Aylık arşivler: Ocak 2017

MEDENİYET TASAVVURUNDA ÜÇ SÜTUN

MEDENİYET TASAVVURUNDA ÜÇ SÜTUN

(Terkip ve İnşa dergisi 2. sayı)

İslam medeniyet tasavvurunun merkezi mevzuu “insan”dır. Fertte, “insan tabiat haritasının” insani bölgesinde ikameti tabii hale getirecek şahsiyet inşası, meselelerin meselesidir. Şahsiyet; cemaat, cemiyet, ümmet güzergahındaki terkip ve inşa faaliyetinin temel taşıdır. Şahsiyet yoksa “sürü” vardır ve yanlış mercilere mutlak itaati itiyat haline getirir. Şahsiyet olamamış nefse bağlı kişilikler ise isyanı kutsar ve hem itaat ahlakına hem de isyan ahlakına sahip olamaz. Şahsiyet, İslam’a muhatap olmanın ferdi terkibidir ki içtimai örgünün de reşit unsurudur.
* MEDENİYET TASAVVURUNDA ÜÇ SÜTUN yazısına devam et

MEDENİYET TASAVVURU VEYA BÜYÜK TERKİP

MEDENİYET TASAVVURU VEYA BÜYÜK TERKİP

(Terkip ve İnşa dergisi 2. sayı)

Kainat, varlığın sayı ve çeşit cümbüşüdür. Sayısız miktar ve çeşitten meydana gelen kainat, her safhada, derecede, seviyede ya “bir” halindedir, ya da “bir” menziline doğru hareket etmektedir. Bir elmadır veya çok elma bir elma ağacıdır. “Bir” gezegendir veya çok gezegenlerin oluşturduğu “bir” yıldız (güneş) sistemidir. Bir yıldızdır veya çok sayıda yıldızın oluşturduğu “bir” galaksidir. Bazen tertiben “bir”dir, çok sayıdaki varlık tertip edilmiş ve “bir” varlık çeşidini oluşturmuştur. Bazen terkiben “bir”dir, proton, nötron, elektrondan mürekkep “bir” atomdur. Bazen tanzimen “bir”dir, çok sayıda insan bir araya gelmiş, “bir” cemaat veya “bir” cemiyet veya “bir” devlet olmuştur. Varlık, “bir”den başlar, “bir”e doğru akar. Kainat, “bir” ile başlayıp, “bir”e doğru akışın hareket ve manevralarından ibaret varlık ve vakıalar cümbüşüdür. MEDENİYET TASAVVURU VEYA BÜYÜK TERKİP yazısına devam et

Cezbe hâlinde misiniz?

Cezbe hâlinde misiniz?

Cezbe ve vecd bezm-i elest’te kendini bilen insana bahşedilmiş ikiz kardeş kelimelerdir. Cezbe vecde göre daha güçlü. Elest meclisinde bütün ruhlar ulvî sarhoşluk hâlindeyken hem “evet”, hem “dert, ıstırap” mânasına gelen “belâ” sözüyle “Sevgili” den ayrılışın hüznüne gark olurlar ve o gün bugündür cezbe ile vuslata ermeye çalışırlar.

Bu ulvî hicrandan dolayı tasavvuf ehli dünya hâllerinden uzaklaşmak ve “Sevgiliye” kavuşmak için yola cezbeli çıkmayı tavsiye ediyor. Bundandır ki Yunus Emre Hazretleri yolun başında cezbesizliğinden şikâyet eder: “Cezbe-i aşk olmayınca neylesin şeyhim beni…”

CEZBEDE MUHABBET VAR, KANIN ATEŞLENMESİDİR
Cezbe hâlinde misiniz? yazısına devam et

MEDENİYETİMİZE KASTEDEN MEDENİYETSİZ CUMHURİYET

MEDENİYETİMİZE KASTEDEN MEDENİYETSİZ CUMHURİYET

(Terkip ve İnşa dergisi 2. sayı)

Semâvî dinlerini hayat nizamlarından tart eden bir düşüncenin ve “bilimin uygarlığı” mânasına gelen laik/seküler ve pozitivist muhtevaya sahip Batı “uygarlığı” ile Medine medeniyeti temelden birbirinin zıddıdır ve uyuşması gayr-ı kabildir.
Medeniyetin ’Medîne’ kelimesinden türetildiğini, aslı Yesrib olan yerin, Efendimiz’in (İslâm’ın) gelmesiyle Medîne olduğunu, Medîne kelimesinin de ‘deyn’ yani ‘din’ kelimesinden türetildiğini, dînin bir sorumluluk düzeni getirdiğini, yâni dînin ölçüleri istikametinde sorumluluk içinde hareket eden mütedeyyin insanların Medîne’yi yâni medeniyeti inşâ etiğini”…
Medeniyetin, ilim ve eğitim müesseselerine, umran ve şehir hayatına, eşya ve hâdiselere yekpare olarak İslâm’ın bakışının, yâni Kur’an ve Sünnet esaslarının damgasını vurduğu bir tekamül olduğunu târif ettikten sonra Cumhuriyetin medeniyet sahibi olmadığını kolayca anlayabiliriz.
İslâm şehir mimarisini ideolojik olarak reddettiği gibi mevcudu da yok etmeye çalışan, “Medinetü’l Fazıla” dan doğan medeniyetimizin en temel unsuru olan câmi aidiyeti ve düşüncesi olmayan Cumhuriyetin medenî olduğu söylenebilir mi? MEDENİYETİMİZE KASTEDEN MEDENİYETSİZ CUMHURİYET yazısına devam et

Hümâ kuşu yahut himmet hümâları

Hümâ kuşu yahut himmet hümâları

Tasavvuf edebiyatımızda cennet kuşu olarak da adlandırılan hümâ, yedi kat göğün üzerinde dolaşması, Allah katına kadar gidip gelen yâni mânevî âlemden haber getiren kuş olması sebebiyle erişilemeyecek ulvî yüksekliğin sembolüdür.
Yüreğimizi alıp mâveraya kanatlandıran Hümâ Kuşu türküsünü hatırlayın:

“Hümâ kuşu yükseklerden seslenir / yar koynunda bir çift suna beslenir (yavru yavru) / Sen ağlama kirpiklerin ıslanır / Ben ağlayım ki belki gönül ıslanır.”

Tasavvuf menşeli türkü, şiir ve menkıbelerimizde hümâ kuşu gönül ülkesinin “Sevgilisi”ne dair benzetme sanatıdır. Âşığına merhamet etmeyen ve gönlü yükseklerde uçan “Sevgili, hümâ kuşuna benzetilir. Hümâ’ya nasıl ulaşılmazsa, “Sevgili” ye de ulaşılmazlık aynıdır. Tasavvufî şiirlerinden bestelenen türkülerimizi dinleyenler bilirler:
Hümâ kuşu yahut himmet hümâları yazısına devam et

Türk adını taşıyan dergide Anıtmezarın işi ne?

Türk adını taşıyan dergide Anıtmezarın işi ne?

Bir zamanlar dostâne yazılarımızla bazı Türkçü kuruluşların Türklük anlayışları Batılı seküler ve Atatürkçü düşüncelerle malûldür, diyerek tenkit ettiğimizde Türk düşmanı ve antiatatürkçü olduğumuz ilân edilmişti… “İsmini not ettik, ileride görüşürüz…” şeklinde sayısız mesaj atıp tehdit mektupları yazmışlardı… Türklük dâvamızı anlamışlar veya işlerine gelmemişti.

Tenkitlerimizin ana fikri hülâsa ifadelerle şöyleydi:
Batılı laik zihniyet kalıplarıyla yapılan Türkçülük hareketinin Türklük anlayışı ârızalıdır. İslâmlaşmış Türklük kimliğimize uymayan eklektik Türkçülük fikrinin millet yapımıza faydası olmaz…
Türk adını taşıyan dergide Anıtmezarın işi ne? yazısına devam et

İSLAM MEDENİYET TASAVVURU

İSLAM MEDENİYET TASAVVURU

(Terkip ve İnşa dergisi 2. sayı)

İnsan tabiat haritası, mahlukat aleminin en aşağısından en yukarısına kadar tüm çeşitliliği muhtevidir. Her varlık, kendi tabiatına mahkumdur, tabiatını aşması beklenmez, tabiatını aşıp başka bir varlığa dönüşme istidadından bahsetmek, evrim teorisini kabul etmektir. Hayvan ne olursa olsun, ne yaparsa yapsın, nasıl bir eğitime tabi tutulursa tutulsun, tabiat haritasının alt ve üst sınırını aşamaz, dolayısıyla hayvan olarak kalır. İnsan ise yaratılmış tüm varlık çeşitlerinin tabiatını cem eden ve ayrıca ve münhasıran “insani” hususiyetleri de ihtiva eden tek varlık cinsidir.
Her varlık kendi tabiatıyla doğar, kendi tabiatına mahkumdur, kendi tabiatı ile yaşar ve ölür. Varlık çeşitlerinin büyük bir kısmı eğitime ihtiyaç duymadan, tabiatında mevcut olan “yapma istidadı” ile hayata başlar. Tabiatına mahkum olduğu gibi, tabiatına uygun davranmak, yaratılış maksadını yerine getirmesi için kafidir. İnsan bu hükmün istisnasıdır, zira insan, mahlukatın tamamının tabiatını cem ettiği için, tabiat haritasının “insani bölgesi”ni keşfetmek, orada ikamet etmek, o sınır içinde bir hayat yaşamak durumundadır. Bu sebepledir ki, dünyaya gelen insan talim ve terbiyeye tabi tutulmalı, tabiat haritasındaki “insani bölge”de kalmasını, orada yaşamasını, oradan çıkmamasını temin eden bir ahlak iktisap etmelidir. Anlaşılacağı üzere insan, dünyaya insan istidadı ile mücehhez olarak yani “potansiyel insan” olarak gelir, “insanileşme süreci” dediğimiz talim ve terbiyeden geçer, tabiat haritasındaki “insani bölge”de bir hayat kurarak insanlaşır. İnsanın, kainattaki diğer varlık çeşitlerinin aksine dünyaya hazır halde gelmemesi, aciz olarak gelmesi, bir taraftan büyürken diğer taraftan talim ve terbiyeye muhtaç olması, özü itibariyle “insanileşme sürecini” yaşamasını, hem mümkün kılar hem de buna mecburdur. İSLAM MEDENİYET TASAVVURU yazısına devam et

Siyasî ömrü biten CHP millet/devlet istikrarını baltalıyor

Siyasî ömrü biten CHP millet/devlet istikrarını baltalıyor

Eceli gelen keçi çobanın ekmeğini yer, misali CHP, Türkiye’nin yakın geçmişte yaşadığı koalisyon hükümetler istikrarsızlığından bir nebze de olsa istikrara kavuşacağı ümit edilen başkanlık oylamasını engellemek için her haltı işlemeye başladı.

Son günlerini yaşayan CHP giderayak devlet ve millet istikrarını baltalamaya başladı. Ben sonra tufan diyerek akla gelmedik fitne fesat çıkartıyor.
Vesayet dönemlerinde iktidar kaldığı müddetçe millete kan kusturan, kıtlık yaşatan, dinî hayatı kısıtlayan CHP başkanlık sistemiyle kıyamete kadar iktidar yüzü göremeyeceğini anlamış olmalı ki, sağa sola saldırıyor, kışkırtıcılık yapıyor ve son çırpınışları oynuyor.
Siyasî ömrü biten CHP millet/devlet istikrarını baltalıyor yazısına devam et

MEDENİYET-İ SAHİHA

MEDENİYET-İ SAHİHA

(Terkip ve İnşa dergisi 2. sayı)

İslâm adına, seküler bir din mevkiine konulduğu gerekçesiyle reddedilirken de, teknolojik gelişme, iktisadî refah ve konfor imkânı olarak görülüp iştiyakla benimsenirken de Batı’dan mülhem bir medeniyet tasavvurundan yola çıkıldığını gözden kaçırdığımız için, medeniyet meselemiz iki asra yakın bir zamandır kıyl ü kaal mevzuu olmaktan öteye götürülemedi. Medeniyetin kelime manasıyla Batı’daki civilisation (sivilizasyon)’a denk düşmesi, hatta hususen sivilizasyonu karşılamak üzere sonradan türetilmesi ve nihayet İslâm coğrafyasında son iki asırdır modernleşmek suretiyle yürütülen temeddün tarzı, medeniyet ile sivilizasyonun aynı şey olduğu fikrini tartışmasız bir doğru gibi kafalara yerleştirdi. MEDENİYET-İ SAHİHA yazısına devam et

AHLAK BEYANNAMESİ

AHLAK BEYANNAMESİ

Karargah Anadolu dergisinin 1. sayısının kapak konusu AHLAK BEYANNAMESİYDİ, beyannamenin şerh edilmiş hacimli hali de kitap eki olarak verildi. Dergimiz, Ocak ayının onunda okuyuculara dağıtıldı.

Ahlak Beyannamesi, aynı zamanda Türkiye’de olmak üzere milletlerarası bir AHLAK ŞURASI kurulması teklifinde de bulunuyor. Türkiye için dünya çapında bir “İNSANLIK VE AHLAK HAREKETİ” başlatabilmenin muhteva ve müessese teklifi mahiyetindedir.

Ahlak Beyannamesinin tanıtılması, yayılması, gündeme getirilmesi gerek. Ankara’nın meseleye vakıf olması, lüzumunu ve kıymetini anlaması ve harekete geçmesi elzem.

* AHLAK BEYANNAMESİ yazısına devam et

HAMLE ZAMANI

HAMLE ZAMANI

(Terkip ve İnşa dergisi 1. sayı)

Batı uygarlığı, kendi akli (pozitif), siyasi, ekonomik ve felsefi formasyonunu tamamlayarak, modernitesinin arka planını oluşturmuştur. Uygarlığının özünde sömürgecilik olan batı, yeryüzü cenneti oluşturma iddiası ile ortaya çıkmış ve dünyayı işgal ederek, yeryüzünü kana bulamış sömürmüş ve gözyaşına boğmuştur.
Batı maddi kalkınmışlığının da etkisiyle insanlığı etkilemiştir. Kendi dışındakilere maddi kalkınmayı sağlayabilmeleri için, batı içi (paradigma) akıl ve bilgi telakkilerini araç olarak önermiş, kalkınmanın ön şartı olarak kendi paradigmasını evrensellik adı altında sunmuştur. Bu durum, kültürel emperyalizmi oluşturmuş ve azmanlaştırmıştır. HAMLE ZAMANI yazısına devam et

MEDENİYET HAMLESİNİN BAŞARISIZLIK İHTİMALİ

MEDENİYET HAMLESİNİN BAŞARISIZLIK İHTİMALİ

(Terkip ve İnşa dergisi 1. sayı)

Medeniyet hamlesinin başarısızlık ihtimali var mıdır? Bu sorunun cevabını aramak, hangi ihtimallerde başarısız olacağını bulmak, başarısızlık halinde etkisinin ve sonucunun ne olacağını araştırmak bana düştü. Bu vazifenin bana düşmesini talihsizlik olarak kabul ediyorum. Ne ki, tuvalet temizlemek de olsa, vazife vazifedir.
Medeniyet hamlesinin başarısızlık ihtimalini iki kategoride değerlendirmeliyiz. Birincisi, kim başlatırsa başlatsın, nerede (hangi ülkede) başlarsa başlasın, ümmetin medeniyet hamlesinin başarısız olma ihtimali değerlendirilmelidir. İkincisi ise, bizim başlattığımız (başlatmak istediğimiz) medeniyet hamlesinin başarısız olması halinde ortaya çıkacak sonuçların değerlendirilmesidir.
* MEDENİYET HAMLESİNİN BAŞARISIZLIK İHTİMALİ yazısına devam et

ÇOĞALIYORSUNUZ EY DOST!

Çoğalıyorsunuz ey dost!
Fikir Dükkânından üniversiteye çoğalıyorsunuz ey dost!
Genç dimağlara ilim, fikir ve edebiyat dâvamızı anlatmak için…
Üdebanın ilmiye ile, şuaranın urefa ile buluşması gibi…
Buluşuyorsunuz bir adreste…
Irmağın ırmakla, yıldızın yıldızla
Buluşmasındaki kuvvet ve ışık gibi…
Hayırlı vak’a buna denir…
Gurbete gidende,
Yanıbaşımızda olanda
Buluşurmuş sabredince.
Aynı dili konuşanların, yâni benzerlerin buluşması bu…
Benzerler arasında cazibe ve kuvvet vardır.
Cazibeleri aynı Fikir Dükkânından,
Aynı yolun yolcusu oluşlarındandır.
Fütuhatın yol açıcısı İsmail Göktürk’tür.
ÇOĞALIYORSUNUZ EY DOST! yazısına devam et

MEDENİYET HAMLESİ İÇİN TEMEL KAVRAYIŞ

MEDENİYET HAMLESİ İÇİN TEMEL KAVRAYIŞ

(Terkip ve İnşa dergisi 1. sayı)

Medeniyet, bir dünya görüşünün nazari çerçevedeki üretimleri ile ameli sahadaki yapıp ettiklerinin toplamına verilen isimdir. İslam ve İslami dünya görüşü; insan, hayat ve varlık ile ilgili her konuyu kendi merkezinde ve kendi esaslarıyla izah eder. En küçük bir konuda bile kendi dışından ithal fikir ve ölçü talebi yoktur ve bütün sızmalara karşı da teyakkuz halindedir, bu nedenle eklektizm İslami dünya görüşünün zehiridir. Öyleyse Müslümanların dünyada yeni bir medeniyet hamlesi başlatması, her meseleyi kendi merkezlerinde izah ve inşa etmektir ki, bu teşebbüsün neticesi yeni bir dünya kurmaktır.
*
Batının en büyük hakimiyet manivelası, epistemolojik evrenini, “bilimsellik” kılıfıyla tüm dünyaya pazarlaması ve dünyanın da bunu, batıdan bağımsız olarak “doğru” bilgi ve bilim kavrayışı olarak kabul etmesidir. Batının epistemolojik evreninin kabulü, dünyanın en derin anlamda işgale uğramasıdır ve ilginç olan nokta ise bunun bir işgal olduğunu bilmemesi, anlayamamasıdır. Bilmediğimiz işgale karşı mücadele etme imkanımız olmadığı için, batıya karşı cephede savaşırken, cephe gerisinde ona lojistik destek veriyoruz. Dünyadaki tüm üniversiteler, batı ile batının bilgi ve bilim evrenine uygun şekilde “bilimsellik” yarışına girmiş durumda. Hangi ülkenin ve hangi üniversitenin ne kadar bilimsel üretim yaptığını da yine batı üniversiteleri ölçüyor ve payeler dağıtıyor. Tam manasıyla küresel bir komedya… MEDENİYET HAMLESİ İÇİN TEMEL KAVRAYIŞ yazısına devam et

CHP’nin iflâh olmayacağına dair cürümleri

CHP’nin iflâh olmayacağına dair cürümleri

CHP’nin niçin iflah olmayacağına dair vesikalarla tesbit ve tescil edilen cürüm ve fiiller o kadar çok ki saymakla bitmez. CHP’nin kurucu elit ve siyasetçilerine ait şenaat ihtiva eden sözlü ve fiilî cürümlerden birkaçı:

Câmiler CHP’nin ocağı yapılması
Bazı minarelerin tepesine altı ok arması asılması
Bazı mescid ve dergâhların meyhâneye çevrilmesi
Tek Parti Dönemi’nde satılan câmilerin Kemalist oligarkların içkili balolar düzenlediği Ankara Palas’a harcanması
“Dinî neşriyata taraftar değiliz” CHP’nin iflâh olmayacağına dair cürümleri yazısına devam et

ZAMANIN İHTİYACI MEDENİYET HAMLESİ

ZAMANIN İHTİYACI MEDENİYET HAMLESİ

(Terkip ve İnşa dergisi 1. sayı)

Otuz-kırk yıl öncesine kadar bu ülkede fikir hareketleri vardı. Müellifler, temel telakkileri ne olursa olsun, bir fikriyat sahibiydi. Bir şahıs veya kadro hareketiyle ortaya çıkarlar, bütünlüğü olan bir fikriyat üretme çabasına girerler, devlet ve cemiyete bir teklif sunarlardı. Doğru ya da yanlış, üzerinde tartışılması mümkün olan, tartışmaya değer görülen bir teklifte bulunmaları, bu teklif çerçevesinde bir fikriyat üretmeye çalışmaları asil bir tavırdı ve tabii ki kıymetliydi.
Bir müddetten beri bu ülkede fikir hareketi kalmadı, fikir hareketi başlatacak çapta mütefekkir yetişmez oldu, artık fikriyat yok, dağınık halde fikir parçacıkları var, artık fikir hareketi yok, nefislere malzeme olsun diye toplama kitaplar ve makaleler var, artık teklif yok, kariyer ve şöhret var, artık mütefekkir yok, “yazar” var. Ve yazarlar, halkın kitap okumadığından şikayet ediyor, okunacak kitap yazılmadığı ihtimalini nedense gündeme getirmiyorlar. ZAMANIN İHTİYACI MEDENİYET HAMLESİ yazısına devam et

“FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ” İSİMLİ ESERİN TETKİKİ

“FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ” İSİMLİ ESERİN TETKİKİ

(Terkip ve İnşa dergisi 21. sayı)

TAKDİM
Her insanın bir merkezi vardır. İnsana ait o merkezi tanımak “insanı tanımanın yarısı”dır. İnsanın merkezi tanındığında “diğer hususiyetlerinin tamamına dair ön fikir” edinmek mümkündür. “İnsanın merkezi, hayatı kendisiyle anladığı ve yaşadığı unsurdur.” İnsanın sahip olduğu merkezin boyutu insan, hayat ve varlığa dair yaklaşımını ortaya koyacaktır. “İnsanın merkezleri; ben hassası, zeka, akıl, duygu ve imandır.” İnsan kendi haline bırakıldığında, sahip olduğu istidat ve zafiyetlere göre bu merkezlerden birisine bağlı bir zihni evren oluşur. Müslüman şahsiyet inşasında merkez, iman ve imanın idrak maharetiyle teçhiz edilmiş hali olan akl-ı selimdir.
İnsana yapılacak kötülüklerden birisi, merkezini kendi dışına taşımak ve bir başka insanın merkezine kilitlemektir. İnsan başka bir merkeze bağlandığında ona yaptırılamayacak hiçbir şey yoktur. Fethullah Gülen, üyelerini kendi merkezine bağlayarak onları ALLAH ve Resulünün davasından uzaklaştıran ve istismar eden bir haindir. Fıtraten temiz olan insanlar farkında olmadan Fethullah Gülen merkezine bağlanmıştır. Kendi ruhlarına ve oradan Allah’a ulaşacaklarını zannettikleri vasatta Gülen’e ulaştıklarının ve orada kaldıklarının farkına dahi varmamışlardır. “FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ” İSİMLİ ESERİN TETKİKİ yazısına devam et

MEDENİYET HAMLESİ

MEDENİYET HAMLESİ

(Terkip ve İnşa dergisi 1. sayı)

Medeniyet hamlesinin başlatılması için en uygun şartlar bugün için Anadolu coğrafyasında mevcut görünüyor. Daha doğru bir ifadeyle, İslam dünyası tetkik edildiğinde, mukayeseli olarak Anadolu coğrafyasının daha uygun olduğunu söylemek kabildir. Yoksa Anadolu coğrafyasının tepesinde bulunan mevcut siyasi rejim, Müslümanların iktidarına rağmen hala medeniyet hamlesini mayalayacak tüm şartları ve hususiyetleri ihtiva eden bir muhafız ve muharrik kuvvet olmaktan uzaktır. Ne var ki mukayeseli olarak en uygun yerin burası olması, karargah olarak Anadolu’nun seçilmesini, yığınağın buraya yapılmasını, hamlenin buradan başlatılmasını gerektiriyor.
Mevcut hükümetin nispeten “güvenli alan” haline getirdiği Anadolu coğrafyası, medeniyet hamlesi ve inşası için lazım olan “emniyetli saha” ihtiyacımızı karşılayacaktır. Medeniyet hamlesinin başlatılabilmesinin ilk şartı emniyetli sahadır, emniyetli saha oluşturulamadığı, sınırları muhafaza altına alınamadığı takdirde medeniyet inşasının herhangi bir safhasında meydana gelecek bir saldırı, bugünün silah sistemlerine bakıldığında ülkeyi ve inşa sürecini yerle bir eder. İslam dünyasında “emniyetli saha” ihtiyacını karşılayacak şu an itibariyle bir ülke yok, sayısız başka sebepleri de olmasına rağmen sadece bu sebeple bile medeniyet hamlesinin Anadolu coğrafyasından başlatılması, lazım olmanın çok ötesinde elzemdir.
* MEDENİYET HAMLESİ yazısına devam et

TEKKE TEVHİD İLİMLERİYLE MEŞGULDÜR

TEKKE, TEVHİD İLİMLERİYLE MEŞGULDÜR

(Terkip ve İnşa dergisi 21. sayı)

Tevhid ilimleri, nam-ı diğer tasavvuf, dünyadaki hiçbir bilgi evreni ve hiçbir kültür ikliminde yoktur, o kadar ki başlığı bile yoktur. Zaten dünya son bir-iki asırdır batının bilgi işgaline maruz kaldığı için, bilim dendiğinde batının bilim telakkisi ve batının bilimleri akla gelmektedir. Batının bilim telakkisi ise materyalist felsefeye dayalı pozitif bilim mecrasından ibarettir.
Materyalist felsefe ve pozitif bilim… Pozitif bilim telakkisi ve mecrası, materyalizmin bilimsel çocuğudur ve onun ufkuna mahkumdur. Materyalizme mahkum olduğu için kainatta madde ötesine, yani mücerrede-manaya, insanda beden ötesine, yani kalbe-ruha kördür. Kör olması, ontolojik olarak reddettiği manasına gelir, reddettiği için tetkik mevzuu haline getiremez. Tefekkür mevzuu haline getiremediği için idrak ve keşfi muhaldir. TEKKE TEVHİD İLİMLERİYLE MEŞGULDÜR yazısına devam et

MEDENİYET HAMLESİ İÇİN SEFERBERLİK

MEDENİYET HAMLESİ İÇİN SEFERBERLİK

(Terkip ve İnşa dergisi 1. sayı)

Medeniyet hamlesi, üç-beş kişinin veya otuz-kırk kişinin bir araya gelip başlatacağı, yürüteceği, altından kalkacağı bir teşebbüs değil. Otuz-kırk kişilik fikir ve ilim heyetinin ruhi ve zihni teçhizatı ne olursa olsun, hatta her biri günde bir kitap yazacak kadar velud olsa bile medeniyet hamlesini başlatmak ve sürdürmek için kafi değil. Medeniyet hamlesinin, isminin muhtevasına uygun bir faaliyet ve hareket haline gelebilmesi için asgari yüzlerce velud fikir ve ilim adamına ihtiyaç var. Bununla birlikte, ufku geniş, idraki derin ve terkip mahareti yüksek bir tane fikir adamı bile, meselenin ana haritasını ortaya koymak, ufkunu göstermek, istikametini tayin etmek bakımından mühimdir. Dikkatleri uyandırmak, fikirleri harekete geçirmek, tefekkür için zihni mecralar açmak bakımından mühimdir. Fikirteknesi web sitesi, Fikirteknesi yayınları ve şimdi de dergi ile yapmaya çalıştığımız da zaten budur, yani bu meselenin ehemmiyetini tespit etmek ve kamuoyuna sunmak… MEDENİYET HAMLESİ İÇİN SEFERBERLİK yazısına devam et