Aylık arşivler: Mayıs 2016

VATAN HAİNLİĞİNİN TARİFİ

Vatan hainliğinin târifi

Küffara, yâni Batılı devletlere Türkiye aleyhinde siyasî, fikrî, edebî, iktisadî ve askerî cihetten zemin hazırlayanlara, yataklık ve ajanlık edenlere, vatanın ve milletin varlığını zayıflatanlara vatan haini denir.

Vatana ihânet, vatan hainliği ya da hıyânet-i vataniye, meşrûiyetini milletten alan devlet veya hükümeti devirmeye, düşmanlarla içeride ve dışarıda işbirliği etmeye, vatan savunmasında savaştan ve askerlikten kaçmaya yönelik eylemleri hâvî suç türüdür.

HAİNLİĞİN EN TEMEL TÂRİFİ DÜŞMANLA İŞ BİRLİĞİ YAPMAK
VATAN HAİNLİĞİNİN TARİFİ yazısına devam et

KADRO VE HAREKET DERGİSİ

KADRO VE HAREKET DERGİSİ
Milyonlarca hamiyetperver insan hareket halinde… Ülke ve ümmet için bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ne var ki, lider-kadro-teşkilat, fikir-müessese-tatbikat, itaat-itiraz-isyan, nüfuz-telkin-tesir, fikir hareketi-içtimai hareket-siyasi hareket, hareketin tabiatı-hareketin meşruiyeti-hareketin merhaleleri, şahsiyet-cemiyet-devlet, mücadele fikri-strateji fikri-taktik fikri, ricat fikri-manevra fikri-tedbir fikri, müdafaa fikri-taarruz fikri, gibi daha birçok mevzuda kitap ve dergi yok, yani tetkik ve telif çalışması yok. Fikri olmayan bir mevzuun fiili, tatbikatı, hareketi olur mu, olursa netice ne olur?
Dergi, müşterek fikir üretim ve neşir vasıtasıdır. Yukarıda sayılan ve sayılamayan yüzlerce mevzuda fikir üretmek, neşretmek, gerektiğinde talim ve terbiye müesseselerini ihdas etmek için öncelikle bir dergi çıkarılması şart. Dergiyle meselenin fikriyatı ortaya konulduktan sonra talimi ve tatbikatına dair Müslümanların yol alması mümkün olabilir.
Terkip ve İnşa dergisi kadrolarının fikir üretim hacmi ile bunları tatbik etme imkanı arasında uçurum var. İmkanlarımız fikrimizi taşıyacak kadar fazla değil. BU SEBEPLE, DERGİYİ ÜSTLENECEK, ŞAHSI VEYA KURULUŞU ADINA ÇIKARACAK OLANLARLA İŞBİRLİĞİ YAPMAK İSTİYORUZ.
Hazırladığımız mevzu haritasının bir kısmını teferruatlı, bir kısmını başlık olarak aşağıda yayınlıyoruz. Mevzu haritasının tamamı burada yayınlanandan ibaret değil, malum olsun. Tamamını teferruatıyla yayınlamıyoruz zira meseleden anlamayanlar alıyor, istismar ediyor ve en kötüsü muhtevasını tahrip ediyor.

MEVZU HARİTASI

BİRİNCİ YIL
KADRO VE HAREKET DERGİSİ yazısına devam et

Amerikan yardımı alan 27 Mayıs darbecileriyle CHP ikizdir

Amerikan yardımı alan 27 Mayıs darbecileriyle CHP ikizdir

27 Mayıs 1960 darbecilerinin radyodan ilk tebliği o karanlık günleri yaşayanlar için hâlâ hatırlardadır: “Nato’ya, Cento’ya… bağlıyız.”

Ordu hantal ve hastadır diyerek, darbeye muhalif olan 235 general ve beş bine yakın subay ve astsubayın emekli edilmesini isteyen Chp’nin şefi İnönü yanlısı darbeci cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, ödenmesi gereken yüklü ikramiye tutarını Nato Komutanı Norstad vasıtasıyla Amerikan örtülü ödeneğinden temin eder.

Zaten Abd’nin desteklediği darbecilere darbe öncesinden para yardımı sözünü sağır sultan bile duymuştur. Arada bir “Abd yardımı azaldı” diyerek beyanat verecek kadar hacâlet içinde olan Chp dümenindeki darbeci hükümetin mensupları kara yüzleriyle çıktıkları halkın karşısında da “Bağımsız ve Kalkınan Atatürkçü Türkiye” nutukları atabiliyorlardı.

CHP HÜKÜMETİ TÜRKİYE’NİN ÇOCUKLARINA AMERİKAN SÜT TOZU İÇİRİYOR
Amerikan yardımı alan 27 Mayıs darbecileriyle CHP ikizdir yazısına devam et

Sohbetle sahâbe olanların milletindeniz

Sohbetle sahâbe olanların milletindeniz

Sohbet ehli misiniz? Sohbet eder misiniz yahut sohbetlerin müdavimi misiniz? Sohbet yoldaşınız yoksa, sohbetlerden gıdalanmıyorsanız içiniz kupkuru, diliniz kekredir.

Modernizme mağlup olanlar, sohbetin gıdasını tatmadıkları için televizyonların, sokak dilinin tartışmalı, gürültülü bağırtılarını sohbet sananlar nadânlardır.
Sohbetsiz insan olur mu? Müslümanca dili ve dünyası olmayanların sohbeti olmaz. Sohbetin gönle, fikre, dostluğa ve hayata şifa verici gücü bilinseydi, sokaklarda, evlerde ve türlü mekânlardaki gürültü kirliliği yapan bağırtılı, tartışmalı, laklak kabilinden konuşmalardan eser kalmazdı.

Bir Hocam, “utmak için sohbet edilmez” dediğinde anlamıştım sohbetin mânasını. Sohbette menfaat, hırs ve tartışma olmaz. Oluyorsa, onun adı sohbet değildir.
Sohbetle sahâbe olanların milletindeniz yazısına devam et

Medeniyet dâvamızı omuzlayan dergi: Terkip ve İnşâ

Medeniyet dâvamızı omuzlayan dergi: Terkip ve İnşâ

Şehr-i Maraş’ta, Fikir Teknesi Yayınları’nın kurucusu Haki Demir’in sahipliğinde ve Metin Acıpayam’ın Yayın Müdürlüğünde çıkan Terkip ve İnşâ dergisi Haziran 2016 / 15. sayısıyla okuyucunun huzuruna çıktı. Bütün görevi yalnızca İslâm medeniyet fikri üstüne dosyalar yapmak ve fikir tâlimi yaptırmak olan “Terkip ve İnşâ”, sahasında çaplı ve ısrarlı adımlarla yoluna devam ediyor.

Bu yol, iki asırdır üzerinde fikir yürütülen, târif edilmeye çalışılan, fakat bir türlü efradını câmi, ağyarını mâni bir târif ve istikâmet tutturulamayan medeniyet anlayışımızı ihya etme yoludur.
Medeniyet dâvamızı omuzlayan dergi: Terkip ve İnşâ yazısına devam et

Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir

Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir

Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir. Emniyet, birlik ve huzur demektir. Türkler, Türkiye’de Müslümanların birlik ve emniyetini din, yani millet üzere sahiplendiği gün huzur tamam olacaktır.

Bunun içindir ki bünyesindeki kavimlere millet hüviyetiyle himmet, yani hamiyet gösterecek, toparlayacak ve adâletle idare edecektir. Bu vasıf Şeriat üzere yol tutması gereken Türklerde mevcuttur ve bu vazife onundur.
Allah’ın dini üzere millet olmayı bir daha himmet edecek olan Türkler Türkiye’yi iyilikle, merhametle ve asırlarca sürüp gelen din ü devlet tecrübesiyle idare edecek şahsiyete sahip olduğunu bir daha ispat etmeli.
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir yazısına devam et

“Medeniyet Devleti” Anayasası

Medeniyet Akademisi anayasa teklifini hazırladı ve tartışmaya açtı. Anayasanın tartışmaya açılmış ilk hali, Karargah dergisinin Haziran sayısında ek olarak verilecek ve bu yolla kamuoyuna sunulmuş olacaktır.
Medeniyet Akademisi’nin anayasa teklifi, tabiatı itibariyle “Medeniyet Devleti” anayasasıdır. Çünkü Medeniyet Akademisi’nin devlet tasavvuru, medeniyet devletidir. Medeniyet Akademisi, devleti, “belli bir siyasi sınırları olan halkın iktidar örgütlenmesi” şeklinde anlamaz. Her meseleyi olduğu gibi devleti de muhtevasını esas alarak tarif ve tasavvur eder.
Cumhuriyet dönemi anayasaları, ülkenin ve milletin batıya taşınması için hazırlanmış yabancı metinlerdir. Yeni anayasa tartışmalarının da aslında aynı tertip ve aynı muhteva üzerinde yapılması, halen bir devlet ve medeniyet tasavvurumuz olmadığını göstermektedir. Anayasa meselesinde yeni bir tartışma başlatmanın zamanı gelmiş olmalıdır; “Medeniyet Devleti Anayasası”…

Himmeti millet, yâni İslâm olan Türkler gerek

Himmeti millet, yâni İslâm olan Türkler gerek

Said-i Nursi Hazretleri “Kimin himmeti milleti ise, o tek başına bir millettir” der ve “Kişinin himmeti ne derece yüce olursa o insanın da o derece yüceleceğini” ifade eder. Kişi, Allah yolunda gayret edip nefsini arıtabilirse kendini kurtarmıştır ve tek başına millettir.

Bu sözün zımnında millet din mânasında kullanılmaktadır. Kişinin, himmeti sâyesinde murat ettiği millet, dininin vecibeleriyle bütünleşerek sâlih bir mümin olmasıdır.

Himmet, hamiyet ve gayret duygusunun inkişâfı ile ortaya çıkar. Ulvî, yâni dînî gayeler istikâmetinde gayretli olma mânâsına gelen himmet yüksek bir ruh hâlidir. Nefsanî ve dünyevî olana meyletmeyenlerin ahlâkıdır.
Himmeti millet, yâni İslâm olan Türkler gerek yazısına devam et

Yüreklerinde anne ateşi sönmeyen iki şair:

Yüreklerinde anne ateşi sönmeyen iki şair:

Batı’nın, yâni modernlerin tertip ettiği “günlere” meylim yok. “Anneler Günü” nü de modern düşünce mahsulüdür. Batı’nın, insanları sınıflara bölüp sanayi cehenneminde ezdikten sonra sözde gönül almak için çeşitli “günler…” tertip ettiği malûm. Hâsılı, gönlümüze analarımızı düşüren iki şair dost var, bu bize yeter: Hasan Ejderha ve Memduh Atalay.

İki şair de anacıldır, analarının yüreğiyle yaşar, “ana” mevzu olunca yürekleri titrer ve sıla duygusunun en ileri derecesi neyse, bu iki şair de analarından öylesine çokça bahsederler. En yüreksizlerin bile yüreğine titreme gelir.

Öyle ki, şair Memduh Atalay, dostluğumuzun nişânesi olarak “O benim anam gibidir” demesinde bile ana ateşinin onda hiç sönmediğini anlarım. Şu birkaç mısra ile Memduh Atalay’ın nasıl bir anacıl olduğunu, analarını unutmayanlara ithaf ederim:
Yüreklerinde anne ateşi sönmeyen iki şair: yazısına devam et

Hümâ kuşuna yahut “Himmet Hümâları” na tutunmak

Hümâ kuşuna yahut “Himmet Hümâları” na tutunmak

Hümâ kuşu, cennet kuşu olarak adlandırılan, yükseklerde uçan, asla yere değmeyen menkıbevî bir kuş. Yükseklerden uçması, göklerden, yâni mânevî âlemden haber getiren haberci kuşu olmasındandır.
Yüreğimizi alıp maveraya kanatlandıran Hümâ Kuşu türküsünü hatırlayın: “Hümâ kuşu yükseklerden seslenir / yar koynunda bir çift suna beslenir (yavru yavru) / Sen ağlama kirpiklerin ıslanır / Ben ağlayım ki belki gönül ıslanır.”
Başına konduğu kimseye mutluluk getirdiği için talih kuşu veya devlet kuşu olarak da bilinilir. “Hümayun” kelimesi, hâkimiyetin göklerden geldiği mânasına geliyor. Hümâ’ya devlet kuşu denmesi, Hümayun kelimesinin hükümdar ve padişah makamı mânasına da geliyor olmasıdır. Hümâ kuşuna yahut “Himmet Hümâları” na tutunmak yazısına devam et

Laik-altı ok anayasası Müslümanca ıslah edilmeli

Laik-altı ok anayasası Müslümanca ıslah edilmeli

Laikçi Atatürkçü ve ulusalcıların iflah olmaz hastalıkları yeniden nüksetti. Dedikleri ne kadar yaban ve fosilleşmiş düşüncelerinden vazgeçmiyorlar. İşte çöpe atılacak söylemleri:

Laiklik ilkesine ve Cumhuriyet devrimlerine karşı açıkça meydan okuyarak suç işleyenleri kınıyor ve istifaya davet ediyoruz. Atatürk’ün en önemli devrimlerinden birisi laikliktir. Anayasa’nın Genel Esaslar başlıklı Birinci Kısmında yer alan ve Cumhuriyetin nitelikleri alt başlıklı 2’nci madde hükmü ‘Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir… diyerek, necip millete hitap etmeyen sığı anayasayı savunmaya başladılar yeniden.
Laik-altı ok anayasası Müslümanca ıslah edilmeli yazısına devam et