AKIL İNŞASINDA İSTİDATLAR-4-İSTİDATLAR KİŞİLİK TİPLERİ OLUŞTURUR

AKIL İNŞASINDA İSTİDATLAR-4-İSTİDATLAR KİŞİLİK TİPLERİ OLUŞTURUR
İstidatlar, insanı kolay anladığı ve yapabildiği alanlar olduğu için, hayat o alanlara doğru akar. İstidat alanları, insanın kolay anladığı, kolay yapabildiği alanlar olduğu için, insanın kendini daha rahat hissettiği, daha fazla zevk aldığı, daha fazla başarılı olduğu, daha fazla itibar gördüğü alanlardır. İnsan, anladığı ve yapabildiği alanı bırakıp, anlamakta ve yapabilmekte zorlandığı alanlara yönelmez. İnsan, başarılı olduğu alandan çıkıp, başarısız ve itibarsız olduğu alanla ilgilenmez. İnsan, kolay yaptığı işleri bırakıp, yapmakta zorlandığı işe teşebbüs etmez.
İnsan zihni, kolay anladığı ve kolay yapabildiği alanlara doğru akacağı için, o alanlarda güçlü ve büyük mecralar oluşturur. Çocuklarda zihni gelişmeye müdahale edilmez ve tüm hayat alanlarıyla ilgilenecek bir zihni evren inşa edilmezse, istidat alanlarının cazibesiyle zihin bu alanlara akar ve oralarda yoğunlaşır. Zaman geçtikçe de akıl o alanlarda oluşmaya ve gelişmeye başlar.
İstidatlarını keşfetmiş ve hayatta verimlerini almış olan insan, istidat alanlarına yerleşir. Bu alanlar bir müddet sonra hayat mecraları oluşturur. Yani hayatın diğer alanlarını da bu alanlara taşımaya başlar. İstidat alanları ne kadar genişse o kadar fazla sayıda hayat alanını bu alana taşıyabilir. Fakat ne yaparsa yapsın, tüm hayat alanları tek bir hayat alanına taşınamaz.
İnsan zihni, kendisi için kolay olanı “iyi”, zor olanı ise “kötü” olarak kodlar. Akıl da bu kodlarla oluşmaya başlar. Bir müddet sonra aklın “iyi” ve “kötü” kodları, kendisi için kolay olan ve zor olan istidat alanlarına göre listelenir. Anlama ve yapabilme kolaylığı ve zorluğu aynı zamanda insanın “iyi” ve “kötü” kriterlerini oluşturduğu için, kişiliğini de bu çerçevede geliştirir. Yaş otuzları geçtiğinde farkına bile varmadan, istidatlarına göre “iyi” ve “kötü” kriterleri oluşturmuş ve hayatı onlara göre yaşamaya başlamıştır.
Kolay yapabildiği ve başarılı olduğu konular insanın hem aklını, hem kişiliğini, hem de hayatını derinden etkiler. Hayatının başarılı alanlarını öne çıkarır, başarısız alanlarını arkaya atar ve onlarla ilgilenmez. İnsanlarla ilişkilerini başarılı olduğu alanlar üzerinden kurmaya çalışır, başarılı olduğu alanlarda insanlarla ilişkileri de başarılı olur. Başarısız olduğu alanlarda insanlarla ilişki kuramaz, kurmak zorunda kaldığında başarısız olur. Bu durum, evliliğinden arkadaş seçimine kadar etkiler. Başarısız olduğu alanlarda arkadaşlık kuramayacağı için, o alanlarda istidat sahibi olan insanlarla arkadaş olmakta zorlanır. Arkadaş olsa da arkadaşlığı yoğunlaşmaz, ilişkileri seyrek kalır.
İstidat alanlarında başarılı olduğu için özgüveni de o alanlarda yüksektir. Özgüven yüksekliği, benliğini de o alanlarda yoğunlaştırır. Başarılı alanlarda yüksek sesle ve kendine güvenir şekilde konuşurken, diğer alanlarda hafif sesle konuşmak zorunda kalır. Benliğinin istidat alanlarında yoğunlaşması, hayatını o alanların dışına taşımasına engel olur.
Birçok insan, hayatını istidatlarının bu kadar derinden ve güçlü şekilde etkilediğini fark etmez. Fark etmediği ve anlamadığı için de değiştirme ihtiyacı duymaz ve değiştirmeye teşebbüs etmez. Kendine yöneltilen eleştirileri ise duymaz, umursamaz, dikkate almaz. İstidatların, benliği, aklı, hayatı bu kadar kapsamlı şekilde etkilediğini bilen insanlar, istidatlarından azami derecede faydalanırlar ama asla onlara mahkum olmazlar. Hayatın diğer alanlarında istidat alanlarında olduğu kadar başarılı olamayacaklarını bilirler ama yine de çalışmak ve azmetmekle birçok şeyin yapılabileceğini bilirler. Bu sebeple hayatın diğer alanlarıyla da ilgilenirler ve o alanlara kör kalmazlar. Böylece hayatın dengesini sağlarlar ve çok başarılı olurlar.
Başarının en önemli kriteri, hayat alanlarının tamamı ile ilgilenebilmektir. Çünkü hayat bir bütündür ve tüm alanlara ihtiyaç duyar. Hayatın bazı alanlarına mahkum olanlar, o alanlarda ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar, diğer alanlarına körleştikleri için hayatın dengesini kuramazlar. Hayatın dengesini kuramayınca, bir alanda elde ettikleri başarı, diğer alanlarda harcanır. Mesela çok para kazanabilen biri, insan ilişkilerinde başarısızsa, asla mutlu olamaz. Mutlu olamayan bir insanın çok parasının olması mutsuzluğunu daha da artırır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir