Aylık arşivler: Mart 2015

“DAHA ÇOK ÖLÜ İSTİYORUM”

“Daha Çok Ölü İstiyorum”

Kur’an-ı Kerim’in emrettiği ölçülere ve Hz. Peygamberimiz s.a.v.’ın buyurduklarına göre yapılmayan savaş daima çok ölü ister. Savaşanlar öldürmek için niyetlidirler. Düşmanı öldürdüklerini sanırlar çok zaman. Oysa çokça çocuk, kadın, masumlar ölür. Öldürmek bir hastalık, bir cinayet hâline dönüştüğünde orada din-i mübin, yani İslâm yoktur. Ene vardır, insanın câni tarafı vardır. Öldürmekten zevk almaya başlayan bir nev’i nekrofil insan tipi ortaya çıkar.

Suriye’de Esad canilerinin, Mısır’da darbeci generallerin, Doğu Türkistan’da Çinlilerin yaptığı da budur. Türkiye’de bir zamanlar böyle değil miydi? PKK ve Ergenekon nekrofilleri, yani ölü sevicileri bir başka mânasıyla defalarca öldürmekten hoşlananlar, “daha ölü istiyorum” diyerek iktidarlarını ve varlıklarını meşrulaştırmaya çalıştırıyorlardı.
“DAHA ÇOK ÖLÜ İSTİYORUM” yazısına devam et

Fikir Teknesi’nden Necip Fazıl ve Büyük Doğu Devleti Üstüne Kitaplar

Fikir Teknesi’nden Necip Fazıl ve Büyük Doğu Devleti üstüne kitaplar

Okumadığımız gün başımızın ağrıdığı, fikir gücümüzün düştüğü şu günlerde peş peşe fikirli kitaplar yayınlayan Fikir Teknesi Yayınları tarafından yeni yayınlanan kitaplardan elimizde kitaplar var. Bu kitaplardan Metin Acıpayam’a ait iki kitabı okudum önce: “Medeniyetimizin Büyük Dehası Necip Fazıl” ve “Kurşunlanan Türkçe. ”

Fikir Teknesi Yayınları’nın editörlerinden yazar Metin Acıpayam, üstad Necip Fazıl’ı 15 fasılda anlatıyor. 15 fasılın her faslı üstadın bir cephesini anlatıyor ki, daha önce okuduğumuz Necip Fazıl anlatımı değil bu. Çokça yazılan edebiyatçı, büyük şair… şeklinde tekrarlara düşülmemiş.
Fikir Teknesi’nden Necip Fazıl ve Büyük Doğu Devleti Üstüne Kitaplar yazısına devam et

DERGİ İÇİN ÇAĞRI

DERGİ İÇİN ÇAĞRI

Terkip ve İnşa dergisinin Nisan 2015 tarihli birinci sayısı pazartesi (23.03.2015) baskıya giriyor. İlk iki sayı tanıtım maksadıyla ücretsiz gönderilecektir.

Dergiye ulaşmak isteyenler, isim ve adreslerini aşağıdaki mail adreslerine gönderdikleri takdirde, dergi adreslerine postalanacaktır.

Yıllardır yayınlanan sitemizi, yeni basılan kitaplarımızı, üç aydır hazırlıkları devam eden dergimizi alakayla takip edenlere teşekkür ederiz.

NOT: Yazı gönderecek dostların ikinci sayı için 10.04.2015 tarihine kadar göndermeleri rica olunur.

osmangazneli@gmail.com
metinacipayam@hotmail.com

ERDOĞAN, ARINÇ, GÖKÇEK VEYA ŞAHSİYET VE DAVA

ERDOĞAN ARINÇ GÖKÇEK VEYA ŞAHSİYET VE DAVA
Recep Tayyip Erdoğan Akparti’nin lideridir, Bülent Arınç ise partinin ve hükümetin “akl-ı selimi”dir. Melik Gökçek ise, belediye başkanlarından birisi… Melih Gökçek’in mizaç deposundaki istidatları ve onlarla inşa ettiği (aslında gelişigüzel oluşan) şahsiyeti, ancak bir belediye başkanı olmaya kafidir ve daha ötesi o madenden çıkmaz.
Erdoğan ile Arınç arasındaki münasebet ve bu münasebetin üzerine oturduğu hukuk, hususi ve mahrem bir mahiyet taşır. İkisi arasındaki münasebetlere (itirazlar ve tartışmalar da dahil) kimsenin burnunu sokmaması gerekir. Erdoğan liderliğin ne olduğunu bilecek seviyede, Arınç ise bir meselenin nasıl çözüleceğini anlayacak seviyededir. Arınç’ın akl-ı selimi, meselenin suhuletle halline ve hasarın asgari seviyede tutularak neticelendirilmesine kafidir.
*
Bülent Arınç’ın Erdoğan hakkında, “hükümeti, kamuoyu önünde azarlar gibi tenkit etmemelidir” mealindeki ifadeleri doğrudur. Erdoğan, hükümetin başkanı da dahil olmak üzere tüm üyeleriyle istediği zaman ve istediği konularda konuşma ve fikirlerin söyleme imkanına ve iktidarına sahiptir. Ahmet Davutoğlu’nun, Erdoğan’ın kıymet ve itibarını kabul ve teslim etmesi, çocuk gibi azarlanmasını meşru hale getirmez. Cumhurbaşkanının otoritesini ortaya koyması ve devlet cihazını cevval bir şekilde çalıştırması doğru ve haklıdır lakin üslubu ve meselenin konuşulma zemini hususunda dikkatli seçimler yapılmalıdır.
ERDOĞAN, ARINÇ, GÖKÇEK VEYA ŞAHSİYET VE DAVA yazısına devam et

CHP BAR VE BALOLAR PARTİSİDİR

CHP bar ve balolar partisidir

Chp sûreti haktan, yâni İslâm değerlerine “saygılı” gibi görünmeye çalışsa da zinhar inanmayın. Münafıktır, fâsıktır; asıl zihniyet ve gidişatını asla değiştirmez.

Ne diyor Yunus Emre Hazretleri: “Kara taşa su koyarsan / Elli yıl ıslatır isen / Hemen taş gene bayağı / Hünerli taş olur değil.” Ali Hocam’ın şerhi ile “Ütünde su aksa elli sene, kara taş ağ taş olmaz.”

Chp böyle bir kötü huya sahip, kalben ve zihnen hastadır, yâni düz mânasıyla “umutsuz vak’adır.”

MÜSLÜMAN KADININ MAHREM HAYATINI CHP YIKMIŞTIR
CHP BAR VE BALOLAR PARTİSİDİR yazısına devam et

Tekbir, Salavat ve Mehterle Çanakkale Şehitlerini Yadeden Üniversite

Tekbir, salavat ve mehterle Çanakkale şehitlerini yâdeden üniversite…

Darbeler Cumhuriyetinin vesayetinde milletin sözcülüğünü yapamayan üniversitelerin zavallı hallerini hatırlayın ve sonra bir üniversitenin mehteran eşliğinde Çanakkale şehitlerini yâd edip, ellerinizi duaya kaldırdığını düşünün.
Bir inkılâptı bu. Kemalist Cumhuriyetin lâ-dinî inkılâplarından değildir elbet…
Millet değerlerine dönüş inkılâbına doğru atılmış bir adımdı bu…

Türkiye’de bir üniversitede ilk kez Müslüman Türk’ün, Müslüman Türkiye’nin ve İslâmca yol tutan topluluk mânasına gelen millet zihniyetine uygun Çanakkale programı yapılıyordu.
Tekbir, Salavat ve Mehterle Çanakkale Şehitlerini Yadeden Üniversite yazısına devam et

M. Kemal, Çanakkale Harbi’nde Askerlerin Şehitliğine İnanmadığını Yazıyor

M. Kemal, Çanakkale Harbi’nde askerlerin şehitliğine inanmadığını yazıyor

R. Eşref Ünaydın’ın “Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal’le Mülakat” kitabına ait aşağıdaki metni mekteplerdeki târih kitaplarından herkes okumuştur:

“Size Bombasırtı vak’asını anlatmadan geçemiyeceğim. Mütekabil siperleriniz arasında mesafeniz sekiz metre… Yâni ölüm muhakkak, muhakkak! Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına kâmilen düşüyor. İki ikincidekiler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar şâyân-ı gıbtâ bir itidâl ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor. Hiç ufak bir fütur bile göstermiyor. Sarsılmak yok! Okumak bilenler, ellerinde Kur’ân-ı Kerim, Cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler, Kelime-i Şehadet çekerek yürüyorlar. Bu, Türk askerlerindeki ruh kuvvetini gösteren şâyân-ı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki Çanakkale Muharebesini kazandıran, bu yüksek ruhtur”
M. Kemal, Çanakkale Harbi’nde Askerlerin Şehitliğine İnanmadığını Yazıyor yazısına devam et

Müslüman Türklere “Arab’ın Piçi” Diyen Atatürkçü Türkçüler

Müslüman Türklere “Arab’ın piçi” diyen Atatürkçü Türkçüler

Küffar âleminin Türkiye’yi karıştırma provokasyonları devam ediyor. Önce, Fransız zihniyetli lâ-dinî Cumhuriyet Gazetesi’nde Efendimiz s.a.v’e hakaret eden karikatürler yayınlatıp, sonra “Atatürkçü Türk Milliyetçisi” olduğunu bağıran şuursuz güruhu Akit gazetesine saldırtarak anarşinin kıvılcımını ateşlemek istiyorlar.

İSLÂM’A “ARAB’IN DİNİ” DİYEN TÜRK MİLLİYETÇİSİ OLABİLİR Mİ?

“Başbuğ Atatürk ölümsüzdür”, “Türk’üz, Türkçüyüz, Atatürkçüyüz”, “Ya Türkçü iktidar ya ihtilâl”, “Kinimiz dinimizdir”, “Arab’ın piçi yıldıramaz bizleri”, “Biz biz biz, Mustafa Kemal’in askerleriyiz”, “Hülagü han’ın torunları burada / Tanrı tektir ordusu Türk’tür” ve “Arab’ın dininden-ak-itler vatansız köpekler” sloganlarıyla Akit gazetesinin şahsında Türkiye’deki bütün Müslümanlara gayz dolu küfürler eden Atatürkçü Türk milliyetçileri asıl yüzlerini bir daha gösterdiler.
Müslüman Türklere “Arab’ın Piçi” Diyen Atatürkçü Türkçüler yazısına devam et

“Hakk’a Tapan Millet” Diyen İstiklal Marşı Cumhuriyete Yakışmıyor

“Hakk’a tapan millet” diyen istiklâl marşı cumhuriyetle uyuşmuyor

İstiklal Marşı’nın esası Hakk’a tapan millettir. “Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli” mesajıyla Atatürkçü Cumhuriyetin uyuşmadığı ortadadır. Millî Mücadele sırasında Müslüman Türk milletinin şahsında bütün İslâmları ifade ediyor. Cumhuriyet ise, Atatürk ilkeleriyle kurgulanmış ulus devleti temsil etmekle malûldür.

İstiklâl Marşı, Türklerin hâdimi olduğu İslâm milletinin değerlerini anlatır: Ezan ve Hakk’a tapmak. Bu mefhumlar İslâmların fethettiği ve iskân olduğu yer mânasına gelen “vatan” anlayışını da taşır. Cumhuriyetin gayesi ise Kemalist ideolojiyle Allah’ın varlığını devlet ve toplum hayatından çeken laikçi devlet düzenidir.

LAİK CUMHURİYETTE “HAKK” KAVRAMI YOKTUR
“Hakk’a Tapan Millet” Diyen İstiklal Marşı Cumhuriyete Yakışmıyor yazısına devam et

Altı Ok Cumhuriyetinin Kadın Projesi: “Kur’an’ı Kapa, Kadınları Aç”

Altı Ok Cumhuriyetinin kadın projesi: “Kur’an’ı kapa, kadınları aç”

Türkiye’de İslâmî tesettüre aykırı kadın kıyafeti, Batılılaşmayı zorbalıkla devlet siyaseti hâline getiren Atatürkçü Cumhuriyetin modernleşme projesinin bir parçasıdır.

Cumhuriyet için modernizm karşı gelinemez bir ideolojidir. Bundandır ki modernizm, İslâmî millet kimliğini redd-i miras eden Cumhuriyet devleti için, İslâm’ın tesirinin her sahada en aza indirilmesi ve hayatın her kademesinde laik / sekülerleşmenin (dünyevileşme) hâkim kılınması mânasına geliyor.

Türkiye’de kadın kıyafetinde açıklığın, yâni modern kıyafet Cumhuriyet devletinin teşvik ve zorlamasıyla başlamış, Avrupaî kıyafetli kadın dergileri devletçe desteklenmiştir. Teşvikle yazdırılan romanlarda modern kıyafetli kadınlar “ideal ve medeni kadın”, bunlara saldıranlar ise “yobaz” ve “gerici” olarak gösterilir.
Altı Ok Cumhuriyetinin Kadın Projesi: “Kur’an’ı Kapa, Kadınları Aç” yazısına devam et

“Bu Mürteci Bizim Çocukların Ahlakını Bozar”

“Bu Mürteci bizim çocukların ahlâkını bozar”

Yazı başlığı yaptığımız şenî cümle, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nin Atatürkçü lâ-dinî ve modernist bir öğretim üyesine ait. Kırk yıl kadar önce Anadolu’dan genç bir üniversite adayı Güzel Sanatlar Akademisi’nin resim bölümünü kazanır ve “uygulama imtihanı” için İstanbul’a gider.

Her birinin yanında yarı üryan bir kız talebe olmak üzere Atatürkçü ve çağdaşlıklarıyla, zübbe ve modernlikleriyle Batılılara benzeyen hilkat garibesi talebelerin hâkimiyetinden ibaret akademinin koridorlarında bir Anadolu çocuğu gördüğü manzara karşısında ürker ve diyar-ı küffara ait bir mekâna gediğini zanneder.
“Bu Mürteci Bizim Çocukların Ahlakını Bozar” yazısına devam et

Hilafetçilikten Devrimciliğie Evrilen “CHP Makyavelizmin Partisidir”

Hilâfetçilikten Devrimciliğe Evrilen “CHP Makyavelizmin Partisidir”

D. Mehmet Doğan, “Türkendülüsiye” kitabında (Yazar Yayınları) “Chp’nin geçmişinde hilâfet savunuculuğu vardır” diyor:

“Halk Fırkası’nın kurulmazdan evvel yayınlanan bir beyanname ile Mustafa Kemal Paşa kuruluşun 9 umde (ilke) sini açıklıyor. 9 umdeden ikincisinde ‘Dayanağı Türkiye Büyük Millet Meclisi olan Hilâfet makamı İslâm dünyasının bir yüksek makamıdır / istinatgâhı Türkiye Büyük Millet Meclisi olan makam-ı hilafet beynelislâm bir makarr-ı mualladır’ deniliyor. (…) 9 umde zamanın resmî düşünürü Ziya Gökalp tarafından yorumlanmış ve bu yorumlar resmî mahiyetteki Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde yayımlanmıştır. İşte ‘Hilâfet umdesi’nin yorumu: ‘İslâm dininde bütün namazlar cemaatle eda olunur. Cemaatin bir başı vardır ki, cemaatı terkip eden bütün fertler ona bağlanırlar. Bu suretle imam cemaatin timsali olmuştur. Cemaatin fertleri arasındaki tesanüt, imamın şahsında tecelli eder. Her imamın kendi cemaatını namaz esnasında birleştirerek birçok ruhlardan tek bir ruh meydana getirmesinde küçük bir dayanışma oluşur. İslâmiyette bundan başka bir de büyük dayanışma vardır ki bütün ümmeti tek bir ruh hâline getirir. Bunun şekli de, bütün imamların mânevî bir surette bir imam-ı ekbere iktida(tâbi olma, uyma) eylemesidir. İşte bu imamlara ‘Halife’ denir. (…) Yeryüzünde bir Hilâfet makamı bulunmazsa, İslâm âlemi kendisini imamesiz kalmış bir tesbih gibi dağılmış, perişan görür” (a.g.e., sf. 76-77).
CHP’NİN HİLÂFET UMDESİ
Hilafetçilikten Devrimciliğie Evrilen “CHP Makyavelizmin Partisidir” yazısına devam et

TÜRK SOLCULUĞUNDA ASLAN VE EŞEK

Türk Solculuğunda Aslan ve Eşek

Ortaokul sıralarındayken her derste “hümanist olduğunu” söyleyen, sonradan sol görüşlü ve siyaseten Chp’li olduğunu öğrendiğim bir Türkçe öğretmenimiz vardı. Anlattıklarını kavrayamazdım ama onun farklı bir şeyler söylediğini hissederdim.

Solcu şairlerden şiirler okur, kendinden geçerdi. Çantasından çıkardığı kitaplardan seçip okuduğu nesirler daha çok solcu ve hümanist yabancı yazarların denemeleriydi.

“ASLANI HİÇ SEVMEM, EŞEĞİ SEVERİM…”
TÜRK SOLCULUĞUNDA ASLAN VE EŞEK yazısına devam et

GÜNDE BEŞ VAKİT ŞAİR’DEN ŞİİR KİTAPLARI

“Günde Beş Vakit Şair”den Şiir Kitapları

Kaalübelâdan beri gönül dostum olan fikirli şair Memduh Atalay, şiirlerini iki kitapta topladı nihayet: “Hâlce” ve Dünya Hâli.”

Şair Memduh Atalay: Aslen Sivaslı, fakat Maraşlılaşmış bir fikir ve dâva adamı. Türk Dili ve Edebiyatı okumuş, cehd sahibi bir eğitimci. Özel bir Fen Lisesinde öğretmenliğini fikirlice eda eden bir alperen…

Fikir Teknesi Yayınları’nda çıkan bu iki güzel kitap, bendenize göre yürekleri memleket ve dostluk sevdası ile tutuşanlar okusun diye yayınlanmış. Sivas’ın türküleri gibi yanı yüreğe sahip, Sivas’ın fikirli soğuğu diye hitap ettiğim cezbeli ve fikirli dost şair Memduh Atalay, yüreğinde dostluk ve vatan dâvası taşıyan duygu ve düşüncelerini çokça manzum dile getiren bir er kişidir.

Her iki şiir kitabını da şiirle kendini bulanların mutlaka okuması gerek. Ali Yurtgezen hocanın kaleme aldığı “Elde Var Şiir” başlıklı takdim yazısı bu kitapları okuyacak olanlar için en evvel okunması gereken bir yazı…:
GÜNDE BEŞ VAKİT ŞAİR’DEN ŞİİR KİTAPLARI yazısına devam et

Dekolte kadın Cumhuriyetin la-dini devrimidir

Dekolte kadın Cumhuriyetin lâ-dinî devrimidir

Müslümanlıktan ve İslâmlaşmış Türklükten zerre kadar nasibi olmayan ve bâtıl bir ideoloji olan Kemalizm’i kendine putperest bir “din” olarak seçen ebleh bir gazeteci kadınlara seslenerek, “İnadına mini etek giyeceksiniz, inadına dekolte giyeceksiniz” diyerek Cumhuriyet ve Atatürkçü değerlere sahip çıkılması çağrısı yapmış.

Sodom ve Gomore mümessillerinin son çığlıklarıdır bu hezeyanlar! Kemalist Cumhuriyet eliyle Türkiye’ye ithal edilen dekolte hayatın savunucusu zümrenin hayvanî iniltileridir bu sözler! Avrupa’nın fuhşiyatını ve yozlaşmışlığını Türkiye’ye taşıyan devrimci Cumhuriyetin kelpleridir bunlar.

DEKOLTE KADIN ASRÎ CUMHURİYET KADINI DEMEKTİR
Dekolte kadın Cumhuriyetin la-dini devrimidir yazısına devam et

Maraş şapka isyanında asılanlara “hırsızlıktan asıldılar” iftirası

Maraş şapka isyanında asılanlara “hırsızlıktan asıldılar” iftirası

Târihî hakikatleri çarpıtmak, Atatürkçü Cumhuriyetten yana tevil etmek ve kafaları karıştırmak bazı akademisyenlerin vazifeleri arasındadır. Milleti karşısına alarak ilân ettirilen lâ-dinî Cumhuriyetin ideolojisini yaymak ve benimsetmekle vazifeli olanların en çok üniversite mensupları arasında zuhur ettiği detaylı bir mevzudur.

BİR PROFESÖRÜN HEZEYANI

Sütçü İmam Üniversitesi’nde profesör olan Ahmet Eyicil, “1925 yılında Kahramanmaraş’ta idam edilenlerin şapka kanununa muhalefetten değil hırsızlık suçundan idam edildi” diyerek hezeyan kusmuş:
Maraş şapka isyanında asılanlara “hırsızlıktan asıldılar” iftirası yazısına devam et