmadığı takdirde metin tenkidi usulüne başvurmak, dinin kurucu unsurunu akla teslim etmek manasına gelir. Zaten Risalet müessesesi aklın verasındadır, bu sebeple “kesbi mesleklerden” değildir. Risalet tavrının anlaşılabilir olduğu iddiası, zımnında, Risalet müessesesinin kesbi meslek olduğunu kabule yol açar.
İSLAM TARİH ANLAYIŞI-16-“DİN İLE İNŞA” DEVRİ-2- yazısına devam et

KAZALAR, KURTARMA ÇALIŞMALARI VE SİYASET

KAZALAR, KURTARMA ÇALIŞMALARI VE SİYASET

Soma’daki maden kazası gündemi boşalttı, gündemdeki tüm meseleleri arka plana attı ve tek gündem maddesi haline geldi. Böyle olmalıydı çünkü kainattaki en kıymetli varlığın en kıymetli unsuru olan “can” ile ilgiliydi ve çok sayıda hayatını kaybeden insan vardı. Özellikle de kaza gibi hadiseler, hayatını kaybedenlerin masum olmasından dolayı keskin bir hassasiyet oluşturur. Buna, kazanın gerçekleşme sürecinde bazı ihmaller olması ihtimalini eklediğimizde mesele vicdanları patlatacak bir hassasiyet infialine sebep olur.

Birkaç gündür ülkenin gündemi yoğun şekilde Soma’ya kilitlendi. En son yapılan açıklamada hayatını kaybeden masumların sayısı 282’ye çıkmıştı. Bu çok büyük bir sayı… Hadise tam bir facia… Böyle şeylerin nasıl olabildiğini hala anlamış değilim. Yaşadığımız çağdaki teknolojik imkanlar, iş kazalarını önlemede ve kayıpları asgariye indirmede nasıl olur da işe yaramaz. Demek ki mesele tedbirlerin alınmasında ferasetsizlik, hassasiyetsizlik, akılsızlık çizgisinde seyrediyor.
KAZALAR, KURTARMA ÇALIŞMALARI VE SİYASET yazısına devam et

Ah, Maden Şehitleri! Yüreğimiz Nasıl Dayanacak Sizlere?

Ah, Maden Şehitleri! Yüreğimiz Nasıl Dayanacak Sizlere?

Kömür kuyuları, yâni ölüm kuyularında ekmek mücadelesi veren mazlum çağdaş köleler Allah’a yürüdüler, arkalarında evlat, eş, baba, ana bırakarak… Maden işçilerinin ölümü böyledir işte.

Birbirine sarılı yüzlerce baba, yüzlerce evlat, yüzlerce eş… İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.

Ölüm kuyularında kazma sallayan mazlumlar, yâni soluk benizli çağdaş (!) köleler! Yüreğimiz nasıl dayanacak şimdi size?

VATAN İÇİN ÖLENLERLE KÖMÜR KUYULARINDA ÖLENLER BİRDİR

Vatan için ölenlerle kömür kuyularında ölenler birdir. Vatan için cephede ölmekle, “helâl lokma” diyerek kömür kuyularında ölmek bir değil diyen varsa o, insan değildir.
Ah, Maden Şehitleri! Yüreğimiz Nasıl Dayanacak Sizlere? yazısına devam et

İHANET GÜNLÜKLERİ(16.05.2014)-İHANET ÖRGÜTÜ TEZVİRATA BAŞLADI

İHANET GÜNLÜKLERİ(16.05.2014)-İHANET ÖRGÜTÜ TEZVİRATA BAŞLADI

Soma, ızdırabın bile nefessiz kaldığı belde… Bir insanın nefes alamaması, nefes alamadığı için hayatını kaybetmesi, en çok ihtiyacımız olan ama yeryüzünde bol miktarda bulunduğu için ticari meta haline bile getirilemeyen havayı bulamadığı için can vermesi… Çok derin bir acı… Hayatını kaybedenlerin son halleri görülemediği için facianın nasıl bir şey olduğunu tam bilemediğimiz, sadece nakillerle anlamaya çalıştığımız, hiçbir şekilde de ifade edemediğimiz bir ızdırap… Hayatını kaybedenlere Cenab-ı Allah’tan rahmet, yakınlarına sabr-ı cemil, yaralılara acil şifalar dileriz.

Hadise gerçekten can yakıcı, akılları patlatıcı bir mahiyet taşıyor. Kurtarma çalışmalarındaki görüntülere bakınca insan zapt edilmez bir öfkeye kapılıyor. İnsan, sorumluların bir an önce bulunması, kanunun öngördüğü en ağır cezaya çarptırılmasını istiyor. Muhakkak ki, bir daha böyle bir hadisenin yaşanmaması için gereken tüm tedbirlerin alınması konusunda en titiz uygulama ve takiplerin yapılması gerekiyor.
İHANET GÜNLÜKLERİ(16.05.2014)-İHANET ÖRGÜTÜ TEZVİRATA BAŞLADI yazısına devam et

“DERT İSTE SEN, DERDİNE DERMAN SORMA”

“Dert İste Sen, Derdine Derman Sorma”

Niyazî-i Mısrî Hz.lerinin, “Dermân arardım derdime, derdim bana dermân imiş” sözünün üstüne derdimi derman bildim, şükür. Bu cezbeli mübarek zât rehberim oldu derdime, kitaplarından ders aldım her gece.

Buyurdu ki: “Derd-i Hakk’a tâlib ol, dermana erem dersen.” O dersten sonradır ki bu sözünün başım üstünde yeri vardır.

Bu nasihatten sonradır ki, fakir, derdini Efendimiz Aleyhissalâtuvesselâm’a yollar her gece: “Derdmendim mücrimim, dermâne geldim yâ Resûl.”

“NE ŞİRİN DERT BU DERMANDAN İÇERİ”
“DERT İSTE SEN, DERDİNE DERMAN SORMA” yazısına devam et

Kur’ân’a Nutuk’tan sözler eklensin diyen azılı Atatürkçü

Kur’ân’a Nutuk’tan sözler eklensin diyen azılı Atatürkçü

“Cennetse bu yurt, sen onu buldun harabe / bir gün olacaktır anıtın, Türklüğe Kabe! / Zindan kesilen ruhlara bir nur gibi doldun / Türk ırkının en son bir peygamberi oldun!” mısralarıyla M. Kemal’i ilahlaştıran azılı Kemalist yazar Osman Nuri Çerman, 1949’daki Chp kurultayında devlet ve hükümet başkanları ile milletvekillerinin huzurunda “Dinde Reform ve Kemalizm” başlıklı elli üç maddelik protestan, yâni Kemalist islâm projesini takdim eder.

Chp’nin ilçe başkanlığını da yapan Çerman daha sonra, İslâm’ın vecibelerini, ibadetlerin tarzını değiştiren projesini “Dinde Reform” adlı kitapta toplar ve kitabını, İslâm’ı protestanlaştıracak elli üç maddelik kısmının kanunlaşması için1961 Temsilciler Meclisi’ne gönderir. Malûmdur ki 27 Mayıs’ın kaatil darbecileri 1961 Kurucu ve Temsilciler Meclisi üyelerinin ezici çoğunluğunu darbe yanlısı Chp’lilerden teşekkül ettirmişlerdi.

“KUR’ÂN, KEMALİZMİN ÇIKARLARINA UYGUN HÂLE GETİRİLECEK”
Kur’ân’a Nutuk’tan sözler eklensin diyen azılı Atatürkçü yazısına devam et

El çek doktor yaramdan, sen derdime deva bilmezsin

El çek doktor yaramdan, sen derdime deva bilmezsin

Modern eğitim almış doktor fikir ve gönül yaralarına deva olabilir mi? Varıp yanına “El çek doktor el çek yaram üstünden / Sen benim derdime deva bilmezsin” desem derdimi anlar mı?

Yazı başlığımız Hak âşıklarından Erzurumlu Emrah’ın “El çek tabib el çek yaram üstünden / Sen benim derdime deva bilmezsin / Sen nasıl tabibsin yoktur ilacın / Yaram yürektedir sarabilmezsin” mısralarından uyarlamadır ki modern tıp bilimiyle malûl olan doktorlara trajik durumlarını hatırlatmak istedim.

DOKTORA TABİB YAHUT HEKİM DEMEK BİR YANILGIDIR
El çek doktor yaramdan, sen derdime deva bilmezsin yazısına devam et

ÖLÜMLE ARANIZ NASIL?-2-

“ÖLÜMÜN YÜZÜ SOĞUK” DİYENLER MODERN CÂHİLLERDİR

“Ölümün yüzü soğuk” diyenler modern insanlardır. Azrail aleyhisselâm’ı, Kur’ân ve hadislerden tanıyıp bilmedikleri için ölümün yüzünü soğuk ve korkunç sanıyorlar. Müslüman ecdâdımız gibi ölüm bizim için gül bahçesine göçmektir diyemiyorsak, Yunus Emre Hz.lerinin yüzüne nasıl bakacağız? “Ölüm dosttan (Allah’tan) gelen dâvete icabettir / (…) /Yunus ölürse ne gam aşk içinde kardaşlar ” diyor.

Ölümü ciddiye almayanlara onun mısralarıyla derim ki: “Bir gün Azrail / Sana da gelür / Bana da gelür” (…) “Ölüm demez yiğit, koca / Ya gündüz gelir yahut gece / (…) / Hani Ali, hani Osman? / Onlar oldu hepsi yeksan …”

Tereddüt etmek yakışır mı yüreği yanında olan insana? Bu ulu dervişin mısraıyla “Azrail hamle kılmadan gel dosta gidelim gönül” tâlimi yapalım, derim.

“ÖLÜNÜZ, ÖLÜNÜZ; BU ÖLÜMDEN KORKMAYINIZ!”
ÖLÜMLE ARANIZ NASIL?-2- yazısına devam et