Aylık arşivler: Ağustos 2014

İSTİHBARAT VE LİDERLİK

İSTİHBARAT VE LİDERLİK

Günümüz istihbarat imkanları çok güçlendi ve çeşitlendi. Bir görüşmeyi gizli ve dinlenmeden yapmak neredeyse imkansızlaştı. Tabii ki karşı-istihbarat çalışmaları var ve istihbarat kalkanı oluşturma gayretleri var, buna rağmen bir görüşmenin gizli yapılabildiğinden emin olmanız fevkalade zor. Bu nokta önemli… Ülkenizi veya en azından devletinizin zirvesini “istihbarat kalkanı” içine alabilmek, istihbaratın ilk ve en önemli işidir. Bunun en titiz şekilde yapılması lüzumu tartışmasızdır.

İstihbarat servisine havale edilen “istihbarat kalkanı”, tek güvenilir tedbir olarak kabul edilirse çok ağır bir kusur işlenmiş olur. Tüm ülkenin üzerine, elektronik istihbarat için yüzde yüz etkili bir kalkan çekilse bile diğer istihbarat kanalları için de tedbir alınması şart. Ortam dinlemesi gibi yakın mesafe istihbarat faaliyetleri, bizzat içinize kadar sızmış ajanlar, dolaylı istihbarat metotları ile bilgiye ulaşma imkanları gibi bir çok istihbarat kanalı var ve bunların her biri için ayrı tedbirler gerekir.
İSTİHBARAT VE LİDERLİK yazısına devam et

NAKİBU’L EŞRAF-HAKEM MÜESSESELERİ-

HAKEM MÜESSESELERİ

Hayatın altyapısı hukuk kaidelerinden ibaret değildir, hukuk yalnız başına, insan kalabalığını cemiyet haline getiremez. Hayatın “haklar” altyapısı hukuktur ve haklar katidir. Oysa hayat keskin ölçülerle yaşanamaz ve yaşatılamaz. Hukukun kati ölçülerinin yanında, munis esaslar manzumesi olan ahlakın da bulunması şarttır.

***
Ahlak, yazıya geçirilebilir ve karara bağlanabilir mi? Bu soruya “evet” cevabını vermek zor görünüyor ama aslında doğru cevap “evet” olmalıdır. Kaydedilen ve kararlara mevzu edilen ahlakın, ahlak olmaktan çıkıp hukuk haline gelmesinden endişe edilir, bu endişe yanlış değil. Bu endişe giderilmeli, ihtiyaç duyulan tedbirler alınmalı ve ahlak kayda geçmelidir.
NAKİBU’L EŞRAF-HAKEM MÜESSESELERİ- yazısına devam et

CEMAAT Mİ İSTİHBARAT ÖRGÜTÜ MÜ? E KİTAP

CEMAAT

Son zamanlarda Fethullah Beyin cemaati için kamuoyunda “örgüt” ifadesi kullanılıyor. Fethullah Bey, konuyu erkenden teşhis etti ve daha birkaç kişi örgüt ifadesini kullanmaya başlar başlamaz, “biz örgüt değiliz, biz camiayız” gibi ön alıcı laflar etmeye başladı. Konunun nerelere kadar uzanacağını anladığı için, örgüt diyenlere o kadar ağır sözler söyledi ki, karşımızda bir İslam Alimi değil, tam bir propagandist vardı. CEMAAT Mİ İSTİHBARAT ÖRGÜTÜ MÜ? E KİTAP yazısına devam et

İHANET GÜNLÜKLERİ E KİTAP

ihanet

Fethullah Gülen ve örgütünün Müslümanlara karşı yürüttüğü savaşta tarafsız kalmak imkansız. Çok açık bir ihanet var ve Müslümanlara karşı açılmış küresel savaşın tetikçiliğini yapan bu örgüte karşı bizim safımız ve tarafımız belli. İsrail’e, ABD’ye, İngiltere’ye karşı olma sebeplerimiz, aynı zamanda Fethullah Gülen ve örgütüne karşı olma sebeplerimizdir. Meselenin fikri cihetinden bakıldığında, Cenab-ı Allah Azze ve Celle’ye ve Hz. Resul-i Ekrem Aleyhisselatü Vesselam Efendimize sadakatimiz, Fethullah Gülen ve örgütünün yanında değil karşısında olmamızı gerektiriyor. İHANET GÜNLÜKLERİ E KİTAP yazısına devam et

DÜŞÜNCE NEDİR, DÜŞÜNÜR KİMDİR-E KİTAP

DÜŞÜNCE NEDİR, DÜŞÜNÜR KİMDİR-KİTAP ABDULLAH TATLI

DUSUNCE

Düşünce testi geliştirme çabası, çok iddialı bir zihinsel eylemdir. Detaylara kadar inecek bir düşünce testi geliştirmek gerçekçi midir bilmem ama bizim yapmaya çalıştığımız iş, ana hatlarıyla bir test geliştirmek. Ana hatlarıyla düşünce testi geliştirmenin mümkün olduğunu sandığımız için girişimde bulunduk. İster ana hatlarıyla olsun isterse detaylı, düşünce testi geliştirebilmek gerçekten çok fazla ihtiyaç duyduğumuz bir iştir. DÜŞÜNCE NEDİR, DÜŞÜNÜR KİMDİR-E KİTAP yazısına devam et

İSTİHBARAT SAVAŞLARI

İSTİHBARAT SAVAŞLARI

Almanya Türkiye’yi dinliyormuş, demek onlar bile dinlemeye başladı. Bizi herkes dinleyecek, başka yolu yok, herkes kulak kesilecek, herkes ne dediğimizi merak edecek, bunun için istihbarat servislerini ve daha birçok kuruluşu harekete geçirecek. Sadece diplomatik olarak dinlemekle yetinmeyecekler, Çankaya’da dinledikleri kadar, gizli görüşmeleri de dinlemek isteyecekler. Neler söylediklerimizi dinledikleri kadar, neler düşündüklerimizi, neler planladıklarımızı da dinlemek isteyecekler. Dünya bizi dinleyecek, başka yolu yok…
Bir ülke neden dinlenir? Diplomatik olarak dinlenmesi, dünya siyasetinde tayin edici bir aktör olduğunuz anlamına gelir. İstihbari nitelikte dinlenmeniz ise, ne dediğiniz kadar ne düşündüğünüzün de önemli olduğunu gösterir. Almanya’nın Türkiye’yi dinlemesi, diplomatik ve siyasi tepki göstermemiz gereken bir durumdur, bunun ötesinde dinliyor olması sizin öneminizi gösterir.
Bu tür olaylara şaşırmak gerekmez, meseleyi bilmeyenler şaşırır. Dünyada her ülke, ciddiye aldığı tüm ülkeleri dinler, skandal olan dinlemesi değil, yakalanmasıdır. Almanya’nın Türkiye’yi dinlediğine şaşıranlar, aynı zamanda Türkiye’nin Almanya’yı dinlemediğini düşünen safdillerdir. Türk istihbaratı Almanya’yı dinlemiyorsa eğer bunun tek sebebi vardır, teknik altyapı zafiyeti. Böyle bir zafiyet varsa, derhal giderilmeli, eksiklikler tamamlanmalı, dinlemeye başlamalıdır.
İSTİHBARAT SAVAŞLARI yazısına devam et

NECİP FAZIL VE TAYYİP ERDOĞAN

NECİP FAZIL VE TAYYİP ERDOĞAN
Üstad Necip Fazıl ile ilgili söylenecek çok şey var. Burada uzun uzun onu anlatmaktan ziyade Tayyip Erdoğan ile ilgili bir özelliğini sözkonusu etmek istiyoruz. Necip Fazıl’ın Türkiye’de Müslümanlara kazandırdığı en temel kıymet, tabii ki Büyük Doğu ismiyle maruf dünya görüşü çerçevesidir. Bu yazının konusu ise, üstadın Müslümanlara bir ruh aşılamış olmasıdır.
NECİP FAZIL VE TAYYİP ERDOĞAN yazısına devam et

“Aksakalın Kitabı”ndan anıtmezar ziyaretine dair tekfir risâlesi

“Aksakalın Kitabı”ndan anıtmezar ziyaretine dair tekfir risâlesi

20. asrın başında yaşayan Kaşgar Türklerinden bir aksakalın vaaz ve öğütlerinden derlenip “Aksakalın Kitabı” adıyla neşredilen değerli kitaptan okuduğum bir bahsi, devlet adamlarının millî şuurunu uyanık tutacağına inandığım için sadeleştirerek hülâsa ettim ki cümle İslâm âlemi istifade eylesin…
——————
“Müslüman Türkler ve Müslüman kavimler tarihlerinin hiçbir döneminde önderleri için yapılan mezarlara mozole yahut anıtmezar dememiştir. Türbe yahut kümbet demişlerdir.
“Aksakalın Kitabı”ndan anıtmezar ziyaretine dair tekfir risâlesi yazısına devam et

FARUK BEŞER’İN İDRAKSİZLİĞİ-3-MARİFET VE TASAVVUF ANLAYIŞI

FARUK BEŞER’İN DERİN İDRAKSİZLİĞİ-3-MARİFET VE TASAVVUF ANLAYIŞI

Faruk Beşer, yazı serisinin üçüncüsünü, 22.08.2014 tarihinde, “Zan ve tahminden marifet doğar mı?” başlıklı yazısıyla yayınladı. Bu yazıda, yer yer doğru tespitler yaptığı, doğru nispetler kurduğu görülüyor. Fakat tasavvuf ve marifet mevzuu ile arasındaki mesafe zihnini zehirliyor olmalı ki, meseleyi kendi “merkezinde” görme kemalini sıhhatli şekilde yapamıyor.

Yazısının ilk paragrafına şu türden bir iyi niyet alameti taşımayan bir giriş yapıyor;

“İslam’ın temel kaynaklarında ilim en üst düzey bir bilgiyi ifade eder ama sufilere göre marifet dini tecrübe ile ve sezgi ile elde edilen ve onlarca doğruluğunda artık şüphe kalmayan en sağlam bilgidir dedik. Buna karşılık günümüzün İbn Rüşt’ü sayılan Cabirî marifeti, ya da kendi ifadesiyle irfanî bilgi’yi İslam kaynaklı görmez, onu sınırları belli olmayan, her an batıniliğe kayması mukadder, gizemli, kısaca hermetik bir bilgi olarak anlatır.”
FARUK BEŞER’İN İDRAKSİZLİĞİ-3-MARİFET VE TASAVVUF ANLAYIŞI yazısına devam et

SURİYELİLER VE ERDOĞAN’IN YİĞİTLİĞİ

SURİYELİLER VE ERDOĞAN’IN YİĞİTLİĞİ

Suriyeli misafirlerin sayısı çoktan bir milyonu aştı, hem de epeyce aştı. Ülkeye ciddi bir maliyeti var, son zamanlarda görüldüğü üzere asayiş meselesi haline de geldi. Sebebi Suriyeliler veya yerliler ama neticede ciddi meseleler yaşanmaya başlandı. Üzerinde durmaya çalıştığımız nokta, Suriyelilerle ilgili gelişen asayiş meselelerinin haklı veya haksızını aramak değil, başka bir meseleyi anlatmak niyetindeyiz.

İçeride bu tür gelişmeler yaşanırken, İran, Esed, Hizbullah şeytan üçlüsü ile Mısır’ın darbe yönetimi, İsrail, Avrupa, ABD gibi Türkiye’nin yeni halinden memnun olmayan birçok güç merkezi, Suriye iç savaşını uzatıyor, bitmesini istemiyor, özellikle de İsrail, Avrupa, ABD şeytan üçlüsü ise, iç savaşın dengede kalması ve devam etmesi için hangi taraf zayıflarsa ona yardım ediyor ve dengeyi yeniden kuruyor. Böylece Suriye’nin Türkiye’ye her alandaki maliyetini artırıyor, böylece Türkiye hükümetinin içeride zor duruma düşmesini, neticede de iktidarı kaybetmesini, bu olmazsa eğer Türkiye’nin Suriyelileri sınır dışı etmesini, böylece bölgede “hami” rolünü üstlenme imkanını kaybetmesini istiyor.
SURİYELİLER VE ERDOĞAN’IN YİĞİTLİĞİ yazısına devam et

NAKİBU’L EŞRAF-ASALET YÜKSEK MERCİ-

ASALET YÜKSEK MERCİİ

Asalet Yüksek Merciinin iki vazifesi var, devlet ile vatandaşlar arasındaki ihtilaflara ilk derece mahkemesi olarak bakmak ve vatandaşlar arasındaki ihtilafların hakem mercilerindeki kararlarını temyizen tetkik etmek…

Asalet Yüksek Merciinin kararlarına karşı temyiz makamı, Nakibü’l Eşraf teşkilatının “meşayıh niyabetidir”.

Asalet Yüksek Mercii, ihtiyaca mebni olarak bölgelerde kurulur.

*Asalet Yüksek Mercii, devlet teşkilatları ile vatandaşlar arasındaki ihtilaflara, ilk derece mahkemesi olarak bakar.
NAKİBU’L EŞRAF-ASALET YÜKSEK MERCİ- yazısına devam et

REKLAM KAMPANYASINA BAŞLIYORUZ

REKLAM KAMPANYASINA BAŞLIYORUZ

Sitemiz www.fikirteknesi.com Türkiye’de fikir sitesi mahiyetinde birinci sırada yer alıyor. Yazı sayısı, e-kitap yayınlarımızın külliyat çapına ulaşması, ilgilendiği ve üzerinde çalıştığı konu çeşidi bakımından zenginliği, temel meselelerle ilgili fikir imal istidadı gibi birçok zaviyeden zirvede oturmuş durumda. Yazı sayısı 2.200 adedi geçmiş, önümüzdeki günlerde yayınlanacak olan kitaplarla 50 civarında e-kitap listesine ulaşacak olan sitemiz, bugüne kadar ülkemizde hakkında tek bir makale bile yazılamamış olan mevzularda kitap telif etme bahtiyarlığına erişmiştir.

Hiçbir tanıtım ve reklam yapılmadan geldiği bugünkü seviyesi takip edenler tarafından takdir edilmiştir. Sitede yayınlanan yazı ve kitapların tüm ülke gündemine ulaştırılması, tanıtılması, faydalanılması için artık reklam kampanyasını başlatmamız gerektiğini düşünüyoruz.
REKLAM KAMPANYASINA BAŞLIYORUZ yazısına devam et

NAKİBU’L EŞRAF-HARİCİYE NAİPLİĞİ-

NAKİBÜ’L EŞRAF-HARİCİYE NAİPLİĞİ

Nikabet Teşkilatı, İslam Ülkelerinin tamamında teşkilatlanabilir, Nakibü’l Eşrafın bu istikametteki iradesi hiçbir murakabeye tabi değildir. Teşkilatın, İslam ülkelerindeki hükümetlerin tavır ve davranışlarıyla alakalı olmak üzere, istediği büyüklükte ve çeşitlilikte şube açması mümkündür.

Nikabet Teşkilatının yurtdışı teşkilatlanmaları, en az iki niyabet üzerine bina edilir; hariciye niyabeti ve meşayıh niyabeti… Tüm hariciye teşkilatı, hariciye niyabeti tarafından idare edilir.

İttihad-ı İslam’ın siyasi veçhesinden Başyüce mesuldür, Başyüce’nin hariciyedeki vazife listesinin birinci sırasında İttihad-ı İslam vardır. Ümmetin vahdeti ise Nakibü’l Eşrafın mesuliyet listesindedir.
NAKİBU’L EŞRAF-HARİCİYE NAİPLİĞİ- yazısına devam et

FARUK BEŞER’İN İDRAKSİZLİĞİ-2-İLİM VE MARİFET ANLAYIŞI

FARUK BEŞER’İN DERİN İDRAKSİZLİĞİ-2-İLİM VE MARİFET ANLAYIŞI

Faruk Beşer, 17.08.2014 tarihli “İlim ve marifet” başlığını taşıyan ikinci yazısında, bu bahisleri tetkik ve aralarındaki farkı tefrik etmeye çalışıyor. Böylece bir kıymet ve mertebe tertibine gidiyor ve oradan tasavvuf ile ilgili zehrini okuyucuya zerkediyor.

Mesele mühim, hafifmeşreplik yapmaya lüzum yok. İlim bahsi de, irfan (marifet) bahsi de, aralarındaki mertebe silsilesi de fevkalade mühim.

Faruk Beşer, ilim ve marifet bahsine, Şeyhülislam Musa Kazım Efendi’den ilhamla giriyor;
FARUK BEŞER’İN İDRAKSİZLİĞİ-2-İLİM VE MARİFET ANLAYIŞI yazısına devam et

AHMET DAVUTOĞLU’NUN SELAMI VAR

AHMET DAVUTOĞLU’NUN SELAMI VAR

Akparti genel başkanı seçilen Ahmet Davutoğlu’nun kongredeki konuşmasındaki “selamlama” kısmını yayınlıyoruz.

***

“Alemlere rahmet olarak gönderilen sevgililer sevgilisine selam olsun. Onun gül kokusunu bu diyarlara getiren Ebaili Ensari’ye selam olsun. İçinde bulunduğumuz başkentimiz Ankara’nın manevi mimarı ve kadim payitahtımız İstanbul’un Fatih’inin hocası Akşemsettin’in hocası Hacı Bayram-ı Veli’ye selam olsun. Aşkımız piri Mevlana’ya, piri Ahi Evran’a, erkanımızın piri Hacı Bektaş-ı Veli’ye selam olsun. Gönül dilimizin pirleri Yunus Emre’ye, Ahmed-i Hani’ye selam olsun. Zamana selam olsun. O zaman ki bize varoluşun ve tarihin sırrını öğretir. Bundan tam 943 yıl önce, bir 26 Ağustos sabahı etrafındaki Türk, Kürt, Zaza, Arap ve diğer Anadolu kavimleriyle Anadolu’ya yürüyen Alparslan Gazi ve yiğitlerine selam olsun. Selam olsun, bundan 92 yıl önce milletin istiklali için Kocatepe’den İzmir’e yürüyen Gazi Mustafa Kemal’e ve İstiklal ordusuna selam olsun.
AHMET DAVUTOĞLU’NUN SELAMI VAR yazısına devam et

FARUK BEŞER’İN DERİN İDRAKSİZLİĞİ-1-BİLİM ANLAYIŞI

FARUK BEŞER’İN DERİN İDRAKSİZLİĞİ-1-BİLİM ANLAYIŞI

Yeni Şafak gazetesi köşe yazarı Faruk Beşer, birbirini takip eden üç yazı yazdı. Birincisi 15.08.2014 tarihli “İlim, bilgi ve bilim” başlığını, arkasından 17.08.2014 tarihli “İlim ve marifet” başlığını, üçüncüsü de 22.08.2014 tarihli “Zan ve tahminden marifet doğar mı?” başlığını taşıyor. Bizim anladığımız şekliyle özetlemek gerekirse üç yazının mevzuu, bilgi, ilim, irfan bahislerini ihtiva ve cem etme arayışından ibaret.

Türkiye’deki temel meselelerden ve zafiyetlerden biri olan “çerçevesizlik” bahsi Faruk Beşer’de de açıkça görülüyor. Herhangi bir meselenin çerçevesine vakıf olmadan veya bir çerçeve oluşturmadan o bahsin veya bahislerin anlaşılabileceği iddiası tüm komikliğine rağmen ülkemizde genel kabul gören bir savruk anlayıştır. Çerçeve meselesine girmeden önce Faruk Beşer’in meseleye nasıl baktığında dair bazı misalleri zikredelim.

Faruk Beşer, yazı serisinin birincisi olan “İlim, bilgi ve bilim” başlıklı yazısında, başlıktaki kelimeleri tarif etmeye çalışıyor. Son dönemlerde çok yaygın olan kelimelerin kökleriyle ilgili bilgi vererek giriyor meseleye;
FARUK BEŞER’İN DERİN İDRAKSİZLİĞİ-1-BİLİM ANLAYIŞI yazısına devam et

İHANET GÜNLÜKLERİ-27.08.2014-ÖRGÜT MEDYASI NETLEŞTİ

İHANET GÜNLÜKLERİ-27.08.2014-ÖRGÜT MEDYASI NETLEŞTİ

Paralel medya, dershane meselesinde ağır bir muhalefet yürüttü ama o muhalefet, yalan haber ve iftiralara rağmen örgüt faaliyeti değildi. Çünkü kanuna uygun olarak kurulmuş dershanelerin kapatılıp kapatılmaması bir eğitim meselesiydi ve kapatılmamasını savunmak, kapatılmasını savunmak kadar meşru bir tavırdı.

17 ve 25 Aralık operasyonlarını haberleştirmek ise gazetecilik yapıldığı şeklinde savunulması mümkün bir yaklaşımdı. Gerçi o operasyonlardaki bilgilerin el altından paralel örgüt medyasına servis edilmesi, gizli olan soruşturmanın o medyada alenen yayınlanması suç teşkil ediyordu ama neticede bu suç örgüt medyası olduğu iddiasını ispatlamaya kafi değildi.

Ve nihayet paralel örgüte karşı hukuki soruşturmalar başladı. İşte bu operasyonlar karşısındaki tavır, paralel medyanın, örgüt bağlantılarını deşifre etti.
İHANET GÜNLÜKLERİ-27.08.2014-ÖRGÜT MEDYASI NETLEŞTİ yazısına devam et

NAKİBU’L EŞRAF-MEŞAYIH NAİPLİĞİ

NAKİBÜ’L EŞRAF-MEŞAYIH NAİPLİĞİ

Meşayıh niyabeti, cemiyetin kalbi idare merkezidir. Hayatın kalbi-manevi hünkarları olan meşayıh, kendi alemlerindeki makam ve mertebeleri, manevi meclislerinde mahfuz ve cari olmak üzere, zahiri hayat ölçüleriyle bu niyabete bağlıdır.
Meşayıh Niyabeti, velayet iddiasındaki her şahsı hesaba çekmek, imtihan etmek, ceza veya beraat kararı vermek salahiyetine maliktir. Mezkur Niyabet, bu işleri yapmak üzere muvakkat veya daimi “meşayıh şurası” teşkil edebilir.
Meşayıh Niyabeti, cemiyetin ve hayatın merkezini, kalbi daireye ve hassasiyete taşımakla vazifelidir. İhtilafları kalbi hassasiyet ölçülerine göre halletmek işiyle meşguldür. Hayatı, feragat ve fedakarlık, af ve merhamet, teavün ve tesanüt, infak ve ikram üzerine kurmayı gaye edinir. Hak ölçüleri keskindir, Şeriat kat’i ölçülerden mürekkeptir. Oysa kalp merkezinde doğan ve büyüyen edep ve ahlak, munistir, mutedildir, muhittir.
NAKİBU’L EŞRAF-MEŞAYIH NAİPLİĞİ yazısına devam et

CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-7-ZİHNİ SIKIŞMIŞLIK

CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-7-ZİHNİ SIKIŞMIŞLIK

Bir fikre inanıyorsunuz, o fikrin dünyayı ve insanlığı kurtaracağına kanaat getirmişsiniz, çünkü hakikati bulmuşsunuz, geriye kalan tek şey insanların o fikre inanması, liderinin önünde sıraya girmesi ve emir beklemesidir. Çok özet olarak anlattığımız bu olay, insanın psikolojik evreninde nükleer patlamaları tetikleyecek kadar büyük gerilimler üretir.

Paralel örgüt misali ise çok ilginçtir. Müslümanların ufku, mehdidir. Müslümanların meczupları ancak mehdiliğini ilan etmiştir, bu tür meczup ise tarihte çok sayıda mevcuttur. Hıristiyanların meczupları ise Hz. İsa olduğunu iddia ve ilan eder, çünkü onların mehdisi odur. Delilik kültürel özellikler taşır, her kültürün delisi, o kültürün ufkunda dolaşır. Pagan kültür evrenlerindeki deliler, tanrı olduklarını iddia etmişlerdir ve bu durum yaygındır.
CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-7-ZİHNİ SIKIŞMIŞLIK yazısına devam et