Aylık arşivler: Temmuz 2016

DARBECİ GENERALLER PSİKOPATTIR

Darbeci generaller psikopattır

(Darbeci generallerin ruh ve tavırlarını, zihniyet ve duruşlarını tenkit ve tahlil eden “Generaller” serisi yazılarımızda Şerefli Türk Ordusuna, Türk Silahlı Kuvvetlerinin subay ve askerlerine, Mehmetçiklerine yönelik zerre kadar ima ve ihsas ve tahkir ve tezyif ve yıpratma maksadı gözetmediğimizi, gözetmemiz için hiçbir sebep olmadığını, olmayacağını; bilakis “General” serisi yazılarımızın tek gayesi şerefli Türk ordusu ve askerlerinin tarihten bugüne yüklendikleri vazifelerle devlet ve millet birlikteliğinin temel ayaklarından biri olduğuna inanarak, güzide ve fedakâr Türk ordusunun mensuplarını, darbeci generallerden tefrik etme gayreti güdüyoruz)
DARBECİ GENERALLER PSİKOPATTIR yazısına devam et

FAALİYETLERİMİZİN YENİDEN TANZİMİ

FAALİYETLERİMİZİN YENİDEN TANZİMİ

Birçok sahada çalışmalar yürütüyoruz. Neşriyat sahasında kitap ve dergi çalışmalarımız başta geliyor. Fikirteknesi külliyatının kitap sayısı 150 adedi geçti. Bunların üçte ikisi kağıt basım olarak yayınlanmıştı, onlarca kitap yayınlanmayı bekliyor. Dergi sahasında Terkip ve İnşa dergisi neşriyatını sürdürüyor, Karargah dergisi bilmediğimiz bir sebeple yayınına son verdi. Bu iki dergi dışında birkaç dergi çalışması daha yapıyoruz, altyapılarını hazırladık, yayına başlayacak seviyeye geldi.
Bir problem var; tetkik ve telif çalışmalarımızın tamamını kağıt baskı olarak piyasaya sürecek maddi imkanlarımız yok. Mesele bir tane dergi ve üç beş tane kitap değil. Bugüne kadar kağıt olarak bastığımız yüz civarındaki kitabın yarısından fazlası bitti, ikinci baskılarının yapılması gerekiyor, ilk baskısı yapılacak yeni kitapların miktarı da o civarda. Kısacası ilk baskı ve ikinci baskı olarak yüz civarında kitap basmamız, altyapısını oluşturduğumu iki derginin de yayın hayatına başlaması gerekiyor.
FAALİYETLERİMİZİN YENİDEN TANZİMİ yazısına devam et

Bir buğday yetiştiricisi bir generalden değerlidir

Bir buğday yetiştiricisi bir generalden değerlidir

Bir maden işçisinin, bir domates ve buğday yetiştiricisinin emeği, “devletlü paşa” vasfını kaybetmiş bir generalin statüsünden daha değerlidir. Bir koyun yetiştiricisi bir generalden daha asildir.

Gönüllere ışık saçan, insanı âdemiyetine çağıran insan-ı kâmilin ve âlim kişinin vaazları bir generalin talimatlarından çok daha insanîdir.

Bir fırıncının yaptığı iş bir generalin yaptığı işten daha hayatîdir. Bir maden işçisinin maaşı bir generalin maaşından fazla olmalı.
Bir buğday yetiştiricisi bir generalden değerlidir yazısına devam et

Darbeci generaller omuzundan akıllı olur

Darbeci generaller omuzundan akıllı olur

Darbeci generallerin gücü omuzlarında, yani apoletlerindedir. Omuzlarındaki yıldız sayısınca akılları ve güçleri artar. Omuzlarındaki kokartların büyüklüğünce buyurganlık ve zorbalıkları genişler…

Darbeci generaller kendilerini devletin memuru saymazlar. Millet onların tebaası, devlet de mülküdür.

Kimdir darbesever generaller? Türk Ülkesi’nin kara yazgısıdır, hegemonyanın, darbeciliğin, despotizmin, din-i mübin düşmanlığının, Kamalovizm’i putlaştırmanın adıdır?
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur yazısına devam et

Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi’nin başına gelenler

Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi’nin başına gelenler

Olağanüstü Hal Kararı alınmasının ardından kanun hükmünde kararname ile kapatılması kararlaştırılan dernekler arasına sehven, yanlışlıkla, kazara Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi de dâhil edilmiş ve 30 dakika (yarım saat) kapalı kalmıştır.

Genel Merkez yetkilileri ve hususen bu kuruluşun şeref başkanı D. Mehmet Doğan’ın Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı birimlerini Türk bürokrasisinde görülmemiş bir hızla arıyorlar. Yarım saat içinde tutanağın iptali için Kahramanmaraş Valiliğine tâlimat geliyor.

Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi’nin Kamuoyuna Duyurusu” nu paylaşmak istiyorum:
Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi’nin başına gelenler yazısına devam et

Ey generaller! sizi sigaya çeken bir millet var

Ey generaller! sizi sigaya çeken bir millet var

Yaptığınız altı darbeyle kukla hükümetlerin perestij edip millî iradeyi size peşkeş çekmesi sâyesinde şımarıp semirdiniz. Egonuz şişti, egemenlik tutkunuz daha da arttı. İçinizde biriken darbecilik enerjisini boşaltmanız gerekti. Bu kez gecikmişti darbe hamleniz ve zehirli enerjiniz taşmak istiyordu ve taştı…

Bu kez yanıldınız. Size mürailik edecek ve teslim olacak hükümet ve meclis yoktu. En mühimi de milletin varlığını hesaba katamadınız, milleti adam yerine koymadınız, millet ne demek öğrenmediniz. Milleti kuru bir kalabalık zannettiniz, laikçi ve Kemalist anlayışa göre size itaat edecek “ulus” olarak gördünüz.

MİLLETİ TANISAYDINIZ…
Ey generaller! sizi sigaya çeken bir millet var yazısına devam et

DARBENİN SEBEPLERİ

DARBENİN SEBEPLERİ
Bir ülkede darbe neden olur? Herkes yoğun şekilde darbe tedbirlerini konuşuyor, darbenin sebeplerini teşhis etmeden tedbiri mi olur? Mesele, Fetöcüler darbe yaptı, Kemalistler darbe yaptı, filanlar darbe yaptı cinsinden ele alındığı sürece, tedbirler de şöyle olur, Fetöcülerin kökünü kurutacaksın, mesele kalmaz… Hangi ideolojik gurubun kendine has hangi sebeplerle darbe yaptığından önce, bir devlet ve devlet tasavvuru meselesidir. Bir ülkede hakiki manasıyla devlet varsa, o ülkede kırk tane darbe niyetli örgüt olsa bile yine de darbe yapamaz. Öyleyse meseleyi kaynağından ele alıp tek tek tetkik edelim. Zira darbe sebepleri anlaşıldığında, darbenin tedbirleri de ortaya çıkacaktır.

*Devlet tasavvuru ve müesses devlet DARBENİN SEBEPLERİ yazısına devam et

DARBEYE KARŞI MUKAVEMETİN KODLARI

DARBEYE KARŞI MUKAVEMETİN KODLARI
Darbeye karşı mukavemetin yaygınlığı ve derinliği dikkat çekiciydi. Bu meselenin özellikle tetkik edilmesi lazım, zira bu meseleyi anlamazsak, mukavemet kaynaklarını ve cephelerini tahkim edemeyiz.
*
Orduda mukavemet eden subaylar oldu. Orduda emir-komuta zinciri önemli ve geçerlidir, subayların mukavemetinin temel sebeplerinden birisi budur, zira darbe teşebbüsü emir-komuta zinciri içinde gerçekleşmedi. Bu noktayı asla unutmayalım zira emir-komuta zincirine bağlı bir darbe teşebbüsünde bu sebebin geçerli olmayacağı açıktır. Subayların mukavemet etmesinin bir sebebi de, darbe teşebbüsünün FETÖ illegal çetesi tarafından yapılmış olması, onlara karşı hem orduda hem devlette hem de halkta ağır bir husumetin bulunmasıdır. Bunu da unutmayalım, zira emir-komuta zincirinde gerçekleşecek bir darbe teşebbüsünde bu sebep de geçerli değildir. Subayların mukavemet etmesinin son sebebi, devlete ve millete sadakattir, bunu derinliğine tetkik etmeli ve ne kadar yaygın olduğunu bilmeliyiz, zira bu sebep, emir-komuta zinciriyle gerçekleştirilecek bir darbe teşebbüsünde geçerlidir, bu sebebin subayların zihni dünyasında yaygınlaşması ve derinleşmesi için tedbirler alınmalıdır.
* DARBEYE KARŞI MUKAVEMETİN KODLARI yazısına devam et

DARBECİ GENERALLERİN ÇÖKÜŞÜ

Darbeci generallerin çöküşü

Rabbim, fakiri ve dostum İsmail Göktürk’ü yalancı çıkarmadı. Yıllar önce demişti: “Göreceksin, bu ülkede generaller de yargılanacak…”

Sonunda o kutlu gün geldi, darbeci generallerin çöküşü başladı. Bir nas yıkıldı ve generallere dokunuldu. Darbecilik cürmünden dolayı onlarca general yargılanacak.

Generaller yargılanamaz, onlar tanrı-devlettir, yargılanmaktan, hesap sorulmaktan masundur, Cumhuriyetin bizatihi kendisidir düşüncesi “kartondan kaleler gibi yıkıldı.” Nihayet darbeci generallerin yekûnu mahkûm oldu.

GENERALLER DE HAPİSLİĞİ TADACAK
DARBECİ GENERALLERİN ÇÖKÜŞÜ yazısına devam et

Târih şöyle yazacak: Darbeci generallerle milletin savaşı

Târih şöyle yazacak: Darbeci generallerle milletin savaşı

Türkiye darbeler tarihinde generallerin postalları altında ezilişimizin acılı yankıları kanlı 15 Temmuz gecesi yankılanıyor şimdi.

Tarih şöyle yazacak: 15 Temmuz 2016 darbeci generallerle milletin savaşı… Tanklara karşı iman dolu göğsüyle karşı duran, bombalara karşı bayraklarla sokakları tutan, kanlı silahlardan çıkan kurşunlara karşı selâlarla dimdik duran asil Müslüman Türk milleti gözü dönmüş darbeci generalleri mağlûp etti, dize getirdi….

Bu şanlı müdafaayı böyle yazacak tarihler…
Târih şöyle yazacak: Darbeci generallerle milletin savaşı yazısına devam et

İÇ SAVAŞ TEŞEBBÜSÜ…

İÇ SAVAŞ TEŞEBBÜSÜ…
Paralel İhanet Çetesi (P.İ.Ç.), 15.07.2016 gecesi hem orduya hem de millete darbe yapmaya teşebbüs etti. İlginç olan, darbenin birinci safhası olan orduya darbe kısmını da belli oranda başarmış olması. Fethullah İhanet Çetesinin en önemli özelliği, kadro hareketi olmasıdır. O sahadaki becerileri (maharet diyemiyorum) çok ileri seviyede… Dün geceki teşebbüsün birinci safhasındaki başarılarına, mesela Genelkurmay başkanını ve daha kaç tane yüksek rütbeli komutanı rehin almalarına bakınca bu özelliklerini inkar etmek zor. Darbe, net bir şekilde, ikinci safhası olan “millete darbe” kısmında durduruldu ancak.
Bu nokta dikkat çekici, hem orduya hem de millete darbe yapabilmeyi gözlerine kestirmeleri, başka bir ifadeyle buna cüret etmeleri gerçekten tetkike değer bir mesele… Ordunun içindeki küçük bir klik, orduya, devlete ve millete darbe yapacak ve bunu başaracak inanç ve düşünceyi, zihni dünyasında nasıl üretebilir? Delide bile akıldan bir kırıntı vardır, hayatın her sahasında delilik alameti gösteren bir insan bulmak zordur, birkaç ufak tefek meselede de olsa akıllıca davranış sergileyebilir her deli. Orduya, devlete ve millete hemzaman olarak ve bir gecede darbe yapabilme düşüncesini ve cüretini üretecek bir zihni evren, klinik incelemeye alınmalıdır.
İÇ SAVAŞ TEŞEBBÜSÜ… yazısına devam et

“Tek Kapı” ya açılan Kapılar…

“Tek Kapı” ya açılan Kapılar…

Hayatımız kapılarla çevrili, kapılardan girer çıkarız her gün. Evimizin kapısı, işimizin kapısı, hükümet kapısı…

Kapı çok, zâhirî kapıdan bahsetmiyoruz. Gönlümüzü inşirah ettirecek, kalbimizi tezkiye edecek ulvî aşk ve mânevî tâlimle açılan kapılardır muradımız. Bu mânada kapı, tekke, sığınılacak gönül evi ve mânevî makam demektir.

Esasında Tek Kapı vardır, bütün kapıların Allah’a açıldığı kapı… Bütün kalplere hükmedenin yâni O’nun kapısına (c.c.) varmadan önce bir ehl-i dil’in, bir mürşidin, bir gönül efendisinin, bir dergâhın kapısında tâlim etmek lâzım önce.

BİR KAPI ARAMALIYIZ
“Tek Kapı” ya açılan Kapılar… yazısına devam et

İNSANLAR TELEVİZYON SEYREDEREK ÖLÜYOR

İnsanlar televizyon seyrederek ölüyorlar

Her çağda sahte bir mabud çıkarmış. Modern-lâdinî çağın mabudu televizyondur! İnsanların zihinlerini telegram, yâni zihin kontrol işkencesine benzer bir tarzda yönlendirdiğini, düşünmemeye ve hazır malûmatçılığa alıştırdığını, reklâmlarla hattâ haberlerle idraklerini tanzim ettiğini kim inkâr edebilir?

Bu mabudun dini ve milliyeti yok; gayet laiktir. Herkese hitap eden bir kabiliyete sahip. Aynı anda dindar, modern, seküler, pozitivist ve ateist olmak özelliğine sahip. Her anlayışın dilini kullanır. Bazen mukaddesatçı dindar, bazen de liberal seküler olur. Dindarlığı da telkin eder, haşâ huzurdan zâniliği, yâni fahişeliği de…

TELEVİZYON LÂ-DİNÎ MODERN BİR MABUD…
İNSANLAR TELEVİZYON SEYREDEREK ÖLÜYOR yazısına devam et

NECİP FAZIL, MAKİNE VE MEDENİYET

Necip Fâzıl, Makine ve Medeniyet

Makine mi üstündür, insan mı? Makine mi hayatımıza hâkim olacak, yoksa İslâm’dan neşet eden hikmet ve medeniyetimiz mi makineyi tanzim edecek? Ümitle beklediğimiz, yeniden kavuşacağımıza inandığımız İslâmlaşmış ruh ve fikrimiz makineleri kendi emrine ne zaman alacak?

Bu sualin cevabı birbuçuk asırdır hakkıyla verilemedi. Müslüman Doğu’nun bilgeliğinden bu sualin cevabı teorik de olsa beklenmektedir.

BATILI MAKİNENİN ALTINDA EZİLEN MÜSLÜMAN DOĞU

Batı’da başlayıp Müslüman Doğu’da da hızla artan makineye tapınmanın, her şeyi makineden beklemenin, dahası ruh hâkimiyetinin azalmasına nisbet makine fuarlarında “güç makinede!..” ayinlerinin çoğaldığı günümüzde makine mi insanın emrinde, insan mı makine emrinde suallerinin ağırlığı altında ezilen İslâm âleminin sesi soluğu çıkmıyor.
NECİP FAZIL, MAKİNE VE MEDENİYET yazısına devam et

AKL-I SELİM MEKTEBİ 5. CİLTTEN…

16.MEVZU: TECRİT GÜZERGAHI
1.Ders
*Tecrit istikameti nedir?
2.Ders
*Tecrit istikametinin vahdeti
3.Ders
*Tecrit istikametinin vahdeti, külli idraki mümkün kılar
4.Ders
*Tecrit istikametinin vahdeti, tevhide ulaşmanın ön şartıdır
5.Ders
*Tecrit güzergahı nedir?
AKL-I SELİM MEKTEBİ 5. CİLTTEN… yazısına devam et

AĞLAYIN, BAYRAMINIZ GÖZYAŞLARINIZLA TEMİZ OLSUN

Ağlayın, bayramınız gözyaşlarınızla temiz olsun

Bu nâçiz yazı, bayramda tâtil çıkan, akraba ve çevresinden uzaklaşan, hasta, yetim, mağdur, engelli ve yaşlılar ile mezarlıkları ziyaret etmeyen postmodern ve modern Müslümanların pörsümüş ruhlarına, gevşemiş beyinlerine, angutlaşmış idraklerine intizar ve esefle ithaf edilir.

Bu güruha ağlamak düşer. Bayram üstü din-i mübin’in buyurduğu merhamet yüreklerinde kabarır belki. Onun içindir ki, iyilik yapın, ziyaret edin ve sonra evinizde oturup ağlayın…

Ağlamak, Efendimiz’den Bilâl’a kalan bir hâtıra, Efendimiz’in vefat ettiği oğlu İbrahim için döktüğü mübarek gözyaşlarıdır… Allah’tan kuluna bir hediye, mü’minin gözlerinden seccadeye dökülen birkaç damla yaştır ağlamak; bizden evvel giden ahbaba ağıt ve hüzün, cehenneme giden yolun ateşini söndüren su, sözün bitip gözlerin dile geldiği vakittir…

BÜTÜN PEYGAMBERLER AĞLAMIŞTIR
AĞLAYIN, BAYRAMINIZ GÖZYAŞLARINIZLA TEMİZ OLSUN yazısına devam et

İNKIRAZ BİR KEZ GELMEYE GÖRSÜN

İnkıraz bir kez gelmeye görsün…

İnkıraz, bir şeyin arkasının kesilmesi, yâni sonunun gelmesidir. Batma, dağılma, çöküş, yok olma, yozlaşma mânalarına da gelir.

Bu nesil bilmez; dedelerimiz hayat hikâyelerini anlatırken, “Filan aileye, falan beye inkıraz geldi…” derlerdi. O zamanlarda anlamıştım bu kelimenin ürkütücülüğünü…

İnkıraz bir kez gelmeye görsün, girdiği yeri çürütür. Kabil’in hasediyle yürürlüğe girdi inkıraz. Sadâkat ve nefislerdeki inkıraz, Peygamber ve nebilerin ümmetleri bezm-i elest ahdinden kopunca başladı. Nice haşmetli sultanların tac ü tahtı inkıraza uğrarken, Mevlânâ, Yunus ve bu yoldaki uluların yanına yaklaşamadı inkıraz.
İNKIRAZ BİR KEZ GELMEYE GÖRSÜN yazısına devam et