Aylık arşivler: Haziran 2014

İHANET GÜNLÜKLERİ-30.06.2014-ALİ ÜNAL’IN HAZİN HALİ…

İHANET GÜNLÜKLERİ-30.06.2014-ALİ ÜNAL’IN HAZİN HALİ…

Ramazanda tenkit yazısı yazmak hoş değil, bu mübarek ayda insanın kendi nefsini tenkitle iktifa etmesi asıl olmalıdır. Kendimizi hesaba çekmeden başkalarına hesap sormak yakışıksız bir hal…

Zaman gazetesi yazarları galiba Ramazan ayını, nefs muhasebesi, nefs tezkiyesi, ruhi istidatların inkişafı gibi manevi-kalbi çerçevede yaşamak fikrinden oldukça uzak görünüyorlar. Gazetenin genel yayın çizgisi ve yazarların yazıları, Erdoğan ve Akparti düşmanlığını, iftira, hakaret, hafife alma, alay etme şekillerinde devam ettiriyorlar. Dikkat çekici nokta şu ki, yazarların yazılarında, yazıların muhtevasında, dilinde ve üslubunda, ramazanın geldiğine dair hiçbir alamet, işaret, ima yok.
İHANET GÜNLÜKLERİ-30.06.2014-ALİ ÜNAL’IN HAZİN HALİ… yazısına devam et

Bu ülke babamındı, onunda babasınındı, onunda ecdâdınındı

Bu ülke babamındı, onunda babasınındı, onunda ecdâdınındı

Bu ülke babamındı, onunda babasınındı, onunda bin yıldır Müslüman ecdâdınındı, bugünde benim, yarında oğlumun ve onun oğullarının olacaktır. Bu silsile, hücrelerinden yüreğine, tuvalet âdabından devlet düzenine, eğitimden medeniyet anlayışına, iliklerinden ruhuna kadar her şeyiyle İslâmlaşan Türk milletinin kendisidir.

Bu ülke, Türklüğün İslâm’dan sâdır olduğuna, Müslüman olmadan önce Türklüğün millet olarak tecessüm etmediğine, Türklüğün ancak İslâm şeriatı ile varlık ve hüviyetini ilelebet sürdürebileceğine inananlarındır.

Bu ülke, Türklüğün zarf ve mazrufunun Âl-i Selçuk, Âl-i Osman kalıbında İslâmlaşa İslâmlaşa meydana geldiğine ve Muhammed (s.a.v.) ümmeti olduğuna iman edenlerindir.

HÜKÜMRANLIK HAKKI, İSLÂM’DAN ÇIKMADIKÇA TÜRKLERE AİTTİR
Bu ülke babamındı, onunda babasınındı, onunda ecdâdınındı yazısına devam et

İHANET GÜNLÜKLERİ-27.06.2014-MUSTAFA ÜNAL PANİKTE…

İHANET GÜNLÜKLERİ-27.06.2014-MUSTAFA ÜNAL PANİKTE…

Örgüt gazetesi yazarlarından Mustafa Ünal, bugünkü (27.06.2014) “PKK ile barış, Cemaat’le savaş” başlıklı yazısında pek hüzünlü, pek ümitsiz, pek alıngan bir üslup kullanmış. Yazının satır aralarına büyüteç tutulsa, yazarken ağladığı görülebilir. Eski afra-tafralar kalmamış, kendine güven tükenmiş, hesap sorma edaları gitmiş, hocasının eski ağlamaklı hali gelmiş.

Akparti’nin PKK ile barış yaparken kendi ifadesiyle “Hizmet hareketi’ne” karşı savaş açtığını söylüyor. Adamlar “hal diliyle” yalvarırken bile “yalan” söylüyorlar. Hükümetin PKK ile barışırken “cemaate” savaş açtığını söylüyor, oysa hükümete savaş açan kendileriydi, hem de dışarıda İsrail, ABD, İngiltere, içeri de ise CHP, MHP ve marjinal solla barış yaparak… Bu adamlar nerede büyüdü, ne yedi, ne içti de bu hale geldi? İt gibi yalvaracak noktaya geldiler, açıktan yalvarmaktan çekinecek bir şahsiyetleri de yok, açık açık yalvaracaklar ama ihanetleri o kadar büyük ki, yalvarmalarının işe yaramayacağını bildikleri için açıktan yalvarmıyorlar. Tek sebep bu, yalvarmalarının işe yarayacağına inansalar, insanlık tarihinin en rezil, en hakir, en şahsiyetsiz yalvarmalarını sergileyecekler. Fethullah Gülen denen adam, abartmayı meslek haline getiren bir meşrebe sahip olduğu için, daha önce Türkiye’nin hakim güçlerine (Kemalistlere) kendini pazarlamak için Hz. Cebrail Aleyhisselam parti kursa onun yanında yer almayacağını söyleyecek kadar din istismarını abarttı, biraz güçlenince de Müslümanlara (ve hükümete) karşı ihaneti abarttı ve tüm geri dönüş yollarını kapadı. Ahmaklar… Bu tavrı “kararlılık” zannettiler.
İHANET GÜNLÜKLERİ-27.06.2014-MUSTAFA ÜNAL PANİKTE… yazısına devam et

AMASYA MİSALİNDE ŞEHİR, MEDENİYET, TARİH, TURİZM…

AMASYA MİSALİNDE ŞEHİR, MEDENİYET, TARİH, TURİZM…

Bir haftalık seyahat programımızın ilk menzili olan Amasya’ydı. 21.06.2014 Cumartesi ikindi vakti geldiğimiz şehirden Pazar öğle vakti ayrıldık. Bu süre içinde, şehir, tarih, medeniyet tasavvuru, turizm meselelerinin nasıl iç içe girdiğini, sonuncusunun (turizmin) öncekileri nasıl katlettiğini, iğfal ettiğini, hatta imha ettiğini gördüm.

Amasya’nın merkezi, tarihi film platosu gibi, tarihi eserler ve tarihi eserlerin hususiyetlerine uygun yeni binalarla dolu. Bir vadide kurulmuş olan Amasya, ortasından geçen Yeşilırmak çevresinde mevzilenmiş durumda. Tokat yönünden girişte müzepark haline getirilmiş olan “aşıklar parkı”, Ferhat ile Şirin için tanzim edilmiş. Ferhat’ın dağları delerek (yani kanal açarak) şehre su getirdiği suyolunun harabeleri de parkın sırtını verdiği tepenin eteklerinde görülüyor. Oradan şehir merkezine girildiğinde karşınıza tarihi dekor çıkıyor. Şehir merkezinin bulunduğu vadinin bir tarafındaki kayalıklarda “kral mezarları” var, eski uygarlıklardan kalma harabeler, tepenin doksan derece dik sathındaki kayaların içeriye doğru kazılarak kral mezarı yapılmış halinden ibaret.
AMASYA MİSALİNDE ŞEHİR, MEDENİYET, TARİH, TURİZM… yazısına devam et

Seher Vakti Mâşukun Kapısını Çalanlar

Seher Vakti Mâşukun Kapısını Çalanlar

Bülbülün, gülün nazına niyâz etmek için seher vaktini seçmesi gibi, Allah dostları ve ehl-i dil olanlar mâşukun kapısını ağyar ve avamın gaflet uykusunda olduğu seher vaktinde çalarlar.

SEHER VAKİTLERİNDE GÖZYAŞI DÖKMEK

Seher vakti hâl ehli için gözyaşı, niyaz, feryad, ölüm, yokluk, yüceliş, oluş, ibadet, ulvî istekler ve hüzün demektir. Kimseler görmediği için en samimi ağlama vakti seher vaktidir. Kalbinizi mâşuka açıp, bir deneyiniz.

Hiçbir hâl ve hâdise yapamaz, gözyaşının seher vaktinde yaptığını. Seher vaktinde sıla için ağlamak mâşukun kabul edeceği dua gibidir.
Seher Vakti Mâşukun Kapısını Çalanlar yazısına devam et

Altı Okçularla Hareketçilerin Cumhurreisi Adayı Statükocudur

Altı Okçularla Hareketçilerin Cumhurreisi Adayı Statükocudur

Dürüst, müeddep bir insan olabilir İhsanoğlu. Batı’nın hegemonyasından çıkmaya, demode olmuş Atatürkçü Cumhuriyetin kalıplarını sökmeye ve aslî kimliğine dönmeye çalışan Türkiye ne yapsın siyasî bir behresi olmayan sadece kibar ve akademik bir insanı.

CUMHURİYETİN TİPİK BİR MUHAFAZAKÂR BÜROKRATIDIR

İKÖ’de, üniversitede vazife yaptığında kaç Müslümanın, kaç Müslüman Türk’ün şuurunda kıvılcım uyandırmış İhsanoğlu? Devletin bir memuruydu. Kurulu düzenin, yâni Atatürkçü Cumhuriyetin tipik bir muhafazakâr bürokratıydı.

ATATÜRKÇÜ CUMHURİYET YANA FİKİRSİZ VE DÂVASIZ BİRİDİR
Altı Okçularla Hareketçilerin Cumhurreisi Adayı Statükocudur yazısına devam et

HİSSİYAT, HASSASİYET, TEFEKKÜR

HİSSİYAT, HASSASİYET, TEFEKKÜR

İslam irfanının muhteşem ıstılah haritası, başka hiçbir şey olmasa bile yalnız başına bir “fikriyat”tır. Istılahların her biri binlerce “fikir” için ana rahmi kıymet ve kuvvetindedir. Duygusallık kelimesindeki hafifmeşrep manaya inat “hissiyat” mefhumundaki mana hacmi fevkaladedir. Duygusallık kelimesinin manası, umumiyetle akla muhalif bir hale işaret ederken, hissiyat mefhumundaki mana, aklın da kaynağı olan ruha perçinlidir. Duygu ve duygusallık kelimesi, doğrudan nefsin tezahürlerini ifade ederken, hissiyat mefhumu, ruhi tezahürlerin adıdır. Ruhi tezahürler ise İslam ıstılah haritasında tasfiye edilmiş kalbin temiz mecralarındaki hayat hamlelerini gösterir. Risalet’in mukaddes beyanıyla sabit olan, “müminin mümini sevmesinin iman ile alakalı olduğu” bahsi, duygu, duygudaşlık, duygusallık gibi hafifmeşrep ve nevzuhur kelimelerle tabii ki ifade edilemez. Kaynağı nefs olan bir duygu akışının imanın cüzü olması beklenmez ve Hadis-i Şerifin bu şekilde şerh edilmesi kabul edilemez. İslam ıstılah haritası (İslam’ın dili) anlaşılmadan dil üzerinde yapılan tağyir, İslam’ın kaynaklarına ulaşmayı engeller. Hissiyat yerine duygu, duygusallık, duygudaşlık kelimelerini ikame edenler, “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe gerçek manada iman etmiş olmazsınız” Hadis-i Şerifini idrak ve izah edebilmekten uzaklaşmıştır.
HİSSİYAT, HASSASİYET, TEFEKKÜR yazısına devam et

İSTİKLAL GÜNLÜKLERİ-(18.06.2014)- ERDOĞAN’IN ÖFKESİ ANLAŞILDI

İSTİKLAL GÜNLÜKLERİ-(18.06.2014)- ERDOĞAN’IN ÖFKESİ ANLAŞILDI

İhanet örgütüne karşı Erdoğan’ın özel bir öfkesi vardı. Gerek kendisi gerekse Bülent Arınç tarafından ifade edilen, “Bildiklerimizin hepsini söyleyemiyoruz” sözü, paralel ihanet örgütü hakkındaki öfkenin anlaşılmasını zorlaştırıyordu. Aslında kamuoyunun bile bildiği kadarıyla paralel ihanet örgütüne Erdoğan’ın duyduğu öfke çok değildi ama kamuoyuna “açıklanamayan” bilgilerin içinde öfkeyi artıran çok ciddi meseleler olduğu anlaşılıyordu.

Bunlardan birisi ortaya çıktı. Erdoğan ve Arınç’ın, soruşturmanın akamete uğramaması için anlatmadıkları “başbakanlıktaki böcek meselesi”… Operasyon başlayınca meselenin vahameti anlaşıldı, böcek operasyonunun hedefi, başbakanın eski koruma birliğiydi, koruma müdürü de dahil…
İSTİKLAL GÜNLÜKLERİ-(18.06.2014)- ERDOĞAN’IN ÖFKESİ ANLAŞILDI yazısına devam et

STRATEJİK MAĞLUBİYETİN TESCİLİ, EKMELEDDİN İHSANOĞLU

STRATEJİK MAĞLUBİYETİN TESCİLİ, EKMELEDDİN İHSANOĞLU

Mücadele dendiğinde umumiyetle iki taraf akla gelir. İki hasım tarafın birbiriyle mücadele etmesi şeklinde anlamak temayülü yerleşiktir. Sıradan insan bile hasım sayısının tek olmadığını gördüğü halde ikili mücadele matematiği zihinlere yerleşmiş ve kökleşmiştir.

İkili mücadele matematiği tabiatı gereği problemlidir. İkili mücadele anlayışı, kaçınılmaz olarak “biz” ve “onlar” temeline oturur. Müslümanlar bu anlayışa, “Küfür tek millettir” mukaddes ölçüsünü yanlış anladıkları için fazla kapılmış durumdadır. “Küfür tek millettir” muhakkak ama kendi içinde parça parçadır. Küfrün tek millet olması, nazari çerçevedeki bir tarif bahsiyle ilgilidir ve tatbiki sahada ise kendi aralarındaki parçalı yapı sözkonusudur. Yani mücadele stratejileri oluşturulurken, hem tek millet olması esası hem de kendi içinde parçalı olması esası dikkate alınmalı, buna göre yol haritaları çizilmelidir.
STRATEJİK MAĞLUBİYETİN TESCİLİ, EKMELEDDİN İHSANOĞLU yazısına devam et

EKMELEDDİN İHSANOĞLU VEYA İSLAM’IN ZAFERİ

EKMELEDDİN İHSANOĞLU VEYA İSLAM’IN ZAFERİ

CHP ve MHP, “çatı adayı” olarak Ekmeleddin İhsanoğlu’nda karar kıldı ve ilan etti. CHP ve MHP’nin çatı adayı olarak İslam İşbirliği Teşkilatı genel sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’nda ittifak etmeleri ne anlama geliyor? Nasıl oluyor da, CHP ve MHP, ontolojik olarak farklı kulvarda bulundukları bir şahsı cumhurbaşkanı adayı olarak kabul ve ilan ediyorlar. İhsanoğlu, normal şartlarda CHP ve MHP’nin kapısından içeri sokulmayacak, selamı alınmayacak, herhangi bir fikri ve teklifi kabul edilmeyecek birisidir. Kaldı ki, MHP tabanı nispeten intibak edecek olsa da, CHP tabanının böyle bir ismi kabul etmesi mümkün değil. MHP için bile ontolojik bir probleme işaret eden Ekmeleddin İhsanoğlu, CHP tarafından üzerinde çatı adayı olarak ittifak edilecek isim olamaz.

Son yıllarda İslam dünyasında ve Türkiye’de hayatın her alanını ve bu arada siyaseti İslam tayin eder oldu. İslam dünyasındaki çatışmalar, ihtilaflar, tefrikalar her ne kadar ümit kırıcı gibi görünse de, tarih esasen daha derinlerde akıyor. Zamanın (tarihin) akışı, önce derinlerde başlar, sonra yavaş yavaş satha doğru çıkar ve nihayet eserini vermeye başlar. Yeni İslam çağının başladığına dair yıllardır yazdığımız ve savunduğumuz temel tez, derinlerde mayalanıyor ve yeni yeni yeryüzüne çıkmaya başlıyor.
EKMELEDDİN İHSANOĞLU VEYA İSLAM’IN ZAFERİ yazısına devam et

Musul / Kerkük’ü İngilizlere Bırakanlar Kemalistlerdi

Musul / Kerkük’ü İngilizlere Bırakanlar Kemalistlerdi

Musul’un başına gelenlerin müsebbiplerini, Musul ve Kerkük’teki Türkmenlerin yıllardır çektiği çilelerin sorumlularını arayan Altı okçularla milliyetçi hareketçiler yakın tarih okumuyorlar galiba.

Bu iki ulusalcı kardeş vazgeçmedikleri Atatürkçü Cumhuriyet’in kurucusu M. Kemal ve yandaşı İsmet İnönü’nün Lozan’la birlikte Musul’u Misak-ı Millî sınırlardan çıkarttığını ve böylece ecdâdımızın tasarrufundaki bu bölgeyi İngilizlere bıraktıklarını öğrenince ne yaparlar acaba? Ağzı dolusu konuşmayı bırakırlar mı?

MUSUL’UN BAŞINA GELENLERİN İLK MÜSEBBİBİ KEMALİSTLERDİR

Musul’daki olup bitenlerin sorumlularını “Musul’u unutmadık, Musul’u ve Türkmen soydaşları esaret altında bırakanlar” gibi yaftalarla ağzı dolusu konuşarak şimdiki zaman hükümetlerini suçlamaları gerçeklerden uzaktır. Oysa, Musul’un başına gelenlerin ilk müsebbibi Kemalistlerdir.
Musul / Kerkük’ü İngilizlere Bırakanlar Kemalistlerdi yazısına devam et

HAK FETİŞİZMİ

HAK FETİŞİZMİ

Meselenin esasına girmeden önce birkaç misal verelim…

Bir kavşakta karşıya geçmek için yeşil ışığın yanmasını bekliyoruz. Yayalar için yeşil ışık yandığında araç trafiği hala bitmemişti, araç trafiği hala akarken, yayalar da yola yürüdü. Bir halk otobüsü, bir yayanın on-onbeş santim yakınında zor durabildi. Halk otobüsünün durması ile birlikte araç trafiği de durdu, haliyle arkadaki araçlar yolu kapattı. Kendisine çarpmamak için son anda duran halk otobüsünün önündeki adam, aracın şoförüyle söz kavgasına başladı. Yayalar için yeşil ışık yanmasına rağmen araç trafiği devam ettiği için yola girmemiştim. Araç trafiği, halk otobüsü şoförüyle ağız dalaşına başlayan adamla birlikte durunca ben de yola çıktım. Tarafların arasındaki kavga artarak devam ediyor, kavga eden yaya da yolda durarak kavga ettiği için araç trafiği de tıkanmış durumdaydı. Yolun ortasında duran ve kavga eden yayanın yanına vardığımda elimi omuzuna koydum ve “tamam, hadi gidelim, trafik tıkandı” dedim. Adam bir taraftan şoförle kavgasına devam ederken, bir taraftan da bana hitaben, “sen de öyle dersen bunlara kim haddini bildirecek” gibi laflar etti. Tanıştığımız biri değil, ilk defa görüyorum, yaya olmamdan dolayı kendisiyle aynı statüde olduğumdan dolayı öyle söylüyor olmalı diye düşündüm. Adama, “tamam, beraber kavga edelim ama trafik tıkandı” dedim. Adam, “tıkanırsa tıkansın, beklesinler” diyerek şoförle ağız dalaşına devam etti. Ben yoluma devam ettim.
HAK FETİŞİZMİ yazısına devam et

BATI DÜNYASI NEREYE GİDİYOR?

BATI DÜNYASI NEREYE GİDİYOR?

Sürekli Türkiye’yi ve İslam dünyasını konuşuyoruz. Dünyanın geri kalanı ne durumdadır, nereye gidiyor, neler bekleniyor, bunlara pek bakmıyoruz. Bu durum tabiidir zira ağır hadiseler yaşıyoruz, canımız yanıyor ve kaçınılmaz olarak kendimizle ilgileniyoruz. Fakat bu noktada ciddi bir tuzak var, ciddi bir problem var. Batının durumunu tahlil etmezsek, ne halde olduğunu anlamazsak, nereye doğru gittiğini farketmezsek, İslam dünyası hakkında da sıhhatli muhakeme yapma imkanımız yok. Sadece İslam dünyasına baktığımızda, gözümüze çarpan kaotik yapı, batının çökmekte olduğu gerçeğini görmediğimiz takdirde derin ümitsizliklere sebep oluyor. İslam ülkelerinde (özellikle Ortadoğu’da) kurulan ve sahaya giren örgütlerin batı tarafından yönetildiği ve yönlendirildiği şablonu, hala batının (özellikle Amerika’nın) “yeryüzü tanrısı” gibi anlaşıldığını gösteriyor.

Batı hızlı şekilde çöküyor ama hala dünyayı yönettiği zannı ve vehmi kalp ve zihinlerimizi işgal etmiş durumda. ABD ve AB, o kadar zor durumda ki, kendi meselelerini çözemiyor, enerjisinin ve aklının ciddi bir kısmını kendi meseleleriyle ilgilenmek için kullanıyor ama hala her şeyleri yerindeymiş de bizi yönetiyormuş gibi davranıyoruz. Dünya değişiyor, güç ve servet el değiştiriyor, batı büyük sarsıntılarla çöküyor ama kafamızdaki batı hala aynı şekilde devam ediyor. Bu nasıl bir psikolojik çöküştür…
BATI DÜNYASI NEREYE GİDİYOR? yazısına devam et

IRAK’TA NELER OLUYOR, NEDEN OLUYOR, NASIL OLUYOR?

IRAK’TA NELER OLUYOR, NEDEN OLUYOR, NASIL OLUYOR?

Irak bir anda Türkiye’nin ve dünyanın gündemine girdi, öyle ki gündemi işgal etti. IŞİD’in Musul’u almasıyla dikkatler Irak’a yöneldi, Musul’un stratejik öneminden dolayı gündem olan IŞİD, Musul ile kalmadı ve çok hızlı şekilde Irak coğrafyasını işgal etmeye başladı. Büyük bir bölgeyi ele geçirdikten sonra Bağdat’a doğru ilerleyen IŞİD milisleri, geçmişteki başarılarına bakınca başkenti alabileceği kanaati uyandırdı, böylece gündemdeki yerini pekiştirdi.

Pekala Irak’ta neler oluyor? Meselenin sadece IŞİD olmadığını biliyoruz, Irak önemli bir noktada bulunuyor ve oradaki güç dengelerindeki değişiklik önce Ortadoğu’yu etkiliyor sonra da dünyayı… Öyleyse Irak’ta neler olduğunu bilmemiz, neden olduğunu anlamamız ve nasıl olabildiğini görmemiz gerekiyor.
IRAK’TA NELER OLUYOR, NEDEN OLUYOR, NASIL OLUYOR? yazısına devam et

HUZUR VE DİRLİK İÇİN DEMOKRASİ KALDIRILMALIDIR

Huzur ve Dirlik İçin Demokrasi Kaldırılmalıdır

Işid denilen bir örgütün Musul ve Kerkük’e girip kabadayılık etmesi karşısında angutlaşmamızın sebebi demokrasidir.

Askerî kışladaki bayrağımızın PKK’lılarca indirilip, devlet-i âli gururumuzun ayaklar altına alınıp rezil olmamızın müsebbibi demokrasidir.

Suriye ve Irak hudutlarımızın yolgeçen hanına dönmesiyle millî varlığımıza kastedenlere karşı elimizi kaldıramayışımızın sebebi demokrasidir.

Hükümet derhal hükmetmeli ve kimseyi konuşturmadan peş peşe kararlar almalı ve gerekenler yapmalıdır. Hükümet hükümet olmak istiyorsa, milletten aldığı gücü sürdürmekte kararlı ise, toplayıp orduyu;
HUZUR VE DİRLİK İÇİN DEMOKRASİ KALDIRILMALIDIR yazısına devam et

NELER OLUYOR, NEDEN OLUYOR, NELER OLACAK?

NELER OLUYOR, NEDEN OLUYOR, NELER OLACAK?

İslam coğrafyası kaynıyor… Diktatörlükler devriliyor, sistemler çöküyor, devletler yıkılıyor. İçtimai bünye çözülüyor, iktisadi kaynaklar yağmalanıyor, ahlaki çürüme derinleşiyor. Coğrafya kanıyor, kanadıkça sınırlar kalkıyor. Hayat, zaruri ihtiyaçlar sınırına kadar geri çekildi, gıda ve güvenlik altyapısına kadar indi ve orada direnmeye çalışıyor. Güvenlik ihtiyacı devletler tarafından karşılanamıyor, daha kötüsü halkın güvenliği devletler (siyasi iktidarlar, rejimler) tarafından tehdit ediliyor. O kadar kaotik bir yapı oluştu ki, “uzman” edalarıyla konuşanlar, en temel meseleyi anlamamış haldeler ve sürekli yanılıyorlar. Coğrafya, hiçbir denklemi “hayat” haline getirecek şartlara sahip değil, hayatın altyapısını kuracak hiçbir denklem oluşturulamıyor. Yanlış… Yanlış… Yanlış… Her söylenen yanlış, hiçbir cümle kendini birkaç şartta doğrulayamıyor, doğrulayanlar uzun süre kaim olamıyor.
NELER OLUYOR, NEDEN OLUYOR, NELER OLACAK? yazısına devam et

Lice’de Türk Bayrağına, Yâni Vatan-ı İslâmiye’ye Kastedilmiştir

Lice’de Türk Bayrağına, Yâni Vatan-ı İslâmiye’ye Kastedilmiştir

Pkk ve Bdp’nin hain hempalarının eliyle “Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak / O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak” olan ay yıldızlı bayrağa kastedilmiştir. . Kastedilen ellerin kırılmayışı acziyettir.

Lice’de bayrağa, dolayısıyla İstiklâl Marşı’na kastedilmiştir. İndirilen bayrak, İstiklâl Harbi’nde din-i İslâm ve vatan-ı İslâmiye dâvası üstüne kâfire karşı mücadele eden, bin yıldır bu toprağa şehit kanlarını vatanlaştırmış, İslâm milletinin muhteva ve şartlarını taşıyan hilafet sahibi Müslüman Türk milletinin varlığına suikasttır.
Lice’de Türk Bayrağına, Yâni Vatan-ı İslâmiye’ye Kastedilmiştir yazısına devam et

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-12-TEFEKKÜRÜ İPTAL EDİYOR

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-12-TEFEKKÜRÜ İPTAL EDİYOR

Fethullah Gülen’in kurduğu örgüt yapısında tefekkür için birkaç milimetre kare alan açmadığı, hiç kimsenin tefekküre sevk edilmediği, tefekkürün teşvik yerine engellendiği malum. Hayatın her alanında adam yetiştiren, yetiştirmeye çalışan Fethullah Gülen, her nedense tefekkür insanı yetiştirmek için serçe parmağını bile kıpırdatmıyor. Üniversiteleri işgal etmek için akademik unvanlı bol miktarda adam yetiştirdiği vaka ama onların bilim adamı olmadığını, hiçbir ilmi iddiada bulunmadıklarından, hiçbir ilmi keşif yapmadıklarından biliyoruz.

Örgüt ve fikir meselesinin bir arada değerlendirilemediği bir ülkede yaşıyoruz. Örgütlü olmak fikirsiz olmak manasına geliyor. Yine maalesef fikir sahibi olmak da örgütsüz olmak, ferdi çerçevede kalmak anlamına geldiği gibi… Aslında fikir ile örgüt, birbirine nizam ile hürriyette olduğu gibi vazgeçilmez derecede muhtaçtırlar ama nedense bu iki mesele de paradoks haline getirilmiştir. Biraz fikre bulaşanlar (yarım yamalak) teşkilat ve teşkilatlılık haline uzaklaşmakta, bir örgüt kuranlar da fikri askıya almaktadır. Her hareketin bir noktada tıkanması, tökezlemesi, dağılmasının temel sebebi bu olmasına rağmen, herkes tekrar tekrar bu meselede aynı hataları ısrarla tekrar ediyor.
FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-12-TEFEKKÜRÜ İPTAL EDİYOR yazısına devam et

“SEHER VAKTİNDE AMAN HAY DEMEYE GELDİM”

“Seher Vaktinde Aman Hay Demeye Geldim”
“Sabahın seher vaktinde / Aman Hay demeye geldim / Hu deyip dönmeye geldim” diyen ilâhî ile Mutlak sevgiliye münâcâtta bulundunuz mu gözyaşlarınızla arınarak?

Bin miligramlık cezbe ile, “Seher vakti çıkmış yolun üstüne / Bir bakışta yaraladı yar beni ” diyerek gözlerinizden perdenin kalktığı oldu mu hiç?

Mutlak sevgili olan yar seher vakti kimlerin yoluna çıkar? Bu sual üstüne her Müslümanın tefekkür sancısından kıvranması gerekmez mi?

“SEHER VAKTİNDE UYANIK OLANLAR NELER SEYRETTİLER, ÂH NELER!”

İskender Pala, “Aşka Dair” inde “Seher Âşıkları” nı yazmış. “Seherde bâğa geldi seyre cânân / Neler seyr eyledi bîdâr (uyanık) olanlar” beytini şerh etmiş ve demiş ki:

“SEHER VAKTİNDE AMAN HAY DEMEYE GELDİM” yazısına devam et