AKIL İNŞASINDA İSTİDATLAR-1-İSTİDAT NEDİR?

AKIL İNŞASINDA İSTİDATLAR-1-İSTİDAT NEDİR
İstidat, özel yetenektir. Doğuştan varolan, sonradan çalışarak elde edilemeyen, yetenek… Her hangi bir alanda, anlayabilme ve yapabilme yeteneği… Öğrenmeden, çalışıp kazanmadan bir konudaki yapabilme eğilimi…
Eğer insanda istidatlar olmasaydı, dışardan elde edilen bilgilerle bir konuyu anlamak mümkün olmazdı. Anlamak mümkün olmadığında yapmak hiç mümkün olmazdı. İstidat, aslında öğrenme faaliyeti başlamadan önce sahip olduğumuz bilgilerdir. Öğrenmeye başlamadan sahip olduğumuz bilgilerin herhangi bir alandaki yoğunlaşmasıyla istidatlar oluşur. Bu nokta önemli, çünkü doğuştan sahip olduğumuz bilgi çoktur, eğer bu bilgiler belirli alanlarda yoğunlaşmamışsa, çok az işe yaramaktadır. İstidadın meydana gelmesi de zaten bu şekildedir. Doğumdan önce sahip olduğumuz (yani ruhumuzda varolan) bilgi toplamındaki bazı bilgiler, bazı konularda (alanlarda) birikmekte, yoğunlaşmaktadır. Bir konuda yoğunlaşan bilgiler, o konuda “anlama” ve “yapma” işini kolaylaştırmaktadır.
Bir insan iki konuyla ilgilense, birini kolaylıkla anlasa, diğerini anlamakta zorlansa, biliriz ki kolay anladığı konuda istidadı vardır. Herkes hayatında bu tür olayları yaşamıştır, yaşamaya devam etmektedir. Bu sebeple insanların istidatlarını keşfetmek, hem kendileri için hem de dışarıdan birileri için (mesela öğretmenler için) kolaydır. Fakat bazı istidatlar vardır ki, hem insanın kendisi için hem de dışarıdan birisi için keşfetmesi zordur.
Bir konuyu anlamak için, o konu hakkında insanın iç dünyasında (ruhunda) kafi miktarda bilgi olması gerekir. Herhangi bir konuda insanın ruhunda hiçbir bilgi yoksa, o kişiye o konuyu anlatmak imkansızdır. İç dünyasında bilgi yoksa, dış dünyadan ne kadar bilgi enjekte edilirse edilsin, o bilgileri alamaz, anlayamaz, uygulayamaz.
Akıl, insanın anladığı ve yapabildiği alanlarda büyür ve şişer, anlamadığı alanlarda (konularda) ise cüce kalır. Hiç anlamadığı konularda ise sıfır noktasına kadar büzüşür. Akıl, mecburen, insanın anladığı bilgilerle inşa edilir. İnsanın anlamadığı bilgiler ve konularla akıl inşa edilemeyeceği malumdur. Bu sebeple aklın ufku (büyüklüğü, hacmi, kuvveti, gelişmişliği) ruhun sahip olduğu bilgilerin miktarı ile doğrudan ilgilidir. Ruhun bilgisine sahip olmadığı bir konuyu anlama imkanı olmayacağı için, o konuya dair bilgiler, aklın inşasında kullanılamaz.
İstidatlar, ruhtaki bilgilerin bazı alanlarda yoğunlaşması olduğuna göre, akıl inşasında en fazla kullanılan bilgiler, istidat alanlarına ait bilgilerdir. Öyleyse aklın en önemli sütunlarından birisi, istidatlar tarafından inşa edilir. Aklın en güçlü olduğu veya en fazla güçlenebileceği alanlar da istidat alanlarıdır. Çünkü bu alanlardaki bilgileri anlamakta ve uygulayabilmektedir. İnsan için en önemli ve geçerli bilgi, anladığı ve uygulayabildiği bilgilerdir. Anlamadığı bilgilere güvenmesi sözkonusu olmadığı için onları aklın inşasında kullanması beklenmez.
İnsanlar çoğunlukla akıllarını istidatlarının inşa ettiğini bilmezler. Oysa akıllarını oluşturan bilgilerin ciddi bir kısmı (kaç tane istidadı varsa o kadarlık kısmı) istidatları tarafından üretilmiştir. Böylece düşünce dünyaları da istidatları tarafından vakumlanır. Yani istidat alanlarında düşünmeye meylederler ve bunun da farkına varmazlar. Bu durum genellikle hayata bakışta dengesiz düşünceler üretmesine sebep olur. Çünkü istidatlarından elde ettiği bilgiye daha fazla güvenirler ve diğer alanlardan elde edilen bilgilere güvenmezler. Başka insanların başka istidat alanlarında ürettikleri bilgilere güvenmeyecekleri için de onların düşüncelerini umursamaz ve gerçekçi bulmazlar.
İnsanların akıllarını bilmesi ve kontrol etmesi gerekir. Bunun için de kendilerini keşfetmeleri ve kontrol etmeleri gerekir. Mesela hangi istidatlara sahip olduklarını bilmeleri şarttır. İstidatlarını keşfeden kimseler, istidatlarının akıl bünyelerindeki katkılarını bilirler ve ondan faydalanırlar. Aynı zamanda, istidatlarının akıllarını dengesiz düşüncelere savurmasını da engellemiş olurlar. Kendi özelliklerini bilen birisi, aklını dengeli şekilde oluşturmak ve kullanmak imkanına sahip olur. Aksi takdirde istidatlarının dengesiz düşüncelere savurduğunu anlamaz ve hayatın gerçeklerinden uzaklaşmaya başlar.
İstidatlar öncelikle ikiye ayrılır. Anlama istidatları ve yapabilme istidatları… Bunları birbirine karıştırmamak gerekir. Her iki istidat türlerini ayrı ayrı inceleyelim.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir