Aylık arşivler: Temmuz 2021

TAKDİM

TAKDİM

(Ahlak ve İstikamet dergisi 2. sayısının “takdim” yazısı

Dergimizin birinci sayısı, fikir dostları için ciddi bir alakaya, fikir düşmanları için ciddi bir tepkiye muhatap oldu. Sloganla beslenen cahil tetikçilerin dergimize alaka göstermesini zaten beklemiyoruz, onların “okuma süresi” bir-iki paragrafla sınırlıdır. İdrak istidatları, beş-on dakikalık dikkatten ibaret slogancı güruha hitap etmediğimiz zaten malum… Fikir dostları, yani meseleleri derinliğine anlama çabasındaki tefekkür istidatlı okuyucular-takipçiler için büyük bir boşluğu doldurduğu aşikar. Onların müspet alakaları ve destekleri, mücadelenin enerji kaynaklarından birisini oluşturuyor.
Fikir düşmanlarının menfi tepkileri, beklediğimiz gibi tehditlere kadar uzandı. Bu alçak güruhun, tehditlere kadar uzanan menfi tepkilerinin bizim için köpek havlaması kadar kıymeti yoktur. Onlar, fikirden anlamadıkları ve tefekkür faaliyetini “düşman faaliyeti” olarak gördükleri için bizim “dünyamızda” yok hükmündedir. Tehditlerinin işe yarayacağını düşünmeleri ise tefekkürden anlamadıklarının bariz alametidir.
*
Önümüzdeki sayılarda neşredilecek “mülakat serisi” için görüşmelere başlandı. Siyasi parti genel başkanları ve üst yöneticileri seviyesinde görüşmeler yapılıyor.
Mülakatlarımız, mevcut medyadaki dedikodu seviyesizliğinin çok ötesindedir. Hacimli mülakat meselelerimiz mevcuttur ve muhtemelen her mülakatı birkaç sayıda ancak neşretmek mümkün olacaktır.
Mülakat çalışmalarımız kitaplık çapa ulaşacak gibi görünüyor. Bu sebeple mülakatlarımızı dergide neşretmekle iktifa etmeyecek ve bir “mülakat serisi” halinde kitaplaştıracağız.
*
Bu sayıda altı kısım mevcut… “İslami mücadele”, “Siyasi mücadele”, “Siyasi rejimin kimliği”, “Ak Parti iktidarı”, “Yeni Türkiye” ve “Fikriyat”…
İslami mücadele kısmı, “Münevver hürriyeti” yazısı ile başlıyor. Münevver hürriyeti, aynı zamanda İslami tefekkür hürriyeti demektir ki, İslami mücadelenin muharrik kuvvetidir. Münevver hürriyetinin olmadığı yerde İslam’ın derinliğine idraki mümkün olmadığı gibi İslam’ın tatbikatına dair tefekkür faaliyeti de kesintiye uğrar. Ak Parti iktidarının ve Erdoğan’ın fikir üzerinde kurduğu en bariz baskı, münevver hürriyeti bahsinde kendini göstermektedir. Bu bir faciadır.
İslami mücadelenin ihya edilmesi ve yeniden başlatılması şarttır. Bizim siyasi mücadele sahasına çıkma sebeplerimizin en önemlisi budur. İslami mücadelenin ihya edilmesi ise aynı zamanda “partisiz siyasi mücadele” yürüten bir kadronun varlığı ile kaimdir. Aktif (partili) siyasete girmeyen, iktidar nimetlerinden uzak duran, sadece hakikati ifade eden ve onun mücadelesini yürüten bir kadro ihtiyacı azami seviyeye çıkmıştır. Bir ülkede, hakikati cesaretle müdafaa eden bir kadro kalmadığında büyük felaket başlamış demektir. “Ahlak ve İstikamet” dergisi, bunun fikriyatını telif etme çabasında olduğu kadar bizzat sahada da mücadelesini yürütmek cehdindedir.
*
Siyasi mücadele kısmı; “Türkiye’nin siyasi manzarasını”, “Cephe siyasetini”, “Türkiye’nin siyasi haritasını” ve “Siyasetçi şahsiyeti” tetkik ediyor.
Müslümanların Türkiye siyasetinde “stratejik kitle” olduğu gerçeğini uzun bir yazı serisi olarak tetkik etme teşebbüsümüz başlıyor. Mesele siyasetçilerin cahilliği ve istismarı dışına taşınarak ilmi ve fikri tetkiklerin mevzuu haline getirilebilse, Türkiye siyasetinin hakim kuvvetinin İslam olduğu ve İslam’ın tek meşruiyet kaynağı haline getirilebileceği görülür. Derginin siyasi mücadele kısmında bu meseleler tetkik edilmektedir.
*
Siyasi rejimin kimliği kısmı, dergimizin temel tefekkür sahalarından birisidir. Mevcut siyasi rejimin doğru teşhisi yapılmadan Erdoğan’ın ve Ak Partinin nerelere savrulduğunun görülmesi imkansızdır.
Kapak konumuz olan “Siyasi rejimini kendini yeniden inşası” yazısı, siyasi rejimin kimliği kısmındadır. Siyasi rejim, Erdoğan ile birlikte kendini yeniden inşa etmektedir. Yeniden inşa süreci ve yeni kimliği tespit edilmediği müddetçe Erdoğan’ın, “Müslümanların lideri olduğu vehmi” sürecektir. Sloganlardan uzak şekilde meseleye bakıldığında, “Batılılaşma sürecinin yeni patronu Erdoğan mı?” sorusunu sormak elzem hale geliyor. Zira Batılılaşma süreci son hızla devam ediyor.
*
Ak Parti iktidarı kısmına bu sayıda başladık…
Ak Partinin mefkuresizliği ve buna bağlı olarak tefekkür düşmanlığı, birçok meselemizin kaynağıdır. Tefekküre hasım olan bir iktidarın, fikir ile kuvveti birleştirmeyeceği, kuvveti (iktidarı) fikirsiz şekilde, yani vahşi tabiatı ile tatbik etmek zorunda kalacağı aşikardır. Fikirsiz kuvvetin hiçbir işe yaramayacağı meselesi ise “iki milyonluk güvenlik kuvveti olan ülkede suç işlenebilir mi?” başlıklı yazıda kısaca tetkik edilmiştir.
Bir zamanlar İslami mücadelenin amiral gemisi olan Yeni Şafak gazetesi yazarlarından Mehmet Metiner’in yazısı, Ak Parti iktidarı ile inşa edilen “Yeni Türkiye”nin laik kemalist ittifakını itiraf mahiyeti taşıyor. Yeni Şafak gibi bir gazetenin laiklik ve kemalizm propagandası yapması, Ak Parti iktidarının nereye geldiğini göstermesi bakımından hazindir ve dikkat çekicidir.
Medya kısmına gelecek (3.) sayıdan itibaren başlıyoruz. Medyayı, öneminden dolayı ayrı bir “kısım” olarak ele almak şart… Bu sayıda “medya kısmı” açılmadığı için Mehmet Metiner’in yazısı, “Ak Parti iktidarı” kısmında yer almaktadır. Zaten bunların yazıları, iktidarın nerede olduğunu göstermeye matuftur.
*
Yeni Türkiye kısmına bu sayıda başladık…
“Yeni Türkiye” masalı, Cumhuriyet dönemindeki en büyük ikinci fikri sahtekarlıktır. Batılılaşma masalının “Muasır medeniyet seviyesine ulaşmak” şeklinde milli-resmi mefkure olarak pazarlandığı bu ülkede, aynı kafa yapısını sürdürerek, Batılılaşma sürecini “Yeni Türkiye” masalı ile hem de “milli ve yerli” kılıfıyla piyasaya sürmek, gıdası slogan olanları aldatmaktadır. Fakat tefekkürle meşgul olanlar, sahtekarlığın derinliğini görerek açık ve net bir tavır almaktadır.
“Yeni Türkiye” masalının ideolojik ve siyasi ittifakları bu sayıda “takdim” mahiyetinde tetkik edilmiştir. Gelecek sayılarda bu kısım devam edecek, “Yeni Türkiye” masalı tafsilatıyla ortaya konulacaktır.
*
Derginin “Fikriyat kısmı” zengin bir muhteva ile devam ediyor.
Öncelikle insanlığa hitabe mahiyetindeki “Ahlak Beyannamesi” mevzuu önemli… İnsanlığa hitap edecek bir kültür coğrafyasının olmadığı, Batının “insan hakları” doktrininin muhtevasındaki yanlışlıklarla beraber istismar edile edile artık hiçbir manasının ve tesirinin kalmadığı bir çağda, “insanlığa hitap” etmek, bunun muhtevasını “beyanname” çapında telif etmek en büyük hariciye hamlesi olacaktır.
Ne yazık ki Erdoğan’ın ve Ak Partinin slogandan ibaret fikirsizliği ve tefekkür husumeti, insanlığa hitap edecek bir beyanname telif ve neşrine manidir. Gelecek nesillere ve samimi siyasetçilere miras kalacak olan bu beyanname, üzerinde çalışılacak bir mevzu olarak duruyor.
Müslüman münevverlere dönük ağır hakaret ve baskılara karşı hazırlanmış olan “Müslüman münevverlerin müdafaası bildirisi”, fikriyat kısmında yer almaktadır.
*
Gayret bizden tevfik Allah’tandır, vesselam