Aylık arşivler: Ekim 2015

MAHZEN-ÜL ULÛM’DA İLİM TELAKKİSİ -3- İLMİN MAHİYETİ -2-

İlmin mahiyetinin mutlak olarak zaruri olup olmadığı münazara edilen konulardandır. İmâm-ı Fahrüddîn Râzî hazretleri, ilmin mâhiyyetinin zarûrî bir tasavvur olduğunu, İmâm-ül Harameyn ve imâm-ı Ebû Hâmid Muhammed Gazâlî hazretleri ise, ta’rîfi zor olan nazarî kısmından olduğunu söylemişlerdir. Ancak, ilmin mâhiyyetinin ta’rîfi zor olan nazarî kısmından olduğu âlimler arasında tercîh edilmişdir. (Mahzen-Ül Ulûmdan naklen)

İlmin mâhiyyetinin tarifine dair, alimler arasında meşhur olan tariflerden bazıları Mahzen-Ül Ulûmda şu tarif ve izahlarla sabittir:

  • İlim, bir şeye olduğu gibi i’tikaddan [inanmakdan] ibaret olup, o i’tikad ise, ya zaruri olarak, yahud da delil ile hasıl olur” diye ta’rîf edilmişdir. Ancak, bir şeyin ta’rîfi, o şeyin efrâdını câmi’ agyârını ma’nî olmak lâzım gelir. Hâlbuki, i’tikâdın buradaki ta’rîfine zarûretden yâhud delîlden hâsıl olan zan da dâhil olmakdadır. Bu sebeble ilmin mâhiyyetinin bu ta’rîfi yukarıda geçen kâideye uygun olmadığından, âlimler arasında kabûl görmemişdir.

  MAHZEN-ÜL ULÛM’DA İLİM TELAKKİSİ -3- İLMİN MAHİYETİ -2- yazısına devam et

CHP alkollü hayatı teşvik için içkiyi ucuzlatıyor

CHP alkollü hayatı teşvik için içkiyi ucuzlatıyor

İkinci Dünya Savaşı yıllarında İnönü’lü Chp diktası “halkın zayıflayan alım gücünü düşünerek” 1942’de alkollü içkilerin fiyatlarını ucuzlatmıştır. Böyle pespâye bir gerekçe görülmüş müdür? Kemalist dönemden başlayarak İnönü döneminde de devam eden alkollü laik hayat teşvikinin bir sonucu olarak sayısı hızla artan içki tiryakilerinin bir kısmı daha ucuz olan bira ve şaraba geçerken, “fanatik rakıcılar ise mavi (boyalı) ispirto” içmeye başlamışlardı. Bunun üzerine Chp’li hükümetin ucuz içki üretimini artırmak için çâreler aramaya başladığını devrin gazetelerinden öğrenmek mümkün. Bu dönemde “Uygarlaşacağız” diyerek alkol tüketimi teşviki o kadar hızlandı ki, lokantalara afişler asıldı, kitaplarda alkolün faydaları ve millî içkimiz olduğu anlatıldı.

CHP’NİN “AYYAŞLARI HİMAYE SİYASETİ”
CHP alkollü hayatı teşvik için içkiyi ucuzlatıyor yazısına devam et

“Maveraünnehir’den Anadolu’ya Ehl-i Beyt Aşkı”

“Maveraünnehir’den Anadolu’ya Ehl-i Beyt Aşkı”

Hicrî yılbaşı Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm’ın risaletinde Müslümanların Mekke’den Medine’ye hicretinin başladığı takvimdir. Hicrî takvime göre yılbaşı 1 Muharrem’dir. 1437. senesine girdiğimiz Hicri Yılbaşı Muharrem’ Ay’ının başlangıcı olduğunu her Müslüman bilir.

Müslümanların nezdinde ulvî bir değere sahip olan Muharrem Ayı’nda Müslümanların ortak hüznü olan Kerbelâ hâdisesinin yaşandığı aşure günü idrak edilir.

Zulme ve haksızlığa uğrayan Hz. Ali (r.a) ve Hz. Fatıma anamızın evlâdı Hz. Hüseyin, Hz. Hasan ve maiyetinin yaşadıkları acıyı Müslümanca yâd ettiğimiz her Muharrem Ayı’nda yüreğimiz ulvî duygu ve temennilerle dolu ümmet birliğine dâvet için çırpınıyor yine.
“Maveraünnehir’den Anadolu’ya Ehl-i Beyt Aşkı” yazısına devam et

Doç. Dr. Hacı Ali BOZKURT İLE “İLİMLERİN TASNİFİNE” DAİR MÜLAKAT

Doç. Dr. HACI ALİ BOZKURT İLE “İLİMLERİN TASNİFİNE” DAİR MÜLAKAT

*Mülakatın takdimi
Hacı Ali Bozkurt Beyefendi, 1943 Erzincan doğumlu, İngilizce, Almanca, İtalyanca, Fransızca ve Arapça bilen ilim adamlarımızdandır. Doçenttir, felsefe sahasında mütehassıstır.
Anadolu’nun “kıymet mahzeni” olduğu fikrimiz ve umudumuz, bizi sürekli arayışa sevk etmekte, Allah Azze ve Celle ümit ve gayretimizi boşa çıkarmamaktadır. Bu cümleden olarak bulduğumuz kıymetlerden birisi de Hacı Ali Bozkurt Beyefendidir. Hacı Ali Bozkurt Beyefendi; ilmi teçhizatı, fikri derinliği, tecrit ve terkip mahareti takdire şayan bir ilim (bilim değil) adamlarımızdandır. Hem kadim müktesebatımıza vukufiyeti hem de felsefeye nüfuzu dikkat çekici derinliktedir. Ümmetin mühim ve acil meselelerinden olan “ilimlerin tasnifi” bahsine gösterdiği hassasiyet ve atfettiği kıymet, bu mevzuun unutulmuş olmasına hayret edecek kadar derindir.
Şahsiyeti hürmete, idraki itibara layık olması cihetiyle daha uzun soluklu müşterek çalışmalar yapmak temennisindeyiz. Bu mülakat, telefonda yapıldığı için hacmi küçük lakin muhtevası büyük bir çalışma oldu. Rızaları istikametinde, bununla iktifa etmek niyetinde değiliz.
Doç. Dr. Hacı Ali BOZKURT İLE “İLİMLERİN TASNİFİNE” DAİR MÜLAKAT yazısına devam et

Mütefekkir Haki DEMİR İLE “MATEMATİK VE VARLIK” ÜZERİNE MÜLAKAT

Haki Demir ile “Matematik ve Varlık” Üzerine Mülakat

Metin Acıpayam: Mütefekkir insanın matematik ile münasebeti ne ölçüde olmalıdır?

Haki Demir: Her mütefekkir aynı zamanda matematikçi olmak zorundadır. Farkında olsun veya olmasın, matematikle ilgilensin veya ilgilenmesin böyledir. Bu sebepledir ki bir mütefekkirin matematik ile ilgilenmemesi anlaşılır gibi değil. Matematik, matematikçilerin bile ancak şekli (formel) çerçevede ilgilendiği bir bilgi sahası haline gelmişse, o ülkede mütefekkir yok demektir. Matematikle ilgilenmemiş fikir adamları ya mütefekkir değildir ya da ilgilenmedikleri için neler kaybettiklerini bilmediklerinden dolayı çok bedbahttır. Matematikle ilgilendikleri takdirde ufuklarının ne kadar genişleyeceğini, idrak ve izahta zorlandıkları bazı meseleleri ne kadar kolay hallettiklerini görecekler ve çok derinden hayıflanacaklardır. Özellikle de insanların ciddi meseleleri neden ucuza getirdikleri, hafife aldıkları, umursamadıkları gibi mevzuların izahını görecekler, insan zihninin oluşturduğu mantık ve süreç sıçramalarına hayret edeceklerdir.

Metin Acıpayam: İslam bilgi telakkisine atıfla, İslam matematiği (ideal matematik) üzerine çalışmalar yapıyorsunuz. Hal böyle olunca hali hazırdaki matematiği “mevcut matematik” kabul ediyorsunuz. “Mevcut matematik” tabirinden ne anlamamız gerekiyor?

Haki Demir: Mevcut matematik, maalesef bahsi edilecek kadar ehemmiyete sahip değildir. Bu sebeple, riyaziye verdiğimiz ehemmiyet, mevcut matematikle alakalı değildir. Zaten matematik çalışmalarımızın özü, mevcut matematiğin tenkidi, buna mukabil bir bilgi ve tefekkür sahası olarak riyaziyenin ehemmiyetini tespit çerçevesindedir. Mevcut matematiğin eksikleri ve yanlışları gösterilmeli, buna mukabil yeni matematik telakki üzerine temrinler yapılmalıdır. Matematik mevcut haliyle muhafaza edilerek mutlak doğru muamelesi yapılırsa, çağın en büyük tuzağı olan “matematik tuzağa” düşmüş oluruz. Batı dünyası “matematik tuzağa” düştü, öyle ki bu tuzağı neredeyse hakikat vehmiyle kabul etti. Batının ve özellikle felsefenin girdiği krizin en büyük sebeplerinden birisi matematik tuzaktı ve bunu hala hiç kimse fark etmedi. Bizim kadim müktesebatımız matematik tuzağa düşmeye manidir. İslam tarihi, matematik tuzağa düşülmediğini, matematik tuzağın yıkıldığını gösteren sayısız metin ve usul ile doludur. Müktesebatımız ile münasebetimiz kesildiği ve batının bilgi telakkisinin işgaline (epistemolojik işgale) maruz kaldığımız için, batı ile birlikte bu tuzağa biz de düştük.

Mütefekkir Haki DEMİR İLE “MATEMATİK VE VARLIK” ÜZERİNE MÜLAKAT yazısına devam et

Alkollü laik hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi-1-

Alkollü laik hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi-1-

Laikliği İslâm’ın yerine ikame eden Atatürkçü Cumhuriyet, yâni Chp iktidarları alkollü hayatı devlet kurumlarında ve toplumda bir âdet olarak yerleştirmiş ve resmî hâle getirmiştir.

Avrupaîlik/Batılılaşma/laiklik denilen İslâm’a aykırı alkollü hayatı devletlü sofralarının ve toplantılarının resmî protokollere sokan, bu şenî ve haram âdet için mevzuatlar çıkaranlar Atatürkçü Chp kadrosudur.
ALKOLLÜ HAYAT ATATÜRKÇÜLÜĞÜN, YÂNİ CHP’LİLİĞİN ŞARTLARINDANDIR

Kemalist Chp’li olmanın şartlarından birincisi laiklikle alkolü sentez yapıp hususi ve umumi hayata dahil etmektir. Alkollü laik hayat sosyal mertebenin ve Atatürkçü Chp’li olmanın olmazsa olmazlarındandır. Bundandır ki bu haram ve Avrupaî âdeti yaymak ve dayatmak için yapılan propagandalar avâmın ve lümpen toplulukların köksüz idraklerine kadar sloganlaştırılmıştır: “Eski kafalılıktan kurtulmak istiyorsan önce kafayı çekeceksin…”
Alkollü laik hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi-1- yazısına devam et

Chp’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi kirlidir

Chp’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi kirlidir

Chp’nin dönemlere göre aldığı uğursuzluk alâmeti sayılan namları türlü türlüdür: Kemalist dönemi Chp’si, “Almancı, İsmetçi” Chp’si. 60 Darbesi ve 71 Muhtırası arasında sosyalist sol Chp’si. 74-77 Yılları arası sol söylemlerle sağcılardan oy toplayan ve “Kıbrıs Zaferi’nin ekmeğini yiyen Karaoğlan Ecevit” Chp’si. Baykal’ın “Suya sabuna dokunmayan ulusalcı memur” chp’si. Kılıçdaroğlu’nun Amerikancı ve şehirli lümpen kesim Chp’si.

İnönü Chp’sinin millet hafızasında bıraktığı kötü izi yeri gelmişken bir daha hatırlamakta fayda var. Dedelerimiz ve babalarımızın, İnönü dönemini “Geldi İsmet, kesildi kısmet” tekerlemesiyle ifade etmelerinin altında zulmün açtığı yaralar vardı. İnönü’nün 28 Nisan 1960 günü Meclis’te yaptığı konuşma utanç vericidir: “Arkadaşlar şartlar tamam olduğu zaman millet için başka çıkar yol yoktur kanaati zihinlere ve bütün müesseselere yerleşirse ihtilâl meşru bir hak olarak kullanılacaktır.”

BİLDERBERG’E KATILAN VE AMERİKAN ROCKFELLER BURSU ALAN ECEVİT
Chp’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi kirlidir yazısına devam et

ON ADET KİTAP BASILIYOR

Fikirteknesi yayınevi on adet yeni kitabın baskısını yapıyor. Önümüzdeki hafta okuyucularla buluşacak olan kitapların listesi şu;

RAMAZAN KARTAL

1-Necip Fazıl’ın şahsiyet terkibi
2-Necip Fazıl’ın mücadele süreci

ADNAN KÖKSÖKEN

3-Terkip ve İnşa dergisi külliyatı-Medeniyet Hamlesi
4-Terkip ve İnşa dergisi külliyatı-İslam Medeniyet Tasavvuru

ATİLLA FİKRİ ERGUN

5-Modernleşme girdabında medeniyet arayışı

ÖMER YILMAZ

6-İslamlıklar üzerine

EBUBEKİR SIDDIK KARATAŞ

7-Medeniyet şehri-Belediyeler için yol haritası-

METİN ACIPAYAM

8-Mülakatlar-1-Fikir ve siyaset
9-Mülakatlar-2-Büyük Doğu
10-Mülakatlar-3-Ehl-i Sünnet
ON ADET KİTAP BASILIYOR yazısına devam et

YAZARIMIZ HAKİ DEMİR CUMARTESİ “VUSLAT TV” DE…

Malatya merkezli bölge televizyonu olan Vuslat televizyonunda, Cumartesi (24.10.2015) akşam saat 20.30 da yayınlanacak canlı programa yazarımız Haki Demir de katılacaktır. İki kişinin misafir olarak katılacağı programın adı, AKL-I SELİM olacak ve bu tarihte birincisi yayınlanacak program periyodik şekilde devam edecektir.

Takipçilerimize saygıyla duyururuz.

“MARUZ KALANLAR NESLİ”

“Maruz Kalanlar Nesli”

Doksan yıllık Atatürkçü-laik Cumhuriyetin doksan yıllık Batılılaşma ve modern kapitalistleşmesinin bu millete verdiği hasar ve yozlaşma sayısız defa yazılmıştır. Fakat aşağıda takdim edeceğim metin bu meseleleri ilaç prospektüslerine benzer akademik bir dille değil, aşınmış dimağlara ve özünü unutanlara sarsıcı bir belagatla seslenen bir yazı.

Bu değerler aşınmasının, ahlâk kaybının her kesimi vurup geçtiği gibi dindar-muhafazakâr zümrelerin her kademesinde bir veba gibi yayıldığını üzülerek görüyor ve engel olamamanın çâresizliğini bazen içimize atarak, bazen fikirlice öfkelenerek üstad Necip Fazıl gibi “durun Müslümanlar bu cadde çıkmaz sokak!” diyerek haykırdığımız oluyor.
“MARUZ KALANLAR NESLİ” yazısına devam et

FİKİRTEKNESİ YAYINEVİ KİTAP BASMAYA DOYMUYOR

Fikirteknesi yayınevi kitap basmaya devam ediyor. Her paketten sonra biraz dinlenelim, toparlanalım düşüncesiyle bir müddet ara vermeyi düşünüyoruz ama iştiyakımıza yeniliyor ve yine basmaya başlıyoruz. Hem başka işlerle de biraz uğraşalım diye hem de mali kaynak cihetinden biraz dinlenelim diye ara vermek istiyor ama bir türlü kitap basmaktan vazgeçemiyoruz.

Bu hafta (19.10.2015) başlamak üzere kasım ayında devam edecek olan kitap basım programımızda 8 adet yeni kitap ve mümkün olduğunca çok sayıda ikinci baskı mevcut. Otuz civarında kitabımızın birinci baskısı tamamen bittiği için, külliyatın tamamı elimizde bulunsun düşüncesiyle ikinci baskılara da başladık.

Sekiz adet kitabı da bastığımızda, yayınevimizin neşrettiği eser sayısı 107 olacaktır. İnşallah 2016 yılı sonuna kadar 150 adeti geçmeyi düşünüyoruz.

SEKİZ ADETLİK YAYIN PAKETİMİZ;

1-Modernleşme girdabında medeniyet arayışı (ATİLLA FİKRİ ERGUN)
2-İslamlıklar üzerine (ÖMER YILMAZ)
3-Medeniyet şehri-Belediyeler için yol haritası (EBUBEKİR SIDDIK KARATAŞ)
4-Necip Fazıl’ın şahsiyet terkibi (RAMAZAN KARTAL)
5-Necip Fazıl’ın mücadele süreci (RAMAZAN KARTAL)
6-Mülakatlar -1- (METİN ACIPAYAM)
7-Mülakatlar -2- (METİN ACIPAYAM)
8-Mülakatlar -3- (METİN ACIPAYAM)

FİKİRTEKNESİ YAYINEVİ KİTAP BASMAYA DOYMUYOR yazısına devam et

Mısır Suhac Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Doğu Dilleri Bölümü Türk Dili Hocası Dr. Sabri Tevfîk Hammâm ile Mülakat

Metin Acıpayam: Necip Fazıl’ı ilmi dünyanızda nereye koymaktasınız?

Doç.Dr. Sabri Tevfik Hammam: Necip Fazıl benim şahsımla beraber, Türkiye’nin ve İslam âleminin büyük şahsiyetlerindendir. Necip Fazıl’ın çalışmalarından tutunda her hareketi ve hamlesi İslam dünyasında geniş yankılar bulmuştur. O büyük bir edebiyatçıdır, kuru ve hissiz edebiyattan nefret eder, fikirden bağımsız hiç bir meseleyi ele almaz. En önemliside edebiyatını ve şiirini fikrinin hizmetkarı etmesidir. Yani o, zaman ve mekana müdahil olabilme istidadını fikrî ve ruhî edebiyatta görüyordu. Ruhi ve fikri edebiyat diyorum, dikkat buyurun lütfen… Edebiyatı ruhtan ve fikirden bağımsızlaştırmak demek, yeni doğan bir bebeği, anneden mahrum etmek kadar abes-i iştigal bir durumdur. Bebeğin anneye mahkûm olması gibidir, edebiyatın fikre ve ruha muhtaçlığı… Necip Fazıl’ın ilim dünyasını fikir yani tefekkür inşâ etmiştir. Derin bir mütefekkir, keskin bir zekadır  O.

Materyalizm, komünizm, ve ateizmin en güçlü olduğu dönemde, bunlara karşılık sağlam bir duruş sergilemiş, ve onlarla mücadele etmiştir. Şahsımın ilim hayatında önemli yere sahiptir. İlk okuduğum kitabı; Çöle İnen Nur idi. Sonra İdeolocya Örgüsü vesaire… İdeolocya Örgüsü isimli eseri, ümmete ekmek ve su kadar azizdir… Oradaki ideal islami devlet modeli Başyücelik Devletini Anadolu başlatmalıdır. Başlatmalıdır ki, bizde  kendimize tatbik edelim…

Mısır Suhac Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Doğu Dilleri Bölümü Türk Dili Hocası Dr. Sabri Tevfîk Hammâm ile Mülakat yazısına devam et

FİKİR VE DAVA ADAMI SERVET TURGUT İLE MÜLAKAT

SERVET TURGUT İLE MÜLAKAT

METİN ACIPAYAM: İslam Tefekkür mecrasına şiddetle ihtiyacımızın olduğu aşikar. Tefekkür mecrası yoksa tefekkürün olmayacağı bedahet çapında hakikat. Tefekkürün olmadığı yerde ilim mecrasının akibeti vahimdir. Necip Fazıl bu gerçeği 30’lu yıllarda görerek tefekkür mecrasını tetiklemeye çalışmıştır. Bugün batıya mahkum oluşumuzun sebebi ilim telakkimizi oluşturmamızla alakalıdır. Üstadın o zamanlarda söylediği “felsefenin krize girdiği” gerçeğiyle beraber Batı’nın çöküşü başlamıştır. Batı’nın tek terkip maniverasını felsefe oluşturmaktadır. O halde felsefe çöktüğüne göre, Batı’da çöküyor demektir. O halde bu hengamede bize düşen ne olmalıdır? Batı’nın enkazı altında kalmak mı? Yoksa yeniden ayağa kalkabilecek medeniyet hamlesini başlatmak mı?

SERVET TURGUT: Hiç konuşmayan bir Allah dostu… Ona soruyorlar: “Efendim neden hiç konuşmuyorsunuz?” diye… Cevap veriyor: “Evladım! İlme sırtını dönmüş bir halka yönelmek, arka dönenlerin döndüğünden daha çok arka dönülmeyi gerektirir!” Bir nevi, devrinde ilme karşı takınan lakaytlığa karşı gönül koyuyor… Sorunuzun tefekkür, tefekkür mecrası ve ilim şeklinde temayüz eden vasfını bu açıdan irdeleyecek ve müşahhas plana aktaracak olursak, at koşturmak için nasıl önce bir at, yetmedi onu koşturacak bir alan, o da yetmedi iyisinden bir süvari lazımsa, bugün için tefekkür yeleli atlar, tefekkür mecrası ufuksuz çayırlar ve şiir yazar gibi at sürecek ilim ehli süvarilerden yana ortalık tenezzülsüzlük baskınıyla basılmış durumdadır. Bu tenezzülsüzlük hali de, nemli ortamlarda peyda olan böcekler gibi, tefekkür çapımızı atlı karınca sırtına bindiren, insanımızı eğleyen-eğlendiren ve şahsına fil ebadınca nam, menfaat, saygı devşiren tefekkür düşmanı sahte alimcikler için doğal yaşama koşulları doğuruyor. Yani tefekkür cihetinden hal-i pür melalimiz şu; bir traktör kasasında, bindiği kürek sapını at gibi dört köşe kulvarında koşturan bir çocuk!

FİKİR VE DAVA ADAMI SERVET TURGUT İLE MÜLAKAT yazısına devam et

OSMANLI MEDENİYET ARAŞTIRMALARI 1 ALİ KUŞÇU -2-

Ali Kuşçu Ve Çalışmaları    

Kuru biyografisi

Asıl adı Alâeddîn b. Muhammed el-Kuşçi, tam adı Kuşçu-zâde Alâüddîn Ebû el-Kasım Alî İbn Muhammed’dir. 15. Yüzyılda Mâverâünnehir’in bilinmeyen bir bölgesinde doğdu. Babası, Muhammed isminde Uluğ Beyin doğanlarını besleyen biriydi. Bazı kaynaklara göre, “El- Kuşçi” lakabı buradan gelmektedir. Bazı kaynaklar ise Uluğ Beyin Ali Kuşçuyu kendi oğlu gibi gördüğü ve çok sevdiğinden kolunun üzerine kuşunu kondurduğu bu sebeble bu lakapla anıldığından bahsederler.

Dönemin ünlü ilim adamlarından dersler aldı. Bu hocalardan Kadızâde-i Rûmi ve Gıyâsüddin Cemşid el-Kâşi, Ali Kuşçu’nun matematiğe ve astronomiye olan alakasını artıracaktır. Kirman’da  kaleme aldığı Hall el-Eşkâl el-Kamer çalışması başta Uluğ Beyin olmak üzere, devrin ilim erbabı tarafından takdirle karşılanmıştır.

Temmuz 1473’de İstanbul’un enlem ve boylamını ölçen Ali Kuşçu’ya göre, İstanbul’un enlemi öncekilerin tesbiti üzere 41  derece 14 dakika olarak kabul etmiş, ancak boylamın ötekilerden farklı olarak 60 derece değilde 59 derece olarak ölçmüştür. 1473 yılında Fatih camiine güneş saati yaptıran Ali Kuşçu, bu güneş saati, Fatih camiinin sağ minaresinin peteği altındaki taş satıhdadır.

Ali Kuşçu  15 Aralık 1474 yılında ölmüş ve Eyüp Sultan Türbesi civarına gömülmüştür.

  OSMANLI MEDENİYET ARAŞTIRMALARI 1 ALİ KUŞÇU -2- yazısına devam et

Âkif, İslâm; Gökalp, Batı medeniyetinden yanadır

Âkif, İslâm; Gökalp, Batı medeniyetinden yanadır

Mehmed Âkif, İslâm medeniyetinden yanadır. Safahat’ın “Süleymâniye Kürsüsünde” dile getirdiği mısralarında İslâm medeniyetini fazilet ve insanî değerleri üstün tutan bir medeniyet olarak tavsif eder:

“…Gömerek dipdiri evlâdını kum çöllerine / (…) / Önce dağdan getirip yonttuğu taş parçasını /Sonra hâlık tanıyan bir sürü vahşî yığını / Nasıl olmuş da, otuz yılda otuz bin senelik / Bir terakki ile dünyâya kesilmiş mâlik? / Nasıl olmuş da o fâzıl medeniyyet, o kemâl / Böyle bir kavmin içinden doğuvermiş derhal? / Nasıl olmuş da zuhûr eyleyebilmiş Sıddîk!/ Nereden gelmiş o Haydar’daki irfân-ı amîk? / Önce dehşetli zıpırken, nasıl olmuş da, Ömer / Sonra bir adle sarılmış ki: Değil kâr-ı beşer?/ Hâil olsaydı terakkiye eğer şer’-i mübîn / Devr-i mes’ûd-i kudûmuyle giren asr-ı güzîn / En büyük bir medeniyyetle mi eylerdi zuhûr?”
Âkif, İslâm; Gökalp, Batı medeniyetinden yanadır yazısına devam et

Türkiye Yazarlar Birliği Ankara Şube Başkanı MEHMET KURTOĞLU ile BÜYÜK DOĞU’DA İSLAM’A MUHATAP ANLAYIŞ Konulu Mülakat

TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ ANKARA ŞUBE BAŞKANI MEHMET KURTOĞLU İLE BÜYÜKDOĞUDA İSLAM’A MUHATAP ANLAYIŞ KONULU MÜLAKAT

Röportaj: Metin Acıpayam


Necip Fazıl’ın yayınlamış olduğu Büyük Doğu,  bir okul işlevi gördü.

 METİN ACIPAYAM: 20. Asırda ümmetin bilgi üzerinde tetkik ve terkip süzgeci pörsümeye başladı. Bununla beraber terkip edemediğimiz bilginin yıkıcılığı yüz göstererek parça fikirde boğulduk. Bunlara karşılık Büyük Doğu; Bilgiyi toparlamanın yolunu gösterdi, Fikri terkip etmenin usulünü geliştirdi ve Külli anlayışın nizami alt yapısını keşfetti. Bu güzergâhta ne söylemek istersiniz?

MEHMET KURTOĞLU: 20. Asır iki büyük savaş sonrasında Müslümanların dağılma, Batının ise birleşmesine/bütünleşmesine tanıklık etti. İslam dünyasındaki dağılma mağlubiyetten, Batının birleşme bütünlemesi ise kendi içinde hesaplaşmasından sonra ortaya çıkmıştır. Bu süreçte Batı’da varoluş felsefesinin, İslam dünyasında ise yenilikçi hareketlerin tesirine girdi. Batı milyonlarca insanın öldüğü dünya savaşı travması yaşıyordu, İslam dünyası ise dağılmanın ortaya çıkardığı krizi… İslam dünyasında bu kriz halen devam etmektedir. İşte böyle bir noktada Osmanlı bakiyesi bir kuşaktan gelen ve batıyı tanıyan Necip Fazıl ve sistemleştirdiği Büyük Doğu fikri imdada yetişmiştir.

Necip Fazıl’ın yayınlamış olduğu Büyük Doğu,  bir okul işlevi gördü. Edebiyat sanattan uzak, özgüvensiz Müslümanlara edebiyat ve sanatı tanıttı, özgüven aşıladı. Binlerce yıldır İslam hâkim olduğu bu topraklarda göğsünü gere gere ben Müslümanım diyebilme cesareti aşıladı. Onun çıkarmış olduğu Büyük Doğu’nun en büyük özelliği Müslümanların içinde bulunduğu durumdan çıkabilmenin ancak ibda ve inşa ile olacağını göstermiş olmasıdır. Bunu Büyük doğu ile yaparken, sizin de belirttiğiniz gibi içinde boğulduğumuz fikirlere sarihlik getirdi, köklere dönmeyi salık verdi ve İslam düşüncesini belli bir terkip içinde sundu. Onun “Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu” kitabı bu bağlamda güzel bir örnektir.

Özelliklede felsefi ve tasavvufi bilgiyi belli bir terkip içinde anlatması, onun bu alandaki ustalığını göstermektedir. Yine “İdeolocya Örgüsü”ne yalnızca bilgiyi terkip etme onu sistemleştirme olarak bakılmamalıdır. Aynı zamanda “İçselleştirilmiş İslam düşüncesinden hareketle külli bir anlayış ortaya nasıl koyulur?” sorusuna bir cevap netliğindedir. Dikkat edilirse bunlar Büyük Doğu’da yayınlanmış yazıların toplandığı kitaplardır.  Büyük Doğu yayınlamış olduğu yazılarla Müslümanların içinde bulunduğu krize parmak basmış, sorunların çözümü için çareler aramıştır. Aynı zamanda bir okul bir ekol işlevi görmüştür. Müslümanların kendi köklerine dönerek ancak ibda ve inşa edebileceklerini ortaya koyan Büyük Doğu, Türkiye’de İslami düşüncenin beslendiği güçlü bir damar bırakmıştır. Müslümanlara doğu ve batı kültürünü tanıtmış, Batı’nın içinde bulunduğu buhranı göstermiş, bunun ötesinde “ne yapmalı”, “nasıl yapmalı” bağlamında yol göstermiştir. Bilim dünyasında parçadan bütüne veya bütünden parçaya gitme diye ayrılan iki anlayış vardır. Özellikle batı parçadan bütüne giden bir anlayışa sahiptir. Bu anlayışı da İncil’de geçen “Şeytan ayrıntıda gizlidir” ayetinden almıştır. İslam olaylara parçadan değil, bütünden bakar. Sizin de dediğiniz gibi Müslümanlar İslam yüzyıllardır parça parça ele aldığından dolayı, ayrında boğulmaktadır ve bir türlü parçadan bütüne ulaşamamaktadır. Büyük Doğu, ne medreselerin içine düştüğü fıkıh-kelam ilmi içinde boğulmuş ne de reformist İslamcıların kompleksini saplantı yapmıştır. O İslam’a bütüncül yaklaşmış, bütün boyutuyla İslam’ın ne olduğunu ortaya koymaya çalışmıştır. Arap Emevi İslam’ı ile İran Şii İslam’ının dışında Anadolu Müslümanlığının sesi olmuştur.

  Türkiye Yazarlar Birliği Ankara Şube Başkanı MEHMET KURTOĞLU ile BÜYÜK DOĞU’DA İSLAM’A MUHATAP ANLAYIŞ Konulu Mülakat yazısına devam et

Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı TAKDİM yazısı

Terkip ve İnşa dergisi 7. sayının takdim yazısı…

TAKDİM
Yedinci sayı ile okurlarımızın karşısındayız. Bu sayının mevzuu, “tetkik ilimleri”dir. Tetkik ilimleri, Fikirteknesi külliyatındaki ilimlerin tasnifi bahsinde, dikey tasnif haritasında bulunuyor. Üstünde terkip ilimleri, altında ise tatbik ilimleri olan dikey tasnif…
Haki Bey’in “İslam medeniyet tasavvuru” serisinin dördüncü cildi olan “İlimlerin tasnifi” isimli eseri Eylül ayında basıldı. Yedinci sayının mevzuuna da ışık tutacak eserin basılması isabet oldu.
*
Dergide yapmayı hedeflediğimiz çok iş var ve daha onların başındayız. Medeniyet sempozyumunun iptalinden sonra dergi meselesine daha fazla zaman ayıracak, inşallah hedeflerimize doğru daha yoğun ve hızlı şekilde yürüyeceğiz.
Dergimizin her sayısı bir kitap muhtevasında ve tertibinde hazırlanıyor, zaten her sayımızı, “dergi külliyatı” çerçevesinde kitap olarak basmayı düşünüyoruz. Yayına başlamadan önce dergi için “mevzu haritası” hazırladığımız ve o haritayı takip ettiğimiz için, dergi külliyatı başlığı altında mevzu tertibi olan bir fikri çalışma yapmaktayız. Başka bir ifadeyle; dergi bahane, aslında yapmaya çalıştığımız iş, “müşterek kitap telifi”dir. Dergi külliyatını basmaya muhtemelen gelecek yılın ilk aylarından itibaren başlarız. Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı TAKDİM yazısı yazısına devam et

Ölüsevici PKK ve dış düşmanların provokasyonu iş başında

Ölüsevici PKK ve dış düşmanların provokasyonu iş başında

Ankara’daki kanlı hadiseyi İŞİD yapmış olsa da HDPKK bu hadiseden son derece memnundur. Ölümler çoğaldıkça, ölüsevicilik, yâni nekrofili tutkunlukları kabarmaktadır. Öldürmek ve ölü bu kanlı örgüt “faydalı” ve “en iyi gelişmedir.”

Ankara’daki kanlı provokasyon gibi Türkiye’de PKK’nın işine yarayan bütün cinayetler, katliamlar HDPKK’nın siyasî yayılmacılığını kolaylaştırmak ve mazlum gösterilmesi için yapılmış kanlı senaryolardan biridir

Kanlı “Dâvaları” için ölenlerin tükenmesinden korkarlar. Teşkilâtları ölümseverliği ilâhî buyruk gibi “kutsallaştırarak”, “birkaç arkadaş kendini yaksın, intihar bombacısı olsun” demeyi kanlı ideolojilerinin bir vecibesi olarak görürler.
Ölüsevici PKK ve dış düşmanların provokasyonu iş başında yazısına devam et

Kaldırım imarına değil, gönül imarına ihtiyaç var

Kaldırım imarına değil, gönül imarına ihtiyaç var

Semerkand dergisinin Ekim 2015 sayısında Ali Yurtgezen hoca “T, Ziya Ergunel” müstearıyla yazdığı “VİRANI İMAR EYLE!” başlıklı yazısında gönlümü sürur veren ve cezbeye kapıldığım mevzudan bahsetmiş ki ulvî mânada sancılandım yine. “Hüzün”, “Beytü’l hazen”, “Beytü’l ahzân” ve “Elest Meclisi”gibi her Müslümanın yüreğinde taşıması gereken en derûnî hassalarımızı yazmış. Okurken vecde geçtim. Birkaç satırını şifa niyetine okuyalım:

“İşlediği bir hata sebebiyle daha evvel yaşadığı güzel halleri ve huzuru kaybeden, o hatanın kalbinde yaptığı tahribattan rahatsız olan sofiler mürşitlerine gelerek himmet isterler. Kalplerinin kararmış, kirlenmiş, viran olmuş hâline razı değildirler. İmar edilmesi için ehline müracaat etmeleri tabidir. Havâtırın geldiği yer olması hasebiyle kalp yahut gönüle mecazen ‘hatır’ da denilebilir. Nitekim ‘hatır yıkmak’ tabiri, kalp kırmak, gönül yıkmak mânasınadır. Hatırın tamir edilmesi de kalbin tamir edilmesidir. Bu tamirle hem işlenen günahların yıkıp viraneye döndürdüğü kalp yeniden imar edilecek, hem de kalbe şeytanî ve nefsanî havâtırı tanıyıp, bunlara mani oma kabiliyeti kazandırılacaktır.”
Kaldırım imarına değil, gönül imarına ihtiyaç var yazısına devam et

ANKARA YETİŞTİRME YURTLARINDAN AYRILANLAR DERNEĞİ GENEL SEKRETERİ SEVDA AKYÜZ İLE PEDAGOJİ VE ÇOCUKLARDA AKIL İNŞÂSI KONULU MÜLAKAT

ANKARA YETİŞTİRME YURTLARINDAN AYRILANLAR DERNEĞİ GENEL SEKRETERİ SEVDA AKYÜZ İLE  PEDAGOJİ VE ÇOCUKLARDA AKIL İNŞÂSI KONULU MÜLAKAT

 SEVDA AKYÜZ: HAKİKAT BİRDİR, BİRSE BİRLİKTELİKTİR

Korkulan gerçeğin ta kendisidir. İnsan birlikte yaşayan, birlikte hareket eden aynı düşünmese de birlikte yaşayabilen, çalışabilen varlıklar olmalıdırlar.

ANKARA YETİŞTİRME YURTLARINDAN AYRILANLAR DERNEĞİ GENEL SEKRETERİ SEVDA AKYÜZ İLE PEDAGOJİ VE ÇOCUKLARDA AKIL İNŞÂSI KONULU MÜLAKAT yazısına devam et