Aylık arşivler: Nisan 2016

TÜRKİYE BÜYÜK DOĞU FİKRİNE MUHTAÇ

Türkiye, Büyük Doğu Fikrine muhtaç

Necip Fazıl, lâ-dinî Kemalist Cumhuriyete karşı İdeolocya Örgüsü adlı eserinde İslâm düşüncesini tasavvufla terkip yaparak inkılâpçı bir fikir oluşturur. Bu, Müslümanların dâvasıdır ve bu dâvanın adını da Büyük Doğu Dâvası olarak adlandırır.

Büyük Doğu, Allah dememin yasak olduğu Kemalist Cumhuriyet diktasının en zâlim yıllarında 1943’de çıkardığı Büyük Doğu mecmuasıyla fikrî bir cemiyet olarak doğdu. Bu doğuşun arkasında, yâni üstadın kısa bir zamanda çölden kurtulup yeşil bir vahada kendi bulduğu mânevî güç olarak Abdülhâkim Arvasi Hazretleri vardı.
TÜRKİYE BÜYÜK DOĞU FİKRİNE MUHTAÇ yazısına devam et

Dostunuzu, yâni benzerinizi bulun

Dostunuzu, yâni benzerinizi bulun

Çokça benzerleriyle yaşar insanlar. Haydutlar haydudu, dervişler dervişi bulurlar. Mü’min mü’minle, ehli- küfür ehl-i küfürle yoldaş olur. Bâtıl ve Hak olan yollarında huy ve arzularının benzerliğiyle coşkunca yürürler ve işlerini bin miligramlık vecdle tastamam yaparlar.

Ömür defterlerinde yazılı olan vazifelerinin ne olduğunu iyi idrak eden benzerlerin gücünün kaynağı, yoldaşlıklarındaki kudretli bağlayıcılık ve aynı yolun yolcusu oluşlarıdır.

Bundandır ki hünerlerinin yasasına tam uyanlar, yürüdükleri yolda sektirmeden yürüyenler benzerlerini bulanlardır.
Dostunuzu, yâni benzerinizi bulun yazısına devam et

Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur

Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur

Millet, din ve şeriat mânasında gidilen yol demektir; yâni millet kelimesinden maksat İslâm’dır. Peygamberlerin getirdikleri vahye bağlı düzen yazıya geçirildiği için bu kelimeden hareketle şeriata ve dine millet denilmiştir.

Dolayısıyla “millet meclisi”, “milletvekili” gibi ifadeler İslâm’ın ve şeriatın yolunu tutan topluluğun meclisi ve vekilleri mânasına geliyor.

Din, şeriat ve millet kelimeleri birbirine yakın mânâda olup her biri başka yönden aynı mânayı ifade eder. Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ, En’âm, A’râf, Yûsuf, İbrâhim, Nahl, Kehf, Hacc ve Sâd sûrelerinin birçok âyetlerinde “millet” kelimesi “din” mânasında kullanılmaktadır. Hadislerde de “millet” kelimesi din mânasındadır:

“Kim ki İslâm’dan başka bir millet (din) adına yalan yere ve kasden yemin ederse, o kimse dediği gibidir…”
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur yazısına devam et

MODERNİZME KARŞI DOST VE DOSTLUK

Modernizme karşı dost ve dostluk

Modernlerin dostu yoktur, “partner” leri, yâni ruhsuz hayatlarının ortakları vardır. “Tanrılarından” koptuklarından bu yana dostluğu ve dost olmayı unuttular. Ulvî olanı terk ettikleri içindir ki modernler birbirlerine dost değildir. Homoekonomikis yâni ekonomik insan anlayışıyla bir aradadırlar.

Modernizm dostluğu öldürüyor. Bu sebeptendir ki, asrın büyük âfetlerinden biri olan modernizme karşı dost ve dostluğa sarılın. Dost olamayanlar, dostu olmayanlar kalben maluldür.
DOSTLUK İNSANI KALBİNDEN TUTUP DİRİLTİYOR

Dost ve dostluk ne sıcak kelime; insanı kalbinden tutup diriltiyor. Dinden alır gücünü, dine dayanır. İnsanlığın kurtuluşu dost ve dostluktadır. Çün¬kü kal¬bi vardır; bölücülüğe, sevgisizliğe, ayrılığa, İslâm dışılığa karşıdır.
MODERNİZME KARŞI DOST VE DOSTLUK yazısına devam et

Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm doğduğunda

Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm doğduğunda
(İçimde cevelan eden âciz kelimelerle kutlu doğumu kaleme almak cüretimi, Efendimiz s.a. v.’ın iltifatına nail olan “Kasîde-i Bürde” nin şairi Ka’b bin Züheyr, “Su Kasidesi”nin şairi Fuzûlî, “Mevlid”in şairi Süleyman Çelebi, “Müseddes-i Mütekerrir”in şairi Şeyh Gâlib üstadlar bağışlasınlar)
—————–
Bir kutlu sancı dolaşır Âmine Hatun’un evinde. Âmine Hatun alıp sancılarını saçar bir göğe, bir toprağa. Rüyasına yatar da bekler muştucusunu. Bir doğumun müjdesiyle uyanır nurlu bir şafakta. Dilinde dualar mukaddes bir ateş gibi yürür damarlarına. Anlamıştı yüreğinde kutlu bir sancının vurduğunu. Hissetmişti mübarek bedeninde nurun bir topak gibi durduğunu.
Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm doğduğunda yazısına devam et

Adalet Merkezi Çalışmaları: “Günümüzde Adalet”

GÜNÜMÜZDE ADALET
TAKDİM
Günümüzde ülkemizde ve dünyada “adalet fikriyatı” kalmadı. Adalet, nefsin menfaat talebinin hak kisvesi altında gizlenmiş manevrası veya vasıtası haline geldi.
Modern dünyada adalet, sadece hukuka sıkıştırılmış durumdadır. Adaletin ahlak ve edep kaynağı ve çerçeveleri unutuldu. Unutuldu zira batı bunları bilmez, onun hukuk dediği şekli kaidelerden ibarettir.
Türkiye modernleştiği nispette adaletten uzaklaşmaktadır zira hem “üstün hukuk”tan hem de ahlaktan uzaklaşmaktadır. Kaynağı siyaset olan hukuk, nefsin menfaat çatışmasından başka ne olabilir ki? Önce bir hal muhasebesi yapmak, marazları teşhis etmek ve nihayet adaleti asli mihrakına irca etmek zorundayız.
Aşağıda, “Adalet Merkezi”nin hazırladığı “mevzu haritası”nın, “günümüzde adalet” kısmının teferruatlı halini bulacaksınız. Söylemeye gerek yok ki mevzu haritası üzerindeki çalışmalarımız devam ediyor.

HAL MUHASEBESİ

*Adaletin kaynağı hukuk
-Adalet sadece hukuka teslim edildi
-Hukuk dışında mesela örf, ahlak, edep adaletin kaynağı olmaktan çıkarıldı
-Ülkedeki hukuk ise Avrupa’dan ithal edildi
-Adalet ile ilgili kadim müktesebatımızdan tek cümlelik bilgiye dayanılmadı
-Adalet, İslam dışı her yerde arandı, sadece İslam’da aranmadı
Adalet Merkezi Çalışmaları: “Günümüzde Adalet” yazısına devam et

Adalet Merkezi çalışmaları başladı

ADALET MERKEZİ
Adalet yeryüzünden çekildiği birkaç asırdan beri en fazla istismar edilen mefhum oldu. Tarifinin bile unutulduğu adalet, önce bir fikri altyapıya kavuşturulmalıdır. Medeniyet Akademisi bünyesinde kurulan “Adalet Merkezi” çalışmalarına başlamıştır.
Remzi TEMİZKALP başkanlığında oluşturulan heyet, ilk iş olarak “mevzu haritası” hazırlamaktadır. Aşağıda mevzu haritasının özeti hazırlanmış ve yayına verilmiştir. Mevzu haritası üzerindeki çalışmalar devam etmektedir.
Adalet Merkezimizde çalışmak isteyenler, Remzi TEMİZKALP (remzitemizkalp@yandex.com) ile irtibata geçebilirler.

GÜNÜMÜZDE ADALET
*Hal muhasebesi
-Adaletin kaynağı hukuk
-Hukukun kaynağı siyaset
-Siyasetin kaynağı nefsaniyet
Adalet Merkezi çalışmaları başladı yazısına devam et

SURİYE MESELESİNİ YAKIN TARİHTE ARAMAK

Suriye meselesini yakın tarihte aramak

Birinci Harpten sonra, Batılı devletlerin topyekûn saldırısı karşısında Osmanlı’nın çekilmek mecburiyetinde kaldığı ve bugün Suriye olarak adlandırılan topraklar Osmanlı döneminde Lübnan’a kadar olan bölgeyi de içine alan Bilad-ı Şam ismiyle bilinirdi.

Suriye, Osmanlı fethinin başladığı 1516 yılından itibaren farklı idari statülerde Osmanlı Devleti’nin tasarrufu altındaydı. Bugünkü Suriye’de yaşanan katliamları ve iç savaşı açıklamak için bu bölgenin yakın tarihine uzanmak gerek. Her mezhep ve kavimden toplumların ümmet zemininde yaşadığı o huzurlu zamanların nasıl ve kimler tarafından yok edildiğini anlamaya çalışmak, Suriye meselesiyle uğraşanların müracaat edeceği bir kaynaktır. Dolayısıyla derin bir yara hâline gelen Suriye meselesinin köklerini tarihte aramak lâzım.
SURİYE MESELESİNİ YAKIN TARİHTE ARAMAK yazısına devam et

Bin miligramlık şiir böyle olur efendiler!

Bin miligramlık şiir böyle olur efendiler!

Hem içtimaî, hem ferdî yanımıza dokunmayan, derûnunuza inemeyen, yüreğimizin üstünden geçmeyen, “Havalar yağmurluydu / ayaklarımı sahile vurdum/ güneş başımı çarptı / çakıl taşları ayaklarımı okşuyor / havalarda bozdu nedense…” tarzı Ümit Yaşar Oğuzcan şiirleri kol geziyor piyasada. Nane ruhu davul tozu kabilinden saçma sapan mısralar yazılıyor. Yazılanların da çoğu birbirine benziyor.

Yeni nesil kusura bakmasın, bir kısım şiir heveslileri, şâirâneliği tutup, bu neviden mısraları edebî kamuya takdim ediyorlar. Okuyanlar şifa bulsun, kendinden geçip “ah!” desin. Bu tür naylon şiirlerin devri geçti, boşa uğraşıyorlar.
Bin miligramlık şiir böyle olur efendiler! yazısına devam et

KAYSERİ’DE KONFERANSIMIZ VAR

Yazarlarımızdan Haki DEMİR’in, 11.04.2016 Pazartesi günü Kayseri’de konferansı var.

Mevzu: Batı tefekkürü ve İslam tasavvufu
Yer: İlahiyat Fakültesi konferans salonu
Saat: 15.00-17.00
Tertip Eden: Erciyes Üniversitesi Türk İslam Medeniyeti Kulübü
Erciyes Üniversitesi Necip Fazıl Fikir ve Sanat Kulübü
İrtibat : 0551 725 57 99

“OKURYAZAR MISIN, UYURGEZER Mİ?”

“Okuryazar mısın, Uyurgezer mi?”

Kahramanmaraş doğumlu, eğitim fakültesi mezunu, uzun bir aradan sonra târih fakültesine devam eden, velut bir okuyucu, kitap kurdu, Mostar dergisinde bir süre editörlük ve yayın müdürlüğü yapan, bu dergiden başka Aşkar ve Edebi Fikir dergilerinde yazan, Mostar Yayınları arasında “Kubbelerin Gölgesinde İslâm Şehirleri” adlı başucu değerinde kitap yayınlayan ve “Semerkand-Mostar Gençlik Konferansları” koordinatörlerinden ve en mühimi de Fikir Dükkânı müdavimlerinden Mehmet Raşit Küçükkürtül’ün “Semerkand Genç Okur Kitaplığı” yayınları arasında Aralık 2015’de çıkan “Okuryazar mısın, Uyurgezer mi?” adlı kitabından bahsetmek istiyorum.

Bu güzel ve faydalı kitap her soruya cevap veriyor. Şu sorudan başlayalım: “sözlü kültürden yazılı kültüre nasıl geçildi?” Elimizdeki kitabın bu başlık altında verdiği cevabı genç okuyucu ve yazar adayları iyi okumalı:
“OKURYAZAR MISIN, UYURGEZER Mİ?” yazısına devam et

TÜRKİYE ŞEHİTLERLE İMTİHAN EDİLİYOR

Türkiye şehitlerle imtihan oluyor

Ellerinden tutun şehit analarının ve babalarının. Onlarla bir olup ağlayın bugün. “Gök ekin gibi biçilen” polis ve asker şehitlerimize dua edin. Her yer şehit, her yer dua bugün.

Evlat kaybı, hayatın belki de en zor imtihanı. Ölümün sebebi şehitlik olunca ana ve babanın acısı daha da ağırlaşıyor ve yüreklerindeki hüzün hiç kaybolmadan ulvi bir sızı gibi sürüp gidiyor.

“GÖK EKİNİ BİÇER GİBİ” ŞEHİT EDİYORLAR
TÜRKİYE ŞEHİTLERLE İMTİHAN EDİLİYOR yazısına devam et