Aylık arşivler: Aralık 2016

TEKKE, KALBİ-RUHİ TEDRİSAT MÜESSESESİDİR

TEKKE, KALBİ-RUHİ TEDRİSAT MÜESSESESİDİR

(Terkip ve İnşa dergisi 21. sayı)

Tedrisat telakkisi, insan telakkisi ile ilim telakkisinin terkibinden ortaya çıkan en girift mevzulardan birisidir. İnsan telakkisi ile ilim telakkisi zaten kendi başlarına fevkalade çetin meselelerdir, bunların ikisini terkip etmek, ikisi arasındaki irtibatı en sıhhatli şekilde kurmak, ikisi arasındaki intikali mümkün ve müessir hale getirmek, çok daha girift ve zordur.
İnsan telakkisi; insan tabiat haritası ile teklif edilen ahlakın mütekamil kıvamdaki terkibiyle inşa edilen şahsiyeti esas almalıdır. Sadece insan tabiat haritası, “İnsan nedir?” sorusunun çıplak cevabıdır. Şahsiyet esas alındığında, insanın tabii haliyle inşai halini birlikte ifade etmiş oluruz. Tedrisat telakkisi ise; insanın tabii halini doğru teşhis etmek, onun üzerine ahlak inşa etmenin temel ilmidir. İnsan tabiat haritası doğru çıkarılamadığında ahlakla imtizacının sağlanması fevkalade zordur, şahsiyet terkip ve inşası ise imkansızlaşır. TEKKE, KALBİ-RUHİ TEDRİSAT MÜESSESESİDİR yazısına devam et

TAKDİM

TAKDİM

(Terkip ve İnşa dergisi 21. sayı)

Medrese ile tekke… Müesseseleşmiş iki tedrisat merkezimiz. Kadimde, özellikle de Osmanlıda bu iki müessese vazife taksimi yapmıştı. Kalbi-ruhi talim ve terbiyeyi tekke, zihni-akli talim ve terbiyeyi medrese üstlenmiş, aralarında müthiş bir irtibat ve münasebet kurulmuş, neticede ortaya Müslüman şahsiyetin muhteşem terkibi çıkmıştı. İslam’ın ilk üç neslinden sonra, medrese ile tekkenin en girift ve yüksek terkibinin gerçekleştiği Osmanlıdaki Müslüman şahsiyet emsaline ulaşılamamıştı.
Medrese, çürüdü, çöktü ve resmi olarak lağvedildi. Tekke, mücessem müessese olarak ortadan kalktı, tasavvuf manevi müessese olarak baki kaldı. Her ikisinin de müessese olarak kaybı, büyük terkibin yok olmasına sebep oldu. Yeniden başlayan medrese ve tekke teşebbüsleri, ikisi arasındaki terkip sırrını keşfedemeyenlerin elinde ya muhtevasız bir şekil, ya da şekilsiz bir muhteva olarak bocalıyor. Tekke ile medresenin birbirine alternatif olduğu zannı kadimde de zaman zaman yaşanmıştı ama Osmanlıda büyük terkip gerçekleşmiş ve mesele aslına irca edilmişti. İki müessesenin de hayattan çekildiği günümüzde, yine ikisinin birbirine alternatif olduğu vehmi zuhur etti. İki terkip unsuru, bazı mahfillerin elinde çatışma alanına döndü.
* TAKDİM yazısına devam et

Yılbaşı kutlama pespâyeliği lâ-dîni Cumhuriyetle resmîleşti

Yılbaşı kutlama pespâyeliği lâ-dîni Cumhuriyetle resmîleşti
Osmanlı döneminde yılbaşı kutlamaları gayr-ı müslimlerce yapılırdı. 1829’da İngiliz elçisinin İstanbul Haliç’te bir gemide tertip ettiği yılbaşı kutlamasına Mustafa Reşit Paşa gibi Avrupa yanlısı Osmanlı devlet adamları da çağrılır. 1856’da Sultan Abdülmecid, Fransız elçisinin dâvet ettiği yılbaşı balosuna Islahat Fermanları’nın oluşturduğu siyasî baskıdan dolayı gitmek mecburiyetinde kalır.

YAHUDİLER YILBAŞI KUTLAMALARINI “RANT”A DÖNÜŞTÜRÜYOR

“Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türkiye Ansiklopedisi”, Batılılaşma yanlısı olanlarla Türkiye vatandaşı olan Yahudilerin yılbaşı kutlamalarına nasıl meylettiğine dair bilgiler veriyor.
Yılbaşı kutlama pespâyeliği lâ-dîni Cumhuriyetle resmîleşti yazısına devam et

TERKİP VE İNŞA DERGİSİ 3. YIL MEVZU HARİTASI

TERKİP VE İNŞA DERGİSİ 3. YIL MEVZU HARİTASI

(Terkip ve İnşa dergisi 20. sayı)

Bir sonraki yılın mevzu haritasını, üç-beş ay önceden yayınlıyoruz. Böylece yazarlarımızın ve yazmayı düşünenler için güzergah haritası hazır hale geliyor. Yazarlarımız, ayın yazısını yazmak zorunda kalmıyor, mevzu haritasına göre yılın son sayısının yazısını bile yazma imkanı elde ediyor. Bu durum ciddi bir imkan oluşturuyor, zira insan zihni farklı sahalarda farklı verimler peşine düşebiliyor. Yıllık mevzu haritasının hazır olması, zihni evreni belli bir mevzua mahkum olmaktan kurtarıyor. Hem yazı çalışmalarında böyle bir serbestlik imkanı oluşturmak hem de nizami bir çalışmanın altyapısını hazırlamak cihetiyle yıllık mevzu haritamızı yayınlıyoruz.

25.SAYI-ISLAH NEDİR?
*Islah nedir?
*Islah, eski hali ikame etmek midir?
*Islah ile inşa arasındaki girift münasebet
*Islah ihtiyacı nasıl doğar?
*Islahın usulü
*Islahın şartları
*Islahın faydası
*Islahın imkansızlaştığı şartlar
*Islahın imkansızlaştığı şartlarda ıslah çabasının neticeleri
*Çürüme ve ıslah
*Bozulma ve ıslah
*Muhtevanın ıslahı
*Suretin (şeklin) ıslahı
TERKİP VE İNŞA DERGİSİ 3. YIL MEVZU HARİTASI yazısına devam et

Kumarbaz Cumhuriyetin Murdar Millî (!) Piyangosu

Kumarbaz Cumhuriyetin Murdar Millî (!) Piyangosu

Devlet eliyle kumar oynatmanın adıdır “Millî Piyango Çekilişi.” İnsanımızın ahlâkını yozlaştıran bir mihrak arıyorsanız “Millî Piyango İdaresi” ne gidin. Cühelâ zümresinin parasını murdar eden “yasal” bir kumar odağıdır.

Dinimizce haram sayılan piyango çekilişi Kumarbaz Cumhuriyet eliyle resmîleştirilmiş bir kumar türüdür. Millî Piyango İdaresi M. Kemal tarafından projelendirilmesinin ardından 5 Temmuz 1939’da Hava Kuvvetleri’ne sözde yardım maksadıyla kurulur ve ilk çekiliş Cumhuriyet oligarşisinin tâlimatıyla 19 Mayıs 1940 Törenleri’nde yapılır. Sonra “Şans Oyunu” reklâmlarıyla bütün cemiyete musallat edilir.
Kumarbaz Cumhuriyetin Murdar Millî (!) Piyangosu yazısına devam et

CAMİNİN MÜESSESELEŞTİRİLMESİ PROJESİ

CAMİNİN MÜESSESELEŞTİRİLMESİ PROJESİ

(Terkip ve İnşa dergisi 20. sayı)

CAMİ-CEMİYET-HAYAT TASAVVURU
*İslam şehrinin merkezi camidir
“Şehir merkezi” tabiri, bir müddetten beri işyerlerinin yoğunlaştığı nokta olarak anlaşılmaya, şehirlerde bu anlayışa göre kurulmaya başlandı. Osmanlıdaki şehir planlaması, “cami-i kebir”i yani ulu camii merkez alırdı ki bu tatbikat Medine’deki Mescid-i Nebevi ile mutabıktı.
Şehrin merkezinde ne olduğu ile ilgili ve sınırlı bir meseleden bahsetmiyoruz, şehir anlayışının merkezinde ne olduğunu izah etmeye çalışıyoruz. İslami hayatın merkezi ubudiyettir, öyleyse İslam şehrinin merkezi camidir.
Ulu caminin şehir merkezinde olması, mekan haritasıyla sınırlı bir mesele değil, caminin hayatın merkezi olmasıyla ilgili bir bahistir. İslam cemiyeti, günde beş vakit camide cem olur ve oradan tekrar hayata döner. İslam cemiyetinde hayat, cami ekseninde deveran eder.
Cami, İslam cemiyet ve şehrinde, sadece namaz kılınacak bir mekan tertibi değil, içtimai meselelerin istişare edileceği, kararların ve tedbirlerin alınacağı, tatbikatın oradan başlayacağı içtimai karargahtır.
CAMİNİN MÜESSESELEŞTİRİLMESİ PROJESİ yazısına devam et

Klasik Dönem Osmanlı Tedrisatı ile Türkiye’nin Eğitim Anlayışının Farkı

KLASİK DÖNEM OSMANLI TEDRİSATI İLE TÜRKİYE’NİN EĞİTİM ANLAYIŞININ FARKI

(Terkip ve İnşa dergisi 20. sayı)

Anadolu halkı Osmanlı devletinin bakiyesidir. Yaklaşık 93 yıldır kurulmuş olan Türkiye cumhuriyeti hızla akıp giden bu çağda hala kuruluş devrini tamamlayıp yükseliş devrine geçememiştir. Bunun yegâne sebebi dâhili ya da yapısal meselelerdir. Siyasi bünye ile sosyolojik bünye arasındaki fikirsel ve kültürel çelişkiler ülkenin gelişimini yavaşlatmıştır. Nitekim bir ülkeyi güçlü ya da zayıf yapan şey genç nesillerin eğitimidir. Bu meyanda zirveye çıkmak isteyen bir milletin geçmişten ders alması gerekir. Dolayısıyla geçmişte zirveye ulaşmış Osmanlı gibi büyük bir numuneye sahip olanın talihini fark etmek lazımdır. İşte bunun için Türkiye’nin eğitim anlayışı ile Osmanlı’nın klasik dönem eğitim anlayışını mukayese etmek suretiyle ikisi arasındaki farkları ortaya koymak ve eğitim anlayışımızı buna göre yeniden gözden geçirmek gereklidir.
Klasik Dönem Osmanlı Tedrisatı ile Türkiye’nin Eğitim Anlayışının Farkı yazısına devam et

İÇTİMAİ MEKANLARI SOHBET MECLİSİ HALİNE GETİRMEK

İÇTİMAİ MEKANLARI SOHBET MECLİSİ HALİNE GETİRMEK
Misafirliğin bir de tedrisat ciheti vardı, onu da unuttuk. İçtimai irtibat ve münasebet mekanları, aynı zamanda tedrisatın vesilesiydi. Misafirlik, içtimai münasebet çeşitleri içinde tedrisat yoğunluğu ciddiye alınacak kadar ileri derecedeydi. Çünkü misafirlikten maksat, çoğunlukla sohbetti, sohbet ise en derin ve en müessir tedrisat usullerimizin başında geliyordu.
Misafirlik neredeyse sıfıra indi, artık misafir kabul etmeyen, misafirliğe gitmeyen bir hayatın içine düştük. Fakat misafirlik aynı zamanda yoğun içtimai münasebet yoluydu, misafirlik bitti ama içtimai münasebet ihtiyacı ortadan kalkmıyor. Evlerimizi büyüttük ama içtimai münasebeti evlerimizin dışına ittik. Büyük misafir odalarımız (salonlarımız) var ama boş… Özet olarak, içtimai münasebetlerimizi evin dışına, dış mekanlara taşıdık. İçtimai münasebetlerimizi dış mekanlara taşımak, özü itibariyle iyi bir şey değil. Bunu unutmadan söylemek lazım ki, dış mekanları da kendi rengimize boyamamız şart. İÇTİMAİ MEKANLARI SOHBET MECLİSİ HALİNE GETİRMEK yazısına devam et

TEDRİSAT MÜESSESELERİNİ ÇEŞİTLENDİRMEK

TEDRİSAT MÜESSESELERİNİ ÇEŞİTLENDİRMEK

(Terkip ve İnşa dergisi 20. sayı)

İlim, bilginin nizami tertibidir. Tedrisat da, ilmin insana nizami intikalinin sağlanmasıdır. Bu sebeple mektep ve medrese nizamı fevkalade hassas ve mühimdir. İlim telakkisi, medrese nizamı ve tedrisat usulü üzerinde kolayca ve umursamazca değişiklikler yapmak cinayettir. Bu ölçü ve hassasiyet muhafaza edilmek şartıyla söylüyoruz ki, tedrisat müesseselerini çeşitlendirmek gerekir.
Medresenin hassas bir nizami tertibe tabi tutulması lüzumu, onun tek bir çeşide mahkum edilmesi manasına gelmemelidir. İlimlerin tasnifine göre kurulacak medreseler, her ilim mecrası ve seviyesine göre farklılık arz eder, etmelidir. Bu mesele, medreselerle ilgili kısmıdır, bizim üzerinde durmak istediğimiz mevzu ise medrese dışındaki tedrisat müesseselerinin çeşitlendirilmesidir.
* TEDRİSAT MÜESSESELERİNİ ÇEŞİTLENDİRMEK yazısına devam et

İÇTİMAİ TEDRİSATI YAYGINLAŞTIRMAK

İÇTİMAİ TEDRİSATI YAYGINLAŞTIRMAK

(Terkip ve İnşa dergisi 20. sayı)

İlme ihtiyaç duymak başka bir şey, ilim adamı olmak başka bir şey… İlim adamı yetiştiren tedrisat, medresededir. Medrese dışındaki tedrisat mecralarından da ilim adamı yetişebilir ama medresenin murakabesinden geçmesi şarttır.
İlim, alimle kaimdir, bu sebeple medreseler ilim adamı yetiştirecek tedrisat faaliyetlerine azami dikkat göstermelidir. Fakat bir de insanların ve hayatın ilme ihtiyacı var, çünkü hayat ilimle kaimdir. İçtimai tedrisatı yaygınlaştırmak, hayatın muhtevasındaki ilim, irfan ve tefekkür yoğunluğunu artırmak için tek yoldur.
Meselenin sırrı burada… Hayatın muhtevasındaki ilim, irfan ve tefekkür yoğunluğunu artırmak… Türkiye’nin mevcut şartlarında hayatın muhtevasına ilim zerk edilmez, bu umursanmaz bile… Sadece meslek öğretimi yapılması, hayatın tamamen ilim, irfan ve tefekkürden uzaklaştırılması anlamına geliyor.
* İÇTİMAİ TEDRİSATI YAYGINLAŞTIRMAK yazısına devam et

Kalbiniz kışa dönmüşse baharla diriltin

Kalbiniz kışa dönmüşse baharla diriltin

Kalbiniz kışa dönmüş, karanlık ve soğuk, yâni menfi elemlerle dolu bir mevsim hüküm sürüyorsa, ruhunuz ve gönlünüz kış mevsiminden bizar düşüp harap olmuşsa, kalbinizi baharla âbad etmeniz gerek.

Bahar, Allah’ın güzel isimlerinin bir tecellisidir. Edebiyatımızda hem mecazi, hem hakiki mânasıyla “Sevgili” nin güzelliği, yâni hüsnü “bahar” mevsimine benzetilir. Bahar gül açılınca gelir. Efendimiz s.a.v’ın remzi olan gül seher vaktinde sabâ yelinin ulvî serinliğinin dokunuşuyla açılır. Gönlümüzde Efendimiz s.a.v.’ın sabâ yeli esmiyorsa içimizde bahar yok demektir. İlâhî yâni ebedî baharı içinde bulanlar bahtiyardır…
Kalbiniz kışa dönmüşse baharla diriltin yazısına devam et

İÇTİMAİ TEDRİSAT

İÇTİMAİ TEDRİSAT

(Terkip ve İnşa Dergisi 20. sayı)

İnsanın talim ve terbiyesini,(Batı için eğitim ve öğretimini) belirli bir yaşa hasretmek, batı uygarlığına mahsus bir anlayış ve yanlıştır. Batı’nın zihni işgali sonucu, kendi kadim müktesebatımızdan koptuğumuz için, asırlardır birikmiş tecrübeyi terk ettik. Hayat boşluk kabul etmediği için, insanın talim ve terbiye süreçlerini, batı uygarlığından ithal etmeye başladık. Pozitif bilim temelinde şekillenen batı kaynaklı müfredat, bizi kendi merkezimizden alabildiğince uzaklaştırdı. Eşya ve hadiseleri kavrayış tarzımızdan birçok meseleye kadar, temel telakkilere yaklaşımımız batılı aklın (pozitif aklın) bakışına uygun hale geldi. İÇTİMAİ TEDRİSAT yazısına devam et

OSMANLI’DA MEDRESE

OSMANLI’DA MEDRESE

(Terkip ve İnşa dergisi 20. sayı)

Medrese bir eğitim kurumu olarak Selçuklular zamanında boy göstermeye başladı. Ünlü vezir Nizamülmülk bu işe öncülük ettiği için genellikle onun adına kuruldu ve adına da Nizamiye medreseleri dendi.
Selçuklu devleti İran topraklarında kurulduğu için İran kültürünün etkisinde kalmış bu yüzden Nizamiye medreselerinde Farisi kültürü hakim olmuştu. Bu yüzden Selçuklu devletinin yönetici kadrosu kültürel dezenformasyona uğramış ve Farisileşmiş kişilerden oluşmuştu. Bu kişilerin devlete bağlılığı ve sadakati oldukça sınırlı olmuştu.
Osmanlılar ilk medreseyi Orhan Bey zamanında İznik’te Orhaniye medresesi adıyla açarken bunun eğitim dilinin Arapça olmasına ama eğitimde Türklük ve İslam geleneklerinin baskın olmasına azami özen göstermişlerdi. Osmanlılar büyük devlet olmanın büyük insanlar yetiştirmekten geçtiğine inandıkları için eğitim ve medrese işine azami özen göstermişlerdi.
Bursa alınınca açılan Muradiye Medreseleri yüzlerce şubesi ile eğitimi tabana yaydı. İstanbul alındıktan sonra da Semaniye medreseleri en önemli ilim merkezi oldu. OSMANLI’DA MEDRESE yazısına devam et

“Aman” diye kimi çağırmalı?

“Aman” diye kimi çağırmalı?

Modern zihniyetle malûl olanlar günde birkaç kez kullandıkları “Aman Yâ Rabbî” ifadesindeki “Aman” ın asıl mânasını ve sığınmak, yardım istemek mânasına gelen “Aman’a düşmek” deyimini bilmeden kullanıyorlar.

Eskiden dervişlerin, “Aman” dileklerini Şah Hatayî’nin “Aman hey erenler mürüvvet sizden / Öksüzem garibem amana geldim…” mısralarıyla duyurmaları mecazi, yâni dünyalık değildi. “Amana gelmeleri”, erenlerden, velilerden mânevî yardımdır…
Başımız darda olduğunda değil, her adımda “Aman aman” diye zikretmek gerek. Üstad Necip Fâzıl, “Aman” şiirinde zamanın kötüye gidişini, insanların doğru yoldan ayrılışlarını “Aman efendim aman! / Gâliba ahir zaman / Manzarası yurdumun…” diye seslendirmişti.
“Aman” diye kimi çağırmalı? yazısına devam et

CAMİLERİ TEDRİSAT MEKANI HALİNE GETİRMEK

CAMİLERİ TEDRİSAT MEKANI HALİNE GETİRMEK

(Terkip ve İnşa dergisi 20. sayı)

Batılılaşmanın, devletin temel siyaseti, cemiyetin ana mecrası, fertlerin zihni merkezi haline gelmesiyle birlikte, İslam’a ait her kıymet, maksadının hilafında bir mahiyete inkılap etmiştir. ALLAH’ın halifesi olan insanın kendisine lütfedilen değeri idrak nispetinde kulluğunu izhar ve tatbik edeceği camiler, esas mahiyetinden uzaklaştırılmıştır. İslam dairesinde yer alan bir millet için cami, merkezi bir hüviyet ihtiva eder. ALLAH’a kulluk etmek için yaratılan insan, ibadetle mükelleftir.
“İbadetin zirvesi namaz, namazın zirvesi ise secdedir.” Cami, Müslümanlar için ibadetin zirveleşmesi, bu zirvenin, yani ibadetin “remzi”dir. İbadetle boyanan insan İslam’ın muhteva yekununu anlama cihetinde ilk önemli adımı atmıştır. İbadete sarılan Müslüman kendisinde saflaşan iman muharrik kuvvetiyle “İslam irfanını” kendisinde ve hayatta gerçekleştirebilmenin kudretine ve ufkuna sahip olacaktır. CAMİLERİ TEDRİSAT MEKANI HALİNE GETİRMEK yazısına devam et

İSLÂM MEDENİYETİNDE HÜZÜN SÜNNETLERİN EFENDİSİDİR

İSLÂM MEDENİYETİNDE HÜZÜN SÜNNETLERİN EFENDİSİDİR

(Terkip ve İnşa dergisi 20. sayı)

Düz mânasıyla hüzün, kalp üzüntüsü, gam ve keder gibi iç ve dış sıkıntının tesirinden dolayı hissedilen ruhî ve fizikî acılardır. Hüzünden muradım olan târif ise, mânevî kayıp ve eksiklerden dolayı hissedilen ıstırap ve hasretlere istinat eden tasavvufî hâllerden bir “hâl”dir. Tasavvuf ehli hüznü, neşe, sevinç ve sürûrun mukabili olarak bilip gönlüne koyar.
Evvelemirde, hüzünle ahbap olmak isteyenler lügatimizde hüzünden meydana gelen şu kelimelerle akraba ve hâldaş olması gerek: Hüzn-âlûd: Hüzünlü, kederli, kaygılı. Hüzn-âmiz: Hüzünle, gamla, kederle karışık. Hüzn-âver: Hüzün getiren, hüzün veren. Hüzn-efzâ: Hüzün, gam, keder artıran. Hüzn-engîz: Hüzün koparan. Hüzzâm: Türk mûsikisinde koyu hüzün arz eden bir makam adıdır. İSLÂM MEDENİYETİNDE HÜZÜN SÜNNETLERİN EFENDİSİDİR yazısına devam et

Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır

Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır

İstanbul Beşiktaş’taki 44 şehidin ardından Kayseri’den gelen 14 şehidimizin haberi yürekleri dağladı.
Gün, vatan ve şehitler günüdür. Din ü devlet mülk ü millet için kıyama duralım!
Ey Türk Ülkesi’nin sahipleri! Kardeşlerin bir bir şehit olup geliyor.
Ey Türk askeri! Ey Türk polisi! Vakit kışlalarda kışlamanın vakti değil.
Şehitlerin kanı yüzümüe değiyor, canımız acıyor, şühedanın ruhu yüreğimizi sızlatıyor.
BU GELEN ŞEHİTLER KİMLERDİR?
Bu gelen şehitler kimlerdir? Bilir mi Vatan-ı İslâmiyye şuurundan mahrum zümreler? Bu ülkenin kremasını yiyen mütegallibe beyaz zümrelerin, liberal-laikçi seçkinlerin, nemelâzımcıların, lüpçü ve eyyamcıların umurlarında mıdır niçin şehit oldukları?
Vurun askerler vurun PKK’lıları! Gün vatan ve şehitler günüdür. Şüheda adına vurun Allah aşkına! Tekbir eşliğinde bütün savletinizle vurun PKK kâfirine! Vurun ki bitsin bu belâ.
Peygamber ocağı olan Türk ordusunun varlığı bombalanıyor. ABDHDPKK denen kahpe câniler fütursuzca saldırıyor. Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır yazısına devam et

MEDRESESİZ TEDRİSAT

MEDRESESİZ TEDRİSAT
İlim ve tedrisatın temel hususiyeti muhakkak ki tertipli ve nizami olmasıdır. Bu sebeple ilim medresede imal ve muhafaza edilir. Bu çerçeve asla unutulmadan, tedrisatın medreseye mahkum edilmemesi ve medrese dışı tedrisat müesseseleri, mekanları, meclisleri oluşturmak gerekir.
İlmi muhafaza ederek tedrisatı medrese dışına taşımak fevkalade zordur. Zor olması, vazgeçmemizi gerektirmez, zira ilmi ve tedrisatı medreseye mahkum etmek, halkı bir nevi cahil bırakmak, cahilliğe mahkum etmek olur.
*
Tedrisatı medrese dışında da mümkün kılmanın altyapısı nedir? Madem medrese dışında da tedrisat meselesi şarttır öyleyse bunun altyapısı üzerine çalışmak gerekir. MEDRESESİZ TEDRİSAT yazısına devam et

MEDENİYET AKADEMİSİ TANITIM DOSYASI

MEDENİYET AKADEMİSİ

1-Dergi neşriyatı
2-Merkezler
3-Projeler
4-Teklifler
5-Kitabiyat (Külliyat)

1-DERGİ NEŞRİYATI
*Terkip ve İnşa dergisi 21. Sayı yayınlandı
*Karargah Anadolu dergisi Ocak 2017 de yayına başlayacak
*Fikir Kadro Hareket dergisi Ocak 2017 de yayına başlayacak

2-MERKEZLER
*Medeniyet araştırmaları merkezi
*Stratejik düşünce merkezi
*Adalet merkezi

3-PROJELER MEDENİYET AKADEMİSİ TANITIM DOSYASI yazısına devam et

MEDRESEDEKİ TEDRİSAT

MEDRESEDEKİ TEDRİSAT

(Terkip ve İnşa dergisi 20. sayı)

Medrese, ilmin ana rahmidir. İlim orada keşfedilir, orada telif edilir, orada terkip edilir, tedrisatı orada yapılır. Tedrisat, medresenin vazifelerinden sadece birisidir, medrese tedrisattan ibaret hale geldiği günden itibaren gerilemeye, çürümeye ve çökmeye başlamıştır.
Medresenin birinci vazifesi, ilmi keşif, telif ve tertip etmektir. Zaten medresedeki esas tedrisat, mevcut ilmi müktesebatın talebeye ezberletilmesi ve öğretilmesi değildir. Medreselerde mesleki tedrisat olması da mümkündür ve bunlar ayrıdır. Esas ilimlerle ilgili tedrisat, ilmin keşif, telif ve tertip süreçlerinin talebe tarafından idrak edilmesini mümkün kılmak içindir. Bunu mümkün kılan tedrisat ise, ilmin keşif, telif ve tertip sürecini müderris ile talebenin birlikte gerçekleştirmesidir. Çünkü ilim tariflerinin en özlü ve hakikate en yakın olanı, “İdrak”tir. Kısaca ilim, idraktir. Öyleyse medreselerdeki ilmi tedrisat; idrak süreçlerini, talebenin kalbi ve zihni evreninde, ilmi usuller çerçevesinde idare edebilmesinin ruhi ve akli altyapısını inşa etmektir. İdrak süreçlerine vakıf olamayan, idrak süreçlerini sevk ve idare edemeyen, bunun tabii neticesi olarak idrak ve tefekkür faaliyetini gerçekleştiremeyen talebe, ilmi tedrisata tabi tutulmuş olmaz. MEDRESEDEKİ TEDRİSAT yazısına devam et