ABD SURİYE’YE MÜDAHALE EDERSE…-1-

ABD SURİYE’YE MÜDAHALE EDERSE…-1-
Bu konunun konuşulacak sayısız boyut var, merak ettiğimiz ve dikkatle takip edeceğimiz bir boyutu da, dünyanın ve bölgenin güçlerinin son durumunu teşhis imkanı verecek olması. ABD Suriye’ye müdahale edecek kadar güçlü mü, müdahaleyi uzun tutacak kadar kararlı mı, müdahaleyi uzun tutmak için gerekli olan kaynakları mevcut mu? ABD kamuoyu, Müslümanlar arasındaki bir meseleye müdahale etmek, bu müdahaleye kaynak ayırmak, insan kayıplarını göze almak için hazır mı veya önceki devirlerde (ve misallerde olduğu gibi) hazırlanabilir mi? Batının ve ABD’nin hızlı şekilde gerilediği, çöküş sürecine girdiği, her geçen gün biraz daha zayıfladığı istikametindeki temel teşhisimizi, Suriye’ye müdahale olursa, test edecek bir hadise ile karşı karşıya kalacağız.
Batı ve ABD ile birlikte başka anlayacağımız konular da var. İran’ın genel durumu, bir savaş durumundaki tavrını, blöf yapıp yapmadığını, savaşma iradesi, cesareti ve gücü var mı, varsa sınırı gibi bir çok konuyu anlayacağız. İran’ın Suriye’deki katil rejim ile irtibatının derinliğini, Suriye’ye müdahale edildiğinde savaşa girip girmeyeceğini, onlarca yıldır sürekli tehdit ettiği İsrail’e karşı bir savaşa girip giremeyeceğini, bu zamana kadar savurduğu tehditlerin blöf mü gerçek mi olduğunu anlayacağız. Suriye’nin gücünü, bir savaş durumunda kimyasal silah kullanıp kullanmayacağını, kendi halkı üzerinde kullandığı kimyasal silahları İsrail’e veya ABD askeri varlığına karşı kullanma cüretini gösterip gösteremeyeceğini ila ahir…
Efsaneleştirilen Hizbullah örgütünün ne durumda olduğunu, İsrail’e karşı bir varlık-yokluk savaşına girip giremeyeceğini, Müslüman halka karşı gösterdiği vahşeti İsrail ve ABD’ye gösterip gösteremeyeceğini göreceğiz.
Rusya’nın Suriye ve İran’ın yanında ne kadar duracağı, onlar için bir savaşı göze alıp alamayacağı, özellikle bir bölge savaşına girip girmeyeceği ortaya çıkacak.
Yakın zamanda böyle bir hadise yaşanmadı. ABD, AB ve NATO’nun, Irak ve Afganistan müdahalelerinden sonra hem batıyı hem doğuyu hem de bölgedeki mahalli güç merkezlerini test edecek bir mücadele görülmedi. Suriye krizinde şu ana kadar (üç-beş gündür) yaşanan hadiseler, batının ve ABD’nin öteden beri savurduğu tehditlerden ibaret, bunlara karşılık İran, Suriye, Hizbullah yetkililerinin açıklamalarında da yeni bir şey yok, onlar da her zamanki tehditlerini savurmakla meşguller. Özellikle İran’ın, müdahale vaki olursa İsrail’i yakacağına dair tehditleri, daha önce çok tekrarlanan, bu zamana kadar blöf olmadığına dair hiçbir işaret bulunmayan beyanlardan ibaret… Şu anda ilgili tarafların psikolojik durumu şu; herkes blöf yapıyor fakat karşı tarafın blöf yapıp yapmadığını anlamaya çalışıyor. Kararsızlığın sebebi de bu olmalı. İran’ın, Suriye’ye müdahale durumunda İsrail’e saldıracağı tehdidi, meselenin kritik noktası… ABD ve Batı bu tehdidi ciddiye alıp almamak arasında kararsız kalmış olmalı, çünkü İran İsrail’e saldırırsa, batının yapacağı müdahale sınırlı bir operasyon olamaz. İran’ı da içine alacak hacimde bir bölge savaşını göze almaları gerekiyor, tam da bu noktada İran’ın blöf yapma ihtimali yükseliyor. İran, İsrail’e saldıracağına dair tehditlerle, aslında sınırlı bir operasyon düşüncesine sahip olan batıyı, “bu kadar kolay değil, hangi çapta olursa olsun bir operasyon düzenleyecekseniz, en azından bölge savaşını göze almalısınız” ikazıyla, sınırlı bir operasyonu göze alan batıyı zorluyor. Batının bölge savaşını göze alması beklenmez, batı o çapta bir savaşı göze alacak cesaret ve o çapta bir savaşa ayıracak kaynaktan mahrum. Bu sebeple İran’ın blöf yapma ihtimali yüksek çünkü İran’da bölge savaşını göze alamaz. İran’ın bölge savaşını göze alması, bu savaşı da Suriye’deki zulmü sürdürmek için yapacak olması, yok olması demektir. İran’ın, Şii hinterlandı dışında hiçbir bölge gücünden ve Müslümanlardan destek alamayacağı açık, böyle bir bölge denkleminde gireceği savaştan yok olarak çıkması ihtimali, en yüksek ihtimaldir.
İran’ın ve batılı ülkelerin yöneticilerinin orta seviyede zekaya sahip olması halinde bile bu denklemi görmeleri mümkün. Bölge savaşını ne İran ne de batı göze alabilir. Tam da bu sebeple, bölge savaşı ihtimaline dönük tehditlerin tamamının blöf olma ihtimali çok yüksek. Eğer batı dünyası gerçekten Suriye’ye karşı müdahale yapma konusunda ciddi ve kararlıysa, büyük ihtimalle önümüzdeki birkaç gün içinde İran’a karşı blöflere başlayacaktır. İran, İsrail’e saldırırsa, büyük bir bölge savaşı ile kendini de yok etme tehditleri manşetlere taşınacaktır.
Suriye’ye müdahale meselesi, yakın zamana kadar sürekli yıkılan, çözülen, çöken dengelerin ve denklemlerin yeniden kurulacağı bir hadise olacaktır. Taraflar kendilerini test edecekler, kağıt üzerindeki güçlerin sahada ne anlama geldiğini görecekler ve denklemler ve dengeler yeniden kurulacaktır. Kağıt üzerinde kurulan dengeler uzun soluklu olmaz, bir müddettir dünya kağıt üzerinde kurulan dengelerle yaşıyor. Bu dengelerin hiçbir tarafı memnun değil, zira taraflar dengelerdeki ağırlıklarından fazlasını hakettiklerini düşünüyorlar. Bunu test etmedikleri, sahada karşılaşmadıkları için sürdürülebilir bir dengeler sistemi kurulabilmiş değil. Denklemlerin her unsuru, denklemdeki yerinden daha fazla hak istiyor ama hiçbiri bunu sahada test etmediği için de blöf yapıp duruyor. Dengeler kaçınılmaz olarak sahada test edilecek, sahada test edilmeyen dengeler sürekli gerilim üretiyor, sürekli mevzi çatışmalar üretiyor. Kağıt üzerindeki dengeler, genel bir hesaplaşma olmadığı müddetçe sürekli gerilim ve mevzi çatışma üretir, bu durum sahada genel hesaplaşmaya kadar böyle devam eder.
Kağıt üzerindeki dengeler büyük savaşları kaçınılmaz kılar. Savaşın çıkması için de ciddi sebepler gerekmez her zaman. Herhangi bir kıvılcım büyük savaşların başlaması için kafidir. Batının bir müddetten beri zayıflaması ve gerilemesi, daha önce sahada kurulmuş dengeleri kağıt üzerinde bozdu. Fakat batı, hala o dengeleri kağıt üzerinde devam ettirmeye çalışıyor, iktisadi ve içtimai sahadaki hızlı çöküş sürecine rağmen askeri sahadaki güç yığınağı kabadayılığı bırakmasına mani oluyor. Batının gerilemesini gören dünya ve bölge güçleri ise batının halini görüyor ve buna uygun paylar istiyor. Kendi hesaplarını yapıyor ve kağıt üzerinde başka dengeler kuruyor. Bu nokta çok ilginç, batı geriliyor, zayıflıyor ve çöküyor, buna rağmen önceki dönemin dengelerini kağıt üzerinde devam ettirmek istiyor, mesela dünyanın herhangi bir yerine istediği hacimde bir müdahale yapabileceğini düşünüyor. Doğu ve bölge ülkeleri ise güçleniyor ve kağıt üzerinde kendi denge hesaplarını yapıyor ve onları talep ediyor. Taraflar kağıt üzerinde tek taraflı dengeler kuruyor, karşı tarafa kendi dengelerini dayatmaya çalışıyor, buna mukabil her iki taraf da karşı tarafın denge hesabını dikkate alıyor. Tabii olarak çatışma kaçınılmaz, bu gün veya ileride bu çatışma olacak ve kağıt üzerindeki dengeler sahada test edilecek.
Dikkat çekici başka bir nokta da şu; hem son birkaç asrın en zayıf devrini yaşıyor hem de bölge ülkelerinden İran 1979 devriminden sonraki en zayıf ve zor devrini yaşıyor. Batı çöküş sürecine girdiği için zayıfladı, İran ise Suriye’deki zulme asli fail olarak iştirak ettiği, bu sebeple bölgeden (ve Müslümanlardan) tecrit olduğu için zayıfladı. Batının Suriye’ye müdahalesi, buna bağlı olarak İran’ın İsrail’e saldırması, bunun tetiklemesiyle batının ve İsrail’in İran’a savaş açması halinde, tarafların tamamı kaybeder. Bu ihtimalin gerçekleşeceğini öngörmek zor, tarafların böyle bir şey yapmasını beklemek makul değil, ne var ki her zaman makul ihtimaller gerçekleşmez. Kağıt üzerindeki dengelerin ürettiği gerilim “makul” sınırları aşabilir ve en irrasyonel hadiseler cereyan edebilir. Sebebi ve gelişme seyri ne olursa olsun, bu ihtimal gerçekleşirse, hakikaten ABD, İran, Suriye rejimi, İsrail telafi edilemeyecek ağır hasarlar alır ve kalıcı yaralara duçar olur.
Tüm bu değerlendirmeler, ABD ile İran arasında bir muvazaa olmaması ihtimaline dayanır. ABD ile İran arasında bir muvazaa varsa, bambaşka bir gelişme seyrinden bahsediyoruz demektir.
Türkiye nerede mi? Türkiye bahsi bir sonraki yazıda…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir