AKIL İNŞASINDA BİLGİ-4-SENTEZLENMELERİNE GÖRE BİLGİ ÇEŞİTLERİ

AKIL İNŞASINDA BİLGİ-4-
SENTEZLENMELERİNE GÖRE BİLGİ ÇEŞİTLERİ
Bilgiler nasıl sentezlendiklerine göre çeşitlere ayrılır. Bu sınıflandırma akıl öncesi bilgilenmede önemlidir, bilinmesi gerekir. Burada sözünü edeceğimiz sentez, çocuğun kendi iç dünyasında yaptığı sentezdir. Çocuk yaşta (akıl oluşmadan önce) sentez yapması mümkün müdür? Hayır. Fakat o çağda da olsa insan iç dünyası kendiliğinden sentezleme işini yapıyor. Bunlar doğal sentezlemelerdir ve aklın oluşmasında ciddi etkileri var.
Çocuğun dışarıdan öğrendiği bilgi, sentezlenmemiş olan basit bilgidir. Öğrendiği bilginin yapısının karmaşık olması değil burada önemli olan, bilginin doğrudan öğrenilmesi (ezberleme de dahil) ile ilgili bir durumdur. Çocuk, dışarıdan aldığı bilgiyi, duygu ve tecrübe ile sentezlemezse (yani doğal sentez gerçekleşmezse) o bilgiler zihin dünyasında bir merkeze bağlanma zorluğu taşırlar. Akıl öncesi çağdan bahsettiğimize göre herhangi bir bilgi birimini, belli bir eksene oturtma işini akıl yapamaz. Öyleyse bilgileri zihni evrende düzenleyebilmek için onların sentezlenmesi gerekir.
Çocuk yaştaki sentezleme işi ancak tecrübe ve duygu ile yapılabilir. Tecrübe ve duygu ile sentezlenmemiş olan bilgi, zihni evrende bağımsız kalır. Bağımsız bilgilerin cirit attığı zihni evren, bütünlüğe ulaşamaz.
Çocuk, dışarıdan öğrenerek elde ettiği bilgilere sahiplenmez. İnsan zihni, bilgiyi içine almakla ona sahiplenmiş olmaz. Sahiplenebilmesi için o bilgi birimiyle özel ilişkiler kurmalı ve sentezlemelidir. Sahiplenilmeyen bilgiler bağımsız kalırlar ve disipline girmezler.
Çocukların bilgiyi sahiplenmesi, onları duygu veya tecrübeyle sentezlemesi halinde mümkündür. Akıl öncesi çağda çocuğun bilgiyi sahiplenmesinin başka bir yolu yoktur.
*
Duygu insanın derinliklerinden (ruhtan) akıp gelen öz enerjidir. İnsan zihnindeki her şeyin tutkalıdır. İçeriğine duygu damlatılan bilgi, insanın “ben merkezine” bağlanır ve o insana ait hale gelir. Duygu insan zihninde, bilginin tapulama işlemidir. Duygudan tamamen soyutlanmış olan bilgiler, bağımsızlığını korur. Bağımsızlığını koruyan bilgiler, kişinin mülkiyetine girmez. Kişinin mülkiyetine girmeyen bilgi üzerinde işlem yapması (zaten onu sahiplenmediği için) zordur. Dolayısıyla o bilginin düzenlenmesi (bir düzene kavuşturulması) çok zordur.
Duygu insanda doğuştan itibaren mevcut olduğu için, kullanabileceği ilk mıknatıs (tutkal) budur. İlerleyen yaşlarda başka mıknatıslar da kullanabilir ama akıl öncesi çağda eldeki tek imkan duygudur. Bu sebeple akıl öncesi eğitimin özü, duygu eğitimidir.
Tecrübe de duygudan faydalanır. Bir bilgiyi tecrübe eden çocuk, ondan fayda veya zarar göreceği için bilgiyi, zihni evreninde duygu ile harmanlar. Akıl öncesi çağdaki tecrübe etme işi, duygu yardımı ile yapılır.
Akıl öncesi eğitimde çocuğa bilgiler, duygunun yardımı verilmelidir. Sevgi, öğretme biçimi olarak kullanılmalıdır. Mümkün olduğunca çocuğa verilen bilgilerin içine az veya çok duygu pompalanmalıdır. Bunun ne kadar zor (zahmetli) olduğunu biliyoruz bu sebeple en azından önemli bilgilerin içerisine/içeriğine mutlaka duygu enjekte edilmelidir.
İçeriğine duygu enjekte etmek, bilgiyi öğrenme, anlama ve kullanma hızını şaşırtıcı şekilde artırır. Duygu enjekte edilen bilgileri öğrenme, anlama ve kullanabilme hızına bakıldığında, yaşının çok üzerinde bir kişiyle karşı karşıya olunduğu görülür.
Dini eğitimin, akıl öncesi yaşta, duygu yöntemiyle yapılması fevkalade iyi neticeler verir. Allah, Peygamber, sahabe, ehl-i beyt ile ilgili bilgiler, “sevgi” ile harmanlanmış şekilde verilmelidir. Bilginin duygu ile harmanlanması, ona önem kazandırır, bu her yaşta böyledir, akıl öncesi çağda ise bilgiye önem kazandıracak duygudan başka bir faktör yoktur.
OSMAN GAZNELİ
osmangazneli@gmail.com

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir