Aylık arşivler: Ağustos 2016

Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir

Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir

Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir. Emniyet, birlik ve huzur demektir. Türkler, Türkiye’de Müslümanların birlik ve emniyetini din, yâni millet üzere sahiplendiği için huzur tamam olacaktır.

Bunun içindir ki bünyesindeki kavimlere millet hüviyetiyle himmet, yâni hamiyet gösterecek, toparlayacak ve adâlet üzere idare edecektir.

Bu vasıf ve seciye, İslâm üzere yol tutması gereken Türklerde mevcuttur ve bin yıldır bu vazife onundu, bugün de onundur.
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir yazısına devam et

Göster Âl-i Osman Türklüğünü Ey Türk Ordusu!

Göster Âl-i Osman Türklüğünü Ey Türk Ordusu!
Şehitler geliyor Türkiye’nin Doğu’sundan, din ü devlet mülk ü millet için yekinin!

Kardeşlerin bir bir şehit olup geliyor ey millet ayağa kalk! Vakit kışlalarda kışlamanın, tâtil mekânlarında geviş getirmenin vakti değil.

PKK işini yavaş tutuyorsa devletin yakasına yapış, dâhili hainleri görüp biliyorsan yüzüne tükür, lânet et. Bir gün olur ki şühedanın ruhu sizi taciz etmesin.

GÜN VATAN VE ŞEHİTLER GÜNÜDÜR!
Göster Âl-i Osman Türklüğünü Ey Türk Ordusu! yazısına devam et

MEDENİYET DEVLETİ ANAYASASI

MEDENİYET DEVLETİ ANAYASASI

HAKİ DEMİR

FİHRİST

Takdim 4

ANAYASA FİKRİYATI
Medeniyet telakkisi 8
Devlet tasavvuru 13
Cemiyet anlayışı 19
Şahsiyet terkibi 22
Anayasa fikriyatı 27
İnşa süreci anayasası 33
Nihai anayasa 42
Manevi mesuliyete dair endişeler 45
Tatbik edilebilirlik meselesi 49

ANAYASA TEKLİFİ
Beyanname 53

BİRİNCİ KİTAP-ŞAHSİYET
Tarif, tavsif ve hedef 57
Hakiki şahsiyet 61
Hükmi şahsiyet 66
Hak ve hürriyetler 72
Mükellefiyetler 93
MEDENİYET DEVLETİ ANAYASASI yazısına devam et

“Son tüten ocak” için şehid oluyorlar her gün…

“Son tüten ocak” için şehid oluyorlar her gün…

Şehidler sağdırlar, Allah katında misafirdirler. Şehidlik, Hz. Peygamberimiz s.a.v.’ın gıbta ettikleri bir makamdır. Hadis-i şerifin buyurduğu üzere “Şehidler yerlerinden kalkıp mahşer yerine giderken, peygamberler dahi onlara itibar için ayağa kalkarlar.”

Bin yıldır Kur’ân-ı Kerim ve İ’lâ-yı Kelimetullah üzere şüheda kanlarıyla İslâmların vatanı kılınmış Türk Ülkesi için şehit olanların sayısı çoğaldıkça çoğalıyor. İnşallah hayra vesile olur. Terörün kıskacında yoğrulan bu ülke ateşle kanla imtihan oluyor.

DEVLETİ- ÂLİYE’NİN SON OCAĞI TÜRK ÜLKE’SİNE SALDIRIYORLAR
“Son tüten ocak” için şehid oluyorlar her gün… yazısına devam et

Siyaset elinde şahlanamayan bir hareket: Alperen Ocakları

Siyaset elinde şahlanamayan bir hareket: Alperen Ocakları
Evvel emirde belirteyim ki bu yazıdan maksadım, Alperen Ocakları’nın gençlik hareketi olarak bilinen BBP’nin dâhili ve hârici, idarî ve şahsî işlerine karışmak değildir. Bilen bilir ki hiçbir siyasî partiye üyeliğim ve kadrosunda yer almışlığım yok. Partiler üstü bir anlayış ve tavra sahibim.

Elbette Türklüğü bâtıl Türklük anlayışlarından tefrik ederek İslâm üzere yol tutan millet olduğunu ve Türk’ün Müslüman mânasına geldiğini savunan partilere kısa müddetlerle meyil ve hissimiz olmuştur. Hayâlimizdeki Türk İslâm Cumhuriyetine kim “katkıda” bulunuyorsa, hatâlarının tenkid edilmesi şartıyla hangi parti bu hayâlin bir karesini bile gerçekleştiriyorsa iktidarına hürmet ederiz.
Siyaset elinde şahlanamayan bir hareket: Alperen Ocakları yazısına devam et

KURTLAR VE DARBECİ GENERALLER

Kurtlar ve darbeci generaller

Kurtlar koyunların ezelî düşmanıdırlar. Darbeci generaller de din-i mübin üzere hürriyet içinde yaşamak isteyen milletin ezelî düşmanıdırlar. Kurtlar çobanın sürüsüne, darbeci generaller de millete zarar verirler.

Kurtlaşan generaller kurtlar gibi puslu havayı sever, günlük güneşlik havayı sevmezler. Hür iradeleriyle idarecilerini seçen toplumdan nefret eder, askerî militarizme bağlı toplumdan hoşlanırlar.

KURT SÛRETİNDE YARATILAN GENERALLER

Kurtların üniformalı olanlarına darbeci general denir. Kurtlar gibi kendi gücünü en üstün güç bilen, hak hukuk tanımayan zorbalığın ve parçalayıcılığın adıdır. Darbe yapmadan duramazlar. Kurtlar gibi ezmek ve ele geçirmek şuur altlarında daima mevcut. Kurtların ön hazırlık yaptıktan sonra avlarına saldırdıkları gibi gizli bir plân içinde hazırlanarak tepeden inme idareyi ele geçirmeyi çok severler.

Generaller ve kurtlar bir vücutta yaşarlar. Generaller konuşan birer kurttur. Kurtlaşmak, kendinden olmayanı sevmemek, kabullenmemek ve saldırmaktır. Ay dolunay hâlindeyken kurtlaşan kötü ruhlu adamlar gibi generaller de Hakk’a tapan millet hayatı kuşattıkça krizleri tutuyor, zihniyetleri din-i mübin’den beslenmediği için iktidar hırsıyla kurtlaşıyorlar.

Darbeci generallerin huyu kurtlara benzer, haşin ve yırtıcıdır. En üstün kurt generalin başkanlığında hep muktedir olmaktır tek gayeleri. Yalnızca kurtlaşan generallerin ve onlara tâbi olanların hegemonyası sürsün isterler.

Kurtlar gibi darbeci generallerde merhamet, sevgi, emniyet duygusu gibi meziyetler bulunmaz. Kurtlar ormana, generaller topluma aidiyet hissetmezler. Bu yaratıklar sözde üstün bir sınıf şuuru taşırlar ve kendi sınıf kimliği adına hareket ederler. Kamaloviç, Muğlalıoviç, Gürseloviç, Madanoğluoviç, Evrenoviç, Çevikbiroviç kurtlaşan azılı generalliğin yakın tarihteki şedit birer numunesidir.

KURTLAR PARANOYAKTIR, DARBECİ GENERALLER DE PARANOYAKTIR

Kurtlar paranoyaktır; dolayısıyla darbeci generaller de paranoyaktır. Abartılı gurur ve güçlü olmak arzusu, kuşku, güvensizlik, bencillik ve hezeyanın beslediği megalomanik davranışla ortaya çıkan bir ruh hastalığı… Kurtlar için ormanda kendi cinsinden başkası daima düşmandır. Darbeci generaller gibi “iç düşman, dış düşman” kâbusu görürler sürekli.

Onun içindir ki kurtlar generaller gibi daima evhamlı ve teyakkuz hâlindedirler. Ormanın hâkimiyetini ve avları sahiplenmek isteyen başka kurt sürüleri çıktığı zaman kendi içlerinde iktidar kavgası başlatırlar.

Bir general bir generalin daima kurdudur. Kurtlar gibi kibirli, bencil, yırtıcı ve acımasız vasıflara sahiptirler. Kurtlar gibi kuzuyu da kendinden pay isteyen benzerlerini de yerler. Hz. Peygamberimiz (s.a.v), “İnsanlar öyle bir zamanla karşılaşırlar ki herkes kurtlaşır ve kurt olmayanları ötekiler yer” buyuruyor.

GENERALLERİN KANUNU KURTLARIN KANUNUNA BENZER

Darbeci generallerin kanunu kurtların kanununa benzer. Darbelerden sonra birbirini yemek kanundur. Kemal Tahir’e ait bir söz olan “Kurt Kanunu”, darbeci generallerin her darbe sonrasında tuttukları bir yoldur: “Kurtlukta düşeni yemek kanundur. Kurtlar açlık dönemlerinde hiç av yapamadıkları zaman, hepsi bir araya toplanır ve kendi etraflarında bir daire oluşturarak dönmeye başlarlar. Bu dönme sırasında ilk yorulup yere düşen kurt diğer kurtların avı olur.”

Kurtlaşan generallerin kanunu her darbede işletilmiştir. 27 Mayıs’ta, 71 Muhtırası’nda, 12 Eylül’de, 28 Şubat’ta, Ergenekon ve Balyoz Darbesi’nde, 15 Temmuz’da generaller kurtlar gibi egemenlik savaşıyla birbirlerini saf dışı etmeye çalıştılar. Meselâ 1926’da İngilizci Kamalovist generaller kurt kanunu gereğince Almancı-İttihatçı generalleri yemişlerdir.

KURTLAŞAN GENERAL GENİ ORDUNUN ZARARINADIR

Eski çağlarda cezalandırılacak kötü insana “kurt adam” cezası verilir ve ölünceye kadar kurt olarak kalırmış. “Kurt adamlık” lanete uğramışlığı temsil eder ve insanlıktan düşmüş mânasına gelirmiş.

Bu taifenin kurtlaştığı bir ülkede dirlik ve düzen olmaz. Bu ülke için en büyük tehlike İttihat Dönemi’nde başlayıp Kamalovist Cumhuriyet’le güçlenerek kurtluğa evrilen darbeci general geninin devam etmesidir. Apoletlilerin kurtlaşması en çok ordunun zararınadır ve insanın âdemiyetine, yâni din-i mübin üzere yaşamasına mânidir.

Bu güruhun en sevdiği kelimeler: Laikçilik, vesayetçi cumhuriyetçilik, Kamalov ilke ve inkılâpları, ulusalcılık, atacılık, darbecilik. En nefret ettikleri kelimeler: Hâkimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir, din-i İslâm, tarikat, hoca, câmi, başörtüsü, namaz, oruç, hac, kurban bayramı, sakal, imam-hatip…

Demek ki kimi zaman kurtlaşan generallerin darbesine uğramak kader de varmış. Milletin huzura kavuşması için içimizdeki kurtların ayıklanması veya birbirini yemesi gerek. Hâsılı, kurtlaşan generalleri devletlü paşalardan ayırmadıkça felâh ve huzur bulmak zor.
————————————————-
15 TEMMUZ MEYDAN BİLDİRİSİ

Ey azizan!

Kim kendini mülkün ve O’ndan tevarüs eden aşkın sahibinin varisi olarak kabul ediyorsa, kanlı 15 Temmuz darbecilerine oğul, kız kızanıyla direnmiş, kan ve ateşle imtihan olmuş necip milletin mehabetini birkaç mısra ile anlatan kalbimin şairi Mehmet Narlı’nın “15 Temmuz Bildirisi” adlı şiirini okumalıdır:

“mülkün ve aşkın varisleri
meydan sizin yurt sizin oğulan ve kızan sizin
aşk sizi bekliyor su sizi toprak sizi
kurt kuş sizi hava sizi yaprak sizi
mülkün ve aşkın varisleri
dünya onlara hıyanet size bir incinmedir
size müeddep isyandır derin öfkedir”

HAYAT YAVAŞTI YAVAŞ YAŞARDIK ESKİDEN

Hayat yavaştı, yavaş yaşardık eskiden

Hayat yavaştı yavaş yaşardık modern olmadan önce. Hız nedir bilmezdik. Yavaş yaşandığı için dünya eskiden güzeldi. Hızlı yaşandığı için modern dünya çirkin ve gürültülü.

Yavaş yaşamalıydı Müslüman. Dinimiz emrettiği için ceddimiz yavaş yaşardı. Çünkü yavaş hayat Müslümanca hayattı. Gün doğumundan gün batımına kadar Allah’ın her gününü yavaş yaşadıkları için âsûde ve huzurlu olurlardı.

Yunus Emre yetmiş iki millete bir göz ile bakmayı, gönüller yapan dervişliğini yavaşlığın dergâhında kazandı.

Hacı Bayram-ı Veli yavaş hayatın huzur ü sükûn ikliminde yetiştirdi müridlerini.

Mimar Sinan yavaş yaşadığı için hayâl ve tasavvur etti yavaşlığın ve sükûnetin muhteşem eserlerini…

YAVAŞ YAVAŞ ÖLMEK İSTİYORUZ
HAYAT YAVAŞTI YAVAŞ YAŞARDIK ESKİDEN yazısına devam et

EZANIN HASMI DARBECİLERİN EZANA YENİLİŞİ

Ezanın hasmı darbecilerin, ezana yenilişi

(Darbeci generallerin zihniyet, ruh ve tavırlarını tenkit ve tahlil eden “Generaller” serisi yazılarımızda şerefli Türk Ordusuna, Türk Silahlı Kuvvetlerinin subay ve Mehmetçiklerine yönelik zerre kadar ima ve ihsas, tahkir ve tezyif ve de yıpratma maksadı gözetmediğimizi, gözetmemiz için hiçbir sebep olmadığını, olamayacağını; bilakis “General” serisi yazılarımızın tek gayesi şerefli Türk ordusu ve askerlerinin tarihten bugüne yüklendikleri vazifelerle devlet ve millet birlikteliğinin temel ayaklarından biri olduğuna inanarak, güzide ve fedakâr Türk ordusunun mensuplarını darbeci generallerden tefrik etme gayretidir)

Darbecilerin geninde var ezana hasımlık. 15 Temmuz gecesi Ankara Polatlı’da minarelerden okunan ezanı susturmak isteyen darbeciler 27 Mayıs darbecilerinden tevarüs ettikleri geni taşıyorlardı.
EZANIN HASMI DARBECİLERİN EZANA YENİLİŞİ yazısına devam et

“GENERAL ELBİSESİ GİYEN HOROZ”

“General elbisesi giyen horoz”

(Darbeci generallerin zihniyet, ruh ve tavırlarını tenkit ve tahlil eden “Generaller” serisi yazılarımızda şerefli Türk Ordusuna, Türk Silahlı Kuvvetlerinin subay ve Mehmetçiklerine yönelik zerre kadar ima ve ihsas, tahkir ve tezyif ve de yıpratma maksadı gözetmediğimizi, gözetmemiz için hiçbir sebep olmadığını, olamayacağını; bilakis “General” serisi yazılarımızın tek gayesi şerefli Türk ordusu ve askerlerinin tarihten bugüne yüklendikleri vazifelerle devlet ve millet birlikteliğinin temel ayaklarından biri olduğuna inanarak, güzide ve fedakâr Türk ordusunun mensuplarını darbeci generallerden tefrik etme gayretidir)

Türk Ülkesi’nin cenûbuna düşen Suriye diyarının şahbaz dilli ozanı Nizar Kabbani boşuna “Horoz” dememiş darbeci generallere.
“GENERAL ELBİSESİ GİYEN HOROZ” yazısına devam et

Muhsin Yazıcıoğlu suikastının kuyruğu göründü…

Muhsin Yazıcıoğlu suikastının kuyruğu göründü…

Büyük acıları arkasından hayra vesile olduğu ve inşallah daha da olacağına inandığımız kanlı darbenin ardından, en başta cumhurun seçtiği Cumhurbaşkanı ve hükümet yetkilileri, sevenlerinin yüreğinde hüzünlü bir yara olarak acısı devam eden Muhsin Yazıcıoğlu suikastını en kısa zamanda aydınlatmalıdır. Çünkü, Yazıcıoğlu suikastının kuyruğu göründü gerisi gelecektir.

15 Temmuz darbesinde F-4 ve F-16 savaş uçaklarının pilotlarının yüzde 80’inin FETÖ’cü olduğunun kesinleşmesinin ardından pilotların sorgulanmasıyla kısa zamanda suikastın aydınlatılması mümkün. Çünkü maksatlı olarak “kaza süsü” verilen suikastla ilgili tereddüt ortadan kalkmıştır.
Muhsin Yazıcıoğlu suikastının kuyruğu göründü… yazısına devam et

TÜRKLER HAKK’A TAPAN MİLLETTİR

Türkler Hakk’a tapan millettir

Türkler, Türklüğünü asırlardır İslâm’la idrak ettiği ve soydaşı olsun, ümmetdaşı olsun bütün Müslümanlarla ünsiyeti bu kimlik üzerinden olduğu için;

Hüviyetini ırka bağlı değil, İslâm’la vücut bulan içtimaî, medenî ve siyasî bir kimlik olarak addettiği, hiçbir amel ve siyasetinde kavmiyetçi ve seküler milliyetçi düşüncelerle varlığını dikte etmediği, kendini bütün İslâmların kardeşliğini tesis etmek, korumakla mükellef bildiği için;

İslâmlaşmış millet temsilcisi olarak bu hüviyetle İlâ-yı Kelimetullah’ı yaydığı, uhrevî vazifelerinde olduğu gibi dünyevî muamelat ve siyasetini Müslümanca yaptığı, elân içinde yaşadığımız bu toprakları Müslümanla aynı mânayı taşımaya başladığından bu yana Kur’an-ı Kerim üzere vatan hâline getirdiği için;

Hakk’a tapan millettir.
TÜRKLER HAKK’A TAPAN MİLLETTİR yazısına devam et

İki hocamın biri düşünce piri: Ali Yurtgezen

İki hocamın biri düşünce piri: Ali Yurtgezen

Ey azizan!
Bilirisiniz ki iki şeye dayanamam: biri iyi yazı, ikincisi Fikir Dükkânıyla ilgili yazı ve mektuplar…

Şair ve fikir adamı Memduh Atalay, fikir ve gönül tâlimi yaptıran Dükkânının mâzisinden kareler aktarmış ki sırf fakirin inşirah bulan gönlü için değil anlattıkları. Bu hususta fakiri yadırgamayın. şahsî ve indî bir yazı değil bu. Bu ülkedeki her fikir ve edebî dergâhların müdavimlerinin yaşadığı hâllerdir. Bu sebeptendir ki ehl-i gönül ve ehl-i fikir olan her millet mensubuyla paylaşmakta fayda gördüm. Dostluğa ve bu ülkenin dostlukla kurtulacağına inananların bu yazıyı bu düşüncelerle okumasını dilerim:
İki hocamın biri düşünce piri: Ali Yurtgezen yazısına devam et

15 TEMMUZ DARBESİ ÜSTÜNE SORULAR

15 Temmuz Darbesi üstüne sorular

Ey azizan!
Fikir Teknesi Yayınları ve Terkip ve İnşa Dergisi gibi Büyük Doğu Fikriyatının çizgisini sürdüren dergilerde editörlük yapan ve aynı zamanda fikirli kitaplar neşreden velut yazar Metin Acıpayam dostumuz kanlı ve menfur 15 Temmuz darbesi üstüne fakire sorular gönderdi. Türkiye’nin en badireli gündemiyle alâkalı olması dolayısıyla soruları ve âcizâne verdiğimiz cevapları paylaşmak istiyorum. Nazarınızda da maksat hâsıl olursa bahtiyarız.

1-15 TEMMUZ DARBE KALKIŞMASINDA BULUNAN DARBECİLERİ “KÜFÜR BLOKU” OLARAK KABUL EDEBİLİR MİYİZ? EĞER BÖYLEYSE TÜM GAYR-İ MİLLİ UNSURLAR DARBEYE DÂHİL OLDU MU?
15 TEMMUZ DARBESİ ÜSTÜNE SORULAR yazısına devam et

Darbeye karşı selâ, ezan ve millet

Darbeye karşı selâ, ezan ve millet

Kanlı ve menfur 15 Temmuz darbecilerinin hesap edemedikleri üç şey vardı: Selâ, ezan ve millet. Üçü de din-i İslâm’dan neşet eden mefhum ve vecibe…
Selâ ve ezanı duyduklarında Müslümanlar bin miligramlık ulvî duygu ve imanla coşarlar. Millet ise bu ulvî sedaların uhrevî dâvet ve mûsikisiyle bin yıldır günde beş vakit ruh ve imanını kavî kılar.

Darbeciler bilemediler bunları… Çünkü ezan ve selâya karşıydılar. Bilseydiler ulvî gücünü, silahlarını millete doğrultabilirler miydi?
Darbeye karşı selâ, ezan ve millet yazısına devam et

Tanrı yok, generaller var!

Tanrı yok, generaller var!

(Darbeci generallerin ruh ve tavırlarını, zihniyet ve duruşlarını tenkit ve tahlil eden “Generaller” serisi yazılarımızda şerefli Türk Ordusuna, Türk Silahlı Kuvvetlerinin subay ve askerlerine, Mehmetçiklerine yönelik zerre kadar ima ve ihsas, tahkir ve tezyif ve de yıpratma maksadı gözetmediğimizi, gözetmemiz için hiçbir sebep olmadığını, olmayacağını; bilakis “General” serisi yazılarımızın tek gayesi şerefli Türk ordusu ve askerlerinin tarihten bugüne yüklendikleri vazifelerle devlet ve millet birlikteliğinin temel ayaklarından biri olduğuna inanarak, güzide ve fedakâr Türk ordusunun mensuplarını darbeci generallerden tefrik etme gayretidir)
Tanrı yok, generaller var! yazısına devam et