Aylık arşivler: Ağustos 2015

İHTİSASLAŞMA MESELESİ VE BİLGİNİN TERKİBİ

İHTİSASLAŞMA MESELESİ VE BİLGİNİN TERKİBİ

*İhtisaslaşma meselesi ve terkip

İhtisaslaşmanın müsbet tarafları olduğu kadar, birçok cihette menfi taraflarıda mevcuttur. Müsbet olan vechesi, bilgiyi disiplin haline getirilerek zapt ve rapt altına almak, kullanılır hale getirmek, konu üzerinde derinleşmek gibi birçok şey sayılabilir. Ayrıca ihtisaslaşmanın önemleri arasında bilginin tahsilinin ve taliminin mümkün ve nizami şekilde yapılabilmesi ve benzeri birçok fayda sayılabilir. Bu ve buna benzer birçok faydadan dolayıdır ki, ihtisaslaşma bir asırdır büyük itibar kazanmıştır. Sahip olduğu bu itibar, kendisine karşı tenkit geliştirmeyi imkansız kılmakta, ihtisaslaşma aleyhine söylenebilecek her sözü mümkün kılmamaktadır.

İhtisaslaşma tabiatı icabı iyidir, güzeldir. İtiraz ettiğimiz husus, ihtisaslaşmayla beraber oluşan idrak körlüğüdür. Kendi ihtisas sahası dışında hiçbir meseleyle uğraşmayan, “uzmanlık alanı” haricinde her meseleye kayıtsız kalan bu sıhhatsiz ihtisas kafaları, parça fikir yahut kırıntı fikir müptelalığından kurtulmadıkları takdirde, eşya ve hadiseyi teşhir ve teşhis etmekte “bütün fikrin” şuurunu idrak edemeyeceklerdir.

İHTİSASLAŞMA MESELESİ VE BİLGİNİN TERKİBİ yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -19-(SON)

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -19-

Dolar ve diğer paralar elbette çökecektir. ‘Tefeci Elitler’ de bunun farkında. ‘Elitlerin’ çöküş-sonrası hazırlıkları yaptığı da malum. Bunlardan bir tanesi ‘SDR’ (Special Drawing Rights- Özel Ödeme Hakkı). SDR, IMF tarafından 1969’da meydana getirilmiş uluslarası bir rezerv birimi. Her ne kadar piyasada SDR dolaşmıyorsa da merkez bankala- rı arasında tedavül edilen bir kıymet ölçüsü. 1 Nisan 2003’ten sonra SDR; dolar, euro, yen ve sterlin sepetinden oluşan para birimine bağlandı. SDR şimdilik sadece bir ölçü birimidir. Lakin önümüzdeki dönemde kağıt paraların çöküşü ile birlikte SDR, tek uluslararası sanal para olarak devreye girebilir. Zaten ABD’nin en çok borcu olan Çin 2009’da ‘SDR’ın devletler üstü bir para birimi olarak görev yapmasını önerdi. Bunun manası Çin’in artık küresel sistemde ‘Judeo-Politeist’ yapıyla ortak olma arzusudur. Bu ortaklıkla birlikte sistem tam manasıyla küreselleşecek ve ulus-devletlerin gücü tamamıyle bu ulus-üstü tekel güce devredilecektir.

DAVET TELAKKİSİ -2- ‘Davetçide olması gereken unsurlar’ -1-

Davetçinin Kendini Tanıması

Davet erlerinde olması gereken birinci hususiyet davetçinin kendini tanımasıdır. Bütün “oluş” vetireleri “ben kimim?” sualiyle başlar, çetinler çetini bu sualin cevabını bulmakla beraber kişi haddini bilecek, haddini bilen insansa Rabbini bilecektir.

Had, hudud demektir. Hadde riayet, hududların ölçülerini sıhhatli şekilde muvazeneden geçirmekle alakalıdır. Hayat muvazene davasıdır. Oluş ve bitiş amillerinin yegane kaynağı muvazene esaslarındadır. Kişinin kendini tanıması demek, muvazenenin kurulması demektir. Muvazenenin kurulması demekse hayat telakkisinin idrak edilmesi demektir.

DAVET TELAKKİSİ -2- ‘Davetçide olması gereken unsurlar’ -1- yazısına devam et

Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri

Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri

Batı’nın ,“Medeniyet bizdedir siz de yok” şeklindeki propagandaları karşısında aydınların ve devlet ricalinin recüliyetini kaybettiği bozgun dönemlerinde medeniyet hakkında âlimlerce alelacele yapılan tariflerin çoğu ârızalıdır.

Mağlubiyet psikolojisiyle medeniyetinin esaslarını tecditten mahrum bozgun aydınlarının ahkâm kestiği yıllarda Said Nursî Hazretleri medeniyet fikrinin, silkiniş geçirmesi gereken Müslümanların önüne gelen bir mesele olduğunu söyler ve tesbitlerine İslâm medeniyeti ile Batı medeniyeti arasında mukayeseler yaparak başlar.

GARB MEDENİYETİNE KARŞI “ŞERİAT-I GARRÂDAKİ MEDENİYET”
Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri yazısına devam et

EYLÜL AYI KİTAP BASIM PROGRAMI

EYLÜL AYI KİTAP BASIM PROGRAMI

Fikirteknesi Yayınevi, Eylül ayı kitap basım programına başladı.

Eylül ayı içinde basılacak kitapların listesi;

1-Riyaziye-1-Yeniden Riyaziye (Haki DEMİR)
2-Riyaziye-2-Riyaziye İlmi (Haki DEMİR)
3-Batı tefekkürü ve İslam tasavvufu şerhi-1-Felsefeyle hesaplaşma (Haki DEMİR)
4-İslam medeniyet tasavvuru-4-İlimlerin tasnifi (Haki DEMİR)
5-İslam medeniyet tasavvuru-1-Terkip ve tefekkür (Haki DEMİR) -İkinci baskı-
(Not: Birinci cildin muhtevası yeniden ele alındı, yeni mevzular eklendi)
6-Dünya Devleti-1-Stratejik düşünce (Ahmet SELÇUKİ)
7-Kişilik ve hayat tarzı (Osman GAZNELİ)
EYLÜL AYI KİTAP BASIM PROGRAMI yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -18-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -18-

Bugün mevcut para sisteminin mekaniği şöyle işlemektedir: Genelde bankaların krediyi müşterilerin hesaplarındaki paradan verildiğine inanır. Halbuki Banka o krediyi senin geleceğine ipotek koyma karşılığında verir. Kredi, mevcut paradan olmayıp aynı zamanda da satın alma gücü olduğundan ‘yeni paradır.’ Bu anlamda onlar bankacılıktan ziyade darphane görevi üstlenmekteler. İşte insanların aldatıldığı yer burasıdır. A Bankası, B Bankası değil A Darphanesi B Darphanesi olarak isim değiştirirlerse o zaman faaliyetleri ile isimleri uyumlu olacaktır.
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -18- yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -17-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -17-

İlk kağıt paranın 9.yüzyılda Çin’de ortaya çıktığı tahmin ediliyor. Kağıt para, taşınması zahmetli demiri ‘temsilen’ tedavüle girmiş. Demir paralarını ‘banka’ya teslim edenler karşılığında aldıkları ‘makbuz’ları çarşıda pazarda demir paray’mış’ gibi harcayabiliyormuş. Çin’de kağıt para deneyimleri 17.yüzyıla kadar devam eder. Chiao-Tzu, Hui-Tzu, Sung, Chung T’ung gibi kağıt paraların hepsi aynı akibete uğrar: Kağıt paranın satın alma gücünün, karşılığı olan metalden çok daha fazla basıldığından ötürü düşmesi üzerine piyasadan çekilir. Her ne kadar kağıt parayı cazip kılmak için üzerine par- fümler sıkılıp, güven verici resimler konsa da sonuç değişmez. Çin’li ozan Hu Zhiyu karşılıksız kağıt para için; ‘Kağıt para çocuk, onun temsil ettiği metal de annesidir. Karşılığı olmayan kağıt para ise doğarken annesini kaybetmiş bir yetimdir’ der. Çin, kağıt para tedavülünü 1661’de tamamen keser ve 1911 yılına kadar sadece gümüş para kullanır.
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -17- yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-16-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -16-

”Tefeci Elitler’’ tekel güçlerine herhangi bir tehdit tespit ettiklerinde buna şiddetle karşı çıkacaktır. Yakın tarihte bunun örneklerini görebiliriz. Hitler, ‘Tefeci Elitler’nden borç almak yerine ‘Mefo Bills’ adında kendi parasını basmasıyla birlikte borç esaretindeki Almanya’yı tüm dünyaya meydan okuyacak bir güce taşımıştır bile diyebiliriz. Ama Hitler’in parasından daha ilginç denemeler de yaşanıyor aynı coğrafyada.

1931’de Almanya’nın Schwanenkirshen kasabasında, kriz sebebiyle iflas etmiş kömür madeni, girişimci Habecker tarafından 40,000 marklık kredi ile satın alınır. Satıştan elde ettiği nakiti kasaya koyan Habecker, bu miktara mukabil WARA isimli kağıt para basar. Yeni para kasaba halkı tarafından kabul edilir çünkü Wara’ların Mark’ın aksine ‘kömür’ karşılığı vardır. Habecker, kömür ürettikçe yeni Wara’lar piyasaya sürer. İsteyenler Wara’larını kömüre çevirip ulusal piyasada satabilir. Wara, kağıt paranın asli görevine döndürülmesidir. Kağıt paranın çıkışının amacı hakiki bir değeri temsildir. Lakin tedrici bir usulle, halka hissettirmeden kağıt paranın karşılığı olan değerli madenler piyasadan çekilmiş ve halk elinde kağıt parçalarıyla kalakalmıştır. Bu küresel çapta bir hortumlamadır.
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-16- yazısına devam et

“Aç canavara (HDPKK) tahabbüb, iyiliğini değil iştahını artırdı

“Aç canavara (HDPKK) tahabbüb, iyiliğini değil iştahını artırdı

Aç canavara (HDPKK’ya) tahabbüb, yâni sevgi göstermek, muhabbet beslemek, siyaseten de olsa, müdârâ icabıda olsa hayırlı bir netice hâsıl etmeyeceği belliydi.

“Aç canavara karşı tahabbüb, onun merhametini değil, iştihasını açar. Hem de diş ve tırnağının kirasını da ister… Bu sebeple canavara karşı şefkat, merhamet ve muhabbet değil, onu defedecek tedbirleri bulmak ve cesaretle uygulamak gerekir” diyor Said Nursî Hazretleri.
“Aç canavara (HDPKK) tahabbüb, iyiliğini değil iştahını artırdı yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-15-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -15-

‘Tefeci Elitler’ yüzyıldır sinsice ve tedrici bir şekilde ilerliyor. 150 yıl süren bir mücadele sonucu Merkez Bankası sistemini Federal Reserve adıyla ABD’de de 1913’te kurmayı beceriyorlar. Para basma hakkına sahipler ama parelel olarak devlet de kendi parasını basabiliyor. Lakin önce 1933’te altın karşılığı olan devlet parası piyasadan çekiliyor, 1967’de ise devletin gümüş karşılığı olan parası. Yani ‘Tefeci Elitler’ yavaş yavaş para basmada, kredide tekel güce kavuşuyor. Kennedy suikaste uğramadan önceki aylarda, FED’den borç almak yerine devletin kendi parasını basabilmesi için hükümete önerge sunar. (Önerge #11110- 4 Haziran 1963) Jim Marss ‘Crossfire’ kitabında, Richard Beltzer yazılarında Kennedy’nin para basma hakkını Fed’den alıp tekrar devlete iade etme teşebbüsünden ötürü öldürüldüğünü iddia ettiler.
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-15- yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-14-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -14-

20.yüzyılda faizi meşrulaştırmak için yapılan ilmi çalışmalara bir göz atmakta fayda var. Keynes’e göre, faiz, paranın nakit olarak saklanmaması için insanlara ödenen bir fiyattır. Yine de hakkını vermek gerekir Keynes ileri bir toplumda faizlerin sıfıra düşeceğini öne sürmüştür. Hatta İ.Kureşi’ye göre Keynes’in içinde bulunduğu akademik çevre, onun faize karşı alenen karşı çıkmasını engellemiştir.

Klasik iktisatçılar Smith ve Ricardo’ya göre, sermaye tasarrufların sonucunda elde edilmiştir. Faiz ise tasarruflara mukabil ödenen bir teşvik ve mükafattır. Marshall da faizin illetini ‘bekleme’ olarak görür. Çünkü ona göre insanlar halihazırdaki nimetleri sonraya ertelenmiş nimetlere tercih ederler. Bu bakımdan sermayedarlar parasının daha sonra geri dönmesini beklemesinden ötürü mükafatlandırılmalıdır. Klasik iktisatçılar ise faiz miktarının tasarrufu ve yatırımı belirleyeceğine inanmışlardı. Tasarruflar yatırımı ge- çerse faizler düşer, yatırım arttığında ise faizler artardı. Keynes ise bu fikri çürütmüştür. Zira ona göre, faiz tasarrufların bedeli olamaz. İnsanlar faiz almadan da tasarruf edebilirler.
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-14- yazısına devam et

İSLAM CEZA HUKUKUNA GİRİŞ -14- ‘İslam Hukuku Bölgesel Hukuk Değildir’

İslam Hukuku Bölgesel Hukuk Değildir

 

Geçen yazılarımızda İslam hukukunun evrensel hukuk olduğunu belirtmiştik. İslam hukuku evrensel hukuktur. Fakat günümüzde tatbikatı sınırlı olduğu için bölgesel olması neticesini doğurduğunu, bu yüzden sadece dâr’ül-islâmda tatbik zemini bulduğunu belirtmem gerekiyor.

İslam hukukunun bölgeselliği hakkındaki sınırları tetkik etmeye çalışalım. İslâm hukukunun hükümleri islam ülkelerinde yaşayan herkese mi uygulanır, yoksa bir kısmına uygulanır bir kısmına uygulanmaz mı? İslâm hukuku dâr’ül-islamda işlenen suçlara uygulanırsa dâr’ül-islamın ahalisinin dâr’ül-harbde bulundukları sıraada bu suçları işlemeleri halinde onlara yine islam hukuku tatbik edilir mi edilmez mi?

İSLAM CEZA HUKUKUNA GİRİŞ -14- ‘İslam Hukuku Bölgesel Hukuk Değildir’ yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-13-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -13-

1913’te ABD’de Merkez Bankası yani FED’in kurulmasıyla ABD, yaklaşık 150 yıldır direndiği ‘Tefeci Elitler’ne teslim olmuş oluyordu. Avrupa’da ise 1909’da önemli bir gelişme oldu. Prof. Fekete’ye göre 1909 para tarihi için çok önemli bir yıl. Çünkü Fransa ve Almanya’da artık ‘altın’ paralar tedavülden kaldırılıp sadece ‘banka parası’ kabul edilecekti. Bu ise senet sistemini çökertecekti. Zira artık senetlerin zamanı geldiğinde ödemesi ‘hakiki altın’ ile değil borca dayalı olan ‘bank- not’ ,bankanın borç parası ile yapılacaktı. Yani bir borç başka bir borç ile ödenecekti. Hem Prof. Fekete, hem de Prof. Rittershausen tüm dünyayı saran işsizliğin ve türlü krizlerin daha da derinleşmesinin sebebinin hakiki bir değer olan altının yerine borca dayalı bankanın parasının ikame edilmesinde görürler.
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-13- yazısına devam et

TRABZON ORTAHİSAR DÜŞÜNCE ARAŞTIRMA DERNEĞİ SEKRETERİ ARSLAN BALTA İLE MÜLAKAT

ARSLAN BALTA: KUR’AN İSLAMI KANAATİMCE PROJEDİR

GEÇMİŞTEKİ BİLGİLER REDDEDİLEMEZ

METİN ACIPAYAM: Hadis ve Sünnet inkarcıları yerli oryantalistler midir? Bu inkarın tabii neticesi olarak Hz. Peygambersiz bir İslam anlayışı istenildiği aşikar. Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

ARSLAN BALTA: Hiçbir zaman bir başkasını kendi öznel düşüncemden yola çıkarak tanımlama taraftarı değilim. Ben sadece bugün hadis ve sünnet çerçevesinde var olan düşünceye karşı kendi düşüncelerimi olabildiğince ilmi boyutta ortaya koymaya çalışıyorum. Kim kendisini nasıl tanımlamak istiyorsa öyle tanımlasın. Benim usulüm böyle. Ben var olan tüm düşüncelerin bir ön yargı olmaksızın anlaşılmaya çalışılması gerektiğini düşünüyorum. Anlamaya çalıştıkça önceden önyargıyla baktığım birçok düşüncenin, hiçte düşündüğüm gibi olmadığını görmüşümdür. Eleştirilerimiz makaleler üzerinden olmalıdır. Birbirimizi inkâr ederek hiçbir yere varamayız. Tam aksine düşünce dünyamızı fakirleştiririz. Batıya eleştirel gözle bakmakla birlikte, düşünce dünyalarındaki renkliliğin, bilgiyi üretmede kendilerine ciddi katkılar sağladığını görmek gerekir. İslam düşünce tarihinde çok önemsediğimiz bazı alimlerin birbirini eleştirmek yerine, tekfir etme gibi bir yol seçmeleri bence iyi olmamıştır. Bu gelenek maalesef bugün değişik bir boyutta devam etmektedir. Birbirimiz hakkında hüküm verme yerine, düşünce planında seviyeli bir tartışma ortamı hazırlamalıyız. Genç kuşaklara bizler böyle bir zemini miras bırakmalıyız.

TRABZON ORTAHİSAR DÜŞÜNCE ARAŞTIRMA DERNEĞİ SEKRETERİ ARSLAN BALTA İLE MÜLAKAT yazısına devam et

Terkip ve İnşa Dergisinin 6. Sayısı Basıldı

Terkip ve inşa dergisinin altıncı sayısı basıldı. Hafta başından itibaren postaya verilecek inşallah…

Derginin muhtevası şöyle;

Takdim Editör Adnan Köksöken
İlimlerin tasnifi ve terkip ilimleri İbrahim Sancak
Terkip İlimleri Haki Demir
Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri Ahmet Doğan İlbey
Terkip ilimleri yoksa eklektizm kaçınılmazdır Nurettin Saraylı
Pozitif akıl-Bilgi kaosu-Eklektizm Üçlü kıskacında Ne Yapmalı Atilla Fikri Ergun
Bütün fikri ve eklektizm A. Bülent Civan
İhtisaslaşma ve terkip ilimleri Ebubekir Sıddık Karataş
Terkip ve İnşa Dergisinin 6. Sayısı Basıldı yazısına devam et

Modernizmin bulaştırdığı bir hastalık: “İhtiyaç tuzağı”

Modernizmin bulaştırdığı bir hastalık: “İhtiyaç tuzağı”

Bu çağda Müslümanlarda bir hastalık var ki tabîi âfetlerden daha tehlikeli. Müslümanları ölçülerinden saptıran, amelinden uzaklaştıran modernizmin ve kapitalist tüketim ideolojisinin bulaştırdığı bu hastalığın adı “İhtiyaç” tır.

Ali Yurtgezen hocanın Semerkand Dergisi’nde (Ağustos 2015 sayısı) T. Ziya Ergunel müstearıyla yazdığı “İhtiyaç Tuzağı” başlıklı yazısı, her Müslümanın bilerek veya bilmeyerek bulaştığı modern zaman hastalıklarından biri olan ihtiyaç illetine teşhis koyuyor.
Modernizmin bulaştırdığı bir hastalık: “İhtiyaç tuzağı” yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-12-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -12-

1856 yılında Fransız ve İngiliz (Rothschild) sermayeli bir banka kuruldu. Adı Osmanlı Bankasıydı. Görevi ise devleti finanse etmek, piyasaya banknot sürmek. Prof. Dr. Haydar Kazgan diyor ki: “Zaten bankaya sormadan isyan bastıramıyorsun. İsyan bastırmak için paraya ihtiyacın var, bunun için normalin üstünde bir avans istemen lazım bankadan. Fransız bandıra- lı vapurla asker gönderecekler. Kaptan 3 bin lira para getirin, kalkalım diyor. O üç bin lirayı Osmanlı Bankası’ndan istiyor- lar, onlar da İngiltere ve Fransa’ya soruyor. İsyanın bastırılma- sını istemiyorlarsa vermeyin parayı diyorlar.” diyor ve ekliyor: “Osmanlı Bankası’na verilen para basma yetkisi Osmanlı ‘yı çöküşe götüren sebeplerin başında yer alıyor.”
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-12- yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-11-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -11-

Sabetaycılık. 17. Yüzyılda ortaya çıkan, kimi kaynaklara göre İsrailoğullarının yarısını etkilemiş bir akım.. Prof. Scholem’e göre Sabetaycılık, 16. Yüzyılda yani Yahudilerin İspanya’dan sürgün edilmesinden sonra yazılmış Luria Kabalasının bir yorumu.

Kimi araştırmacılara göre sürgün halkın mesih, kurtarıcı beklentisini arttırdı. Yahudilikte tarih mesih-kralın gelişine doğru akar. Amaç, yeryüzü krallığının kurulmasıdır. Luria, öğretisiyle Yahudilerin mesih beklentisini pekiştirdi ve Scholem’e göre Sabetay Sevi bu beklentiye bir karşılık olarak sahneye çıktı. Elbette hurufilik ve cifir gibi batıni ilimler de Sevi’nin mesihliğini ilan etmesinde destekleyici unsurlar oldu.

Sabetay ibahi bir din anlayışı getirdi. Yani günahların artık yok sayıldığı hatta günaha girmenin sevap sayıldığı bir din. Çünkü mesih geldiğinde yeni bir tevrat getireceğine inanıyorlar. Sabetay da mesih olduğuna göre artık eski tevratın kurallarına uymaya gerek yok.
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-11- yazısına devam et

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-10-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -10-

Simya deneylerinin bitmediğini sadece kağıt para ile yeni bir forma kavuştuğunu iddia eden Binswanger’e göre, kağıt paranın üretilmesinin bir simya deneyi olması şu yön- dendir: Kağıt paranın üretimi de bir simya sürecidir ki süreç ‘kükürt’ ve ‘civa’nın evliliği ile başlar. Civa; ‘duyguyu, duyuları’, kükürt ise ‘irade’yi temsil eder. Duygusal anlamda halkın kağıt parayı altın gibi ‘değerli görmesi, hayal etmesi’ gerekir.

Mesela duygusal tetiklemeyi sağlamak için üzerine halk kahramanın resimleri konur, farklı desenler ve renklerle bezenir. Eskiden Çin’de duyusal tetiklemeyi sağlamak için kağıt paralara güzel kokular sürülürmüş. Mesela paradan sıfırların atılması da ‘simya’ sürecinin bir parçasıdır. İşte bu duygusal tarafı ‘civa’dır.
PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-10- yazısına devam et

BİYOLOJİ YAZILARI -3-

MADDECİLERİN UZUV BELİRTİLERİ İLE İSTİDLÂLLERİNİN BÂTIL OLMASI

Şurası iyi bilinmedir ki, kaydedilen uzuv belirtilerinin cinslerin değişmesine delâletini esas tutarak onarın yaratma usulüne uygun düşmemesiyle tuttuğunuz yola delil iddiasında bulunmaları, dikkatsizce bir düşünme ile pek parlak görülürse de aslında zandan başka bir sonuç veremiyor. İhtimal kabul etmesi sebebiyle kesinlik derecesinden uzak düşüyor. Çünkü bu istidlale karşı denilebilir ki: Uzuv belirtilerinin de bir faydası ve sizin keşfedemediğiniz bir hikmeti olabilir. Nasıl ki bitkilerin ve hayvanların cisimlerinde pek çok şeylerin faydaları hala keşfedilememiştir. Mesela: Fizyoloji kitaplarına başvuracak olsak görürüz ki, hayvan bedenindeki renkli madde bir çok kısımlara göre neye yaramaktadır bilinmiyor ve yalnız göz yuvarlağında bulunan siyahlığın hikmeti ortadadır ki, ışığın fazla çizgilerini emmeğe bu renk daha elverişlidir.

BİYOLOJİ YAZILARI -3- yazısına devam et