AKIL İNŞASINDA MATEMATİK-1

AKIL İNŞASINDA MATEMATİK-1-
Türkiye’de matematik öğretilir ama matematik bilimi öğretilmez. Matematik bilimi, doğrudan doğruya düşüncedir. Düşünce formlarıdır. Düşünce disiplinidir. Düşünce tarzıdır. Düşünce tertibidir. Zaten başlangıçta iki adet bilim vardır. Dilbilim ve matematik… Diğer tüm bilimler bunların türevleridir ve bunları kullanarak kendilerini varedebilirler ve açıklayabilirler. İki temel bilim olan dilbilim ve matematik ise düşüncenin iki boyutudur. Birisi (matematik) düşünebilmeyi mümkün kılar, diğeri (dilbilim) ise düşünceyi ifade etmeyi… Türkiye’de her iki bilim dalı da “bilim” olarak öğretilmediği (öğretilemediği) için, hem düşünce hem de akıl çok kısırdır.
Matematik bilim tahsil edilemeyince düşünce, şekilde kalıyor. Matematik şekli aşan düşüncenin disiplinidir. Okullarda matematikten anlayan öğrencinin azlığı, öğrencilerin zeka geriliğinden değil, matematiğin öğretilememesindendir. Şekli aşan bir düşünce derinliğine ulaşamayan insan zihni, hem matematiği anlamıyor hem de aklı inşa edemiyor.
Matematik, zihnin zeminini tesviye ediyor. Zihni evreni düzenliyor. Matematiği öğrenemeyen (öğretilemeyen) öğrencilerin zihni kaotik bir evren görüntüsünden kurtulamıyor. Zihni evrenin akıl inşasına (gelişmiş ve güçlenmiş bir akıl inşasına) hazır hale gelmesinin ilk şartı, kaotik evren durumundan düzenli evren durumuna geçmesidir. Kaostan akıl çıkmaz. Çünkü aklın özelliklerinden birisi (ki önemli bir özelliği) nizami bünyeye sahip olmasıdır. (Haki beyin ifadesi böyle). Kaotik evrende akıl inşası, arsanın zeminin düzeltmeden bina yapmaya benzer.
Matematik, hem soyut düşünceyi mümkün kılıyor hem de ileri derecede bir “düzen” sağlıyor. Soyut disiplinlerin düzen sağladığına kanaat getiremeyen bir toplum olduk çünkü matematik bilmiyoruz. Oysa eşya düzeninden bahsetmiyoruz. Zihni evrenin düzeni, zaten niteliği gereği soyuttur. Zihni evreni kaostan kurtarıp düzenli bir hale getirmenin tek yolu, soyut disiplinleri kullanmaktır. Bunun en sağlam yollarından birisi matematiktir.
Aklın inşa edilebilmesi için gereken nizami özelliğin kazandırılması, kurallarla gerçekleştirilebiliyor. Kural, zaten düzen demektir. Bu bağlamda, ahlaki kurallar da düzeni temin eden birer alettir. Dolayısıyla ahlak da düzenleyişi bir disiplindir. Fakat ahlaki kuralların zihni evreni düzenlemesi, matematikteki kadar net ve kesin değil. “Akıl inşasında ahlak” serimizde ahlak konusunu açıkladık. Burada matematik ile mukayesesini belirtmek için konu edindik.
Matematikteki çarpım tablosundaki düzeni başka bir disiplinle temin etmek mümkün değil. Tabii ki mesele çarpım tablosu değil. Fakat matematiğin her konusu, her işlemi, her formülü soyut düzenleme bakımından fevkaladedir.
Çocuğun zihni evreninin matematiğe aşina olması gerek. Mümkün olduğunca matematik işlemleri zihninden yaptırmak önemlidir. Kağıt ve kalem ile matematik çalışmak ve problem çözmekten ziyade, işlemleri zihinden yapabilmeli, problemleri zihinden çözebilmelidir.
Matematiği öğrenemeyen ve anlayamayan çocukların (ve insanların) zihni dünyasında inşa edilen akıl, çok hacimsiz ve düzensizdir. Zihni evrenin kaotik yapıdan kurtulamamasından dolayı aklın bünyesi de kaotik özelliklerden arınamamaktadır.
Matematiğin dışında başka düzenleyici konular ve işlemler de var tabii ki. Fakat matematik bu işin en kestirme yoludur. Matematik dışındaki düzenleyici işlemler, küçük yaşta işe yaramıyor. Fakat matematik okul öncesi çağda bile yavaş yavaş zihni evreni düzenleyebilme imkanına sahip.
OSMAN GAZNELİ
osmangazneli@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir