AKIL İNŞASINDA İMAN EĞİTİMİ-2-AKIL İNŞASINDA İMAN

AKIL İNŞASINDA İMAN EĞİTİMİ-2-AKIL İNŞASINDA İMAN
Zihni evreni derli toplu tutacak olan imandır. Özellikle çocuğun zihni evreni, yeni oluşmaya başladığı için çok dağınıktır. Zihni evrenin düzenli şekilde oluşması ise çok zordur. Hiçbir şey olmayan ve sıfırdan başlanan zihni evrenin düzenli şekilde örülmesi, en zor işlerdendir. Zihni evrenin ne olduğunu, nasıl oluştuğunu, nasıl geliştiğini, nasıl sistemleştiğini bilmeyen bir insanlık ile karşı karşıyayız. Mevcut bilim literatürü zihni evrenin nasıl oluştuğunu bilmediği için ne yapacağını anlamakta zorlanıyor.
Zihni evreni başından itibaren düzenli olarak oluşturmak, geliştirmek ve zenginleştirmenin iki yolu var. Birincisi duygu, ikincisi iman… Zaten iman da özel bir duygudur. İnsan zihninin en belirgin özelliği, duygu akışına sahip olmasıdır. Zihni evren sıfır noktasındayken de duygu akışı vardır, daha doğrusu zihni evrende ilk başlayan hareketlilik duygu akışıdır. Bilgilenme sürecinin duygu akışına uygun ve paralel olması gerekir.
(Bu nokta bir konuyu hatırlatalım, anne ve babasız büyüyen çocukların zihni evrenindeki bilgilenme, duyguya paralel gerçekleşmez. Anneleri çalışan çocukların zihni evrenlerinin gelişmesi mutlaka kaotiktir. Bir insanın meydana getirebileceği en büyük eser, yine bir insandır. Böyle büyük bir eseri elinin tersiyle itip, kariyer peşinde koşan kadınlar ve onları destekleyen erkekler, insan ile ilgili hiçbir şey anlamamışlardır.)
Duygu akışını kontrol altına almak, zihni evreni düzenli şekilde örmeyi mümkün kılar. En büyük duygu imandır veya duyguları kontrol altına alabilen yöneliş imandır. İman yoluyla duygu akışı büyük oranda kontrol altına alınır. Kontrol altına alınan duygu akışına paralel bilgilenme süreci gerçekleştirilir.
İman bir taraftan duygu akışını kontrol altına alarak zihni evreni kaostan kurtarır, diğer taraftan bilgilenme sürecini de kontrol altına alır. Duygu akışı ve bilgilenme süreci kontrol altına alındığında, zihni evrenin oluşumu ve gelişimi düzenli şekilde meydana gelir.
Düzenli zihni evren akıl inşası için neden gereklidir? Çünkü akıl kaostan meydana gelmez. Aklın inşa edilebilmesi için düzenli bir ortam (yani zihni evren) gerekir.
Tüm çocukların zihni evrenleri düzenli şekilde oluşuyor mu ki hepsinde akıl meydana geliyor? İşte can alıcı soru aslında bu… Zihni evrenin nasıl oluştuğu bilinmediği gibi, bu konuda neler yapılması gerektiğini de bilen yok. Bu durumda çocukların zihni evrenleri düzensiz (kaotik) şekilde meydana geliyor. Buna rağmen nasıl oluyor da akıl oluşuyor? Akıl aslında oluşmuyor. Aklın oluştuğu zannı, çok derin bir yanılma… Herkesin aklı aynı şekilde olduğu için insanlar kendilerini akıllı zannediyorlar. Küçücük testler yapın, göreceksiniz ki, insanlardaki akıl değil, akıl benzeri bir şeydir.
Eğer zihni evren kaotik bir şekilde gelişiyorsa, meydana gelen akıl da kaotik özellikler gösteriyor. Ülkemizdeki insanların neredeyse tamamının akılları kaotiktir. Mesele sayısız çelişkiyi kabul eder ve onlarla yaşar. Oysa akıl, çelişkiyi çabuk fark ede ve onu ortadan kaldırır, çünkü aklın vazifesi zaten çelişkiyi yok etmektir.
Diğer taraftan kaotik zihni gelişme, aklın oluşmasını da geciktiriyor. On yaşındaki çocuklarda gerçekleşmesi gereken akıl hacmi, otuz yaşında bile zor meydana geliyor. Ülkemizde “akıl yaşı” testi olmadığı için insanlar bunu fark etmiyorlar. Oysa ülkenin akıl yaşı ortalaması sekiz ile on arasında dolaşıyor. Maalesef kimsenin haberi yok.
İnanmayanlar Haki Demir’in akıl ile ilgili kitaplarını etüt etsinler. Aklın oluşması sürecinin ikinci safhası, “kuralların oluşması” safhasıdır. Kurallara kayıtsız şartsız uymak, sekiz yaşındaki çocukların akıl seviyesidir, yani o yaştaki çocukların akıl yaşıdır. Mesele yayalara kırmızı ışık yanarken, yolda hiç araba yokken bekleyen insanlar, o akıl yaşında kalmışlardır. Yayayı, araba olmayan yolda, kırmızı yanıyor diye karşıya geçirmeyen trafik polisinin de akıl yaşı sekizdir. Bunlar, kuralları “gerekçesinden” bağımsızlaştırarak uyguluyorlar. Kırmızı ışıkta geçmeme kuralı, araç ve yaya trafiğini birlikte düzenlemek içindir, eğer yolda araç yoksa o kuralın gerekçesi ortadan kalkar. Kırmızı ışıkta geçilmez kuralına 5-8 yaş aralığındaki çocuğa, kuralın gerekçesini anlama yaşına gelmediği için mutlaka (kayıtsız şartsız) uyması gerektiğini söylemek, güvenliklerini korumak için bir tedbirdir. Otuz-kırk yaşındaki “büyük çocuklar” da güvenlikleri düşünülmesi gereken akıl yaşı 5-8 aralığında olan bir ülkede yaşıyoruz.
OSMAN GAZNELİ
osmangazneli@gmail.com

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir