Aylık arşivler: Haziran 2016

Kamu düzeni ve huzur için demokrasi kaldırılmalı

Kamu düzeni ve huzur için demokrasi kaldırılmalı

Huzur ve barış içinde yaşamak, korkulardan ve sıkıntılardan kurtulmak, geleceğimizden emin ve selâmette olmak için demokrasi kaldırılmalıdır. Batı tarzı demokrasi kaldırıldığında zarar veren bölücü eylem ve anarşi kendiliğinden bitecek, dolayısıyla herkes işine gücüne bakacak.

Bu sebeptendir ki Müslüman ahlâkına aykırı her istek ve davranışa, her siyasî anlayış ve düşünceye fırsat veren demokrasi derhal uzaklaştırılmalı. Bütün bu hayırlı netice için demokrasiyi kaldırmayı denemeliyiz.

DEMOKRASİ VE LİBERALİZMDEN TİKSİNECEĞİMİZ GÜNLER GELECEK
Kamu düzeni ve huzur için demokrasi kaldırılmalı yazısına devam et

Müslümanın hayatına giren Avrupa âdetidir tâtil

Müslümanın hayatına giren Avrupa âdetidir tâtil

Tâtil, sürdürülen bir işi, bir faaliyeti belli bir süre durdurmak veya ara vermek mânasına gelir. Müslüman kültüründe hastalık dışında iştigal edilen işlerden geri kalmak ve tehir etmek mânasında “tâtil” diye bir mefhum yok.

Osmanlı’nın son döneminde kullanılan “tâtil-i eşgal” ifadesi, istenilen ücret ve hakların verilmesi için iş bırakma eylemi olarak adlandırılıyordu. Bize ait olmayan birçok âdet gibi tâtil kavramının da Batılılaşma yoluyla girdiği malûm. Batı insanı tâtili “özel hayat” olarak sayar. Müslümanların seküler mâna taşıyan “özel hayat” ı olmaz.
Müslümanın hayatına giren Avrupa âdetidir tâtil yazısına devam et

İslâmcı münevveran niye kravat takıyor?

İslâmcı münevveran niye kravat takıyor?

(Niye kravat takıyorsunuz sualinden, laik Cumhuriyet rejimine tâbi olarak kravat takmak mecburiyetinde olanlar muaftırlar)

Fikirde, ilimde, edebiyatta usta dediğimiz nice İslâmcı şahsiyet kravat takmayı ihmal etmiyor! Sivil hayata erişmiş, resmiyetten azâde birçok mukaddesatçı âlim, vaiz, yazar ve fikir erbabı var ki televizyonlarda, gazetelerde kravatlı sûretleriyle arz-ı endam etmektedir.

Erbabı bilir ki, kravat Türkiye’ye Tanzimat’la birlikte Batı medeniyetinin bir sembolü olarak girer. Dolayısıyla medenî olmak veya medenî camiaya aidiyetini belirtmek isteyenler kravat takmaya başlar… Medeniyetle kravat arasında münasebetin tarihçesine girildiğinde hâlâ kravat takan İslâmcı münevveranımızın çoğunun ağırına gidecek sualler çıkar…
İslâmcı münevveran niye kravat takıyor? yazısına devam et

Eşref-i mahlûkat’tan homoekonomikus’a dönüşenler

Eşref-i mahlûkat’tan homoekonomikus’a dönüşenler

Eşref-i mahlûkat: Mahlûkatın en eşrefi, yaradılmışların en şereflisi insan. Eşref-i mahlûkatın muhalifi esfel-i sâfilin; yaratılmışların en kötüsü, aşağıların aşağısı…

Modern zamanlarda bu menfî sıfatın bir şeriki zuhur etti ki Avrupa menşelidir; Homoekonomikus, yâni ekonomik insan… Hayata ekonomi ve para gözüyle bakan. Tercihlerini kendi maddî faydasını gözeterek yapan, bencil ve sınırsız istekleri olan…

Eşref-i Mahlûkat unvanıyla çıkılan yolculukta, zihniyet ve amelleri ekonomik menfaatlere göre tâdilat geçiren bazı Müslümanlar homoekonomikus’a dönüyor, fena!
Eşref-i mahlûkat’tan homoekonomikus’a dönüşenler yazısına devam et

Ölüm haberleri ve tâziyelerimiz de laikleşiyor

Ölüm haberleri ve tâziyelerimiz de laikleşiyor

Batılılaşma, diğer adıyla modernleşme, ideolojik yönüyle laikleşmenin yaptığını ne Moğollar yaptı, ne de Haçlı Seferleri… Adı geçen melunların yaptıkları maddî zulüm ve savaştı; yarası tez zamanda iyileşebiliyordu.

Fakat sinsi bir şekilde idrakimizi kirleten, zihniyet ve davranışımızı değiştiren, modernleşme virüs gibidir, her yere sirayet ediyor ve zihniyetimizde açtığı yara çabuk iyileşecek cinsten değil.

Kimselerin umursamadığı, hattâ mukaddesatçılarında gaflette bulunup farkına varmadığı bu virüs son zamanlarda ölüm haberlerine ve tâziye dileklerine bulaştı ki idrakimizi yavaş yavaş zehirliyor.

MÜSLÜMAN HAYATINI KAYBEDER Mİ?
Ölüm haberleri ve tâziyelerimiz de laikleşiyor yazısına devam et

SİZİ ALNINIZDAN ÖPERİM ALPERENLER!

Sizi alnınızdan öperim Alperenler!

Lut kavminin sulbünü devam ettiren ve zâniliğin merkezi Avrupa’dan modern kisvelere bürünüp yayılan LBGT denilen adı batasıca necaset taifesi İstanbul’da yürüyüş yapacak ve Hilafetin merkezini kirletecekmiş!…

Kemalist Cumhuriyet Partisi’nin sözcüsü, insan fıtratının kirletildiği, Lut kavminden bu yana insanlığın utanç verici numunesi olan LGBT denilen zânilerin “Onur Yürüyüşü”ne sahip çıkmış…

Bu meşum partinin cemaziyelevveli zaten karanlık ve şenaat dolu… Bu ahlâksız güruhun oluşmasına zemin hazırlayanlar kurdukları Avrupâi Cumhuriyet ve laik anayasalarla bunlar değil midir?

Domuzdan daha âdi ve şenî bir cinsî ahlâka sahip, insanlığın yüzkarası bu sapık güruhun sözde “onur yürüyüşüne” gür ve erkek bir ses karşı çıktı: Alperenler!
SİZİ ALNINIZDAN ÖPERİM ALPERENLER! yazısına devam et

Uykuya dost olan Müslüman çoğalıyor/sa…

Uykuya dost olan Müslüman çoğalıyor/sa…

Buhara’dan Anadolu’ya gelen Hüsameddin-i Uşşâkî Hazretlerinin muhteşem sözüyle bu yazıyı “…uykunuz varken okumayın. Çünkü… uyuyanları uykudan uyandırmak için yazılmıştır. Tok karnına da okumayın… ”

“UYKUYA DOST OLMAYINIZ”

Uykuyu sevenler bizden değildir. “Biz” den kastımız Müslümanca yolda fikrî, ilmî ve edebî meselelerle iştigal edenler, yâni ulvî sancısı olan dâva adamlarıdır. Uyku dost olanların çoğalıyor olması, Müslüman ülkesinde irfanın, ulvî sızının ve tefekkürün azalması demektir. Fethi Gemuhluoğlu, “uykuya dost olmayınız” diyor:
Uykuya dost olan Müslüman çoğalıyor/sa… yazısına devam et

BENİM YARAM DERİN DERİN…

Benim yaram derin derin…

Kabil’in, İsrailoğullarının ve Roma’nın öldürme ve egemenlik arzusu kol geziyor her yerde… Dünya savaşa belendi, her yer kan ve barut kokuyor.

Dünyanın çivisi boşandı, darmadağın… Her yer savaş, her yer ceset… Ölüler görüyorum her gün. Çocuklar, analar, babalar yan yana… Savaş ve egemenlik, ölüm yağdırıyor topraklara; topraklar ağlıyor üstündeki ölülere.

Yüreğimin üstünden şehit cenazeleri geçiyor her gün. Doğu Türkistanlı karındaşlarıma oruç ve namaz yasaklanmış. Allah’ın yeryüzündeki gölgesi yedi iklim üç kıtaya ferman salan Âl-i Osman Türkleri yok şimdi!

Bundandır ki benim yaram derin derin…
BENİM YARAM DERİN DERİN… yazısına devam et

“RAMAZANDIR EĞLENMEYELİM”

“Ramazandır eğlenmeyelim”

Ali Yurtgezen hoca, Semerkand Dergisi’nin Haziran 2016 sayısında, “Ramazandır Eğlenmeyelim” adlı yazısında, modern ve lümpen kültür karşısında direnemediği gibi, tarz ve şekil bakımından seküler kültürü yansıtan Ramazan eğlence programlarının tertipçisi mukaddesatçı iktidarın belediyelerini sigaya çekmiş ki, ağır nasihatler var.

Mukaddesatçı iktidara bağlı Büyükşehir Belediyelerinin bu ikazları okuyup kendilerine çeki düzen vermelerini temenni ederiz. Dostâne bir şekilde hakikatleri söyleyen bu yazıdan birkaç bölüm:

“Bir belediyemiz geçen yıl Ramazan etkinliklerini duyurduğu billboardlara şu başlığı koydurmuştu: ‘Bu Ramazan eğlenceye doyacaksınız!’ Sıralanan etkinlikler arasında iftar programları yanında değişik türden müzik konserleri, illüzyon gösterileri, sergiler, fuar organizasyonları, spor müsabakaları da vardı.
“RAMAZANDIR EĞLENMEYELİM” yazısına devam et

TARİHTEN BUGÜNE VATAN HAİNLERİ

Tarihten bugüne vatan hainleri

“Vatan hainliğinin târifi” başlıklı yazımıza fikir adamı ve şair Memduh Atalay dostumuzdan itiraz geldi:

“Türk münevverliği gazeteciliğe düşmemeli… o kadrolar dolu … siz Cemil Meriç kadrosundansınız… PKK’nın Avrupa temsilcileri ve HDP’nın milletvekilleriyle Dolmabahçe’de oturup pazarlık görüşmesi yapan devrin Başbakan Yardımcısı ve bazı Bakanlar da vatan hainliği târifine girmez mi…?”

Asil bir ikaz bu. Doğrudur, bir zamanlar Dolmabahçe’de sözde “açılım” adıyla devletin bütünlüğüne zarar verici görüşmeyi yapanlar kasıtlı olmasa da, gaflet ve dalalet içinde bulunduklarından dolayı türlü türlü olan hainliğin bir derecesine girmişlerdir.
TARİHTEN BUGÜNE VATAN HAİNLERİ yazısına devam et