AKIL İNŞASINDA MATEMATİK-2-

AKIL İNŞASINDA MATEMATİK-2-
Matematik hem yüzeyde hem de derinde anlama imkanı verir. Bu iki boyutu birden içermesi, matematiği akıl inşasında çok önemli bir noktaya taşır.
Matematikte birden sonsuza kadar farklı aralıklarla (mesela birer birer veya ikişer ikişer…) saymak öğrenilir. Bu bir düzendir. Fakat aynı zamanda sıfır ile bir arasında sonuz adet sayı olduğu da öğretilir (öğretilirse). Sıfır ile bir arasında doğal sayı olarak bir adet sayı vardır ama rasyonel sayı olarak sonsuz adet sayı vardır. Birer birer sayıldığında sıfırdan bire ulaşmak bir saniye sürmez. Fakat rasyonel sayıları hesaba kattığınızda sıfırdan bire asla ulaşamazsınız. Bu özellik, konunun derinlik boyutudur.
Eğer matematik hakkıyla öğretilirse, akıl inşasında daha etkili yol yoktur. Fakat matematik sayılar ve şekiller dünyasından başka bir özelliğe sahip değilmiş gibi öğretilmektedir. Böyle bir matematik eğitimi, akıl inşasına faydalı olmamakta hatta zarar vermektedir.
Fizikte üç boyut var, en, boy, yükseklik. Buna bir de zamanı ekleyerek dört boyuta zor çıkardılar. Oysa hayatta boyut sayısı çok fazla… Fizik düşüncedeki kısıtlı boyutluluk (teorik fizikte boyut sayısı fazla ama onu kim biliyor ki) düşünceyi de etkiliyor ve daraltıyor. Oysa matematikte çok boyutluluk mümkün, öğretilebilirse… Matematik yoluyla zihni dünya çok boyutluluğa kavuşturulabilir ve çok boyutlu düşünce alışkanlıkları geliştirilebilir.
Özellikle düşüncede derinleşme kabiliyeti, matematik yardımıyla elde edilebilir. Sadece sıfır ile bir arasındaki sayı miktarının sonsuz olduğu ve her sayı ile diğer sayı arasında da sonsuz sayının bulunduğu öğretilebilse büyük zihni gelişme olur. Tabii ki bunu uygun bir öğretim metodu ile öğretmek gerekir. “Sıfır ile bir arasında (veya herhangi bir sayı arasında) sonsuz adet sayı var” deyip geçmek, anlatmaya çalıştığımız konunun öğretildiğini göstermez. Bunun bir düşünce şekli olduğunu, bir şey ile başka şey arasında sonsuz mesafenin olabileceğini, dolayısıyla her iki şey arasındaki ihtimal sayısının fevkalade fazla olduğunu öğretmek gerekir. Bunu hiçbir bilim dalında, matematikte olduğu kadar kolay öğretme imkanı yoktur. Matematik bu konuda tek imkanımız, bari kullanmasını bilelim.
Matematik müstakil bir bilim dalı olarak öğretilmeye çalışılınca, hayat ile bağlantısı kesiliyor. Çocukların (ve insanların) zihinlerinde matematik bilimi olarak yer ediyor ve düşünce faaliyetlerinde kullanılmıyor. Ayrı bir alanda kalıyor ve onun metotları ve imkanları, zihni dünyada kuşatılmış halde muhafaza ediliyor. Oysa zihni dünyada bir düşünce metodu olarak yer almalı ve hangi konuyu düşünürsek düşünelim matematikten “düşünme kabiliyeti” olarak faydalanmalıyız. Bunu gerçekleştirebilmemizin yolu ise matematiği bir bilim dalı olduğu kadar, bir düşünme biçimi olarak öğrenmemize bağlı.
Matematiğin sadece bilim dalı olarak anlaşılması ve öğretilmesi o kadar yaygınlaşmış ki, mesela üniversite giriş sınavlarında “sayısal” ile alan bölümlerde işe yarıyor. Oysa matematik, edebiyattan hukuka kadar tüm “sözel” denilen alanlar için de aranmalı. Hangi bilim ve sanat dalı, düşünceden bağımsız ki matematikten bağımsız olsun. Çocuklar da sözel bölümlerden birine girmek istediğinde matematiği tamamen bırakıyorlar. Matematiğin hayatta işe yaramayacağını üniversite sınavlarında çocuklara gösterdikten sonra, matematiği nasıl öğretebilirsiniz ki?
Düşünmek için matematiğe ihtiyacı olmayan çocukların (ve insanların) hayatta da matematiğe ihtiyacı olmaz. Düşünebilmek ve yaşayabilmek için matematiğe ihtiyacı olmayan insanların ise zihni dünyaları ve pratik hayatları çok dar ve az ihtimalli (yani boyutlu) olur. Ondan sonra devlet iş vermeyince işsiz kalıyorlar. Çünkü istihdam edilebilmek için tek ihtimale bağlılar, devletin işe alması. Başka bir ihtimalin mümkün olduğunu ve yapılabileceğini düşünmesi bile mümkün olmayan birinin, yapması nasıl mümkün olsun ki?
OSMAN GAZNELİ
osmangazneli@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir