Aylık arşivler: Eylül 2014

HER KURBAN BİR İSMAİL’DİR, İSMAİL’İNİZ YANINIZDA MI?

Her Kurban Bir İsmail’dir, İsmail’iniz Yanınızda mı?

Kurban günündeyiz. İsmail’le buluşuyoruz. Her yer İsmail, her yer kurban! Bir yanımız İsmail, bir yanımız İbrahim.

İsmail’den kurbanlar geçiyor yüreğimin üstünden. İsmail, İbrahim’in imtihanı. İbrahim ulvî ateşler içinde. Karşıdan İsmail geliyor. Vecd ve iman içinde Allah’ın emrine uymuş olarak kurban olmaya duruyor.

Haydi inananlar! Bugün bir İsmail alın yanınıza. İbrahim gibi olup İsmaillerinizi kurban edin. İsmail gibi olup, kurban olun Allah’a, ümmete ve sevdiklerinize. İsmail’in boynuna bıçağı süren, kendini İbrahim gibi bilmeli, bıçağı İbrahim gibi tutmalı. Kurban olmadan bayram olmaz. HER KURBAN BİR İSMAİL’DİR, İSMAİL’İNİZ YANINIZDA MI? yazısına devam et

“HÜZÜN, ALLAH RESULÜNÜN DOSTUDUR”

“Hüzün, Allah Resûlünün Dostudur”

Adını yazmayı unuttuğum bir yazarın hüzne dair şu cümlelerini defterime yıllar önce not etmiştim: “Hüzün, Allah Resûlünün dostudur. Mekke, Medine, Hıra, Hicret, Arafat, ne yana baksak hüzün. Bir hüzünkâra bu hüzün yeter. Hüzün su gibidir; azizdir, şerefli ve ehl-i hâldir, hüzün gönlümüzün dostudur…”

HÜZÜN: “ÂŞIKIN ÂH’IDIR”

Fuzûlî’nin şiirlerini, Fuzûlî kudretince şerh eden Ali Yurtgezen hocanın hüzünle ilgili görüşleri, haddim olmasa da hâlime açıklık getirdiği için müracaat ettiğim önemli delillerden olup, hülâsası şudur: “HÜZÜN, ALLAH RESULÜNÜN DOSTUDUR” yazısına devam et

Atatürkçülük Ders Kitaplarından Kaldırılmalıdır

Atatürkçülük Ders Kitaplarından Kaldırılmalıdır

İlk mektepten üniversitelere kadar Türkçe ve tarih kitapları Atatürkçülük propagandasıyla doludur. Nesiller ilk mektepten itibaren zihin ve düşünceleri ders kitaplarındaki “ulu önder” metinleriyle bir anlamda “telegram” işkencesine tâbi tutularak tek yönlü şartlandırılıyor ve idrakleri “kurtarıcı tek ideoloji Atatürkçülük” zehriyle zehirleniyor.

Atatürkçülük, kültür, medeniyet, ilim, san’at ve siyasette olmak üzere her şeyin kaynağı olarak takdim ediliyor. Cumhuriyet onunla aynileştirilerek, körpe zihinler iğfal ediliyor.

ATATÜRKÇÜLÜK, EMBRİYON ŞEKLİNDE NESİLLERİN ZİHNİNE YERLEŞİYOR Atatürkçülük Ders Kitaplarından Kaldırılmalıdır yazısına devam et

Müslümanların bir hastalığını anlatan yazı: “Tekâsür: Çoğaltma Yarışı”

Müslümanların bir hastalığını anlatan yazı: “Tekâsür: Çoğaltma Yarışı”

Modernleşmenin, kapitalizmin dalgalarına kapılan Müslümanlarda bir hastalık daha peydâ oldu ki ameli ve takvayı yok edici bir hastalık bu. Müslümanları içten içe çürüten, asıl ölçülerinden uzaklaştıran bu hastalığın adı “Tekâsür, yâni “çoğaltma” hastalığıdır. Gayr-ı Müslimlerin ve câhiliye dönemi beşerin huyu olan “çoğaltma” hırsı Müslümanların da yakalandığı bir hastalık olup çıktı günümüzde. Müslümanların bir hastalığını anlatan yazı: “Tekâsür: Çoğaltma Yarışı” yazısına devam et

FİKİRTEKNESİ YAYINEVİ KURULDU

FİKİRTEKNESİ YAYINEVİ KURULDU
Bir süredir üzerinde çalıştığımız “Fikirteknesi yayınevi” kuruldu. Sitemizde “e-kitap” olarak yayınlanan eserler ve yayınlanmaya eserlerimiz, yayınevimiz tarafından yayınlanacaktır.
Sitemizin tüm yazarları ve sitemiz dışından da birçok yazarın kitapları yayına hazırlanıyor. Halihazır altmış altı eserin yayın için tashihleri yapılıyor. Yayınevimiz öncelikle “Fikirteknesi külliyatı” olarak tespit edilen eserleri yayınlayacak daha sonra başka eserler yayınlanmaya başlanacaktır. 2015 yılı sonunda yayınlamayı hedeflediğimiz eser sayısı 100 adettir.
Kurduğumuz altyapı ile haftada beş adet kitap basmayı planlıyoruz. Böylece yayına hazır olan ve tashihi yapılan 66 kitabı kısa sürede bitirmeyi düşünüyoruz inşallah.
Eserleri kendi tesislerimizde basacağız, bunun için teknik ekipman ihtiyacımızı karşılayacak yatırımı yaptık. İnşallah önümüzdeki hafta (22.09.2014 tarihinden itibaren) baskıya başlıyoruz.
*
Sitemizde bir müddettir yazı yayınının seyrekleşmesinin sebebi, yayınevi ve kitap tashihleriyle meşgul olmamızdır. Bundan sonra yazı yayınlanması daha da seyrekleşecek, hazır kitapların basımı bittikten sonra tekrar yazılara başlayacağız.
Bundan sonra yayınevi ile ilgili duyuruları yayınlayacak, okuyucularımızı faaliyetlerimizden haberdar edeceğiz.

LEBLEBİ RAKI CUMHURİYET PARTİSİ

Leblebi Rakı Cumhuriyeti Partisi
“Aksakalın Kitabı” ından okuduğum bir efsaneye göre Diyâr-ı Rum’da Sarı Kamalov nâmıyla bir süvarinin cebren ve hile ile kurduğu Leblebi Rakı Cumhuriyeti vardı. Leblebiyi meze yaparak rakı içtiğinden, her karar ve tâlimatı rakı sofralarında verdiğinden dolayı ulu önderi olduğu cumhuriyete Leblebi Rakı Cumhuriyeti denilirdi. Bu ismi bizzat Sarı Kamalov’un yandaşları koymuşlardı.

Müstebit Sarı Kamalov’un kurduğu cumhuriyet ile yaşıt olan Leblebi Rakı Cumhuriyeti Partisi bugünlerde can çekişmeye başladı. Adı geçen içkiciler partisinin rakı düşkünlüğünü, alkollü hayatı resmîleştirdiğini, millet çocuklarını ve kadınları da içki içmeye teşvik ettiğini mevzu ile alâkalı yazılarımda anlatmıştım. LEBLEBİ RAKI CUMHURİYET PARTİSİ yazısına devam et

YÜCE DİN DAİRESİ-MUKADDİME-

YÜCE DİN DAİRESİ-MUKADDİME-

Yüce Din Dairesi, Üstadın devlet tasavvurunda fazla bir yer işgal etmez. Şöyle ifade eder Üstad mevzuu; “Esasta Yüce Din Dairesinin hüviyet ve ruhu bütün iş dairelerine sindirilmiş olacağı için, böyle bir teşkilata lüzum, sadece mesleki ihtisas bakımındandır ve bu ihtisasın murakıplığından ibarettir.” (İdeolocya Örgüsü, sahife 270) YÜCE DİN DAİRESİ-MUKADDİME- yazısına devam et

FİKİR DÜKKANINDAN NOTLAR

Fikir Dükkânı’ndan Notlar

Ey azizan! Başımdan geçen bazı tuhaf vak’aları ve gönlümü mes’ut eden bir iki hâtıramı anlatmama müsaade edin.

Epey zamandır muarızlarımın ve paralelcilerin komploları, medya yoluyla yaptıkları târizler, şahsıma yapılan iftira ve aleyhler kesilmişti. Fakat dost işi mi, muarız işi mi olduğunu anlayamadığım psikolojik yıpratma mizansenleri yine kurulmaya başlandı. Şaşırmamak elde değil. Bu kez gönül ve fikir dostlarımı kullanmaya başladılar. FİKİR DÜKKANINDAN NOTLAR yazısına devam et

DÜNYA DEVLETİ-7-İSTİHBARAT TEKİLATI-6-Türkiye’nin istihbarat kaynakları

DÜNYA DEVLETİ-7-İSTİHBARAT TEKİLATI-6-Türkiye’nin istihbarat kaynakları

İsrail istihbarat servisi MOSSAD, dünyadaki tüm Yahudileri ihtiyaç duyduğu anda “ajan” olarak kullanabilmektedir. Gönüllü ajan istihdamı en fazla olan istihbarat teşkilatı bugün için MOSSAD’dır. Fakat Yahudilerin dünyadaki nüfus toplamları az olduğu için Yahudi ajan imkanı sınırlıdır. İsrail ve MOSSAD, Yahudi kavminin sayısal azlığını aşmanın yolu olarak, “Mason kuruluşlar” gibi yan kuruluşlar fikrini üretmiştir. Mason örgütleri doğrudan İsrail istihbarat servisine çalışan ve yerel halktan oluşan “gönüllü istihbarat ajanları”dır. Masonik örgütlenmelerle gönüllü ajan sayısı aşırı derecede artırılan MOSSAD, yine de doğal sınırlara sahiptir. DÜNYA DEVLETİ-7-İSTİHBARAT TEKİLATI-6-Türkiye’nin istihbarat kaynakları yazısına devam et

KAZA TEŞKİLATI-İÇTİHAT ŞURASININ FAALİYET ESASLARI

İÇTİHAT ŞURASININ FAALİYET ESASLARI

İçtihat Şuraları daimi müessese olmayıp, ihtiyaç duyulduğunda teşkil edilir. Şura teşkil edildiğinde çalışma mekanı ve yardımcı kadroların hazır olması için, müessesenin binası, idari teşkilatı hazırdır, bu zaviyeden bakıldığında şura daimi bir müessesedir. Hulasa edersek, teşkilat bünyesi cihetinden daimi bir müessese, içtihat faaliyetlerini gerçekleştirecek aza cihetinden ise muvakkattir. Şura muvakkaten teşkil edilir çünkü muvazzaf müçtehit olmaz. KAZA TEŞKİLATI-İÇTİHAT ŞURASININ FAALİYET ESASLARI yazısına devam et

M. Kemal’in partisi iflâh olmaz, milletten özür dileyip çekilsin

M. Kemal’in partisi iflâh olmaz, milletten özür dileyip çekilsin

M. Kemal’in kurduğu Altı Ok Partisi sun’i oksijenle yaşatılmaya çalışılıyor. Doksan yıldır millete hasım olan bu gayr-ı millî siyasî partinin zeval vakti geldi artık.

Millet nezdinde hiçbir itibarı bulunmayan, milletle İslâmca hiçbir kalbî ve fikrî bağı olmayan Atatürkçü Cumhuriyet oligarşisinin, ulusalcıların, Beyaz Türklerin, modernlerin ve laikçilerin partisi olan Altı Ok Partisi’nin iflâh olması mümkün değil.

Çünkü Türkiye sosyoloji, yakın târihimiz ve asıl hüviyetine dönme imkânı bulan millet böyle söylüyor. Yapacakları tek şey var, mazlum ve mazrur milletten özür dileyen bir beyannâme yayınlayıp çekilmelidirler.
M. Kemal’in partisi iflâh olmaz, milletten özür dileyip çekilsin yazısına devam et

KAZA TEŞKİLATI-İÇTİHAT ŞURALARININ TEŞKİLİ-

İÇTİHAT ŞURALARININ TEŞKİLİ

İçtihat Şuralarının teşkili ve faaliyetlerinin gözetimi, Nakibü’l Eşrafın salahiyetindedir. Nakibü’l Eşraf, bizzat şuraya reislik edebilir, bu halde bir muavin tayin eder, muavin şuranın teşkil ve içtimaı için icrai işleri yapar. Nakibü’l Eşraf, kendisi başkanlık etmek istemezse şuraya bir reis tayin eder.

*İtikadi ve İbadi İçtihat Şurası Teşkili

İtikadi ve ibadi içtihat şurası, Nakibü’l Esraf tarafından, tamamen kendi salahiyet ve ihtiyarında olmak üzere teşkil olunur. Bu şuraların teşkilinde Nakibü’l Eşrafın muavini, Yüce Din Dairesi Reisidir. Yüce Din Dairesi Reisi, şuranın teşkilinde, icrai bir vazifeye sahiptir.
KAZA TEŞKİLATI-İÇTİHAT ŞURALARININ TEŞKİLİ- yazısına devam et

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-21-AKIL ÜZERİNDE İSTİBDAT

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-21-AKIL ÜZERİNDE İSTİBDAT

Akıl ya nefsin emrindedir ve onun kaynaklarını (yani enerjisini) kullanır veya ruha bağlıdır (akl-ı selim haline gelmiştir) ve enerjisini doğrudan ondan alır. İnsanın iç dünyasında iki adet enerji merkezi vardır, ruh ve nefs… Akıl kendi enerjisini üretemeyen, bu iki merkezden birine ihtiyaç duyan, enerjisini aldığı yere de bağlanan bir idrak merkezidir. En gelişmiş ve güçlenmiş akıl bile enerji üretemez, sadece bağlı olduğu merkezden (ruh veya nefsten) enerji talep eder ve onları harekete geçirerek ihtiyaç duyduğu enerjiyi üretmelerini sağlar. Bu iki merkezin ikisinde de enerji üretimi yoksa akıl yalnıza başına insan iç alemini yönetemez.

Fethullah Gülen, bağlılarında suni zihin inşa ederek, nefsi zapt altına almış ve enerji üretimini sıfıra yaklaştırmış, ruh ile irtibatını keserek oradan gelen enerji kaynağını da kurutmuştur. Geriye sadece kendisi kalmış, bağlılarının zihni evreninde akıl ile ruh arasındaki irtibat noktasına oturmuş, onların enerji ihtiyacını kendisi karşılamaya başlamıştır.
FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-21-AKIL ÜZERİNDE İSTİBDAT yazısına devam et

İÇTİHAT ŞURASI-İÇTİHAT MEVZULARI VE ÇEŞİTLERİ

İÇTİHAT ŞURASI-İÇTİHAT MEVZULARI VE ÇEŞİTLERİ

İçtihatlar, muhtelif tasnife tabi tutulabilir. Bizim tercih ettiğimiz tasnif, mevzularına nispetle yapacağımız taksimi esas alıyor. Buna göre içtihatlar; İtikadi içtihatlar, İbadi içtihatlar, İlmi içtihatlar, Amme hukuku içtihatları ve Kazai içtihatlar olmak üzere beş çeşit olarak tetkik edilecektir.

*İtikadi içtihat
İtikada müteallik mevzularla ilgili içtihatlardır. İtikat mevzuu, itikadi mezheplerle inşa edilmiş, dairesi tamamlanmıştır. İtikada dair yeni içtihat ihtiyacı neredeyse yok gibidir, esasa müteallik olmamak üzere yeni bazı bahisler zuhur etse de, bunlar ana çerçeve içinde halli mümkün olan vakıalardır. İtikadi içtihatlar, mevcut çerçeveyi tahkim eder, yeni meseleleri o çerçeve içinde halleder.

Buna rağmen dünyada ve hayatta neler olacağı meçhuldür. Ciddi itikadi meselelerin zuhuru muhale yakın olsa da, muhal değildir. Meselenin ehemmiyetinden dolayı bu mevzuun boşlukta bırakılması düşünülemez.
İÇTİHAT ŞURASI-İÇTİHAT MEVZULARI VE ÇEŞİTLERİ yazısına devam et

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-20-İNŞA EDİLMİŞ ZİHNİ EVREN

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-20-İNŞA EDİLMİŞ ZİHNİ EVREN

İnsan zihni nasıldır, bir müminin zihni evreni nasıl olmalıdır, suni zihni evren inşası nedir? Meseleyle ilgili hayati ehemmiyetteki sorular bunlar, bu sorular doğru cevaplandığında Fethullah Gülen meselesi vuzuha kavuşur.

Zihni evren, kalbi evrenden (ve tabii ki ruhtan) doğan mizaç, istidat, mecra gibi mevzularla ifade edilen, nefs, zeka, akıl, hafıza, vicdan, irade, tefekkür, duygu ve benzeri varlık ve vakıaların ikinci doğumunu yaşadığı, kalbi evrenden müstakil hale gelemeyen ama ona karşı muhtariyetini kazandığı mahaldir. İnsanın enfüsi dünyasında meydana gelen varlık ve vakıaların kalpten kaynaklanmasına rağmen kendini gerçekleştirdiği ve insanın doğrudan kullanmasına müsait hale geldiği ana evrene zihin diyoruz. Bu varlık ve vakıaların her biri hem tek tek hem de birlikte kalbe ve ruha irtibatlıdır ve bu irtibat koptuğunda varlığını veya akışını gerçekleştiremez.
FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-20-İNŞA EDİLMİŞ ZİHNİ EVREN yazısına devam et

KAZA TEŞKİLATI-İÇTİHAT ŞURASININ VAZİFELERİ-

İÇTİHAT ŞURASININ VAZİFELERİ

İçtihat Şurasının iki vazifesi var; içtihat yapmak ve devlet ricalini muhakeme etmek… İçtihat mevzuu teşri vazifesidir, devlet ricalinin muhakemesi ise kazai vazife… Teşri vazifesi mahiyetindeki içtihat yapma faaliyeti muhtelif başlıklar altında vuzuha kavuşturuldu, burada devlet ricalinin muhakemesi meselesi izah edilecektir.

İçtihat Şurasına bellibaşlı devlet ricalinin muhakemesi vazifesi verilmesinin sebebi, önlerine gelecek ihtilafların, amme hukukunu zenginleştirmesi içindir.
KAZA TEŞKİLATI-İÇTİHAT ŞURASININ VAZİFELERİ- yazısına devam et

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-19-MANEVİ İSTİBDAT

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-19-MANEVİ İSTİBDAT

Fethullah Gülen bir taraftan İslami ölçüleri farklı ve maksat dışı terkibe tabi tutarak mistik bir muhteva oluşturuyor ve insanlar üzerinde mistik istibdat kuruyor diğer taraftan da İslami ölçüleri kullandığı için aynı zamanda manevi istibdat kuruyor. Özü mistik istibdat olmasına karşılık, muhataplarının (bağlılarının) manevi tesirler aldığı vehmi, muhatapları açısından bir manevi istibdat oluşturuyor.

Bağlıları mistik istibdat olduğunu farketse mesele kalmaz. Problem, Fethullah Gülen’in, özünde mistik istibdat olan tavır ve tatbikatlarını, İslami ölçüleri kullanarak muhataplarında “manevi tesir” uyandırdığı vehmini üretmesi… Mistik muhtevayı manevi tesir haline nasıl getiriyor veya daha doğru şekliyle soru şu; mistik muhtevanın muhataplarında manevi tesir vehmi üretmesinin denklemi nedir?
FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-19-MANEVİ İSTİBDAT yazısına devam et

KAZA TEŞKİLATI-İÇTİHAT ŞURASI-

KAZA TEŞKİLATI-İÇTİHAT ŞURASI-

Cemiyetin (ümmetin) ve devletin hukuk ihtiyacını karşılamak, Şeriat’a uygun kanunlar çıkarmak, ilmi sahalardaki tatbikat meselelerinde nihai hududu tayin etmek için içtihat şurası teşkil olunmuştur. İhtilafların halli için acil olan kaza teşkilatı tatbikatlarındaki içtihat ihtiyaçlarından başlamak üzere, itikat, ibadet ve ilmi meselelerdeki içtihat ihtiyacını karşılayacak müessesedir.

İçtihadın ihtiyaç haline gelip gelmediğini, bir mevzuda veya sahada gerçekten içtihat ihtiyacının doğup doğmadığını bilmek ve anlamak gerekir. İçtihat mevzuu, dinde reform meselesi ile bitişik haldedir, küçük bir zaviye kayması, içtihat yaparken, reform yapmak tuzağına düşülmesine sebep olabilir. Ulemanın içtihat kapısını kapalı tutması, bu hassasiyetten kaynaklanan bir tedbir mahiyetindedir. Nazari manada içtihat kapısı asla kapanmaz ama reformcuların müçtehitlik iddiasına mani olmak gerekir.
KAZA TEŞKİLATI-İÇTİHAT ŞURASI- yazısına devam et

Yemen Türküsü M. Kemal’in değil, milletin türküsüdür

Yemen Türküsü M. Kemal’in değil, milletin türküsüdür
Âşina olduğumdan bu yana Yemen Türküsü’nü dinlerken milletimin târihî ve mâşerî hüznünü yüreğimde hissetmediğim vâki değildir. Milletime aidiyet sızısı mânasına gelen bu hüzün fikir ve gönül tâlimlerim arasındadır.

Cumhurun seçtiği 12.cumhurbaşkanının, Yemen Türküsü’nü söylemesini hayırlı bir vak’a olarak tavsif etmemden ve cumhurun değil, vesayetçi Kemalist kadronun kurduğu cumhuriyetin cumhurbaşkanı M. Kemal’in, “Yemen Türküsü’ne ruhî ve mâşerî aidiyeti yoktur” ifademden angut Atatürkçüler haksızlık ettiğim kanaatine varmışlar.

Yemen Türküsü’nün mâşerî sınırları ve kimliği ümmet coğrafyasının bir bölümü olan Balkanlardan Anadolu’ya, İstanbul’dan Halep’e, Edirne’den Van’a, Samsun’dan Maraş’a kadardır. Muhteviyatı, 1923 Cumhuriyetinden önceki Devlet-i Âliye’nin ve Müslüman milletin yüreğinden kopan hüzünden ibarettir ve Atatürk ilkeleriyle Batılı ulus projesine tâbi tutulmadan önceki din ü millet hüviyetini haiz olan insanımızın gurbet ve hasret nağmeleridir.
Yemen Türküsü M. Kemal’in değil, milletin türküsüdür yazısına devam et

SİTEMİZİ HACKLEDİ ACİZLER

SİTEMİZİ HACKLEDİ HAİNLER…

Fikirteknesi internet sitesi, Türkiye’de, temel meselelerle ve doğru istikamet ile ilgilenenlerin, bu arada fikir ve ilim adamı, gazeteci ve siyasetçilerin takip ettiği bir site. Haber sitesi olmadığı için yüksek takip oranı olmayan, buna karşılık özgül ağırlığa sahip kişiler tarafından takip edilen bir site. Bu özellik ilginç durumlar ortaya çıkarıyor.

Yüzbinlik takipçi sayısı olmadığı için sitede yayınlanan yazılara tekzip göndermek, dava açmak, cevap vermek gibi siteyi tanıtıcı, reklamını yapıcı, gündeme getirici tavırlar içine girmiyorlar. Biliyorlar ki sitenin muhtevası ve özellikle tenkitleri harikulade, gündeme getirirlerse çok ciddi bir cephe kurulmuş olur. Bunu kendi elleriyle yapmak istemiyorlar. Zaten “fikir” umurlarında değil, temel meseleler ilgi alanlarında değil, dünya görüşü çapında bir fikriyat örgüsü ise ufuklarında yok.
SİTEMİZİ HACKLEDİ ACİZLER yazısına devam et