AKIL İNŞASINDA MATEMATİK-3-

AKIL İNŞASINDA MATEMATİK-3-
Matematiğin bir özelliği de bir sayıyı, sonsuz şekilde ifade edebilme imkanını öğretmesidir. Mesela bir (1) sayısı, sonsuz şekilde ifade edilebilir, (2-1), (5-4) vesaire gibi. Aslında tamamında ifade edilen sadece birdir ama ifade şekilleri başkadır.
Hayatın bir çok alanında, bir düşünceyi başka şekilde ifade edemediğimiz için çok dar bir akılla yaşamak zorunda kalıyoruz. Düşünceyi değiştirmeye bile ihtiyacımız olmadan birçok problemi çözme imkanına sahibiz. Sadece ifade biçimini değiştirerek, çözülmez zannettiğimiz bir çok problemin çözüldüğüne şahit olabiliriz.
Bir şeyin (sadece sayının değil) mesela bir düşüncenin, bir varlığın, bir olayın birden fazla ifade edilebilme imkanı var. Bu imkanın matematik ile sınırlı olduğunu düşünmemiz gerekmiyor. Zaten matematik eğitiminin eksiklerinden biri de bu. Oysa matematik bir düşünce biçimidir. Aslında ise matematik düşüncenin ta kendisidir. Matematik eğitimi insana (çocuğa) düşünmeyi öğretir. Ülkemizde ise matematik eğitimi düşünceyi köreltmektedir.
Matematik problemlerin en az yarısı, bir sayının veya şeklin başka biçimde ifade edilebilmesiyle çözülebilmektedir. Bir şeyi başka şekilde ifade edebilme kabiliyeti kazandıran matematik, özü itibariyle düşünce gücünü geliştirir. Fakat matematiği formüllere mahkum eden mevcut eğitim anlayışı, matematiğin düşünceyi geliştirmesi yerine zayıflatması ve dondurması neticelerini vermektedir.
Matematik eğitimi ile hayattaki problemlerin nasıl çözüleceğini öğretemeyen eğitim sistemi, hem matematiği gereksiz hale getiriyor hem de onunla aklı donduruyor. Matematik eğitiminin sadece formüllere dayandırılması ve düşünmeyi desteklememesi ve geliştirmemesi, ülkedeki eğitim sisteminin temel problemlerinden biridir.
Matematiği her çocuk anlar. Matematiği anlamayan öğrenci yoktur, anlatamayan öğretmen vardır. Ailelerin buna özellikle dikkat etmesi gerekir. Eğitim sisteminin ve öğretmenlerin başarısızlığı çocuklara çıkarılmaktadır. “Ne yapalım sizin çocuğunuz matematiği anlamıyor” türü şikayetler, kendi başarısızlıklarını ve tembelliklerini örtbas etme mazeretidir. Toplumda matematiği herkesin anlamayacağı kanaati de yaygınlaştırıldığı için bu mazeret her defasında işe yaramakta ve ailelerin itirazını engellemektedir. Sakın bu tuzağa düşmeyin. Çocuğunuz matematiği mutlaka anlar, doğru anlatılırsa.
Matematik, düşünceyi geliştiren bir eğitim metodu ile anlatılmadığında, hayat ile ilişkisi de kesilmektedir. Çocuklar, “bu benim ne işime yarayacak” sorusunu sürekli soruyorlar ve bu soruyu öğretmenler cevaplayamıyor. Çocukların sorduğu bu soru aslında çok doğrudur ve matematiğin hayat ile ilgisini göstermektedir. Fakat öğretmenler çocuğun doğru sorusunu cevaplayacak kadar matematiği anlamadıkları için anlatma imkanına da sahip değiller. Çocuklar da haklı olarak işlerine yaramayacağını düşündükleri matematiği öğrenmek konusunda arzu sahibi olamıyorlar. Bir şeyi öğrenmeniz gerektiğine inanmazsanız (büyükler de dahil) onu öğrenmeniz ve anlamanız zaten mümkün değil ki.
Matematik eğitiminde yapılması gereken ilk reform, onu müstakil bir bilim dalı olmaktan çıkarıp, düşünce bilimi haline getirmektir. Düşünce bilimi haline getirildiğinde, hayatın her safhasında ve her işte lazım olduğu anlaşılır. İkinci reform da, matematiği formüllere boğmaktan uzak durulmalıdır. Formüllerin lüzumunu tartışmıyoruz, fakat sadece formüllere bağlı bir eğitim, düşünceyi geliştirmiyor aksine zayıflatıyor. Matematikteki bir sayının sonsuz şekilde ifade edilebilme özelliği öğrencilerde düşünce alışkanlığı haline getirilse akıl inşasına ve hayatı yaşamaya ne kadar fazla katkıda bulunduğu görülür.
Ailelerin öğretmenleri ısrarla bu yöne sevketmeleri gerekiyor. Nedense öğretmenlerin içinde bunu anlayanına rastlamadım.
OSMAN GAZNELİ
osmangazneli@gmail.com

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir